|
Yazar:
Kevser Yalçın |
Araştırma
| Kapak
| Sayı
59 | Ağustos 2010
Neden Matematik Neden “Kırk”?
Görünen ile Görünmeyenin
arasındaki köprüdür bir bakıma sayılar. Hz. Musa’nın Sina Dağına gidişi 40 gün sürer,
tıpkı Hz. İsa’nın çölde geçirdiği süre gibi. Nuh’un gemisi de selde 40
gün 40 gece gezinmiştir.

Neden
Serisi'nin ilkine Neden Elma? üzerine yazı yazarak ve nedenini
araştırarak başlamıştık. İkinci serisini Neden Matematik? üzerine
ayırmayı uygun gördüm ve aşağıdaki paylaşımı, görüşlerinize ve
zihinlerinizde bir düşünmeye sevk edici durum arz etmesi için sunmaya
karar verdim.
Evrensel Dil Matematik
Çoklu sistemin, gelişmiş teknolojilerin ortak
dili matematik!
Görünen ile Görünmeyenin arasındaki köprüdür
bir bakıma sayılar. Sayılar ve rakamların sistematik bir araya gelişi ve
bir düzen oluşturması bilimine
Matematik diyoruz. Ve matematik
en güvenilir kaynaktır insanoğlu için. Çünkü bir araya gelişlerin, denk
düşme durumunun binde, milyonda olma ihtimali ya da sonsuza gitmesi,
tesadüf olmadığını gösterdiği ve daha anlaşılır olduğundandır.

Matematiğin evrensel, ruhsal, yüce zekanın
bir dili olduğunu düşünenlerdenim. Ve matematik her zeka seviyesinde
bilinir, güvenli ve anlaşılır sembollerin ortak dili. Birçok kutsal
kitapta ve ayetlerde ölçü ve denge olarak bahsedilen kompleks ve kaotik
işleyen matematiğin ve rakamların rol oynaması tesadüf olamaz.
Düşünüyorum, başka bir galaksiden, gezegenden
gelişmiş bir canlı bize mesaj yollasa acaba hangi dili kullanırdı diye?
Sanırım matematiksel bir kod ya da şifre yollardı.
Yolun, suyun, elektriğin olmadığı, okuma
yazma oranının neredeyse çok düşük olduğu, mecralarda yaşayanlar bile,
ürettiği beslediği hayvanlarının sayısını bilirler, ya da kaç çuval
ürünleri var, sayı ile hesaplayabilirler.
Matematik, evrensel bir dil ve aynı zamanda
bir yaşam biçimi.
Ve yüce yaradanın isimlerinden birinin de
sonsuz da olsa herşeyin sayısını bilme ve sayılma ifadesinin olması da
tesadüf olamaz. Sonsuz da olsa herşeyin sayısını bilen Muhsi,
Yüce Yaradan'ın isimlerinden biridir. Herşey sayıyla sayılıp,
dökülmüştür...
Tüm kutsal metinlerde sayının ve rakamın
önemi büyüktür. Ve kutsal ayetler hep rakamlar verirler ya da rakamları
gizli tutarak, ölçü ve dengenin, şaşmaz düzenin olduğunu anlatırlar.

Kur’anı Kerim’in, matematiğin, evrensel bir
dil olduğu ve herşeyin düzen ve ölçü içerisinde yaratıldığının
anlatıldığı, en mucizevi ayetlerinden biridir, “Gerçekten biz, her şeyi
bir ölçü ve dengede yarattık” (Kamer 49)
Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil
verdi. (Abese Sûresi 19)
Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik.
(Mürselat 23)
O, (her şeyi) ölçüyle yapıp
yönlendirendir. (A’la 3)
10 Emir!
4 Büyük Melek
4 Büyük Peygamber
4 Büyük Kitap
124 bin peygamber
40'ta 1 malından zekat
5 vakit namaz
Yılların sayısını ve hesabı bilmemiz için
Güneş'in ve Ayın görevlendirilmesi
Ramazanda bir gecenin bin aydan hayırlı
olması.
Ramazan ayı bire yetmiş verilen bir aydır.
Tekrarlanan yedi ayet
Üzerinde 19 var
3 Aylar
30 Ramazan
7 göğün rabbi
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır
Bin yılın bir gün gibi olması
Cehennemin bin yıl yakılması
İsa dedi: Sizlerin arasından ben seçeceğim,
binin içinden birini, onbinden ikisini ve onlar orada duracaklar, sanki
iki birmiş gibi! (Thomasın İncili)
Hz.Musa’nın Sina Dağına gidişi 40 gün sürer,
tıpkı Hz.İsa’nın çölde geçirdiği süre gibi. Nuh’un gemisi de selde 40
gün 40 gece gezinmiştir.
12 İmamlar, 12 Havariler, 12 Burç, Buda'nın
12 öğrencisi, Bir yılda 12 ay, 12 Burç, Musevilik'te Hz. Yakup'un
[İsrael] 12 oğlu (ve İsrail'in 12 kabilesi, Çin takvimi 12 hayvan.
Sayıların Önemi
Yıllar önce, dünyanın dönüş hızında 1 saniye
sapma olduğu ve bunun NASA tarafından hayati bir önem taşıdığı haberini
duyduğumda çok şaşırmıştım o zamanlar. 1 saniye nedir ki diye düşündüm
kendi kendime. Fakat sonraları anladım 1 saniyenin hatta, bir
milimetrenin, 10 mikronun, daha da ileriki araştırmalarımda, Kuantum
dünyasında, kuantsal rakamların, planc mesafelerinin ve zamanlarının ne
kadar hayati önem taşıdığını.

Rakamların, mesafenin, ölçünün ne kadar
önemli olduğunu ancak mezun olduktan ve işe başladıktan sonra öğrendim.
Sanatın, tekniğe dönüştürme işleminde mikronların hayati bir önem
taşıdığını, mikron mesafesinde en küçük bir sapmanın, ton bazında
iadelere sebep olduğunu, ancak mesleğimde anlayabildim. 0.1 mm (100
mikron) nin 0.2mm'den (200 mikron) çok daha değerli olduğu, şimdi
uğraştığım meslekte çok önemli bir değerdir ve anlamış oldum.
Büyülendiğimiz sanat eserleri, başta resim,
müzik ve heykel dalları da tamamen aslında birer matematik
şaheserleridir. Notaların yan yana dizilişlerinin armonisi, heykeltraşın
milimetrik hata yapmadan yeteneği ile meydana getirdiği heykeller ve
karşısında büyülendiğiniz tabloların, açı, mesafe, gerekli yerlerde
boşluk, renkler bütünü de aslında temelinde matematik ağırlıklıdır.
Matematik, mutfağımızdaki göz kararı da olsa, belli bir ölçü ile
yaptığımız yemekten, tüm bilim ve sanat dallarına kadar, dünyanın dönüş
hızı, mesafesi ve güneşe olan oranı, rüzgarın şiddeti ve yağmur
damlalarının açıları ve yeryüzüne düşüş hızları ve ara - açılarına kadar
herşeyde bir matematik gizemi mevcuttur.
Bir de hayati önem taşıyan rakamlar vardır
ki, onların durumunda en minimum bir sapma hayati önem taşır. Örneğin,
dünyanın güneşe olan uzaklığı, dünya ekseninin dönüş hızı, dünyanın
duruş açısı gibi açılar hep sabittir ve korunur vaziyettedir.
Bu arada insan dna sındaki kromozom sayıları
da sabittir, bir eksik bir fazla olması sakat doğumlara sebep olur.
Kalp atışımız, tansiyonumuz, kolesterol ve
kan ve şeker değerlerimiz ve bunun gibi hayati önem taşıyan
değerlerimizdeki sapmalar (düşme – yükselme) bizim yaşam
fonksiyonlarımızı etkilemektedir.
Bunun dışında, boy, kilo, artışlarının
kontrolü ve düzenliliği bir bebek için çok önemlidir. Ve sürekli
gözlenir.
Açıkçası matematik, rakamlar ve sayılar,
hayatımızın içindedir ve bizimledir. Matematikten uzak bir yaşam sürmek
neredeyse imkansızdır. Bir yere yetişmek için bile saate bakar ve
dakikaları sayarız öyle değil mi? Herşey rakamlar, sayılar üzerine
kurulmuştur çünkü anlayışımıza en uygun durum budur.
Bunun dışında rakamların ve sayıların
olmadığı, vicdan, mutluluk, huzur, aşk ve sevgi gibi kavramlar vardır
ki, bunların değerini ancak, gönül gözümüz ve yüreğimiz hesaplayabilir.
Bizim mantığımız dört işlem ve rakamlar,
formülleri kabul eder. Yani anladığımız matematikten, oysa ki ne
mucizevi, zihnimizin alamadığı ne kompleks ve kaotik ile işleyen, Yüce
bir Zekanın şaşmaz bir düzeni vardır.
40 sembolünün Kutsal Ayetteki Açılımı
Bir rakam vardır ki, Anadolu gelenek ve
göreneklerde bahsedilir ve önemi büyüktür. İslam dininde de yeri çok büyük olan ve
inisiyasyon çalışmalarında, olgunluğa erme ve tamamlanma, bütünlenme
olayının anlatılması için kullanılır bu rakam.

Özellikle o rakamı incelerken, azımsanmayacak
(yüzlerce) kadar bilgiye ulaşabildim ve aklıma en çarpıcı olarak
Kur’anın o rakama denk gelen suresine göz atmak oldu.
Ve bu beni gerçekten çok şaşırttı,
tahminlerim beni hiç yanıltmamıştı çünkü surenin anlamı da inanan
anlamına gelmekteydi.
KUR’ANın 40. Suresi Mü’min suresidir, inanan,
teslim olan, kabul eden, tamama eren anlamına gelmektedir. Ve 40.
ayetine denk gelen yerde de, cinsiyet ayrımı yapılmadan inanan her
kimsenin eşitliği anlatılmaktadır. Olgun, tamama eren ve ulvi bir
anlayışla yaklaşım ele alınmaktadır.
40. Surenin 40. Ayeti:
“Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya
erkek, kim, mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar
cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır.”
Bu ayette de açıkça, kadın ve erkeğin aslında
bir ve eşit olduğu, cinsiyetin farketmediği, inanan olarak iyilik
yaparsa hesapsız rızık alacağı anlatılmaktadır. Yine cinsiyet
farketmeden, bir kötülük işlerse de o oranda ceza alacağı anlatılıyor.
Benim burada anlatmak istediğim, ceza veya
ödül sistemi değil, eşitliğin ve olgunluğun vurgulanmasıdır.
Olgunluğun, dünya görüşünün ulvileşmesi,
cinsiyet ayrımının yapılmadığı bir anlayışta olmanın 40. surenin 40.
ayetine denk gelmesi bir tesadüf olamaz.
40 sayısının gizemi bize, tamama erme,
olgunluğa erişme, ulvi dünya bakışı, düalitenin bittiği, BİR ve BÜTÜN
olan anlayışı vermektedir.
40’tan sonra farklı bir kapı açılır, olağan
durumda bir değişme olur. Süregiden herşeyin seyri değişir. Bu yüzden
tamamlanma, tamama erme halidir.
40 sayısının Gizemi
Antakya'da bulunduğum zaman içerisinde
görüşmelerimde ve araştırmalarımda edindiğim 40'lar ile ilgili çok
ilginç tespitlerim olmuştur ve sizlerle bunu paylaşmak isterim.

Antakya'da dilden dile konuşulan ve Antakya
için şöyle bir efsane vardır, hep konuşulur. Büyük kıyamet kopmadan 40
yıl önce Haberci ortaya çıkacak ve Antakya depremlerle yok olacak ve
dünyanın son 40 yıl ömrü kalacak diye...
Samandağ'a konuk olduk, her sofrada söylenen
şu deyim çok dikkatimi çekti, yemek yemek istemeyenlere diyorlar ki
"sofranın hatırına 40 lokma". Sordum nedir anlamı diye "40 lokma doymak,
tamama ermek, tamamlanmak mış.... öyle diyorlar....
Ayrıca yine bu yöredeki inanışlara göre, bir
kişi yaptığı korkunç bir eylemden sadece kendisi sorumlu tutulmaz. 40
yıl süren, miras gibi, dededen toruna geçen bir lanetlenmeye tabi
tutulur. 40.yılın sonunda bu lanet o sülalenin üzerinden kalkar. Bunun
için herkes yaptığından sorumludur çünkü tüm kuşakları etkileyecek bir
durum meydana getirmiş olacaktır.
Ayrıca yapılan olumsuz bir büyünün de 40 gün
süresinin olduğuna inanılır. 40 günün sonunda etkisi geçecektir.
Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk
yaşına varınca şöyle der (Ahkaf: 15)
Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın
inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor
musunuz?” (Yunus 16)
Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye
tamamlandı. (Araf 142)
O halde orası onlara kırk yıl haram
kılınmıştır. (Maide 26)
Asırlardan beri, mistik
ustalar, çömezlerine, hep KIRK GÜN tavsiye etmişler…
Kırk gün sabret, kırkgün
tekrarla, kırk güne kadar gerçekleşir.
Halk arasında da, pratik
bilgilere dayanılarak, hüküm verilmiş..
Birine, kırk gün deli
denilirse delirir.
Yunus Emrenin 40 yıllık
bir çilesi anlatılır, düzgün odun taşır dergahına.
Ünlü Yazar Elif Şafak’ın
da kitabında Şems’in kurallarını belirlerken, 40 rakamını kullanması da
bir tesadüf olmamalı.
27. Kural: Şu dünya bir
dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından
hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana
gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur,
sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün
sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya
değişir.
Kırkı çıkmak, Kırk katır
kırk satır, Kırk gün kırk gece, Kırk kere söylersen olur, Kırkından
sonra azanı, Kırk parçaya bölünmek, Kırk yiğitler, Kırk haramiler, Kırk
dereden su getirmek, Kırklara karışmak, Kırk tarakta bezi bulunmak, Kırk
akşamın delisi, Kırk çarşamba bir arada, Kırk evin nankör kedisi, Kırk
gün düşünsem aklıma gelmez, Kılı kırk yarmak, Kırk bir kere maşallah,
Kırk kürk kırkının da kulpu kırık küp, Kırklanmak.
40 Rakamı Hazırlık ve
tamlıktır. Bereketli sayıdır.
Zamana işaret eden
4'ün ve bilgi demek olan 10'un çarpımıdır.

Kutsal metinlerde 40 gün
veya 40 yıl arınma bekleme veya hazırlanma süresidir.
Katolik Kilisesine göre
40 insanın Kanonik çağıdır. Yani zeka bu yaşta bütünüyle gelişmiş olur.
İslam Mistisizmine göre
Sufinin 40 günlük inzivaya katlanması şarttır.
Bektaşilikte 40'lar
vardır.
40 sayısı Tevrat'ta da insanın yaş
dönemlerini belirtir.
Doğum yapmış kadınların çocukları ve ölüler
için doğumdan ve ölümden sonra, 40 gün geçmesi daha sonra şerbet ve
lokma dağıtılması ile 'kırkı çıkmak' deyiminin kullanılması da 40
sayısının özelliğine olan inançla ilgilidir. Doğum yapan kadın ile doğan
bebeğin mezarı 40 gün açık kalır. Yani her an ölebilirler anlamındadır.
Kırkları çıkana kadar da, başka kırklı lohusa kadınlar birbirleriyle
karşılaştırılmazlar, kırkları karışmaması için. Bu yüzden lohusa kadın
ve bebeği, kırk gün dışarı çıkamazlar.
Ayrıca, insanlar tarafından Nuh tufanının 40
gün süren yağmurlardan sonra oluştuğuna,
Tanrının Hz. Adem'in çamurunu 40 gün
yoğurduğuna,
Dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi'nin
kıyametten önce 40 yaşında ortaya çıkacağına ve kırk yıl yeryüzünde
kalacağına inanılır. (Antakya efsenelerinde geçen bahis)
Kırk sayısı Kuran'da ve
onun hükümlerine dayanan hadislerde de geçer. Bunların biri de insanın
40 yaşında olgunlaşması ile ilgilidir:
Hz. Muhammed'e 40
yaşında peygamberlik verilmesi, İslam dininin doğuşu sırasında ona ilk
bağlananların kırk kişi olması, kadınlarda hamileliğin 40 hafta sürmesi
de bu sayının kutsallığına olan inancı geliştirdi. İnsanın malının
kırkta birini zekat olarak vermesi de bununla ilgilidir. Alevilikte en
eski sebah da kırklar semahıdır.
Hz. Muhammed'in isminin
(Arap alfabesiyle yazılışında) başında ve ortasında bulunan mim harfinin
sayısal değeri 40'tır. İsminden mim harfi çıkarıldığı zaman Ahad
kelimesi kalır ki bu da ALLAH'ın isimlerinden olup, 1 demektir.
Mısır Piramitlerin
sayısı 80'e yakındır. Hepsi Nil’in sol kıyısına kurulmuş ve vadide 40
kilometrelik bir uzunluk içine yayılmışlardır.
Olgunlaşma manasında, 40
fırın ekmek yemek deyimi kullanılır.
Şaman inanışına göre ruh
fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir.
Eski Mısır’da firavunun ölümünden kırk gün
sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda
kalırmıs. Ayrıca 40 sayısı Eski Mısırlılarda gök varlıklarının kendi
yörüngeleri üzerindeki dönüm sürelerini gösterir.
Hristiyanlar paskalyaya
40 gün oruç tutarak hazırlanır.
Bir fincan kahvenin kırk
yıl hatırının olması...
40 hadis
Bir yastıkta tam kırk
yıl kocama.
Masallarda düğün kırk
gün kırk gece sürer.
Beden susuzluğa ancak 40
gün dayanabilir.
Ayrıca 40 gün aksatmadan
sabah namazını cemaatle camide eda edenlerin O'nunla mutlaka karşılaşıp
görüşecekleri de Hızır Aleyhisselam'ın sırrına vakıf olanlar tarafından
nakledilmiştir. |