|
Haber: Aslı Alptekin Selman
Bu Bir Bilim Kurgu
Filmi Değil!
Konusu
gelecekte geçen bilim-kurgu filmlerinde, geçmişten geleceğe yolculuk
yapan kahraman, yaşadığı yerlerin
gelecekteki halini görünce büyük bir üzüntüye kapılır. Çünkü,
büyüdüğü ev artık yoktur, dallarına tırmandığı ağaçlar kesilmiştir.
Yaşadığı şehir, gökdelenlerden
oluşan biyonik bir şehre dönüşmüştür.
Haftasonu yürüyüşlerini yaptığı park, artık şehir çöplüğüdür. Geriye
sadece, geçmişin anıları ve burukluk kalır.
Değerli
ülkemizdeki tarihi
yapıların bugünkü haline baktıkça, gözümün önüne hep bu filmlerden
sahneler gelir. Küçük farklar olsa da, geçmiş için karabasan
olabilecek bir gelecekte yaşıyoruz bugün. Mesela Mimar Sinan,
zamanında onca emekle gerçekleştirdiği pek çok eserinin bugünkü
halini görebilse, ne düşünürdü? Peki ya II. Thedosius ve Fatih
Sultan Mehmet, yıllarca İstanbul’u koruyan surlardaki taşların
çoğunun, çevre sakinlerin
evlerinin
yapımında kullanıldığını görse ne derlerdi? ‘Tarihi değerler kimin
umrunda, beni
kendi çıkarlarım ilgilendirir’
şeklindeki düşünce tarzının yarattığı bir çevrede yaşıyoruz. Pek çok
ülkenin gıpta ile baktığı ve sadece bizim ülkemizde bulunan pek çok
doğal güzellik ve tarihi yapı gözlerimizin önünde yavaş yavaş yok
ediliyor. Ne yazık ki hiç bir pişmanlık ve tarihi sorumluluk
duyguları barındırmıyor bu tüketim.
Bu yokoluşun
en son
örneklerinden biri, İstanbul Atışalanı’daki, Mimar
Sinan yapısı ‘Avasköy Su Kemerleri’. Atlas dergisinin mart sayısında
Gökhan Tan bu konuya dikkat çekti. Su kemerlerinin çok yakınında
yapılmaya başlanan toplu konut projesi, 400 yaşındaki kemerler için
tehdit oluşturmaktaydı. Su kemerlerinin yokoluşa giden hikayesi,
1980’lerin ikinci yarısında Esenler, TEM ve bağlantı yollarının
devreye girmesi ile başladı. Bölgede hızla ilerleyen ve yerel
yönetimlerin müdahale etmediği kontrolsüz ve kaçak yapılaşma, bu
değerli eserde ilk tahribatları başlattı.
İski tarafından yayınlanan
“Tarih Boyunca İstanbul Surları” adlı kitapta gördüğümüz, surların
1983 yılındaki halini gösteren fotoğraf bugünden çok farklı. O
dönemde surlar, sonsuz gibi görünen yeşilliğin içinde orijinal
haliyle duruyor. Bugün bölgeye gittiğinizde, bir tarafta yüksek
gerilim hattını diğer tarafta da surların içine girecek kadar
yaklaşmış çirkinlik örneği apartmanları görüyorsunuz. Bu apartmanlar
eğer ruhsatlı ise, acaba ilçe belediyesi su mühendisliği harikası
kabul edilen böyle bir tarihi yapının hemen yanında yapılmalarına
nasıl onay verebildi? Asıl amaçları şehrin düzenli bir şekilde
yapılanmasını planlamak ve sağlamak olan belediyeler bu görevlerini
yerine getirmezken, maalesef halkımız da boş durmamış. Kemeri
oluşturan taşların içindeki oyukları mangal olarak kullanmışlar.
Kemerlerin cephesi, yer yer isle kaplanmış. Çevresi çöplük olarak
kullanılmış, boydan boya çöp yığınları ile karşılaşıyorsunuz. Tarihe
saygısızlık böyle bilinçsizce devam ederken de bazı İnşaat firmaları,
kemerlerin çok yakınında büyük bir konut projesine başladı. Proje
bütün hızıyla devam ediyor. Tamamlandığında, Avasköy Su Kemerleri bu
binaların gölgesinde kalacak. İnşaat sürerken, inşaatın zeminde
yarattığı titreşimlerden dolayı hasar görmesi olasılığı da var.
Tarihe karşı saygı bilinci oluşturulmadığı sürece, tahribatlar devam
edecek ve belki de zamanının bu önemli eserinden geriye birkaç taş
parçası kalacak.

Benzer
örnekleri bugüne kadar pek
çok defa yaşadık, henüz birşey değişmedi. Hala halkımızda ve (ne
yazık ki) yerel yönetimlerde doğal ve tarihi güzelliklerimizi koruma
ve onlara saygı gösterme konusunda gerekli düşünce yapısı ve özen
oluşmadı. Tam tersi bir senaryo gerçekleşmiş olsaydı, bugün daha
temiz, düzenli ve korunmuş bir çevrede daha medeni bir şekilde
yaşıyor olurduk. Lütfen çevrenizdeki tarihi yapılara daha
dikkatli bakın, çoğunun halinin içler acısı olduğunu göreceksiniz.
Bugüne kadar fazlasıyla tahrip edildiler. Bundan sonra
korunabilmeleri sizlere bağlı. Zamanda yolculuk (şu an için) sadece
bilim-kurgu filmlerinde gerçekleşebildiğinden, geriye dönüp
kaybolanı geri getirmek mümkün olmayacak. O nedenle, lütfen olanlara
seyirci kalmayıp sahiplenin, koruyun ve korunmasını sağlayın.
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Aslı Alptekin Selman
1973, İzmir doğumlu. İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi, Mimarlık
Bölümü’nü bitirdikten sonra, aynı fakültede yüksek lisansını
tamamladı. Mimari Çevre’nin korunması ve geliştirilmesi konusunda
çalışmalar yaptı. İndigo Dergisi’nde, bu konulara dikkat çekmek için
çalışmalarını sürdürüyor. Detaylı Bilgi
|