Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Arbil Çelen

Ben Dilekler Üssüymüşüm...

Bir kitapla yollar neden kesişir? Kitap mı sizi, siz mi kitabı bulursunuz? Hani tesadüf yok ya, o zaman "abrakadabra" diyen kim? Ben bu oyunu defalarca oynadım, kendi kendimi eğlemeye başladığım, hayali arkadaşlarımın yerini kitapların aldığı, resimlerine bakıp okumayı bilmeden kendi hikayelerime çözüldüğüm o küçük kızdan çok mu farklıyım şimdi?

Bütün bu sorular, okumayı, yaşamın anlamlı bir paylaşımı olarak gören herkes için geçerli fikrimce. Her kitaptan kapağını açmadan bir hikaye çıkmıyor ama ''Bir Dilek Tut'', derdini daha adını bile duymadığım günlerde anlatmaya başlayanlardan, içimde öyle bir kıpırtı vardı ki aslında bekliyordum böylesi bir tecrübeyi...

Bundan beş ay önce Naz Fm'e radyo programı yapmak için başvuduğumda, programıma isim koymam gerekti, her şeye binbir anlam yükleyen fikirsel tutumluluktan payını almamış zihnim başladı maymunca daldan dala atlamaya. En son, Arbil'in Kayıp Lunaparkı'nda atlıkarıncalarla dönmedolap arasında uçuşuyordu kelimelerim... Uzun zamandır insanların dualarında sadece kendilerini ya da en yakınlarını düşünüp, ben-cileyin özneler kullandıklarına takılıp kalmıştım. Benim kendime yarattığım sürekliliği olan yegane alemcikteyse her şey - herkes - her an umut, hüzün, çözüm, çözümsüzlük  birimi olabiliyordu. Haliyle komşu alemciklerimde ben gibi "HAYRIMIZA" ile başlayan cümleler kullanılıyordu sıklıkla... Hayrımıza/ben işleminde oran bire ne kadar yakınsa bütünlük o kadar anlamlıydı çünkü... Programın adı ''Arbil'in Sihirli Lambası'' oldu, amaç insanlara dilekler diletip programın sonunda bir tanesini seçip, o dileğe herkesin ortak niyetiyle sihri, yani sevgi dolu niyeti yüklemekti. Açıklaması bile dakikalar süren ana-tema, meğer beni nerelere hazırlıyormuş... Yayına başladıktan üç hafta sonra anlaşılmadığım kaygısıyla kendimi dar attım Beyoğlu'ndaki kitapçılardan birine, yazmaya üşenmemiş ben gibi biriyle randevum varmış, rafta kocaman harflerle niyetimi tekrarlıyordu Gahl Sasson, BİR DİLEK TUT, akiste ters bile dönmüyordu yansımam!

Kitabı tereddütsüz aldım, ritüelleri severim oldum olası...

Bu arada kitabı klasik bir tavırla tanımak isteyenler sadece bu alıntıyı okuyup benim şahsi farkındalık yolculuğumu es geçebilirler, ama Bir DİLEK TUTmaktan vazgeçmesinler;

Gahl Sasson'un Kabala'ya-Kadim Musevi mistisizmi öğretilerine sürükleyici, yaratıcı ve yepyeni yaklaşımı, maddi ve manevi tatmini arayanlar için tam bir doyum oluşturur. Onun meditasyon, rüyalar ve gerçek yaşam olaylarını efsaneler, ritüeller, ve felsefelerle bağdaştırdığı ve Dünya çapında yaptığı meşhur Yaşam Ağacı eğitimlerine dayanan, Bir Dilek Tut kitabı, yaşamdaki tüm zenginliklerin keşfedildiği ve kucaklandığı evrensel bir yolculuğa çıkmanızı sağlar. Her inançtan ve dini kesimden gelen okuyuculara Yaşam Ağacının - Evrenin Yaratılma Şablonu - enerjilerinin ister maddi olsun (yeni bir araba, daha yüksek bir maaş) ister kişisel gelişim ve keyfi (kilo kaybetmek, daha iyi bir iş imkanı, eşinizle daha yakın bir ilişki) veya hayatınızı değiştirecek derecede önemli bir Tanrı mesajı olsun, bu dileğinizi gerçekleştirmek için nasıl kullanılacağını öğretir. 

Gahl Sasson, kitabı açıp okumaya başladığınız ilk sayfalarda, sizden ''bir''in parçası olduğunuzu hatırlamanız ve köklerinizi daha kuvvetle sevgiye sarmanız için bir ağaç dikmenizi istiyor... Ben uzun yıllardır yerküreye olan bu anlamlı görevimi çok erteledim, artık zamanı gelmiş meğer... Kitapta on hafta var, ancak paylaşım on haftada bitmiyor, mesela ben hala farklı haftaların farkındalıklarıyla yolumda hangi yönde olduğumu, daha aydınlanmış bir insan olmak için neyi kendimde bağımsızlaştırmam gerektiğini anlıyorum. Neyse ben 1. haftama 1 ekim 2005'te başladım, o gün iş için istanbul dışına çıktım. BİNGO, her haftanın renklerle de frekansınıza dokunan bir seçimi var, ilk hafta Beyaz. Ben nereye gittim dersiniz, Bodrum'a! Evet her yer bembeyazdı, bulutlar, evler, insanların giyisileri, bizi havaalanından almaya gelen araç...

On haftadan ilki "Taç", bilmelisiniz ki "Ben, olduğumum". Her haftanın mantraları ve amaçları var. İlk hafta kendinizi kararsız hissettiğinizde sizi rahatlatacak bir mantra vermiş; "EHEYEH".

Madem haftalara değindim devam etmeli;

2.Bilgelik: YOD HEY VAV HEY; Olan, olmuş, olacak... Sezgiyi uyandırmak için.

3.Anlayış: ELOHİM; Işık olsun; Korkuyu yenmek, bir disipline devam etmek, bir projeye odaklanıp hayata geçirmek istediğiniz herhangi bir zamanda.

4.Merhamet: e,EL,OM MANİ PADRE HUM; Ona doğru, birini affetmek ve hayatın bereketini arttırmak için.

5.Kudret: ELOHİM GİBOR; Kuvvet, koruma ve engelleri aşmak için.

6.Güzellik: YOD HEY VAV HEY ELOHA VADA'T; Hayatta barışı, güzelliği, dengeyi arttırmak için.

7.Sonsuzluk: YOD HEY VAV HEY TZEVAOT; Sanat, sevgi ilşkileri, verimlilik veya tedirgin eden herhangi bir sosyal durum olduğunda en pratik yardım için bu mantrayı tekrar edebilirsiniz.

8.İhtişam: ELOHİM TZEVAOT; Lisan ve iletişim yoluyla materyal şeylerin yaratılımını desteklemek için.

9.Temel: SHADDAİ EL HAİ; Şüphe ve olumsuzlukların zehrine karşı, hep yaptığımız geriye sıkıntıyla bakmamıza karşı bizi korur.

10.Krallık: ADONİA HA'ARETZ; Kendimizi topraklamak için, ani bir endişe duyunca veya fiziksel güvenceye ihtiyaç duyunca. 

Aslında ilk hafta bence en büyülü olan, dileğinizi bir dua ile yaratana anlatıp sonra da gökyüzüne attığınız tohumu yeryüzüne de atarak, ağaç dikerek yola çıkıyorsunuz. Sonra başlayan süreçte, aslında YALNIZ OLMADIĞINIZI anlıyorsunuz.

Ben ağacımı canım kadim dostumu bıraktığım selvilerin yanına diktim, Erdem GİGİN şimdi karabiber salkımlarının gölgesinde, sözüm de vardı ona, ağacı alırken param çok kısıtlıydı ama dedim ki kendime, "vermeyen alamaz", evren cevap verdi ''3 YTL''. Gülümsemeye başladığım o andan itibaren kozamdan çıkmaya hazırlandım... 

Size her haftayı ayrıntısıyla anlatabilirim ama bu benim açılımım, en yakın arkadaşlarımla oynadığımız bilgelik oyunu, ama asıl siz hazırsanız, HAYDİ BİR DİLEK TUTUN...

Duanızla ikna edin evreni, şüphelerin sizi ele geçirmesine izin vermeyin, en önemlisi herkesin her şeyin hayrına isteyin, duanızı "VE OLDU" diyerek minnetinizi sunarak bitirin.

VE OLDU...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Arbil Çelen: “1971 Adana doğumluyum, Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde Şehircilik eğitimi almak için İstanbul'a geldim ve bu şehirde daha birçok şey olunabileceğini keşfettim. Önce 2 sene Levent Kırca & Oya Başar Tiyatrosu, ardından farklı radyolarda programcılık, sahne tasarımı, müzisyenlik, reiki ile öğretmenlik ve şifacılık... Kısaca beni bulma hallerinde İstanbullu formumda hayatın akışındayım...”

E-Posta: arbilcelen@hotmail.com


HABERLER

 

 

Feminizmden Korkmayın


"Kazanma Gücü" ile Kadın Erkek Eşitliği


Sözün Bittiği Yerde


Dolunay ve Gündeme Dair Bilinç Akışı


“Benim bilmeyi istediğim şeyi bana öğrettiğine emin misin?”


Bu Çocuklar Bizim!


Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye: Eğitim


Kulak Çınlaması Yaşaması Olumsuz Etkiliyor


Kadınlık Halleri Erkeklik Durumları


Sussan Deyhim

Doğu'dan Batı'ya Uzanan Bir Ses


Maya Takvimi kitabının yazarı Johan Calleman İstanbul’da


Dr.Eric Pearl Yeniden Türkiye'de


Ben Dilekler Üssüymüşüm...

 

KÖŞE YAZARLARI

Haluk Tunç İlker

Ararsak, Gözbebeklerimizin İçindeki Pi Değerini Bulabiliriz


Rüya Yüksel

Net ve açık olmayan iletişimde her zaman yanlış anlaşılmalar söz konusudur 


Beyaz Özbalçık

Rehber Çocuklar


Funda Umut Pakkal

Müziğin Sihri


Uzay Gökerman

Kar Zamanında Yalnızlaşabilmek...


Burak Kaan Kızılkan

Rehberler ve Farkındalığın Huzuru


Beyaz Özbalçık

Ayna Ayna Söyle Bana


Meltem Bingöl


Gürhan Faik Yeğit


Banu Kangal


Uzay Gökerman

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11