Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

 

Haber: Mehmet Karaarslan

Sağlık Haberleri, İstanbul

Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde tarım, hayvancılık, veterinerlik ve gıda güvenliği ile ilgili sorunların çözülmesi gerekiyor. Ancak AB Veteriner Hekimler Platformu, sürecin doğru işlemediğini, Tarım Bakanlığı'nın yeniden yapılanması gerektiğini  ifade ediyor.

Mutfağımıza giren her türlü ürün, toplumun sağlığını birinci derecede ilgilendirdiği için Avrupa Birliği Veteriner Hekimleri Platformu'nun yaptıkları basın açıklamasını sizlere aynen sunmayı önemsiyoruz:

2005 ve 2006 AB İlerleme Raporlarında, Veterinerlik ve Gıda Güvenliği ile ilgili sorunların öncelikli olarak çözülmesi, radikal adımlar atılması gerektiğine vurgu yapıldı. Basında da bu konularla ilgili pek çok haber ve açıklama yayınlandı. Veteriner Hekimlik Meslek Örgütleri ve Veteriner Fakülteleri de uyum çalışmalarının çok yavaş ilerlediğini oysa hastalık eradikasyonu gibi ciddi çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için öncelikle Tarım Bakanlığının yeniden yapılanması ve bu alana kaynak aktarılması gerektiği yönünde defaten uyarılar yaptılar. Ancak hiçbirisi fayda etmedi ve 'Kervan Yolda Düzülür' anlayışıyla veteriner hekimlik ve gıda güvenliği alanında AB'ye uyum adı altında ağır aksak, bölük pörçük bazı çalışmalar yapılarak, durum idare edilmeye çalışılıyor.

Gıda Yasası AB'ye uyumlu değilmiş

Örneğin AB'ye tam uyumlu diye çıkarılan Gıda Yasası'nın sonradan yarısından fazlasının uyumlu olmadığı "traji-komik" bir şekilde anlaşılıyor ve sil baştan yeni yasa hazırlamaya girişiliyor. Oysa taslak henüz Tarım Bakanlığı'nda iken bu konuda Veteriner Hekimlik meslek örgütleri tarafından yapılan uyarıların hiçbirisi dikkate dahi alınmamıştı. Sonuçta gelinen noktada; Tarım, Kırsal Kalkınma, Veterinerlik ve Gıda Güvenliği konularında müzakereler daha başlanmadan kapatıldı bile.

Sorunlar bu kadar apaçık ortada iken ve hastalığın teşhisi yapılmışken "yanlış tedavide ısrar edilmesi" gerçekten anlaşılabilir değildir. İnsanın aklına ister istemez şu soru  geliyor; "Acaba, AB sürecinde ülke hayvancılığı feda edilmek mi isteniyor? " Eğer öyle bir düşünce varsa şu çok iyi bilinmelidir ki bu sektörden ekmek yiyenler, ülke hayvancılığını düze çıkarmak için mücadele etmeye kararlıdırlar.

1980 sonrasında tarım ve hayvancılık alanında yapılan onca yanlış politikaya rağmen ülke hayvancılığı hala ayakta durabiliyorsa, bu kendi iç dinamiklerinin gücünden kaynaklanmıştır. Yoksa bir taraftan hayvancılıkta orta ve büyük ölçekli işletmeler kurmamız gerekir deyip, diğer taraftan vatandaşa 2 baş inek, 10-15 baş koyun dağıtmak türünden popülist projelerle hayvancılık kalkınmaz.

Acil çıkarılması gereken yasalar

Nitekim şimdi bu da yetmemiş olacak ki hayvan ithalatı yapalım diyerek, taşıma suyla değirmen döndürme hayalleri kurulmaktadır. Buna karşın veterinerlik ve gıda güvenliği alanında mutlak yapılması gereken reformlar ağırdan alınarak, hayvansal ürün ihracatının göz göre göre önü tıkanmaktadır. 4'lü Hijyen Paketi altında çıkarılması acil gereken yasa taslakları (Veteriner Hizmetleri Kanunu, Gıda Kanunu, Yem Kanunu, Gıda Hijyeni ile Yemin Resmi Kontrolleri Kanunu) bırakın yasalaşmayı, henüz ilgili Bakanlıktan bile geçememiştir.  

AB Veteriner Hekim Platformunun en önemli kuruluş amaçlarından birisi de "Hayvancılık sektöründe ve veteriner hekimlikte AB uyum sürecinin ülke menfaatlerine uygun ve sağlıklı bir şekilde işlemesini takip etmektir". Bu görevimizi aynı azim ve kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU

http://www.abveteriner.org


AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU

AB UYUM SÜRECİNDE TÜRKİYE HAYVANCILIĞININ BAŞLICA SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

(Rapor)

Türkiye’de 24 Ocak 1980’den bu yana uygulanan yanlış politikalar sonucu hayvancılık gerilemiş ve tükenme noktasına doğru gelmiştir. Son yıllarda giderek ağırlaşan olumsuz gelişmeler öncelikle hayvansal gıda ile beslenme ihtiyacı olan halkımızın, ülkemizde hayvancılıkla uğraşan kesimler ile  bu sektörde profesyonel olarak çalışan  meslek mensuplarının çalışma koşullarını, istihdam alanlarını ve iş güvenliği konularını da sıkıntılı bir noktaya getirmiştir.Bu şartlarda,özellikle kırmızı et ve süt alt sektörlerinde Avrupa Birliğine uyum sağlanabilmesi ve rekabet edebilmesi mümkün görülmemektedir.

Platformumuz bu konuda yapılması gereken acil önlemleri şöyle sıralamaktadır:

1- Ülkemizde Hayvancılık Sektörünün en başta gelen sorunları örgütsel ve yönetimseldir. Çok amaçlı kırsal kalkınma kooperatifleri yerine, AB’de olduğu gibi üretim alt sektörlerine göre ( besi, süt, tavukçuluk, arıcılık, ipek böcekçiliği vb. ) örgütler kurulmalı; üretimi, sanayii, ve pazarlaması ile entegre olabilecek ihtisas kooperatifi modeline gidilmelidir. Hayvancılığı destekleme projeleri adı altında köylülerimize yıllardır, birer ikişer baş hayvan dağıtmakla hayvancılığın kalkınamayacağı artık bilinmelidir. Hayvancılıkta hedef; orta ve büyük ölçekli işletmeler kurulması olmalıdır. Şu anda kırsal alana yönelik yapılan çalışmalar hayvancılık faaliyetinden, kırsal kalkınma ve kırsal sanayileşmeden uzak bulunmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hayvancılık geliştirilmeden, kırsal ekonomik kalkınmayı başarmak mümkün olmamıştır. 

2- Hayvancılık sektörü, tarımda istihdam fazlası nüfusun düşük maliyetle istihdam edilebileceği ve katma değeri yüksek olan önemli bir faaliyet alanıdır. Çünkü AB ülkelerinde Tarım ve hayvancılıkta fiili istihdam düşük görülmesine rağmen hayvancılık sektörünün toplam istihdamdaki payı doğrudan veya dolaylı olarak AB ülkelerinden  Almanya’ da % 20, Hollanda’ da % 30’dur.Maalesef ülkemizde bugüne kadar  popülizm içinde  yürütülen yanlış tarım politikaları sonucu; hayvansal üretim hep geri plana itilmiş ve ağırlık bitkisel üretime verilmiştir.Oysa yapılması gereken öncelikli iş;  tarımsal üretimde  hayvancılığın halen %25-30’lar düzeyinde olan payını, AB’de olduğu gibi %50’nin üzerine çıkarmak ve bitkisel üretim ağırlıklı olan desteklemeleri hayvansal üretime yönlendirmek olmalıdır. 

3- Tüm Dünya’da hayvancılık sektörü, yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Veteriner hizmetleri her ne kadar hayvancılık faaliyetiyle ilgili görünse de zoonoz hastalıklar ve gıda güvenliği yönüyle halk sağlığını da yakından ilgilendirmektedir. Ülkemizde gelişmiş ülkelerin tersine bir uygulamaya gidilerek, veteriner hizmetleri hem hayvancılık hem de koruyucu halk sağlığı faaliyet alanlarından uzaklaştırılarak etkisiz kılınmıştır. Hayvancılık ve veteriner halk sağlığı alanlarında istenilen düzeye ulaşılması düşünülüyorsa veteriner hekimlere bu idari yapılar içinde gereken yetki ve  sorumluluk verilmelidir.Nitekim yeni yayınlanan 2006 yılı AB İlerleme Raporunun Gıda Güvenliği ve Veterinerlikle ilgili kısmının sonuç bölümünde “Veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda sektörlerinde sınırlı ilerlemeler kaydedilmiştir. Ne yasaların belirlemiş olduğu çerçeve ne de idari yapılar AB müktesebatına uyulmasına izin vermemektedir. Kontrol sistemi yetersiz kalmaktadır. Veteriner Hekimlik alanındaki esas sıkıntı, özellikle hayvan hastalıklarının kontrolü ve eradikasyonu ile ilgilidir.” denilmektedir. Bu nedenler den ötürü; 

a) Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, mevcut fonksiyonel yapılanma yerine,  sektörel yapılanmaya  gidilmeli ve hayvancılığın yönetimi çok başlılıktan kurtarılmalıdır. Uluslararası Cenevre Antlaşmasına uygun olarak; veteriner hizmetlerinin yürütüldüğü diğer Bakanlıkları da içine alacak şekilde “ Hayvan Sağlığı, Hastalıklarla Mücadele, Yetiştiricilik, Islah, Gıda Güvenliği ve Veteriner Halk Sağlığı,  Hayvan Hakları ve  Refahı, Hayvan Besleme, Sınır Kontrolleri ve Bilgi İletişim Sistemlerini ” kapsayacak ve AB ile uyumlu olacak şekilde Veteriner Çerçeve Kanunu çıkarılmalıdır. AB müktesebatının yaklaşık %25’i veteriner hekimlik ile ilgili konulardan oluşmaktadır. Ülkemizde AB’de rastlanmayan, hayvan sağlığının yanı sıra insan sağlığını ve dolayısıyla ülke ekonomisini de tehdit eden önemli salgın ve zoonotik hayvan hastalıkları yok edilemediği sürece AB’ye katılım aşamasında çok ciddi sorunlarla karşılaşılacağı muhakkaktır. Bu nedenle,   sorunların radikal çözümü ancak güçlü ve iyi organize olmuş, 1985 yılında yapılan reorganizasyondan önce olduğu gibi taşra teşkilatı ve Veteriner Araştırma Enstitülerini de içine alan bağımsız Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün kurulması ile mümkündür.  

b) Hayvansal kökenli gıdalarda AB’ de olduğu gibi “ Çiftlikten sofraya kadar tüm aşamalarda  veteriner kontrolü ” zorunluluğu kuralının, ülkemizde de uygulanması için gerekli önlemler alınmalıdır. AB tarafından, müktesebata uyum için  5179 sayılı Gıda Yasasında  yapılması istenen değişiklikler daha fazla gecikmeden yapılarak, gıda terörü önlenmelidir. Ülkemizde bugüne kadar veteriner hizmetleri uluslararası normlara ve AB’ ye uygun yapılandırılmadığı için hayvanlardan insanlara gıda ve diğer yollarla bulaşan zoonoz hastalıklar (Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Kuş Gribi, Şarbon, Tüberküloz, Bruselloz, Kuduz, vs.) giderek artış göstererek çok ciddi bir halk sağlığı sorunu yaşanmaktadır. Ülkemizin zoonoz hastalıklarla bir mücadele politikası ve stratejisi yoktur. Sağlık Bakanlığı bünyesinde “Zoonoz Hastalıklar Komitesi” olması ve bazı kararlar alınmasına rağmen uygulanmadığından her şey kağıt üzerinde kalmaktadır. İnsan sağlığının korunmasında “ Koruma (yani koruyucu hekimlik hizmetleri) tedaviden üstündür “  ilkesi göz önüne alınarak; Doktor ve Veteriner Hekimlerin multisipliner bir yaklaşım içerisinde koruyucu sağlık hizmeti verebilmesi için TSH Genel Müdürlüğüne bünyesinde, WHO-FAO-O.I.E belirttiği normlarda “ Veteriner Halk Sağlığı Dairesi Başkanlığı “ kurulmalıdır. 

4- Veteriner Hizmetleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile sınırlı olmayıp Orman ve Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini de içine  almaktadır. Halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından çok önemli görevleri olan Belediye Veteriner İşleri Müdürlüklerinin bazı belediyeler tarafından norm kadro düzenlemeleri adı altında kapatıldığı ve veteriner hekimlerin görevine son verildiği görülmektedir. Halk sağlığını tehdit eden ve yürürlükteki yasalara aykırı olan bu bilim ve hukuk dışı uygulamaya karşı İçişleri Bakanlığınca gerekli önlemlerin ivedi olarak alınması gerekmektedir.

5- Hayvancılık faaliyeti, tarımsal faaliyetle ilişkili bir sektördür. Tarımda yaşanan çok ağır yapısal sorunlar, ister istemez hayvancılığı da önemli bir şekilde etkilemektedir. Ülkemizin henüz % 18 ’nin kadastrosu yapılmamıştır. AB’de en küçük işletme arazisi 13 hektar iken bizde 6 hektardır. Tarımda birim başına maliyet yüksek, üretim uluslararası standartların gerisindedir. Hayvancılığı ileri ülkelerde ekilebilir tarım alanlarının % 60’ı yem bitkilerine ayrılmıştır. Bizde bu oran yem bitkilerine yapılan teşviklere rağmen %6 dolayındadır.      Hayvanlarımızın ihtiyacı olan kaliteli kaba yem yeteri miktarda üretilememekte olup, buna bağlı olarak hayvansal ürünlerin maliyetleri de ciddi oranda yükselmektedir.Mera Kanunu kapsamında yürütülen ıslah çalışmaları henüz istenilen seviyenin çok gerisindedir.Yayla ve meralar yeterince sahip çıkılmadığı için işgal edilerek her geçen yıl  azalmakta yada erozyonun etkisi altında çoraklaşmaktadır. 

6- Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerine etkinlik kazandırılmalı, bağımsız, kendi politikasını üretebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Yönetim kurullarında  Meslek Odalarının atayacağı serbest  veteriner hekimlerin de  olması gerekmektedir. Ülkemiz genelindeki tüm serbest veteriner hekimlerle Birliklerin yapacağı bir ortak protokolle suni tohumlama hizmeti çok daha sağlıklı şekilde verilebilir.  Nitekim bazı illerde Veteriner Hekim Odaları ile Birlikler arasında yapılan  protokoller sonucunda suni tohumlama hizmetlerinin daha etkin hale geldiği ve kayıt işlemlerinin hızlandığı görülmüştür.Amaç her ne kadar suni tohumlama yapmaksa da bu gibi hizmetlerin yürütülmesinde zoonoz hastalıkların kontrol ve denetimi ile ürün kaybına neden olmayacak şekilde zamanında genital hastalıkların tedavisi de yapılarak hem halk sağlığı hem de verimlilik göz ardı edilmemiş olacaktır. Damızlık Birliklerine kayıt bedeli niteliğinde bir ödeme, serbest veteriner hekimlerin destekleme primlerinden yapılabilir.  

7- Damızlık Birliklerinin asıl görevi kayıt tutmak ve hayvan ıslahını geliştirmek olmasına rağmen, kimi zaman ticari yaklaşımlarla (özellikle veteriner ilaçları konusunda) asli görevlerinin dışına çıkarak, serbest veteriner hekimliğin görev alanına  girme teşebbüsleri haksız rekabete neden olmaktadır.Ülkemizde veteriner ilaçları,aşı ve biyolojik maddelerin reçetesiz ve kontrolsüz kullanımının  önlenmesine yönelik olarak resmi denetimler  sıklaştırılmalıdır. 

8- Devletin ulusal politikalarında hayvancılık öncelikli olarak ele alınmalıdır. Hayvancılığı ileri ülkeler seviyesine çıkarabilmek için, yıllardır tarımın bir alt grubu olarak ele alınan Hayvancılık sektör olarak ele alınmalı, ayrılan kaynağın kullanımının hayvancılık sektörü dışındaki alanlarda kullanılmasının önüne geçilmelidir. Her ne şekilde olursa olsun damızlık hayvan ithalatı adı altında dahi yapılacak hayvan ithalatı  hayvancılık sektörü için çözüm değildir. Hatta ithalat sektörün mevcut sorunlarına ilave bir takım sorunları da beraberinde getireceği için sektörün çökmesine neden olacaktır. Bugün hayvancılık    sektöründe yaşanan sıkıntılar geçmişte  bilinçsizce tıpkı şimdi olduğu gibi ayni gerekçelerle yapılan hayvan ithalatına dayanmaktadır. O nedenle damızlık hayvan ithalatının tekrar önünün açılmasına yönelik olarak son dönemde dillendirilen bazı görüşlere katılmak mümkün değildir. Başka ülkelerden getireceğimiz damızlık hayvanların büyüdükleri bölgelerdeki bakteri faunasına alışkın olmalarından dolayı nakil esnasında ve sonrasında  çevre ve beslenme şartlarına adapte olamayarak, çeşitli hastalıklara yakalanma olasılığı çok yüksektir.Bundan dolayı, hastalıklarla mücadele için kullanılacak ilaç ve biyolojik madde, geçmişte olduğu gibi yetiştiriciye ciddi bir maliyet artışına bağlı ekonomik yük getirecektir.Bunlara ilave olarak, ithal hayvanların beraberlerinde getirecekleri ve ülkemizde henüz görülmeyen (Örn:Deli Dana) hastalıkları ülkemize taşımaları ve mevcut sağlıklı hayvanlarımıza bulaştırmaları riski vardır.Nitekim geçmişte IBR hastalığı ülkemize böyle  bulaşmıştır.Bunun yerine “damızlık düve   yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi ve hastalıklara dirençli olan yerli ırklarımızın suni tohumlama ve embriyo transferi gibi modern yöntemlerden  yüksek düzeyde faydalanarak ıslahının desteklenmesine” önem verilmelidir. Özellikle  embriyo transferi yapılmasında kullanılan embriyoların oldukça pahalı olması nedeniyle kesinlikle sübvanse edilmesi gerekmektedir. 

9- Uzun süredir, Tarım Bakanlığı bünyesinde, “Veteriner Hizmetlerinin Özelleştirilmesi” adı altında veteriner hekimlik mesleğinin tamamen ticarileştirilmesine yol açacak çalışmalar yapılmaktadır. Son zamanlarda Bakanlığın bazı birimlerinin özellikle damızlık birliklerinde ilaç satılması ve suni tohumlama ve tedavi amaçlı veteriner hekim istihdam edip maaşla çalıştırılmasına zemin hazırlayacak şekilde tavır almaları düşündürücü ve üzücüdür. Ayrıca son dönemde veteriner hekim olmayanların veteriner kliniği açabilmesiyle ilgili yasa teklifleri verilmesi kamu hizmeti olan hayvan sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine yönelik faaliyetler bilimsellikle bağdaşmayan, mesleğimizin yozlaşması ve   ülke geleceği açısından tehlikeli ve hatalı bir girişimdir. Veteriner hekimlik mesleği; öncelikle hekimlik felsefesi ön planda tutulacak şekilde serbest icra edilmeli ve etik kurallara uygun olması esas alınmalıdır. Veteriner hizmetleri ancak serbest veteriner hekimler kanalıyla meslek odalarımızın denetiminde özel ve tüzel kuruluşlara sözleşmeli olarak götürülmelidir. Veteriner hizmetleri alanında ilaç kullanımının ticarileştirilmesi ve rantabl olarak değerlendirilmemesinin kamu sağlığına verdiği zarar;  son dönemde çıkan hayvan hastalıkları, zoonoz hastalıklar ve hayvansal ürünlerdeki ilaç ve hormon kalıntı tespitleri  ile  endişe verici boyuta taşınmıştır.  

Platformumuz bu konularda son derece duyarlıdır.

Çünkü insan ve hayvan sağlığı tehlikededir. 

Ülke ekonomisi dönüşü olmayacak zararlarla karşı karşıyadır.

Et, süt ve diğer hayvansal gıdaların tüketiminin amacı; toplum sağlığına hizmet ve sağlıklı nesiller yetiştirmek iken bu ürünlerin tüketiminin  toplum sağlığına zararlı hale gelmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Platformumuz; ülkemizde Tarım Bakanlığında Veteriner Hekimlik Hizmetlerine  yeteri düzeyde önem verilmediği ve sürdürülebilir bir devlet politikası oluşturulmadığı düşüncesi ile görüşlerini paylaşma gereği duymuştur ve bu konuların takipçisi olacaktır.  

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  05/12/2006


AB VETERİNER HEKİM PLATFORMU 

  • Ankara-Giresun-İstanbul-İzmir-Mersin-Afyonkarahisar-Antalya-Gaziantep-Hatay-Adana-Amasya Bölge Veteriner Hekim Odaları

  • Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği,Veteriner Hekimler Derneği,Veteriner Dahiliyeciler Derneği,Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneği

web: www.abveteriner.org

HABERLER

 

 

Yükselen Yeni Tür; Homo Violents


Her Şeyin Teorisi


İklim Dostu Bir Yaşam


Şifacı Doktor İnci Erkin


Kanser Tedavisinde Akıllı Moleküller


Balinaların Nesli Tehlikede!


İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek


Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları


Selçuk Erdem: İyi Çocuklar Değiliz Biz!


Okumanın Dinamiği


Nükleer Yayılma


Tiyatro Sporu ve Mahşer-i Cümbüş


Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi


Çocukluk Çağı Sinüzitleri


Barış Kadıköy'deydi 


Merakla Beklenen Seçim Kampanyaları


Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?


Haydi Türkiye Günde Bir Yumurta


Ayrıştırma


AKM Yıkılsın Mı?

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman 

Aydın Olgusu


İdil Soyseçkin

Mayıs Karnesi


Nilay Altın

Sihirli Dokunuşlar 


Burcu Akar

Anne Karnında Başlayan Öğrenilmiş Korkular -I-


Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak


Didem Çivici

Her Şey Güzel


Arbil Çelen

Tamam O Zaman


Engin Sezen

Anne Babaların Yapageldikleri Hatalar


Melda Güngül

Ne Yapmalıyım?


Özge Esirgen

Dünya’da Büyümek 


Rüya Yüksel

Sevgiliye Mektup


Özge Gündem

AKM Yıkılırsa Sevgilimi Nerede Bekleyeceğim?


Volkan Burnaz

Burası Ne Kadar Bizsiz


Buse Doğan

Nasıl yani, anlamak için yaşamak, özlemek için yitirmek mi gerekir?


Didem Çivici

Salıncak


Eray Çetinkaya

Zaman Yaşamı Yiyor


Fırat Erdoğan

Kapatılan Köy Enstitüleri ve Açık Olan Okullarımız 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00