Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

astroloji servisi


Haber: Ümit Çilingiroğlu

Astroloji Servisi, İstanbul – Şubat 2008

Camda Gerçek Yaşam Kırıkları

Andan, ortamdan uzaklaşma, küçük bir değişiklik hissiyle kendimizi pencere kenarında buluveririz. Dışarı bakarız, görmek istediğimiz kesin bir şey yoktur, aşina olduğumuz görüntü ne kadar değişmiş olabilir? Onlarca kez gördüklerimize başka gözle bakarız o an. İlk gördüğümüzün genellikle ne olduğunun bilincinde değilizdir. Penceredeki farkındalık, ayna gibi kendimizi yansıtan camdadır. O şeffaf görünümdeki madde, kristalleşmeden katılaşan bir sıvıdır. Doğada oldukça fazla bulunan silisli kum, alkali metal ve metal oksit karıştırılıp, yüksek sıcaklıkta eritilerek, erimiş şeker kıvamında bir karışım halindeyken şekillendirilip soğutularak günlük yaşantımızın önemli parçası cam oluşturulur. Işığı geçiren, sıcaktan, soğuktan koruyabilen, koca orman yangınları çıkarabilen, bir yerimizi kestiği zaman canımızı acıtan, kanımızı akıtan odur.

Geçmişten günümüze özenerek saklanmış nadide bir kadeh, çay içtiğimiz küçük bir bardak, cam deriz, özü kum.  Fabrikalarda, atölyelerde çalışır insanlar.  Sıcak fırınlar karşısında ter döker, bedeniyle, aklıyla, duygusuyla hedeflediği ürünü çıkarır. Kimi zaman ona ihtiyaç duyacaklar için kendinden bir parça üfler, camla usta bir oluşumda beraberdir. Birileri onu yapanı düşünmeden satın alacak, belki de ne kadar özel bir parçaya sahip oldum diyecektir. Bilir ki kırılgandır, önceleri özenir, bir süre kıyamaz kullanmaya, saklar. Dikkatle kullanmaya başlar, bir süre sonra alışkanlık, umursamazlığa dönüşür, dikkat azalır ve kıyısından köşesinden çatlaklar başlar ve kaçınılmaz son geldiğinde büyük bir şangırtı veya küçük bir çıt duyulur, bütün parçalanır. İrili, ufaklı dağılır. Yapılacak fazla şey yoktur, parçalar toplanıp atılır. Şekil bozulmuştur ama öz aynıdır. Parçalar, kırıklar yine sıcaklıkla yoğrularak, yeni bir şekle bürünecektir. Koleksiyonda bir parça ya da günlük çay bardağı döngü devam eder gider. Yaşamda böyle değil midir?

Hayatımıza girenler, çıkanlar, yaşamın parçası olanlar, unutulup gidenler. Kırıldıklarımız, kırdıklarımız geçer gider. Önemli olan nasıl geçtiğidir. Değip geçenler, delip geçenler. Süreçteki farkındalık, gerçek duygulardır. Felsefi bir kavram olarak gerçek; varolan, düşünülmüş olanın dışında mevcut olan anlamındadır. Tarih boyunca gerçek kavramı birçok farklı ya da karşıt akımlar olarak karşımıza çıkar. Platon’a göre, gerçek varlık, düşünce varlığıdır. İdealist yaklaşımcılar, “dünyayı duyumlarım aracılığıyla yorumlarım, var olduğunu bildiğim tek şey duyu izlenimlerimdir” der. Metafizik idealizme göre gerçeklik, her durumda zihne bağımlı olduğu için gerçekliğin, gerçek bilgisi ancak bir tinsel bilinç kaynağına başvurularak elde edilebilir.

Duygularımız, beynimizin bize hissettirdiği hormonsal veya zihinsel sebeplerden oluşan hislerdir dediğimizde ve gerçek tanımlarıyla birlikte yoğurduğumuzda, bir durum karşısında bireylerin gerçek duyguları eştir diyebilir miyiz? Bence hayır. 17. yüzyılda başlayan kısa ömürlü doğalcılık akımı, 19. yüzyılda gerçeklikle iç içe gelişse de günümüzde doğalcılığa bir dönüş başlamıştır. Doğalcılığa göre doğanın, nesnel yasalar uyarınca işleyen bir düzeni vardır. Bu yasalar sayesinde, doğa ve insanla ilgili her alanda kesin ve sağlam bilgilere ulaşılabilir. Doğalcı anlayışa göre birey, içinde yetiştiği toplumsal ve doğal çevrede biçimlenir. Ekonomik ve toplumsal baskılar altında ezilen bireyler, içlerinden gelen dürtülerle hareket ederler. Bu çeşitli bilgiler ışığında, yaşanılan bir durum karşısında duyulan hislerde çeşitlidir diyebiliriz. Bir cam kenarından nerelere geldik. Yaşamın her anında, gelinen yeri farklı bir yönüyle algıladığımızda, oluşmaya başlayacak farkındalık değişimi ateşleyecektir. Şubat ayı potansiyel kıvılcımlarına baktığımızda, dünyamızın içinde bulunduğu tarihsel süreçte, gidilecek çok yol, aşılacak çok engel var diyebiliriz.


ŞUBAT AYI POTANSİYELLERİ

Eskilerin deyimiyle “Cüce Şubat” bu sene 29 çekse de, yine yapacaklarından geri durmayacak. Yaşanacak iki tutulma tarihsel değişimlerin habercisi. Çok önemli yeni birliktelikler kurulabileceği gibi büyük ortaklıklarda bozulabilir. Piyasalardaki durgunluk ve gerileme artabilir. Uluslar arası finans sektöründeki kriz büyüyerek devam edebilir, banknot denilen kağıt para gerçek değerini bulmak için büyük değişimler getirebilir, düşmekte olan dolara, kısa vadede Euro ve Yen’de katılacak. Likit problemleri, parayla ilgili skandallar artabilir. Büyük spekülasyonlar, büyük kayıp ve kazançlar açıklanabilir. İşsizlik ve  tutulu satış (mortgage) sisteminin çökmesiyle evsizlik dünya genelinde bir salgına dönüşebilir. Karasal değerler ve besin alanlarında azalmalar açlık çeken kesimin daha da büyümesine neden olabilir. Tüm insanlık güç ve şiddeti deneyimleyebilir. Gaz, petrol ve türevleri, uranyum, metaller, altın, gümüş, platin, elektronik ve toprak önemli yatırım alanları. Orta vadede bu tür işlerle uğraşan şirketlerde kar oranları oldukça yükselebilir. Bireyselleşme ve sivilleşme söylemleri büyük organizasyonlarla eyleme dönüşebilir. Hamit Karzai, Ahmedi Nejat gibi liderlerin önemli çıkışları gözlenebileceği gibi böylesi önemli liderlere suikastlar düzenlenebilir. 6/7 Şubat’taki Güneş tutulmasının izleneceği Antarktika, Yeni Zellanda ve Avustralya doğal afetler bakımından riskli yerlerin başında ancak 20/21 Şubat’taki Ay tutulmasıyla risk dağılımı genişleyerek, Endonezya, Çin, Japonya, Kenya, Havai, Venezüella, Brezilya, Arjantin’de de doğal afetler ve sismik salınımlar görülebilir. Volkanik püskürmeler, gaz patlamaları, teknolojik kazalar, toksik kirlenme, petrol taşımacılığı ve tankercilik konularında tedbirler zararları azaltabilir. Pakistan, İran ve Çin’den beklenmeyen güç gösterileri gelebilir. Pakistan’la Hindistan arasında etkileşim gözlenebilir. Her iki tutulma, Ortadoğu’da dikkat çekici gelişmeleri işaret etse de kazan kaynamaya devam edecek. Nükleer ve balistik füze denemeleri istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Teknolojide enerji, ısı ve ışıkla ilgili olağan üstü buluşlar yüzümüzü güldürebilir. Ülkemize gelince, Dünya’daki sancılı değişim ve dönüşüm sürecinden nasbini almaya devam edecek. Riskli bölgelerde, orta şiddette deprem potansiyeli artabilir. Ülkedeki yabancı ortaklı şirketler ve bankalarla iş yapanların riskleri ve kayıpları büyüyebilir. Faiz indirimine gidilse de düşüş önlenemeyebilir, kapanışlar ve iflaslar artabilir. Bilhassa küçük ortaklı işletmelerde büyük sıkıntılar görülebilir. Halk, değişim etkileşimi içine girebilir.

Tam anlamıyla kral çıplak kalacak diyebiliriz. Hepimiz için 2008’in sıkıntılı geçeceğini vurgularken amacım; felaket tellalcılığı yapmak değil, olasılıkları bilmek ve tedbir alarak, bu süreci en az zararla atlatabilmenin yollarını bulabilmek.

1 ŞUBAT: Halk ve yöneticiler arasındaki güvensizlik ortamı gerginleşebilir. Geçmişte yapılmış hatalar, eksik bırakılmış bilgilendirmeler sorun çıkarabilir. Borsa, banka ve para piyasalarında büyük çöküşler ve spekülasyonlar yaşanabilir. Alım satım işlerinde sözleşmelere dikkat, aldatılmalarla karşılaşılabilir.

2 ŞUBAT: Kişisel enerjilerin yüksek olduğu bu Cumartesi gününü, tüm olumsuzlukları bir kenara bırakıp, alkolü kaçırmadan, gönlünüzce eğlenip, içsel duygularınızı açığa çıkararak değerlendirebilirsiniz. Sanat ve sanat camiasından skandal haberler duyulabilir. Büyük bir eroin kaçakçılığı önlenebilir.

4 ŞUBAT: Yönetimin getirmek istediği yeni normlar, dönüm noktası sayılabilecek yeni krizlere neden olabilir. Diktatöryel söylemler duyulabilir. Toplumsal sağlık ve sağlık sektörüyle ilgili olumsuzluklar yaşanabilir. Aşırı ve lüks tüketimin kısıtlanması gerekebilir. Para piyasalarında dikkat çekici gelişmelerden küçük yatırımcılar kötü etkilenebilir. Büyük yer kabuğu etkileşimleri ve şiddetli rüzgârlar maddi zararlara neden olabilir.

5 ŞUBAT: Yaşanan maddi, manevi kasırganın etkileri uzun süre gündemleri işgal edebilir. İhtiyaç duyulan sonlanmalar başlayabilir. İstenmeyen açıklamalar yapılabilir. Gizli saklı sözleşmeler ve kanunsuz işlerin açığa çıkması tepkileri arttırabilir. Yönetim kademelerinde sertleşmeler gözlenebilir.

6 ŞUBAT: Güçlü yöneticilerin, hırslı ve hoşgörüsüz konuşmaları tarafsızlığın kaybedilmesine işaret olabilir. Oynanacak kumar, büyük kayıplar getirebilir. Baskılar duygusal sınırları zorlayabilir. Manipülasyonlar zararları arttırabilir. Akşam saatlerinde başlayacak Güneş tutulması Güney Pasifik ülkelerinden izlenirken, etkileri tüm dünyada gözlenecek. Bu tutulma, 3-4-5 Mart, 5-6 Mayıs, 10 Haziran, 6 Ağustos, 18 Eylül ve 6 Kasım tarihlerinde yaşanacak olaylarında habercisi.

7 ŞUBAT: Saat 14.00 ten gece geç saatlere kadar AY boşlukta, yazılı sözleşmelere dikkat, önemli işlerinizi yarına bırakın. Yeniay Kova burcunda ve Güneş Tutulması gerçekleşmekte. Kabul edilemez olanı, kabul ettirmek için yoğunlaşmalar ve zıtlaşmalar yaşanabilir. Paylaşılamayanlar ve sınırlarla ilgili yeni anlaşmazlıklar çıkabilir. Ekonomide sıra dışı gelişmeler gözlenebilir. Ani değişimler, kritik kararlara neden olabilir. Radikal söylemler ve yaptırımlar gerginlikleri attırabilir.  

8 ŞUBAT: İdari kadrolar ve yönetimler beklemedikleri sonuçlarla karşılaşabilirler. Ortamların güvensizliği artabilir. Korkularla yüzleşmek gerekebilir. Disipliner yapılar ve halk karşı karşıya kalabilir. Geçmişte yaşananlardan çıkarılan derslerle olayların üstesinden gelinebilir. 

9 ŞUBAT: Önceden yapılmış akit ve sözleşmelerin diyetinin ödenmesi gerekebilir. Yaşanacak kargaşa ve kaos, yeniden yapılanmaları tetikleyebilir. Yasasızlık ve sahtekarlıklar, kısır çekişmeleri yeni açılımlara ve farklı seçimlere yönlendirebilir. Soğuk kanlı davranışlar olayların yönünü değiştirebilir. Askeri hareketlenme artabilir. Sorumsuzca yapılan mali harcamalar kısa vadede ağır yükler getirebilir.  Gelmekte olana karşı hazırlıklı olmak için kabullerde değişiklik yapılabilir.

10 ŞUBAT: Gizemli olaylara dikkat. Yeteneklerden ve yapılabileceklerden emin olmadan güven göstermek sakıncalı olabilir. Hayal dünyasından çıkıp, gerçeklerle yüzleşilebilir. Din ve ruhani yapılar aşırılıkları bloke etmekte zorlanabilir. Korunmasızlık, yanlış yönlendirmelerle yok edici eğilimlere dönüşebilir.

12 ŞUBAT: Şüpheli gelişmeler, güvensizliği arttırabilir. İnançlar ve doktrinler sorgulanabilir. Komşular arasında, karşılıklı tehditkâr davranışlar ve gizli silah kullanımları görülebilir. Ölüm seremonileri ve kederin biçimlendirdiği yeni oluşumlar tepkilere yeni bir boyut getirebilir. Sadakatsizlikler açıklanabilir.

13 ŞUBAT: İdari güçlerle, koruyucu güçlerin etkileşimi toplulukların tepkisine neden olabilir. Cesurca verilecek kararların uygulanmasında güçlüklerle karşılaşılabilir. Hızlı ve zekice uygulamaya konan kararlar yönetim ve hukuk kadrolarındaki zıtlaşmaları önleyebilir. Değişim sancıları halk hareketlerini tetikleyebilir.

14 ŞUBAT: Ay, Boğa burcunda ilkdördün konumunda. İlginç bir Sevgililer Günü olabilir. Mevcut olanın yerinden oynama zamanı. Siyasi ve hukuksal açıklamalar değişim sancılarını arttırabilir. Tehlikeyi işaret eden sezgiler dinlenmediğinde, şiddet ve çekilecek acılar artabilir. Beklenen sadakat gösterileri, tepkilere dönüşebilir.

15 ŞUBAT: Dünya genelinde kaderi gelişim ve değişim sancıları hissedilir ölçüde artabilir. Doğal afetler, şiddetli rüzgârlar, tayfunlar maddi manevi zararlara neden olurken, terörist saldırılar can alabilir.

16 ŞUBAT: Saat 9.30 - 15.30 arası Ay boşlukta, önemli işleri erteleme, boş verme zamanı. Korunmaya muhtaç çocuklar, kimsesiz yaşlılar ve afetten zarar görmüşler için düzenlenen sosyal hizmet çalışmalarına katılınabilir. Sinema, tiyatro ve sergiler en iyi vakit geçirme yerleri olabilir. Gönül alacak büyük ziyaretleri, aile birliktelikleri ayarlanabilir.

17 ŞUBAT: Venüs gezegeni Kova burcuna giriyor. Grup arkadaşlıkları, sosyal ilişkilerin ön plana çıkacağı sevginin dağınıklık göstereceği bir dönem. Bu dönemde başlayan birlikteliklerden bağlılık ve bağımlılık beklemek zorlayıcı olabilir. Lüzumsuz ve lüks harcamalardan uzak durulabilir. Sağlık sorunlarına dikkat, hastalıklar depreşebilir. Farklı lezzetler ve aşırı yemek kilo problemlerine neden olabilir. Dikkat çekici dinsellikler yaşanabilir.

18 ŞUBAT: Karışıklık ve kaos çıkaracak söylemler kaderi başlangıçlara neden olabilir. Açlık ve susuzlukla ilgili yasal tedbirler alınabilir. Politik sataşmalar hukuki boyuta taşınabilir. Kısır çekişmeler yoksulların problemlerini büyütebilir. Beklenmeyen ve istenmeyen birliktelikler oluşabilir. Açıklanan yeni mali kaynaklar tepkilere neden olabilir.

19 ŞUBAT: Güneş Balık burcunda. 28 Ocak’tan beri geri hareketini sürdürüp iletişim karışıklıklarına neden olan Merkür düzeliyor. Güç ve şiddet gösterileri, öfke krizleri önlenemeyebilir. Yönetim değişikliklerinden kaynaklanan kayıplar, dürüst uygulamalarla kazanca dönüştürülebilir. Para politikalarındaki değişiklik yeterli olmayabilir. Motivasyonlar iyi ve doğruya yönlendirildiğinde, başarılı sonuçlar alınabilir. Yaratıcı enerjilerin yakıcılığı, liderlerin soğuk kanlı tutumlarıyla engellenebilir.

20 ŞUBAT: Yeniden yapılanmalara şüpheyle yaklaşılabilir. Güven duyulmayan kişilerin görevlendirilmeleri sıkıntı yaratabilir. Problemler, sosyal adalet ve eşitlik kavramları gözetilerek çözülebilir. Doğal afetler, volkan ve gaz patlamaları yaşanabilir. Beklenilmeyen üzüntü verici olaylar ölüm serenomilerine dönüşebilir.

21 ŞUBAT: Ay tutulması Başak burcunda gerçekleşmekte. Dünya düzeni, siyasi ve ekonomik sistemlerin değişimini tetikleyecek tutulmadan ülkemizde etkilenecek. Yönetimlerin tedbirleri yanı sıra, bireysel tedbirler sürecin az zararla atlatılmasına yardımcı olabilir. Dikta yaklaşımları görülebilir.

22 ŞUBAT: Güvensizlik, korku ve keder verici olaylar doğurabilir. Lider konumundakiler kontrollerini kaybedebilirler. Yok edici tutum ve davranışlar görülebilir. Saldırgan söylemler işitebilir. Okyanuslarda yaşanacak anormallikler şaşırtabilir. Yeni yaşam formları ve balinalarla ilgili bilinmeyenler keşfedilebilir.

23 ŞUBAT: Öğlen 12 ye kadar Ay boşlukta, randevularınızı öğleden sonraya erteleyebilirsiniz. Zor oyunu bozar tabiri gerçekten yaşanabilir. Yöneticiler ve disipliner yapılar karşı karşıya geldiklerinde, baskıcı yaptırım ve söylemler yön değiştirebilir. Toplumsal tepkiler büyüyebilir. Kaderi değişimler acılara ve üzüntülere neden olabilir.

25 ŞUBAT: 12.00 – 18.00 saatleri arasında Ay boşlukta, önemli evrakları imzalamaktan kaçının. Zorlayıcı kararlar ilişkileri zedeleyebilir. Ortaklar arasında, tek taraflı bozuşmalar ve ayrılmalar gözlenebilir. Hukuksuzluk boyutundaki yeni çözümler kabul görmeyebilir. Yeni acil durum planları hazırlamak gerekebilir. İnançlar kavramsal teorilerle çakışabilir. Toplumsal bilinç, koruyucu ve kollayıcı güçlerle uyumlu hareket edebilir. Kişisel duygusal enerjiler yaratıcılığa yönlendirilmezse sağlık problemleri problemlerinin dengelenmesinde sorunlar oluşabilir.

26 ŞUBAT: Piyasalardaki etkileşimlere tepkiler büyüyebilir. Skandallar ve çöküşler yaşanabilir. Tüm dengeler bozulabilir. Otorite ve liderlerin diktatörce baskıcı tutumları uluslar arası tepkiler doğurabilir. Doğru zamanda, doğru şeyler yapılamayabilir. Yanlış söylemler tansiyonu yükseltebilir. Yargısız infazlar ve tartışmalar  engellenemeyebilir.

27 ŞUBAT: 14.30 – 17.30 saatleri arasında Ay boşlukta, hukuki işlerden ve spordan uzak durabilirsiniz.

Beklenmeyen deklarasyonlar yayınlanabilir. Politik atamalar rahatsızlık yaratabilir. Toplumsal beklentiler hayal kırıklıklarıyla sonuçlanabilir.

29 ŞUBAT: Ay, son dördün konumunda Yay burcunda. İhtiyaçların karşılanmasında kayırmacı politikalar zıtlaşmalara neden olabilir. Saplantılar ve ayrımcı yaklaşımlar tartışmaları büyütebilir. Sistemlere bakış açısını değiştirecek olaylar çıkabilir. Güvenlik güçlerini etkileşim içine sokacak ajitasyonlar olabilir.


BALIK BURCU

20 OCAK – 21 MART 

Değişken, şefkatli, sevecen, hoşgörülü, sempatik, fedakar sıfatları iyimser yönlerini tarif eder. Çok konuşabilen, hareketli olmasına rağmen üşengeç olup ağırdan alan, melankolik, ürkek ve üşengeç Balıklar sezgileri yoluyla öğrenirler. Zıt bilgileri kendi içlerinde dengeleme ihtiyacı onlara mükemmeliyeti getirebilir. Kendilerini rahatlıkla eleştirebilirken, başkalarının eleştirilerine tahammülde zorlanırlar. Anlaşılamadıklarından yakınabilirler. Yüksek yaratıcılık, hayal gücü ve imajinasyon yeteneği onlara sanatsal kabiliyet verir. Davranışları çeşitlilik gösterebilir. Kriminal tipler olabilecekleri gibi çok iyi din adamı ve felsefeci de olabilirler. 

Zamanında Türkçe’ye Balık diye çevrilen, işareti birbirine bağlanmış iki balık olan Pisces’e, Balıklar burcu demek yanlış olmaz. Grek mitolojisinde bu takım yıldızın öyküsü güzellik tanrıçası Afrodit (Roma mitolojisinde Venüs) ve oğlu aşk tanrısı Eros (Roma mitolojisinde Cupido) ile ilgilidir. Bir gün Afrodit ve Eros Tyfon ile karşı karşıya kalırlar. Tyfon ateşte ve yalımlar arasında yaşayabilen, dolayısıyla da suda ölen dev bir ejderhadır. Ana oğul ondan kurtulmak için balık biçimine dönüşür ve el ele tutuşarak suya dalarlar. (Kaynak: Yıldız Adları Sözlüğü, Mustafa Pultar, İş Bankası Yayınları)


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Ümit Çilingiroğlu, 1955 İstanbul doğumlu. Birçok sivil toplum kuruluşu çalışmasında aktif ve profesyonel olarak görev aldı. Lions kulüp başkanlığı yapıyor. Altın Işık Astroloji Derneği kurucusu. Detaylı Bilgi


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00