|

Share Facebook
Tamamen gönüllülük ilkesiyle
yürütülen İndigo
Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.
Okuyucularımıza teşekkür ederiz. |
|
DUYURU!
Gazeteciliğe
hevesli misiniz?İndigo
Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır.
Detaylı Bilgi |

|

Yazar: Hale Karaarslan |
| |
arşiv |
Sayı 11 | Ağustos 2006
sayı 11 | ağustos 2006 |
sayı 11 | ağustos 2006 |
sayı 11 | ağustos 2006
|
Akdeniz
Ölüyor!
Lübnan’ın
Jiyeh kentindeki enerji santrali, 13-15 Temmuz’da İsrail jetleri
tarafından birkaç defa bombalandı. 10,000’le 30,000 ton arası petrol,
Lübnan’ın cennet sahillerine ve akdenize boşaldı.
Sahilin yaklaşık 200 km’lik kısmı
(Lübnan sahillerinin 1/3’ü), boydan boya siyah petrol çamuruna bulandı.
Deniz canlıları birer birer ölüyor. Ölü yunuslar, balıklar, yengeçler
karaya vuruyor. Lübnan sahillerini üreme alanı olarak kullanan yeşil
deniz kapumbağaları da yok olan canlılar arasında. Petrol, Suriye
sahillerine ulaşmış durumda. Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan hükümetleri
ise alarm durumunda. Haber:
Pınar Akpınar (21/08/2006) |
|
|
Barışarock'a
Davet
Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek
Barışarock 26-27 Ağustos tarihlerinde
Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Piknik alanında yapılacak.
Sadece bir konser değil, bir festival,
bir eylem anlayışıyla gerçekleştirilen organizasyon gönüllüler
tarafından örgütleniyor.
Festival,
sahnede müzik varken, alanda yapılacak tiyatro, sinema, söyleşilerle
derdi olan ve ifade etmek isteyenler için bir kürsü olacak. Giriş ise
ücretsiz. Gerisini Barışarock’a gönül verenler anlatıyor...
Haber: Duygu Celen
(21/08/2006) |
|
|
Ortadoğu
Denilen Yer!
Son zamanların en popüler ve en iştah
açıcı mekanı olan yerden bahsetmek istiyorum. Hani kanın durmadığı ve
her gün binlerce gencin ve çocuğun öldüğü ve hatta olaya tarihi açıdan
bakıldığında kardeş Kabil’in Habil’i haince öldürdüğü yani kardeş kanına
bulanan topraklar.
gerçekte Ortadoğu diye bir bölge
yoktur. Ortadoğu ne ‘Doğu’nun ortasıdır, ne de homojen özellikleri olan
bir bölgenin adı. Ortadoğu bir ‘çıkar bölgesi’ne verilen bir addır ve
doymak bilmeyen bir iştahı anlatmaktadır. İştahlar arttıkça bölge de
genişletilmektedir.
Yazar:
Mahmut Şaylıkay
(14/08/2006) |
|
|
Gereksiz
Bir Savaş Terimleri Lügatı
Dünya 4.6 milyar yıldır var. En azından
bilim böyle söylüyor. Fakat, insanoğlu 5600 yıllık varoluş tarihi boyunca
sadece 296 yılı kan akıtmadan geçirebildi. İşin orantısızlığı su götürmez
bir gerçek. 5600 yıl boyunca 5431 savaşın yapıldığı söyleniyor. Ki buna
güncel katliamlar dahil değil. Bu savaşların tüyler ürpertici bilançosuna
gelince... 3 milyar 640 milyon ölü... 5600 yıl ve 5431 savaş... Neredeyse her
yıla bir savaş düşüyor. İnsanlar
ölmeye devam ediyor. Bir sonraki nesil sakat bırakılıyor. Kendi insan
hakları bildirgesini 1948’de yayınlayan Amerika Birleşik Devletleri; daha
“Madde 1” ile birlikte varlığıyla çelişiyor. Ortadoğu halkının yaşam,
özgürlük ve kişi güvenliği hakkına çifte standart uyguluyor.
Yazar: S.Kuzey Yıldız
(08/08/2006)
|
|
|
|
|
Foton Kuşağı
Etkisi
Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel
veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden
bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor.
Elde olan tek şey birkaç bilim adamı ve
astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret. Zaten bu konu üzerinde
araştırmalar yapan bilim adamları da bulundukları yerlerden
uzaklaştırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen döngünün 26.ooo yıl olduğu,
bu geçişin belirtisi olan Schumann Rezonansı'nın değişimi ve Foton Kuşağı
içerisinde bulunan yıldızların varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya
konulamamış. Foton Kuşağı güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden
yoğun bir uzay boşluğu ve bazı x-ışınlarını da içermekte. [Haber:
Didem Çivici]
|
|
|
|
|
Ne Zaman
Bitecek Bu Öykü
Haberleri izlemenin günahtan sayıldığı bu
günlerde her şey bir öykü gibi devam ediyor ve neticesinin ölümden öte
olmadığı herkese ayan. Açıkçası çözüm önerileri sunmak kadar kolay
kahramanlıklar yapmak bu günlerde ‘IN’ ve vahşeti durdurmak ‘OUT’ oldu.
Gerek ülkemizde yaşanan olaylar, gerekse dünyada yaşanan vahşet her geçen
gün sanki zorunluluğu varmış gibi devam ediyor ve herkes masa maşında
nutuklar atarak kahramanlık defilesi sergiliyor.
|
|
Çekin
Ellerinizi Bu Topraklardan
Tarih eski savaşların vebalini yaşarken,
yeni bir savaş ve yeni ölümlerle dünyayı suskun, vicdanları içe gömük
kılıyor çaresizlik. Ne acıdır bir ülkenin bombalanışını televizyondan
izlemek. Elinden bir şeyler gelse dünyayı yerinden oynatacaksındır, ancak
iki damla gözyaşı ve bir parça yastan başka bir şey gelmez elinden.
|
|
Şu Barış
Dedikleri
Çocukluğumdan beri iki şey takılır
kafama. Birincisi insanlar barış için neden savaşıyorlar. İkincisi bu
kadar çok insan barış istiyorsa dünya barışı neden gerçekleşmiyor.
Önümüzde bir gün var dünya barış günü kitleler yine meydanlara çıkacak
yetkili ağızlar bir sürü laf edecek. Ama aynı zamanda yine savaş da
sürecek. Hatta belki bu toplantılarda kavga bile çıkacak.
|
|
Özel Askerlerin Savaşları
Yapılan savaşların ardından
‘yeni dünya düzeni’ olarak adlandırılan dönem ABD’nin gövde
gösterisiyle başladı. En büyük vaadi olan ‘Demokrasi’yi dünyada
yaygınlaştırmak adına yaptığı tüm girişimlerde müdahale edilen
yerlerde açlık, yoksulluk ve şiddetten başka bir şeyin
olmadığını tüm dünya pür dikkat izledi. Evet ne yazık ki izledi
ve bir şey yapamadı.
|
|
Üçüncü Dünya’dan Gelen
“Kafa Vuruşu”
Futbolun tapınmaya dönüşen turnuvası
Dünya Kupası, İtalya–Fransa finali ile geçtiğimiz ay sona erdi. Futbol
kimileri için vazgeçilmez bir yaşam biçimi, kimileri için de hiçbir şekilde
anlaşılmayacak alt kültür ürünü. Onların korkusu olmasın, bu bir futbol
yazısı olmayacak. Bizim derdimiz futbolun içindeki görüntülerden ve
olaylardan çıkan şeyler...
|
|
Mardin
Tarih Kokan
Memleket
Dünyanın en eski yerleşim
merkezlerinden biri olan Mardin artık turizmden hak ettiği payı
almayı bekliyor…
Yüzyıllardır Türk, Kürt,
Arap, Süryani ve Yezidiler'in bir arada yaşadığı Mardin
sokakları canlanmaya başladı. Tarihi yapıları, geleneksel el
sanatları ve kültürüyle bu kenti birlikte keşfediyoruz.
|
|
Epey zaman oldu, eski İstanbul’a bakmayalı, ne değişmiş bu
şehirde neler olmuş görmeyeli.
Belki
hergün önünden geçtiğimiz, belki de sadece arada bir uğramaya
vakit bulduğumuz İstanbul’un güzel yerlerinin eski ve yeni
hallerine bakalım birlikte...
|
|
Geçmiş
Yaşamlara Yolculuk
Regresyon
Terapisi ve Geçmiş Yaşam Regresyon Terapisi; depresyon, fobiler, kaygı,
endişe, açıklanamayan ağrılar, panik atak, travma sonrası stres, takıntılı
düşünceler, karma temizliği, ayrıca enerji alanının
davetsiz
enerjilerden
temizlenmesi ve merak durumlarında uygulanan hızlı bir terapidir. Ruh, eski
yaşam anılarını, şu andaki hayatta bir anlam ifade edecek şekilde yeniden
yaratarak tekrar tekrar bedenleniyor ve hayata dönüyor.
|
|
Troid
Rahatsızlıklarına Dikkat!
Troid hastalıkları, zamanında tedavi
edilmediğinde hastanın yaşam kalitesinin düşmesine sebep olmakla birlikte,
ileriki dönemlerde daha ciddi hastalıkların oluşumuna zemin
hazırlayabiliyor.
Uzmanlar, özellikle troid hastalarında
tek ve soğuk nodül bulunan vakalarda kanser oluşma ihtimalinin daha fazla
olduğunu, bu sebeple bu hastalık gurubunda olan insanların, takip ve
tedavisinin çok daha dikkatli ve özenli yapılması gerektiğine dikkat
çekiyorlar.
|
|
Hayatımıza
"Katkıda Bulunan" Besinler
Her
gün yediğimiz yiyeceklerin içeriklerinden haberdar mıyız acaba?
Hayatımızda en çok değer verdiğimiz
varlıkların, doğumlarından itibaren katkı maddeleri ile doldurulmuş besin
maddeleriyle hayata merhaba demelerini istiyoruz. "Öz" yiyeceklerden uzak
bir beslenme alışkanlığı kazandırmak ilk görevimizi oluşturuyor maalesef.
|
|
Sessizlik
Diyelim
ki seslerin farkındayız. Peki ya sessizliğin? Sessizlik her
zaman yanı başımızdadır fakat biz onu nadiren farkederiz. Çoğu kez de
ulaşılması güç görünür. Belki derin bir meditasyon sırasında, belki de
tesadüfi bir anda ortamdaki tüm seslerin biranda susarak bizi sessizlikle
başbaşa bıraktığında farkına varırız. Ne yolla olursa olsun bizi alır başka
bir yerlere götürür sessizlik...
|
|
Retreat
Bazı kelimeler vardır; bunların Türkçe
karşılıklarını bulmak ya da kullanmak yerine onunla düşünmek, algılamak ya
da konuşmak çok daha anlamlıdır; kolaydır. Tamamen öznel bir değerlendirme
yapıyorum. Paragrafın başına “bence” diye de ekleyebilirim.
Retreat, beş sene önce hayatıma girdikten sonra böyle bir şeye dönüştü.
İngilizce anlamını bilmediğim gibi, Sanskritçe’den gelmiş olduğunu
sanıyordum.
|
|
Bir
Daha Asla
ASTROLOJİ SERVİSİ
Eski bir haber, yine
ortalarda dolaşmaya başladı, “Mars gezegeni Ağustos’tan itibaren
geceleri gökyüzünün en parlak
cismi olacak. Mars çıplak gözle dolunay kadar
büyük görünecek. 27 Ağustos'ta Mars dünyaya 34,65 milyon mil
yaklaştığında en büyük göründüğü
gün olacak ve şimdi yaşayanlar bu anı bir daha asla
göremeyecekler”. |
|
Evrim-Yaradılış
Yanılsaması
Her ne kadar
kendimi konunun ehli gibi hissetmesem de, bölücü bir çaba sezdiğim bu
zoraki karşılaşmaya uzlaşmacı yaklaşımlar getirmek istiyorum. Günümüzde
fiziksel olduğu kadar, duygusal ve zihinsel savaşlar da had safhada. Din
savaşları ısıtılıp ısıtılıp piyasaya sürülürken, ideolojik savaşlar
bireyler arası anlaşmazlığı, katlayarak çoğaltıyor.
|
|
Androjen - Feminen Mahremiyet Çeşitlemeleri
Birinin, bir başkasındaki mahremiyet
hakkı nedir? Mahremiyet ne zaman bozulur, kimin uğruna sınır kapıları
açılır? Mahremiyet... Kapıdaki anahtar deliği, toplu taşıma araçlarındaki
toplu kesişmeler, sert kapaklı el sürülmemiş defterler, duyumsanmamış gibi
yapılmış bir dokunuş, tenin bir an bir başka tene değmesi. Birinin hazzı,
birinin utancı...
|
|
Tatilden Anladığımız Ne?
Günümüz tatil anlayışı geçmişimizdeki ile
uyuşuyor mu? Tatili kim için, kimler için yapıyoruz?
Tatilde gel keyfim gel, yat, uyu, açık büfe yemekler, arada denize gir,
şöyle bir serinle, sonra gene uzan… Her şey dahil sistemin sunduğu,
birbirinden lezzet bakımından farksız, çeşitlilik olarak sınırsız bir
görüntü sunan tatil midir sizin ihtiyacınız? |
|
Anneler ve Oğulları
Yıllardır her türlü mecliste, özellikle
bayan arkadaşlarım ve tanışlarım arasında konu edilen ve türlü savlara
rağmen, teoriden öteye kanun olamamış bir sürü fikirle tanımlanmaya
çalışılan, bir gelin-kaynana rekabeti, anlaşmazlığı konusu vardır. İnsanlık
tarihinin genelini bilemem ama güzel ülkemde, bu en azından kayıtlara geçmiş
bir gelenektir sanki. Vardır, süregelmiştir ve var olacaktır. Belki de
köklerimizde, ana erkil bir düzenden gelmiş olmamızın bir tetiklemesidir bu.
|
|
Ruh Sohbetleri
Özge Esirgen
Vadi'den...
Bir ayı aşkın süredir Torosların
arasına konmuş bir kartalın gövdesindeyim adeta. Hepinizin
canıyla nefes alıyor, nefes veriyorum. Türkiye’nin canı bir
yerden, Isparta’nın Çandır Köyü’nün yanı başından, Reiki Huzur
Vadisinden hepinize selamlar getiriyorum.
|
 |
|
Uzay Gökerman
Hayatımı Nasıl
Yaşanılır Hale Getireceğim?
Dergide yazdığım spiritüel
konulu yazılarımı takip edenlerin önemli bir sıkıntısı olabilir;
teorik altyapı, kurgunun tamamına egemen olduğu için, hayattan
kopuk beyin fırtınaları şeklinde algılanmaktadır; böyle bir geri
besleme gelmemesine rağmen, kendi kendimi rahatsız ediyorum. Bu
yazının içinde hayatımızı zorlaştıran şeylere karşı çözüm
yöntemleri arayalım.
Rüya Yüksel
Anın
Farkındalığındaki Mucizelerinize Tanık Olmak
Yaşam hep bir oluş ve bir akış halidir ve
sürekli devinmektedir. Hiçbir şey yerinde durmaz, hep bir hareket vardır.
Örneğin yeni bir giysi alırız, giyeriz kullanırız, eskir, yada özel
günlerimize saklarız, modası geçer ve yine eskir. Sonuç değişmez yada biz
onu koruyarak, kollayarak değiştirebileceğimizi zannederiz ama değişen bir
şey olmaz, oluş devam eder.
Arbil Çelen
Biz, Mutluluk Seyyahları...
Her defasında aynı şey, okuduğum bir
kitaba daha bağlandım, sanki sayfaların sonu ayrılık demekti, ilişkimiz
ciddiydi ama sayfalar tükenince bitecekti ve ben yalınlığıma gözdağı verecek
nitelikli bir arkadaş arama riskini göze almak zorunda kalacaktım, ah
afedersiniz yalın-lık mı, yoksa yalnızlık mı dedim!!! Peki bir kitap hiç
biter mi? (Bu bir başka yazı konusu olmalı).
Can Duman
Değişimin
Değiştiremedikleri
Ne kadar değiştiğimizi düşünsek de,
yaşam bizi ne kadar olgunlaştırmış olsa da, hep saf kalan ve kendine has
zaafları barındıran bir yanımız da var öyle değil mi? Aşk oyunu, ego
tuzakları, kibir, yetenek, bilgi, güç…. Bütün bunlar bazen bizi
yerimizde saydıran, ayağımıza dolanan tatlı birer tuzak gibi.
Burcu Özgeçen
Karanlık-Aydınlık, Sevgi-Nefret, Işık-Gölge
Duyduğum tüm nefretin kendime ait
olduğunu fark ettim... Bunu ben üretiyorum ve/veya kendime karşı nefret
duyuyorum. Hangisi doğruysa bunu üreten benim; varlığım ve kodlamalarım...
Ve şimdi tüm bu duygumu kabul ediyorum. Fark etmek hoşuma gidiyor, bir
toksinin daha çözülme şansı demek bu.
Burak Kaan Kızılkan
Aşk, Aşk, Evet Aşk.
Eminim yazının başlığı
kimilerimizi şaşırttı, kimilerimizi de hayal kırıklığına uğrattı
klişeliğinden ötürü. Ancak şu an bu duygudan başka bir şeye
odaklanamıyorum, odaklanmak da istemiyorum. Bana bu duyguyu
hissettirdiği için ceylanıma, ve buna vesile olmuş her varlığa
ve her enerjiye şükrediyorum. İyi ki varsın, iyi ki varsınız.
Çiğdem Aksoy
Yaşamak İçin Azalmak
Bize
hep yaşamak için bir şeylere sahip olmak gerektiği öğretildi.
Bir ev almak gerekiyordu. Bir araba. Giysiler. Ayakkabılar.
Kitaplar, dergiler. Eşyalar. Bellekte biriken bilgiler. Yaşanan
ilişkiler. Üst üste yığılan anılar. Ve biraz düşününce aklınıza
gelecek daha bir sürü şey. Bunların çoğu, ihtiyacımız olmadığı
halde yalnızca sahip olmanın bize mutluluk getireceğini
düşündüğümüz şeylerdi.
Asu Sanem Kaya
Arayışlar, Yollar Üzerine
Taaa
nerelerden, eksiklik duygusunu temel alarak geldik buralara. Tamamlanmaya
itilişimiz, en temel kodlanmış güdümüzden kaynaklı: Eksiklik duygusuyla
tetiklenen arayış güdüsü. Ruhsal - öyle deniyor yaJ-
yola girmiş olanların geneline baktığımda, bir derin darbe senaryosu
yaşamışlar hayatlarının bir bölümünde. O dibe vuruşlarla harekete geçen
güdüyse arayışları olmuş.
Mahmut Şaylıkay
Ey Hayat!
Biliyorum var olduğum kadar yokum senin
iç dünyanda. Bana sayısız rol veya hak etmediğim kadar gerçek sundun. Ama
seninle hiçbir zaman barışık olamadım, yaşadığım hayat süresince.
Oyuncaklarla kandırıp çamurlara buladın bedenimi.
Zehra Akdoğan
İndigolarla
İş Dünyasının Rengi Değişti
Değişen dünyada spiritüel konulara uzak
olan iş dünyasının yetkilileri, yeni gençliğin farklı olduğunun farkında.
Sosyal bilimciler 1982-2002 yılları arsında doğan çocuklara milenyum kuşağı
adını verdiler. İş dünyası yeni önlemler almak için harekete geçti.
Ben'im
Mukaddes Öztürk Odacı
Zamanda Kaybolan Adam
Fırat Erdoğan
Eğer çok
aydınlandığınızı düşünüyorsanız gidip bir hafta ebeveynlerinizle
yaşayın. Ram
Dass

neyse
o
|
|
|
|
| |
f
|