|
Yazar:
Adnan Çelik
Gençlik ve Ergenlik Şeytanları
Açık yakaların altına
sıkıştırılmış dağınık kravatlar, dirseklere kadar katlanmış ve paltolunun
üstüne sarkıtılan gömlekler, yön algısı paramparça edilmiş parlak jöleli
saçlar, ders arasında parmak aralarına gizlenmiş kimliksizliğin tatmin
nesnesi sigaralar, televizyon dizilerinden ısmarlama kült imajlar, her şeyin
gösteriye dönüştürüldüğü maskeli içi boş anlamsız hayatlar, her şeyin
dışarıdan alındığı ikinci el hayatların meta dünyasına bulanmış ergen
yaşamlar ve şiddet kültürüne bulanmış bir gençliğin her geçen gün daha da
depreşen hastalık semptomları…
İşte günümüz gençliğinin
hastalıklı semptomlarını anlamak ve doğru okumak için belki de yukarıdaki
pasajın çağrışımları üzerinden yeni patikalar açmak, gerçekliğin sert
çekirdeğinin ardına gizlenmiş olanı ortaya çıkarmak ve iktidarın içyüzünü
deşifre etmek gerekiyor.
Gençlik
çok amansız bir bocalamayı yaşıyor son zamanlarda. Hızla küçülen dünyanın
küresel uğraklarında gittikçe gençliğin semptomatik dışavurumlarıyla
karşılaşıyoruz. İktidarın kuşatıcı yaşam alanlarında boğulan ve alternatif
yaşam deneyimlerine olan açlığını görünür kılmak için iktidarın bu dar
alanlarındaki hastalıklı araçlarıyla kendisini ortaya koymaya çalışan bir
gençliğin umutsuz yüzüyle karşı karşıyayız. Anlamın yitip gittiği, yaşama
dair anlamlı kodların dağılıp çözüldüğü ve her şeyin tüketimlik bir ansal
zaman diliminin verdiği hazza indirgendiği günümüzde artık olanaklı bir
anlamlılıktan, umutlu bir gelecekten ya da yaşam kurucu bir deneyimin
bolluğundan bahsetmek mümkün görünmüyor. Gençlik tüketim kültürünün ilkel
benliklere hitap eden arzu çağında yitip gidiyor. Her şey bir tatmin
nesnesine dönüştürülerek hemencecik tüketiliveriyor ve gençlik kültürü bu
yaşam pratiği içerisinde yaşadığı her ayrıntının “nesnesi” haline dönüşüyor
adeta. Gündelik hayatın katlanılmaz ayrıntılarında başıboş bulantıların
şizofrence
bir tutulmasını yaşıyor gençlik. Kendi olmanın iğdiş edilme korkusuna
kapılmış bir yanılsamanın mazoşist tepkimeleriyle ölçüyor gençlik hayatın
anlam(sızlığı)nı.
Çok umutsuz bir dönemin
acı aralığında gençliğin serseri çığlıklarıyla uyanıyoruz hayata. Yalnızlık
ve yabancılaşma duygularının sis perdesiyle örttüğü gerçeklikten kopartılmış
gençlik, tekno-kültürün egemen kodlarıyla her geçen gün daha da dumura
uğratılıyor. Yaralanan bilinçler kendilerini popüler kültürün tüketim kipine
hapsedip burasının kaygan zemini üzerinden çok tüketimlik yapay kimlikler
içinde üretiliyorlar. Hiçbir zaman kendi gerçek öz doğalarını
yaşayamayacakları bu kapsül-hayatlar içinde her gün yeniden ve yeniden
üretilen gençliğin steril doğası geleceğin korku çığlığına dönüşüyor. Ne
yöne baksak popüler kültürün
baskıcı
aygıtları tarafından yönlendirilen gençliğin yaşam alanlarındaki umutsuz
sıkışmayı görüyoruz. Televizyon kültürünün egemen söylemleriyle oluşturulan
gençlik kültürünün davranış kodları her geçen gün daha da şiddet ve
yabancılaşmayla kirleniyor. Son zamanlarda okullarda meydana gelen olayları
da bu bağlamda çözümlemek gerekiyor. Umutsuzluk kipinin en yoğun halini
yaşayan gençlik şimdi kendi ergenlik şeytanlarının peşine düşmüş ve
hayatını; anlamsızlığın melankolik bulantısıyla kirletiyor.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Adnan
Çelik,
1983,
Diyarbakır doğumlu. Dicle Üniversitesi Eğitim fakültesinden
2004 yılı mezunu. 2 yıldan beri Diyarbakır ili Kulp ilçesi
Merkez İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapıyor. Selçuk
Üniversitesi Sosyoloji bolumunde yüksek lisansına devam
ediyor. Sivil toplum alanında da etkin olarak
çalışıyor. 2006-2007 döneminde Bilgi Üniversitesi Sivil
Toplum Kuruluşları Araştırma Birimi'nin "Sivil Toplum
Geliştirme Programı"nda yer aldı.
Detaylı bilgi
|