|
Haber:
Mehmet Karaarslan
Sağlık Haberleri, İstanbul
Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?
Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde tarım, hayvancılık,
veterinerlik ve gıda güvenliği ile ilgili sorunların çözülmesi
gerekiyor. Ancak AB Veteriner Hekimler Platformu, sürecin doğru
işlemediğini, Tarım Bakanlığı'nın yeniden yapılanması
gerektiğini ifade ediyor.
Mutfağımıza
giren her türlü ürün, toplumun sağlığını birinci derecede
ilgilendirdiği için Avrupa Birliği Veteriner Hekimleri
Platformu'nun yaptıkları basın açıklamasını sizlere aynen
sunmayı önemsiyoruz:
2005 ve 2006 AB İlerleme
Raporlarında, Veterinerlik ve Gıda Güvenliği ile ilgili
sorunların öncelikli olarak çözülmesi, radikal adımlar atılması gerektiğine vurgu yapıldı. Basında da bu konularla
ilgili pek çok haber ve açıklama yayınlandı. Veteriner Hekimlik
Meslek Örgütleri ve Veteriner Fakülteleri de uyum çalışmalarının
çok yavaş ilerlediğini oysa hastalık eradikasyonu gibi ciddi
çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için öncelikle Tarım
Bakanlığının yeniden yapılanması ve bu alana kaynak aktarılması
gerektiği yönünde defaten uyarılar yaptılar. Ancak hiçbirisi
fayda etmedi ve 'Kervan Yolda Düzülür' anlayışıyla veteriner
hekimlik ve gıda güvenliği alanında AB'ye uyum adı altında ağır
aksak, bölük pörçük bazı çalışmalar yapılarak, durum idare
edilmeye çalışılıyor.
Gıda
Yasası AB'ye uyumlu değilmiş
Örneğin AB'ye tam uyumlu diye çıkarılan
Gıda Yasası'nın sonradan yarısından fazlasının uyumlu olmadığı "traji-komik" bir şekilde anlaşılıyor ve sil baştan yeni yasa
hazırlamaya girişiliyor. Oysa taslak henüz Tarım Bakanlığı'nda
iken bu konuda Veteriner Hekimlik meslek örgütleri tarafından
yapılan uyarıların hiçbirisi dikkate dahi alınmamıştı. Sonuçta
gelinen noktada; Tarım, Kırsal Kalkınma, Veterinerlik ve Gıda
Güvenliği konularında müzakereler daha başlanmadan kapatıldı
bile.
Sorunlar bu kadar apaçık
ortada iken ve hastalığın teşhisi yapılmışken "yanlış tedavide
ısrar edilmesi" gerçekten anlaşılabilir değildir. İnsanın aklına
ister istemez şu soru geliyor; "Acaba, AB sürecinde ülke
hayvancılığı feda edilmek mi isteniyor? " Eğer öyle bir düşünce
varsa şu çok iyi bilinmelidir ki bu sektörden ekmek yiyenler,
ülke hayvancılığını düze çıkarmak için mücadele etmeye
kararlıdırlar.
1980 sonrasında tarım ve
hayvancılık alanında yapılan onca yanlış politikaya rağmen ülke
hayvancılığı hala ayakta durabiliyorsa, bu kendi iç dinamiklerinin
gücünden kaynaklanmıştır. Yoksa bir taraftan hayvancılıkta orta
ve büyük ölçekli işletmeler kurmamız gerekir deyip, diğer
taraftan vatandaşa 2 baş inek, 10-15 baş koyun dağıtmak türünden
popülist projelerle hayvancılık kalkınmaz.
Acil
çıkarılması gereken yasalar
Nitekim şimdi bu da
yetmemiş olacak ki hayvan ithalatı yapalım diyerek, taşıma suyla
değirmen döndürme hayalleri kurulmaktadır. Buna
karşın veterinerlik ve gıda güvenliği alanında mutlak yapılması
gereken reformlar ağırdan alınarak, hayvansal ürün ihracatının
göz göre göre önü tıkanmaktadır. 4'lü Hijyen Paketi altında
çıkarılması acil gereken yasa taslakları (Veteriner Hizmetleri
Kanunu, Gıda Kanunu, Yem Kanunu, Gıda Hijyeni ile Yemin
Resmi Kontrolleri Kanunu) bırakın yasalaşmayı, henüz ilgili
Bakanlıktan bile geçememiştir.
AB Veteriner Hekim
Platformunun en önemli kuruluş amaçlarından birisi de
"Hayvancılık sektöründe ve veteriner hekimlikte AB uyum
sürecinin ülke menfaatlerine uygun ve sağlıklı bir şekilde
işlemesini takip etmektir". Bu görevimizi aynı azim ve
kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğimizden kimsenin
kuşkusu olmasın.
AB VETERİNER HEKİM
PLATFORMU
http://www.abveteriner.org
AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU
AB UYUM SÜRECİNDE TÜRKİYE HAYVANCILIĞININ BAŞLICA SORUNLARI VE
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
(Rapor)
Türkiye’de 24 Ocak 1980’den bu yana uygulanan yanlış politikalar
sonucu hayvancılık gerilemiş ve tükenme noktasına doğru
gelmiştir. Son yıllarda giderek ağırlaşan olumsuz gelişmeler
öncelikle hayvansal gıda ile beslenme ihtiyacı olan halkımızın,
ülkemizde hayvancılıkla uğraşan kesimler ile bu sektörde
profesyonel olarak çalışan meslek mensuplarının çalışma
koşullarını, istihdam alanlarını ve iş güvenliği konularını da
sıkıntılı bir noktaya getirmiştir.Bu şartlarda,özellikle kırmızı
et ve süt alt sektörlerinde Avrupa Birliğine uyum sağlanabilmesi
ve rekabet edebilmesi mümkün görülmemektedir.
Platformumuz bu konuda yapılması gereken acil önlemleri şöyle
sıralamaktadır:
1- Ülkemizde Hayvancılık Sektörünün en başta gelen sorunları
örgütsel ve yönetimseldir. Çok amaçlı kırsal kalkınma
kooperatifleri yerine, AB’de olduğu gibi üretim alt sektörlerine
göre ( besi, süt, tavukçuluk, arıcılık, ipek böcekçiliği vb. )
örgütler kurulmalı; üretimi, sanayii, ve pazarlaması ile entegre
olabilecek ihtisas kooperatifi modeline gidilmelidir.
Hayvancılığı destekleme projeleri adı altında köylülerimize
yıllardır, birer ikişer baş hayvan dağıtmakla hayvancılığın
kalkınamayacağı artık bilinmelidir. Hayvancılıkta hedef; orta ve
büyük ölçekli işletmeler kurulması olmalıdır. Şu anda kırsal
alana yönelik yapılan çalışmalar hayvancılık faaliyetinden,
kırsal kalkınma ve kırsal sanayileşmeden uzak bulunmaktadır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde, hayvancılık geliştirilmeden, kırsal
ekonomik kalkınmayı başarmak mümkün olmamıştır.
2- Hayvancılık sektörü, tarımda istihdam fazlası nüfusun düşük
maliyetle istihdam edilebileceği ve katma değeri yüksek olan
önemli bir faaliyet alanıdır. Çünkü AB ülkelerinde Tarım ve
hayvancılıkta fiili istihdam düşük görülmesine rağmen
hayvancılık sektörünün toplam istihdamdaki payı doğrudan veya
dolaylı olarak AB ülkelerinden Almanya’ da % 20, Hollanda’ da %
30’dur.Maalesef ülkemizde bugüne kadar popülizm içinde
yürütülen yanlış tarım politikaları sonucu; hayvansal üretim hep
geri plana itilmiş ve ağırlık bitkisel üretime verilmiştir.Oysa
yapılması gereken öncelikli iş; tarımsal üretimde
hayvancılığın halen %25-30’lar düzeyinde olan payını, AB’de
olduğu gibi %50’nin üzerine çıkarmak ve bitkisel üretim
ağırlıklı olan desteklemeleri hayvansal üretime yönlendirmek
olmalıdır.
3- Tüm Dünya’da hayvancılık sektörü, yönetimsel olarak veteriner
hizmetleri merkezlidir. Veteriner hizmetleri her ne kadar
hayvancılık faaliyetiyle ilgili görünse de zoonoz hastalıklar ve
gıda güvenliği yönüyle halk sağlığını da yakından
ilgilendirmektedir. Ülkemizde gelişmiş ülkelerin tersine bir
uygulamaya gidilerek, veteriner hizmetleri hem hayvancılık hem
de koruyucu halk sağlığı faaliyet alanlarından uzaklaştırılarak
etkisiz kılınmıştır. Hayvancılık ve veteriner halk sağlığı
alanlarında istenilen düzeye ulaşılması düşünülüyorsa veteriner
hekimlere bu idari yapılar içinde gereken yetki ve sorumluluk
verilmelidir.Nitekim yeni yayınlanan 2006 yılı AB İlerleme
Raporunun Gıda Güvenliği ve Veterinerlikle ilgili kısmının sonuç
bölümünde “Veterinerlik,
bitki sağlığı ve gıda sektörlerinde sınırlı ilerlemeler
kaydedilmiştir. Ne yasaların belirlemiş olduğu çerçeve ne de
idari yapılar AB müktesebatına uyulmasına izin vermemektedir.
Kontrol sistemi yetersiz kalmaktadır. Veteriner Hekimlik
alanındaki esas sıkıntı, özellikle hayvan hastalıklarının
kontrolü ve eradikasyonu ile ilgilidir.”
denilmektedir.
Bu nedenler den ötürü;
a) Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, mevcut fonksiyonel yapılanma
yerine, sektörel yapılanmaya gidilmeli ve hayvancılığın
yönetimi çok başlılıktan kurtarılmalıdır. Uluslararası Cenevre
Antlaşmasına uygun olarak; veteriner hizmetlerinin yürütüldüğü
diğer Bakanlıkları da içine alacak şekilde “ Hayvan Sağlığı,
Hastalıklarla Mücadele, Yetiştiricilik, Islah, Gıda Güvenliği ve
Veteriner Halk Sağlığı, Hayvan Hakları ve Refahı, Hayvan
Besleme, Sınır Kontrolleri ve Bilgi İletişim Sistemlerini ”
kapsayacak ve AB ile uyumlu olacak şekilde Veteriner Çerçeve
Kanunu çıkarılmalıdır. AB müktesebatının yaklaşık %25’i
veteriner hekimlik ile ilgili konulardan oluşmaktadır. Ülkemizde
AB’de rastlanmayan, hayvan sağlığının yanı sıra insan sağlığını
ve dolayısıyla ülke ekonomisini de tehdit eden önemli salgın ve
zoonotik hayvan hastalıkları yok edilemediği sürece AB’ye
katılım aşamasında çok ciddi sorunlarla karşılaşılacağı
muhakkaktır. Bu nedenle, sorunların radikal çözümü ancak güçlü
ve iyi organize olmuş, 1985 yılında yapılan reorganizasyondan
önce olduğu gibi taşra teşkilatı ve Veteriner Araştırma
Enstitülerini de içine alan bağımsız Veteriner İşleri Genel
Müdürlüğünün kurulması ile mümkündür.
b) Hayvansal kökenli gıdalarda AB’ de olduğu gibi “ Çiftlikten
sofraya kadar tüm aşamalarda veteriner kontrolü ” zorunluluğu
kuralının, ülkemizde de uygulanması için gerekli önlemler
alınmalıdır. AB tarafından, müktesebata uyum için 5179 sayılı
Gıda Yasasında yapılması istenen değişiklikler daha fazla
gecikmeden yapılarak, gıda terörü önlenmelidir. Ülkemizde bugüne
kadar veteriner hizmetleri uluslararası normlara ve AB’ ye uygun
yapılandırılmadığı için hayvanlardan insanlara gıda ve diğer
yollarla bulaşan zoonoz hastalıklar (Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi,
Kuş Gribi, Şarbon, Tüberküloz, Bruselloz, Kuduz, vs.) giderek
artış göstererek çok ciddi bir halk sağlığı sorunu
yaşanmaktadır. Ülkemizin zoonoz hastalıklarla bir mücadele
politikası ve stratejisi yoktur. Sağlık Bakanlığı bünyesinde
“Zoonoz Hastalıklar Komitesi” olması ve bazı kararlar alınmasına
rağmen uygulanmadığından her şey kağıt üzerinde kalmaktadır.
İnsan sağlığının korunmasında “ Koruma (yani koruyucu hekimlik
hizmetleri) tedaviden üstündür “ ilkesi göz önüne alınarak;
Doktor ve Veteriner Hekimlerin multisipliner bir yaklaşım
içerisinde koruyucu sağlık hizmeti verebilmesi için TSH Genel
Müdürlüğüne bünyesinde, WHO-FAO-O.I.E belirttiği normlarda “
Veteriner Halk Sağlığı Dairesi Başkanlığı “ kurulmalıdır.
4- Veteriner Hizmetleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile
sınırlı olmayıp Orman ve Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini de içine
almaktadır. Halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından çok önemli
görevleri olan Belediye Veteriner İşleri Müdürlüklerinin bazı
belediyeler tarafından norm kadro düzenlemeleri adı altında
kapatıldığı ve veteriner hekimlerin görevine son verildiği
görülmektedir. Halk sağlığını tehdit eden ve yürürlükteki
yasalara aykırı olan bu bilim ve hukuk dışı uygulamaya karşı
İçişleri Bakanlığınca gerekli önlemlerin ivedi olarak alınması
gerekmektedir.
5- Hayvancılık faaliyeti, tarımsal faaliyetle ilişkili bir
sektördür. Tarımda yaşanan çok ağır yapısal sorunlar, ister
istemez hayvancılığı da önemli bir şekilde etkilemektedir.
Ülkemizin henüz % 18 ’nin kadastrosu yapılmamıştır. AB’de en
küçük işletme arazisi 13 hektar iken bizde 6 hektardır. Tarımda
birim başına maliyet yüksek, üretim uluslararası standartların
gerisindedir. Hayvancılığı ileri ülkelerde ekilebilir tarım
alanlarının % 60’ı yem bitkilerine ayrılmıştır. Bizde bu oran
yem bitkilerine yapılan teşviklere rağmen %6 dolayındadır.
Hayvanlarımızın ihtiyacı olan kaliteli kaba yem yeteri
miktarda üretilememekte olup, buna bağlı olarak hayvansal
ürünlerin maliyetleri de ciddi oranda yükselmektedir.Mera Kanunu
kapsamında yürütülen ıslah çalışmaları henüz istenilen seviyenin
çok gerisindedir.Yayla ve meralar yeterince sahip çıkılmadığı
için işgal edilerek her geçen yıl azalmakta yada erozyonun
etkisi altında çoraklaşmaktadır.
6- Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerine etkinlik
kazandırılmalı, bağımsız, kendi politikasını üretebilir bir
yapıya kavuşturulmalıdır. Yönetim kurullarında Meslek
Odalarının atayacağı serbest veteriner hekimlerin de olması
gerekmektedir. Ülkemiz genelindeki tüm serbest veteriner
hekimlerle Birliklerin yapacağı bir ortak protokolle suni
tohumlama hizmeti çok daha sağlıklı şekilde verilebilir.
Nitekim bazı illerde Veteriner Hekim Odaları ile Birlikler
arasında yapılan protokoller sonucunda suni tohumlama
hizmetlerinin daha etkin hale geldiği ve kayıt işlemlerinin
hızlandığı görülmüştür.Amaç her ne kadar suni tohumlama yapmaksa
da bu gibi hizmetlerin yürütülmesinde zoonoz hastalıkların
kontrol ve denetimi ile ürün kaybına neden olmayacak şekilde
zamanında genital hastalıkların tedavisi de yapılarak hem halk
sağlığı hem de verimlilik göz ardı edilmemiş olacaktır. Damızlık
Birliklerine kayıt bedeli niteliğinde bir ödeme, serbest
veteriner hekimlerin destekleme primlerinden yapılabilir.
7- Damızlık Birliklerinin asıl görevi kayıt tutmak ve hayvan
ıslahını geliştirmek olmasına rağmen, kimi zaman ticari
yaklaşımlarla (özellikle veteriner ilaçları konusunda) asli
görevlerinin dışına çıkarak, serbest veteriner hekimliğin görev
alanına girme teşebbüsleri haksız rekabete neden
olmaktadır.Ülkemizde veteriner ilaçları,aşı ve biyolojik
maddelerin reçetesiz ve kontrolsüz kullanımının önlenmesine
yönelik olarak resmi denetimler sıklaştırılmalıdır.
8- Devletin ulusal politikalarında hayvancılık öncelikli olarak
ele alınmalıdır. Hayvancılığı ileri ülkeler seviyesine
çıkarabilmek için, yıllardır tarımın bir alt grubu olarak ele
alınan Hayvancılık sektör olarak ele alınmalı, ayrılan kaynağın
kullanımının hayvancılık sektörü dışındaki alanlarda
kullanılmasının önüne geçilmelidir. Her ne şekilde olursa olsun
damızlık hayvan ithalatı adı altında dahi yapılacak hayvan
ithalatı hayvancılık sektörü için çözüm değildir. Hatta ithalat
sektörün mevcut sorunlarına ilave bir takım sorunları da
beraberinde getireceği için sektörün çökmesine neden olacaktır.
Bugün hayvancılık sektöründe yaşanan sıkıntılar geçmişte
bilinçsizce tıpkı şimdi olduğu gibi ayni gerekçelerle yapılan
hayvan ithalatına dayanmaktadır. O nedenle damızlık hayvan
ithalatının tekrar önünün açılmasına yönelik olarak son dönemde
dillendirilen bazı görüşlere katılmak mümkün değildir. Başka
ülkelerden getireceğimiz damızlık hayvanların büyüdükleri
bölgelerdeki bakteri faunasına alışkın olmalarından dolayı nakil
esnasında ve sonrasında çevre ve beslenme şartlarına adapte
olamayarak, çeşitli hastalıklara yakalanma olasılığı çok
yüksektir.Bundan dolayı, hastalıklarla mücadele için
kullanılacak ilaç ve biyolojik madde, geçmişte olduğu gibi
yetiştiriciye ciddi bir maliyet artışına bağlı ekonomik yük
getirecektir.Bunlara ilave olarak, ithal hayvanların
beraberlerinde getirecekleri ve ülkemizde henüz görülmeyen
(Örn:Deli Dana) hastalıkları ülkemize taşımaları ve mevcut
sağlıklı hayvanlarımıza bulaştırmaları riski vardır.Nitekim
geçmişte IBR hastalığı ülkemize böyle bulaşmıştır.Bunun yerine
“damızlık düve yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi ve
hastalıklara dirençli olan yerli ırklarımızın suni tohumlama ve
embriyo transferi gibi modern yöntemlerden yüksek düzeyde
faydalanarak ıslahının desteklenmesine” önem verilmelidir.
Özellikle embriyo transferi yapılmasında kullanılan
embriyoların oldukça pahalı olması nedeniyle kesinlikle sübvanse
edilmesi gerekmektedir.
9- Uzun süredir, Tarım Bakanlığı bünyesinde, “Veteriner
Hizmetlerinin Özelleştirilmesi” adı altında veteriner hekimlik
mesleğinin tamamen ticarileştirilmesine yol açacak çalışmalar
yapılmaktadır. Son zamanlarda Bakanlığın bazı birimlerinin
özellikle damızlık birliklerinde ilaç satılması ve suni
tohumlama ve tedavi amaçlı veteriner hekim istihdam edip maaşla
çalıştırılmasına zemin hazırlayacak şekilde tavır almaları
düşündürücü ve üzücüdür. Ayrıca son dönemde veteriner hekim
olmayanların veteriner kliniği açabilmesiyle ilgili yasa
teklifleri verilmesi kamu hizmeti olan hayvan sağlık
hizmetlerinin ticarileştirilmesine yönelik faaliyetler
bilimsellikle bağdaşmayan, mesleğimizin yozlaşması ve ülke
geleceği açısından tehlikeli ve hatalı bir girişimdir. Veteriner
hekimlik mesleği; öncelikle hekimlik felsefesi ön planda
tutulacak şekilde serbest icra edilmeli ve etik kurallara uygun
olması esas alınmalıdır. Veteriner hizmetleri ancak serbest
veteriner hekimler kanalıyla meslek odalarımızın denetiminde
özel ve tüzel kuruluşlara sözleşmeli olarak götürülmelidir.
Veteriner hizmetleri alanında ilaç kullanımının
ticarileştirilmesi ve rantabl olarak değerlendirilmemesinin kamu
sağlığına verdiği zarar; son dönemde çıkan hayvan hastalıkları,
zoonoz hastalıklar ve hayvansal ürünlerdeki ilaç ve hormon
kalıntı tespitleri ile endişe verici boyuta taşınmıştır.
Platformumuz bu konularda son derece duyarlıdır.
Çünkü insan ve hayvan sağlığı tehlikededir.
Ülke ekonomisi dönüşü olmayacak zararlarla karşı karşıyadır.
Et, süt ve diğer hayvansal gıdaların tüketiminin amacı; toplum
sağlığına hizmet ve sağlıklı nesiller yetiştirmek iken bu
ürünlerin tüketiminin toplum sağlığına zararlı hale gelmesi
kaçınılmaz olmaktadır.
Platformumuz; ülkemizde Tarım Bakanlığında Veteriner Hekimlik
Hizmetlerine yeteri düzeyde önem verilmediği ve sürdürülebilir
bir devlet politikası oluşturulmadığı düşüncesi ile görüşlerini
paylaşma gereği duymuştur ve bu konuların takipçisi olacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 05/12/2006
AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU
-
Ankara-Giresun-İstanbul-İzmir-Mersin-Afyonkarahisar-Antalya-Gaziantep-Hatay-Adana-Amasya
Bölge Veteriner Hekim Odaları
-
Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği,Veteriner Hekimler
Derneği,Veteriner Dahiliyeciler Derneği,Hayvan Hakları İçin
Veteriner Hekimler Derneği
web:
www.abveteriner.org |