|
Yazar:
Nesrin
Dabağlar
| Sayı
59 | 18 Ağustos 2010 TSI 00:02
Sonsuzluğa Toltek Bakışı
Savaş Alanımız Sonsuzluktur

Gündelik
yaşam dünyası; bizi biz yapan ya da yıkan bir şey olarak görülür. Savaş
alanımız çevremizdeki dünya ile giriştiğimiz kavganın alanı değildir
oysaki. Gerçekte savaş alanımız ufukta, belki de bizim düşünemediğimiz
bir alandadır. Bu da insanın, insan olma biçiminden vazgeçtiği alandır.
Farkında
olmadan o alana doğrudur yolculuğumuz. O alanın adına sonsuzluk
denilebilse de, tam ve gerçek tanım olmak konusunda eksiktir ne yazık
ki… Sonsuzluk teriminin kelimesel olarak indirgenebildiği noktada, bizde
algılanan her şey eksik ve yetersiz kalacaktır.
“Sonsuz”
dediğimizde kişiselleştirmek durumunda kaldığımız şey; gerçekte
kişiselleştirilemeyecek kadar indirgenemez bir olgunun kavramıdır.
Enerji
bağlamında indirgenemez olması, sonsuzluğun; deneyimlenmesine engel
değildir bir taraftan. Evrende akan enerjiyi akadurduğu biçimde görmek;
bir varlığın ereceği doruk noktalardan birisidir.
Evrende
akan enerjiyi aka geldiği şekilde görmek,
şimdilerde tanımlanmış bir kavram gibi görünse de gözümüze; şaşırtıcı
bir biçimde tahmin etmediğimiz kadar eski bir kavramdır. Meksika
Şamanlarının çağlar boyunca geleneksel olarak aktarıp, bizlere kadar
taşıdığı bir “biliş” olarak karşımıza çıkar tüm esrarıyla.
Şamanlık Bilişi
Toltek
kelimesiyle özdeşleşerek günümüzde tanımlanan bu öğretinin içeriği;
şaman kelimesi altında, Meksika kaynaklı bir aktarımdır.
Don
Juan Matus adında Yaqui kızılderilisinin,
Carlos Castaneda (C.C) adında bir insanbilim uzmanı kanalıyla bize
aktardığı sıra dışı bu bilgi dizini, “Şamanlık Bilişi” adıyla
tanımlanır.

Don Juan Matus
Carlos Castaneda
C.C’nin;
Toplumbilimin, Felsefenin, Antropolojinin, hatta dinin alanına girmeyen
bir alan olarak tanımladığı Şamanlık Bilişi; doktora çalışması olarak
yazılmaya başlanmıştır. 12 kitap ile sonuçlanan bu paylaşım, C.C’nın Don
Juan ile geçirdiği uzun yılların sonucudur.
Kitap
dizininin tamamı enteresan öyküler ve bilgiler içerir. Sıra dışılığı ile
gerçek olup olmadığı tartışılan bu bilgi dizini; insana ve evrene bakış,
sonsuzluğun tanımlanması bağlamında ilgi çekicidir.
Don
Juan’ın Şaman Bilişi dediği bu biliş, Toltek uygarlığından iletile
gelmiştir ona göre. Don Juan, kendisinin Toltekler’e uzanan soyunda, bu
bilgileri atalarından çömezlik-ustalık yoluyla aldığını belirtmiştir.
Toltekler
Kimdir?
Esrarengiz bir biçimde tarihten kayboldukları ileri sürülen Toltek
Uygarlığı, Amerika uygarlıklarından birini oluşturan halk olup,
Meksika'daki Aztek-öncesi üç kültürden (Mayalar, Toltekler, Olmekler)
biri olarak kabul edilirler. Meksika topraklarında ilk insan
topluluklarına ait izler, yaklaşık 20.000 yıl öncesine dayanır.
Bıraktıkları eserlerin toprak üstüne çıkarılan kısmı; gelişmiş bir
medeniyetin izlerini taşır ve özellikle yine karşımıza piramitlerle
çıkan birtakım gizemler içerir.
Don Juan
Matus, atalarının uyguladığı çömez-usta yöntemiyle C.C’ya Şamanlık
öğretisini aktardığını belirtmiştir. C.C de bu bilgileri kitaplarla
dünyaya anlatmıştır.
Şamanların
erişmelerini hedefledikleri son aşama; çok basit bir tanımın içindedir:

Gerçekten ölecek olan varlıklar olmamız
Bu sebeple
insanın gerçek mücadelesi başka insanlarla ya da dünyayla olan kavgası
değil, sonsuzlukla olan mücadelesidir. Özünde bir teslimiyet olan bu
kavga, sonsuzluğu kabulümüzle sona erir. Bizim yaşamlarımız sonsuzluktan
çıkar, çıkmış olduğu yerde yani sonsuzlukta biter.
Kişiselliğimizin sınırlarını koruyabilmek için verdiğimiz tüm savaşlar,
Şamanlık bilişinin içinde anlamsız kalır. Bütün uygar insanların
gereksinmesi; bilinen dünyalarının sınırlarını korumaktır. Oysa bu
sınırlar, kaçınılmaz bir sonla bir gün nihayete erecektir.
Toltek Bilgeliğinde Enerji ve
Varlıklar
Toltek ya
da şaman bilişinin temel öğesi, enerjidir. Evrenin en ince ayrıntısı
bile bir enerjinin ifadesidir. Bu enerjiyi dolaysızca görme edimi sonucu
Şamanların ulaştığı bilgiye göre; tüm evren, aynı zamanda hem birbirine
karşıt, hem birbirini tamamlayıcı çift güçlerden oluşur. Bu iki güce
canlı ve cansız enerji adı verilir.

Cansız
enerji, farkındalıktan uzaktır. Canlı enerjinin titreşimsel durumu ise
farkındalık adını alır. Yeryüzündeki tüm canlılar titreşimsel bir
enerjiye sahiptirler. Titreşimsel bu varlıkların hepsine, organik
varlıklar denir. Enerjinin bağlılığını ve sınırlarını belirleyen şey
organizmanın kendisidir. Bir organizmaya bağlı olmaksızın titreşen canlı
enerji toplamları da bir bağlılığa sahiptir ve bunlara inorganik
varlıklar denir.
Canlı
olmanın temel koşulu; evrendeki başıboş enerjiyi duyusal veriye
çevirmektir. Basit bir indirgemeyle vericiden verileri alıp sese ya da
görüntüye çeviren radyo ve TV gibi… Organik varlıklar, aldıkları bu
enerjiyi bir tepkiye çevirerek bir açıklama dizgesi şekline dönüştürür.
Bu da varlığın kendi evrenini oluşturan edimdir.
İnorganik
varlıklar âleminde ise, dönüştürülen duyusal veri, onların âleminde
bizim aklımızın alamayacağı yorumlar şeklinde gerçekleşir. O boyut bizim
için tanımlanamaz durumdadır; dünyasal algımıza bağlılığımız gereği…

Duyusal
verilerin açıklanma dizgesi, bizim bilişimizi oluşturur. Organik
varlıkların tümünün kendilerine özgü ayrı bir bilişi vardır. Tüm organik
varlıkların bağlı olduğu bir biliş noktası da Ortak Bilişi
oluşturur. Şaman bilgeliği; bilişimize geçici olarak ara
verebileceğimizi ve o anda evrendeki enerjiyi aktığı gibi görme edimini
gerçekleştirebileceğimizi söyler. Bu görme; gözlerimizle gerçekleşmese
de onlarla görüyormuş gibi dizgelenebilir.
Bu görme
anında organik varlıklar; ışıklı toplara benzeyen enerji toplaşımları
olarak algılanır. Bu ışıklı topların her biri bireysel olarak evrende
mevcut olan bir enerji kütlesine bağlıdır. Bu enerji kütlesine
karanlık farkındalık denizi adı verilir. Işıklı toplar; kendi
ışıltılarından daha parlak olan bir noktalarından bu denize bağlanırlar.
Bu
bağlantı noktasının adı Birleşim Noktası’dır. Karanlık
farkındalık denizinden gelen enerjinin algılanmasının bu noktada
gerçekleştiği kabul edilir. Birleşim noktasında veriye dönüşen enerji,
bizi saran dünya olarak yorum kazanır. İnsana, karanlık farkındalık
denizinden gelen enerjiyi veriye çevirecek şekilde yeterlilik
sunulmuştur.

Evrenin
kendisi de sonsuza dek uzayıp giden ışıklı iplikçiklerden oluşmuştur.
Işıklı telcikler birbirine asla değmeden uzayıp giden kütleler
halindedirler. Herhangi bir kütleye odaklanma haline ise niyetlenme
denir. Şamanlar göre; bütün evren bir niyet evrenidir ve anlakla eştir.
Titreşimsel enerjinin en uç noktası, kendisinin farkında olan varlığın
kendisidir. Evrendeki bütün potansiyel dönüşüm ve değişimler
rastlantısal değil, titreşimsel enerjinin; enerji akışı düzeyinde
yaptığı niyetlenmenin ürünüdür.
Hayatımızda var olan her kavram; niyetlenmemiz sonucu cereyan eder.
Bizim bu satırlarda iletişim kurmamız için bilinçaltımızı ve bilincimizi
kullanarak paylaşım yaratacak ortamı oluşturmamız da bu niyetlenmenin
bir sonucudur. Aynı enerji kütlesini kullanarak ortak bilişte
buluştuğumuz bir noktadır şu saniyeler.
Evrende
akıp giden ışıklı telcikler, bizim birleşim noktamızdan geçecek biçimde
yönlenirler. Birleşim noktası; Şaman bilişine göre bir tenis topu
büyüklüğündedir. Sınırlı sayıda ışıklı telcik bu noktamızdan geçebilse
de, yine de pek büyük bir sayıda enerji alanı o noktadan geçer. Enerji
alanlarının birleşim noktasından geçerken çarpması sonucu oluşan
gündelik yaşam bilişi; bütün insanlar için homojendir. Çünkü birleşim
noktası, tüm insanlarda aynı noktada yer alır. Bu nokta; kürek
kemiklerinin bir kol boyu gerisinde, ışıklı topun dış sınırına yakındır.
Toltek
Bilgeliğinde Rüyalar
Meksika
Şamanlarına göre, birleşim noktası; normal uyku, aşırı yorgunluk,
hastalık durumunda yer değiştirebilir. Yeni bir konumdayken birleşim
noktasından geçen enerji alanları demetinin duyusal veriye çevrilmesi de
değişir. Bu durum yeni ve başka bir dünyanın algılanmasına yol açar. Bu
yenidünyalar, gündelik yaşam dünyasından farklı, orada yaşanabilecek,
ölünebilecek dünyalardır. Yaşadığımız dünyaya son derece benzeyen yönler
taşımakla birlikte tanımlama aşamasında da değişik bir biliş getirir.
Rüyalar; Şaman Bilgeliğinde bu yüzden çok önemli yer tutar.

Dünyasal
bilişimizin dışına çıkarak yaşadığımız rüyalar, farkındalık arttırarak
kontrollü olarak deneyimlenebilir. Rüyamızda rüyada olduğumuzu bilmemiz,
bazen rastlantısal olarak yaşanır. Rüya bedenimiz diye tanımlanan
dünyasal bedenden ayrı bir başka bedenimiz daha vardır. Bu bedene “Eş”
adı da verilir. Özellikle daha erişkinliğe erişmemiş olduğumuz
dönemlerde, yani dünyasal algı biçimimizin henüz kemikleşmediği dönemde
rüyada olduğumuzun bilincinde olmamız çok daha rastlanır bir durumdur.
Şaman Bilişine göre kadınlar, rüya konusunda erkeklere göre daha yetkin
ve yeteneklidirler. Bunu kadınlara sağlayan şey de, istenç denilen güç
merkezlerinin rahimlerine bağlı olmasındandır. Sonsuzluğa bakışta
Toltekler için kadınlar; erkeklerden farklı yetenekler taşıyan çok
önemli varlıklardır. Çünkü kadınlar, doğaları gereği; sonsuzluğa geçiş
için açık birer kapıya sahiptirler.
Toltek
bilgeliğinde rüya görme çalışmalarında, rüyada olduğumuzun farkına
vardığımız anda ellerimize bakmamız önerilir. Bu öneri; rüya bedenimiz
ile gerçek bedenimizin farkındalığını aynı noktaya bağlayabilmemizi
sağlamak için yapılır. İlerleyen çalışmalarda ellerin ardından tüm beden
ve bilincin rüyaya taşınması, dünyasal algının dışında var olan diğer
bir dünyada kontrollü olarak yaşamayı getirir.
Farkındalık, herhangi bir kültürün buyurduğu algısal olasılıkların
değil, insanın bütün algısal olasılıklarının bile bile bilincinde olma
edimidir. İnsanların topyekûn algılama kapasitelerinin serbest
bırakılması, onların işlevsel davranışlarını hiçbir şekilde bozmaz.
İşlevler en kaçınılmaz gereksinim halinde gerçekleşmeye devam ederken,
yeni değerler kazanmayı sağlayan yeni farkındalıklar, idealciliklerden
ve düzmece amaçlardan kurtulmayı getirir. Buna Toltek Bilişinde,
kusursuzluk denir.
Kusursuzluk;
insanın yapabileceğinin en iyisinin üstüne biraz daha fazlasını
gerçekleştirmesi demektir. Kusursuzluk yolunda, insanın üzerinden atması
gereken bir sürü özellik vardır. Bunlardan en önemlisi kendime acıma ve
kendini önemsemekten kurtulmaktır. İçsel sessizlik, yaşam öyküsünü
silmek, kendisinin ve evrenin izini sürmek, yansız olmak, farkındalığı
yükselterek kusursuz olmaya gitmenin yollarıdır. Evren bizde farkındalık
oluşturmaya çalışırken; bizim bir diğer herhangi varlıktan bir
üstünlüğümüz, ayrıcalığımız yoktur. Bir orman dolusu karıncanın bizim
gözümüzde birbirinden farkı olmadığı gibi, onun gözünde de bizim
değerlerinden bir farkımız yoktur. Bu sebeple kendimize acımamız ya da
kendimizi önemli saymamızın bir değeri yoktur. Kendi yaşam öykümüzü
algımızda sıradanlaştırma ve yansız olma; farkındalık için koşulsuz
şarttır. Kendi edimlerimizi ve evrenin edimlerini her an farkındalıkla
izlemek, içsel sessizlik sağlayarak evreni olduğu gibi hissedebilmenin
yoludur.
Tonal
ve
Nagual nedir?
Toltek
bilgeliğine göre; var oluşumuz esnasında iki ayrı güç halkasıyla
doğarız. Dünyasal boyutta akılla direkt bağlı olan birinci güç
çemberimizi kullanırız. Dünyasal algımızın oluşturduğu tüm her şey;
bizi biz yapan her şeydir ve ona Tonal
denir. Dünyaya anlam vermeye çalışan şey tonaldır, o olmadan bir takım
yabancı sesler duyar, bir şey anlamayız. Tonal gerçek varlığımızı
esirgeyen bir koruyucudur bu da ona edimlerinde kıskanç ve kurnaz olma
niteliği verir. Onu
doğumla birlikte büyütmeye başlarız. İçimize havayı ilk çektiğimiz o an,
Tonal içindeki erkle nefes almaya başlamış oluruz. Tonal doğumla başlar
ve ölümle biter. Hiçbir şeyi yaratamaz ya da değiştiremez ama yinede de
oluşturur dünyayı. Yargılamak, değer biçmek, tanıklık etmektir işlevi
çünkü. Tonal hiçbir şey yaratmayan yaratıcıdır.
İkinci güç çemberimiz ise
Nagualın alanıdır, istençle bağlantılıdır. Nagual bizim hiç
ilgilenmediğimiz parçamızdır. Nagual bizim betimleyemediğimiz
bölümümüzdür. İsim yok, söz yok, duygu yok, bilgi yok.
Yaşanabilir
ama hakkında konuşulamaz
Daha doğduğumuz anda
aslında iki parça olduğumuzu hissederiz. Doğum anında ve sonraki kısa
sürede tümüyle nagualızdır. Sonra işlev görmek amacıyla sahip olduğumuz
parçanın bir karşı parçası olması gerektiğini hissederiz. Aranan
Tonaldır ve bu en başından beri bir eksiklik yaratır. Derken Tonal
gelişmeye başlar ve önem kazanır, nagualın parıltısı körelir, onu
tümüyle kaplar. Artık tümüyle Tonal olduğumuz anda ise doğumdan
başlayarak bize eşlik eden ve bizi bütünleyen bir parça olduğunu sürekli
anımsatan o eski yetersizlik duygusunun arttığını seyretmekten başka bir
şey yapamayız.
Tümüyle Tonal olduğumuz
andan başlayarak eşler oluşturmaya koyuluruz. İki yanımız olduğunu hep
duyumsarız ama bunu tonalın nesneleriyle dile getiririz. Bir yanımız ruh
diğeri beden, zihin ve özdek, iyi ya da kötü, Tanrı ve şeytan gibi…
Aslında adanın üstündeki şeyleri eşleştirdiğimizin ayırtına varamayız.
Dünyasal
bilişimizin tanımlandığı güç alanımız, bağlı olduğumuz tonalimiz
tarafından yönlendirilir. Bizler bir başka yanımız daha olduğunu
duyumsasak da Tonal, hep kendisinin içinde kalmamız için sürekli
sopasını gösterir. Bu yüzden şaman bilişinde dışarıdan kabuğun
kırılması, yani çömez-usta ilişkisi gereklidir.
Organizmaların kendi birleşim noktasından bağlı oldukları büyük ışıklı
topun da bir birleşim noktası vardır. Topyekûn ışıklı yumurtanın
birleşim noktasının belirlenebileceği ve onun üzerine yoğunlaştırılacak
enerji ile yepyeni bir ortak dünya oluşturulabileceği kabul edilir.
Ortak bilişin değişmesi için evrensel niyetlenmenin gerçekleşmesi,
başarılabilinir bir olgudur. Oraya ulaşmak için yapılacak tek şey;
birleşim noktasının devinimini niyet etmektir.
Evrenden
akan enerji; sürekli şekilde itilip çekilir evren tarafından. Evrenin
vahşiliği, yırtıcılığı, acımasızlığı, sömürmesi gibi görülen bu
itme-çekme tepkimesi aslında, onun kendi farkındalığını deneyimlemeye
çalışmasından ibarettir.
Evren,
varlıklar üstünde baskı uygulayarak farkındalıklarını arttırmaya
çalışmaktadır. Evren bu yolla kendisinin farkında olmaya çalışmaktadır.
Bu yüzden Toltek Bilgeliğinin bilişsel dünyasında farkındalık; son ve
nihai aşamadır.

Don Juan’a
göre Şamanların arayışlarının doruk noktası; yeryüzündeki tüm insanların
hepsi için nihai enerji bağlamında bir olgu olan, doğru yolculuk
tur. Carlos Castaneda’ya göre Şamanlar; arayışlarını, sonunda bir
organizması olmaksızın, birleşik bir birim gibi davranabilme anlamında
bir varlık olma arayışı diye tanımlarlar. Bu açıdan varlıklar, yeni
biliş ufuklarına götürecek sıçrama tahtaları görevi gören hatırlatıcı
araçlar ya da uygulayımsal yapılardır sadece.
Toltek
Bilişinde ve bakışında varlıklar; gerçek savaş alanları olan sonsuzlukla
savaşırken, aynı zamanda teslimiyetle kabullenmelidirler onu.
Sonsuzluktan gelip, sonsuzluğa gitmek durdurulmaz bir döngüdür. Eksi
sonsuzdan artı sonsuza, ya da artı sonsuzdan eksi sonsuza… Savaşçılar,
bu sonsuz döngünün içinde erk avlayan ve yaşamının sonuna kadar
vazgeçmeyen kusursuz insanlardır. Kusursuzluğunun son noktası da;
Doğru Yolculuğu gerçekleştirip yeni Biliş Ufuk larına
ulaşmaktır.
İnsanın
insan olmaktan vazgeçtiği alan, kimilerine göre ölüm, kimilerine göre
sonsuzluktur. Ölümün ya da sonsuzluğun ne olduğu değil de, sadece var
olduğu gerçeğinin, bilişinde ve bilincinde olmak ve savaşmaktan
vazgeçmemek bile başlı başına bir farkındalıktır. |