|
Başyazar:
Türker Ercan
| Sayı
59 | Ağustos 2010
Hayat Ağacı
Bir hayat ağacı olmalısın ki
dalların üzerinde dalların var. Birbirinden farklı yaprakların ise
sonsuzluk kadar… Gövden uzayabildiği kadar uzamış ve zamansızlıkta her
türlü mekâna analık yapmış. Bir hayat ağacı olmalısın ki kökün
yaprakların tarafından besleniyor ve sonra dönüp dolaşıp yine kendisini
yeniliyor.

Temelde doğru sorularla başlayan
gerçek arayışı; “bilinemezcilerin”, “bilerek saptırmaları” sonucunda
yanlış şeritlere girmiştir. Her zaman olduğu gibi günümüzde de tüm karşı
çıkışlara rağmen ve başkaldırırcasına, varlık felsefesi kendini
ön plana çıkarmıştır. Gelişen Fizik bilgileri; bilgelerin bizlere
Ontoloji Felsefesinde anlattığı bilgilerin tutarlılığını ve
gerçeğin görünenden ne kadar farklı olabileceğini gösterirken; Fizik ve
Matematik gibi varlığın temel doğası ile ilgili tüm bilgi
disiplinlerinin “varlığın sırrının keşfinde” ne kadar önemli bir rol
oynadığını da ispat etmiştir.

İnsanlığın bilgi dünyasında
beklenmedik bir şekilde beliriveren bu gelişmeler, bilgelere
tekrar yüzümüzü dönmemizi ve kadim bilgilerle günümüz gelişmeleri
arasındaki sıkı bağları tekrar incelememize yol açmıştır. Bu durumda
varlığın esası yine karşımızdadır. Apaçık delillerle kuvvetli güven
sağlanır. Apaçık delilleri keşif ve kavrama noktası ise selim akıldır.
Delili olmayanın iddiası baştan geçersizdir ki zaten delilsiz çıkışlarda
dikkate alınamaz. Delil ise apaçık olandır. Ucuz kaçışlar delil olmadığı
gibi güven de vermezler. Güvenilir deliller için hem maddede hem de
manada, hem maddeyi hem de manayı arada sırıtıp duran hiçbir uyumsuzluk
olmadan, sarmaş dolaş bir bütünlük ve bir oluş haliyle izah edebilmek
gerekir. Bu gereklilik bizlere apaçık olanı verir. Bir şey apaçık
değilse kapalıdır.

Tek bir olasılıktan ibaret olmasa
gerek varoluş. Başı ve sonu belirli ve başı ve sonundan hem berisi hem
de ötesi yok. Mutlak yokluğun içerisinde bir kere yanıp sönen bir ışık.
Tek bir olasılık olmasa gerek. Tek bir olasılık olması için bile tüm
olasılıklar olmalıdır ki birisi olabilsin. Çünkü her birisi o tek bir
olasılıktır. Birisi oluyorsa eğer diğer tüm olasılıklarda var olmalıdır.
Bu varoluş olasılık önermesi diğer her bir tek olasılık içinde
geçerlidir. Tek bir olasılık olsa bile tüm olasılıklar beraberinde yine
olmalıdır. Tek bir olasılık gibi algılanırken, tüm olasılıklar
beraberinde gelmelidir. O tek bir olasılık kendisiyle beraber diğer tüm
tek bir olasılıklardır. Tek bir olasılık: Tüm olasılıklardır.

Eksik bir varoluş düşünülemeyeceği
gibi ayrı ayrı ve parçalanmış bir varoluş da düşünülemez. Varoluş
eksiklik kabul etmez. Eksik olan var olamaz. Var olan eksik değildir.
Eksiklik düşüncesi, varlık düşüncesinde bir yanılsamadan ibarettir.
Yokluk kudreti karşısında eksik bir varoluş kudreti kendisini hayat
planına çıkaramaz. Bizatihi kendi kudreti ile kaim olan varlık yokluğa
galiptir. O halde: Yokluk kudretine karşı ne yapıyoruz ki var olarak
kalabiliyoruz? Ayrı ve parçalanmış olarak görünen ise tümel varlığın
kendisi değil tümleyenlerin belirginliğidir. Bu belirginlik var olan her
türlü olası evrenlerdir.
Kökte, dallarda ve yapraklarda
bilincin her bir ayrı formda kendini biliş hali. Bazen önce kök ve dal
bazen de yapraktan köke doğru salınım. Döngüler üzerine döngüler! Kısa,
uzun ve kesişen çizgiler. Yakından uzağa ve küçükten büyüğe ve bilinen
tüm ilkeler ve bilinmeyenler. Her birisi bilincin bir şeklidirler.
Bilinç; en ilkel (temel) formundan, en ileri (gelişmiş) formuna doğru
yol alırken madde tahayyülü ile beraber deneyimleri ortaya çıkarmış ve
bu deneyim silsilesi içerisinde tepeden tırnağa her hali yaşamıştır.

Varlığın mı bilinci var? Yoksa
bilincin mi varlığı? Bilinç var olduğu için mi varlık var? Ya da varlık
var olduğu için mi bilinç? Bilinçsiz bir varlık var olabilir mi? Bilinç
ile varlık niçin iki ayrı kavram olsun ki? Birisi diğerine sebep ve
birisi diğerinin sonucu ise eğer, sebep ve sonuç niçin ayrı? Hem sebebin
sonuç hem de sonucun sebep olması niçin muhtemel değil? Birisi olmadan
diğeri olabilir mi ki ayrılık olsun? Ayıran aklın parçalayıcı bakışına
karşın bileştiren zihnin tümleyen tavrı!
Akıl, fark etme vasıtası. Fark
edebilmek için ayırma noktası. Her bir akıl noktası, algıların ve
düşüncelerin kavşağı. Kavşaklar çok ve çeşitli. Akıl ise ayırdıkça
sonsuz ve engin. Sonu olmayan bir farklılık! Sonu gelmeyen parçalamalar.
Sonsuzluğa yelken açan kalyonlar. Her bir bilincin kullandığı akıl
vasıtası ve her birisi sonsuzlukla nişanlı. Sonsuzluğun içerisinde kaç
tane sonsuzluk var? İç içe geçmiş sonsuzluklar nasıl ayrı ayrı olabilir?
Her birisinin kapasitesi sonsuzlukla eşdeğer iken, her birisi ayrımı
yoksa her birisi tek bir akıl mı? Akıl bir iken tüm varlıklar ayrı ayrı
mı?
Akla,
"parçala ve her bir parçayı
fark et" komutu vermeye gerek yok! Zaten öyle yapıyor. Bunu yaparken
yanılsamaları doğuruyor. Parçaların ayrıntıları tabi ki önemli ama
bütünü de merak etmeli! Aklı tersinden işleterek çıkılacak yoldan tüme
gidilir. Tüm ise bize varlığın esasını verir. O büyük resimdir. O,
“hayat ağacının ta kendisidir.” |