|
ÇEVRE
HABERLERİ, İSTANBUL
Editör: Aslı Alptekin Selman
Dubai’nin Kuleleri
Geçtiğimiz ay içinde,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Dubai Holding
bünyesindeki "Dubai International Properties" arasında, gayrimenkul
yatırım ortaklığı kurulmasına ilişkin
anlaşma imzalandı.
Ortaklık,
İstanbul'da 5 milyar dolar tutarında gayrimenkul projeleri
oluşturulmasını içeriyor. Projenin ilk ayağı, maliyetinin 500 milyon
Amerikan Doları olacağı belirtilen ve Büyükşehir Belediyesi'ne
devredilen Levent'teki İETT'nin eski garajının bulunduğu arazi
üzerinde kurulacak olan Dubai Towers İstanbul Projesi.
"Haydarpaşa Limanı", "Galataport"
ve "Göztepe Parkı’na Cami" projelerinden sonra, Levent’te Dubai
sermayesi ile yapılması planlanan kule projesi, gündemimize oturdu.
Projenin açıklanması, pek çok tartışmayı beraberinde getirdi.
İlk tartışma konusu, Levent’te
böylesi değerli bir arazide herhangi bir ihaleye gidilmeden Dubai
International Properties ile anlaşma yapılması: İstanbul Büyükşehir
Belediyesi ile Dubai International Properties şirketi arasında
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı anlaşması imzalandıktan ve projeler
açıklanmaya başlandıktan sonra, Kamu Mali Yönetimi Kanununda
değişiklik yapıldı.
İstanbul
Büyükşehir Belediyesi’ne ücretsiz olarak arazi tahsisi yapılması
hakkı tanındı. Bunu takiben Levent’teki arazi, ücretsiz olarak Dubai
International Properties şirketine devredildi. Oysa Türkiye’de bu
işi üstlenebilecek pek çok yatırımcı var. Ankara Ticaret Odası
Başkanı Sinan Aygün, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir
Topbaş’a bir mektup göndererek alternatif bir proje önerisinde
bulundu. Aygün mektubunda, kuleleri inşa etmek için kurulan ortak
şirketin yüzde 20 hissesinin belediyeye, yüzde 80 hissesinin ise
Dubai Holding’e ait olduğu anımsatarak, önerdikleri proje ile
"belediyeye yüzde 50 hisse" teklif ettiklerini açıkladı. Aygün,
kulelerdeki ofis ve dükkânlara taleplerin başladığına dikkat
çekerek, şu görüşleri dile getirdi: "Kulelere yabancı sermaye
gelmeyecek. Yapılan ofis ve dükkânları yerli sermaye satın alacak.
Maliyeti 100 bin dolar olan 100 metrekarelik ofisler 600 bin dolara
satılacak. Dubai Holding, bu satışlardan elde ettiği Türk
sermayesini alıp ülkesine dönecek. Kule yapmak için Dubai prensine
ihtiyacımız yok. Kuleturka yapacak yerli girişimciler de var. Gelin
Türk sermayesi olduğunu da görün ve Kuleturka’ya evet deyin."
İkinci eleştiri konusu ise,
kulelerin yüksekliği: 300 m yüksekliğinde olması planlanan ilk kule,
İstanbul’un pek çok noktasından görülebilecek. Boğaz siluetinde
önemli bir değişiklik yaratacak. Şehrin kendine has tarihi ve doğal
siluetinde, böylesi yapay bir görüntünün sivrilecek olması duyarlı
pek çok mimar tarafından eleştiriliyor. Dubai Veliaht Prensi El
Maktum, kulelerin İstanbul için kurduğu bir hayal olduğunu söylüyor.
Dubaililere ilk önerilen Kartal'daki eski çimento fabrikası arazisi
yerine Levent tepelerinden bulutlara tırmanılmak istenmesindeki
amaç, ''Marmara'dan Karadeniz'e kadar görünecek en geniş Boğaziçi
panoramasına en yüksekten bakabilecek, en ayrıcalıklı'' kuleleri
yaratmak. 181 m yüksekliğindeki İş Kuleleri bile Boğaz siluetinde
olumsuz etki yaratırken, İstanbul’un en yüksek kulesini yapma
iddiasının ne kadar doğru olduğu tartışılmakta. Mimarlar Odası Genel
Başkanı Oktay Ekinci, bu konudaki görüşlerini şöyle açıkladı. “300
m.lik ikiz kuleler,“sonradan görme bir zenginliğin yarattığı
ŞIMARIKLIK ABİDELERİ’DİR. Avrupa’nın en yüksek kuleleri olmaları ise
övünülecek bir başarı değil; düşündürücü bir talihsizliktir. Çünkü
hiçbir Avrupa kentinde, alt yapıyı böylesine zorlayacak; kentin
kimliğini böylesine bozacak; amacı sadece “emlak ve ticaret rantı”
olan ve mimarisi de her yönüyle “kültür yoksunu bir gövde
gösterisi”nin ürünü olduğu anlaşılan böylesine RÜKÜŞ gökdelenlere
izin verilmez”.
Diğer bir eleştiri konusu ise,
ortada somut bir proje olmaması: Bugüne kadar basına sadece bir
maket sunuldu. Ama ne projenin kendisi var ortada, ne de projeyi
hazırlayan herhangi bir mimarın adı geçiyor. Döner kulelere benzer
bir proje, İspanyolların ''küreselleşen'' mimarı Santiago
Calatrava'nın imzasıyla İsveç'te gerçekleştirilmişti. Ama Dubai
Kuleleri’nde Calatrava’nın imzası yok. Beraberinde pek çok altyapı
ihtiyacını da getirecek olan böyle bir yapı için, ortada henüz
hazırlanmış bir projenin olmaması kafaları karıştırıyor.
Dubai Kuleleri projesi, inşası
başlamadan şaibeleriyle gündeme oturdu. Umarız, İstanbul’a suni
sembol arayışlarının ve ticari kaygıların ürünü bu tip projeler
yerine, bu şehrin kimliğine yakışır kaliteli projelerden
bahsedebiliriz bir gün.
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Aslı Alptekin Selman
1973, İzmir doğumlu. İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi, Mimarlık
Bölümü’nü bitirdikten sonra, aynı fakültede yüksek lisansını
tamamladı. Mimari Çevre’nin korunması ve geliştirilmesi konusunda
çalışmalar yaptı. İndigo Dergisi’nde, bu konulara dikkat çekmek için
çalışmalarını sürdürüyor.
aslialptekin@hotmail.com
|