|
Yazar:
Burçin İvren | Sayı
59 | Ağustos 2010
Sokaklar
Kendimi aramak için çocukluğumun
geçtiği sokaklara daldım. Bir tepenin eteğinden akan suya vardım.
Altında bir mezar vardı. Ağaçlara baktım. Bir bisiklet turunda Serap'ın
koynuna arı girmişti mesela… Ya da biz bir bahçeden erik çalmıştık
Ceylan’la. Oğuz’la ilk o bankta oturmuştuk… Ben oralardan geçtim hep
bisikletimle…
Sokaklar…
Tüm sokaklar en renkli yollardan,
cafcaflı vitrinlerden daha değerli oldu benim için. Çünkü orada binlerce
insanın anısını saklayan ortak bir hazine vardı bir avuç toprakta. Zifti
tutmamış taşlı asfaltlarda… Kirli duvarlarda… O kadar geniş o kadar
büyüktü ki… Her biri bir şeylerini doldurdu orda.
Ve sokaklar sokaklar…
Loş ışığında oturduğum tüm kaldırımlar…
Çekirdek taşıyan karıncalar…
Hepsi benimdi tüm sokaklar.
O nedenle Nazan Öncel’ e ait "sokak kızı" şarkısını da sevdim. Ben bir
kızdım sokaktaki. "sokak" ismi gecen tüm rumuzları sevdim. Bir kişinin
rumuzu "sokaktaki adam" dı ve sırf bunun için onunla tanıştım.
Sokaklar sokaklar… En büyülü olan sizlersiniz… Ve ben sadece ve sadece
bir kaç şeyde, kendimi bulabiliyorum.
Bir gece mesela beni bağrına basan…
Ve yine bir sokak korkup kaçıp kendine saklanan.
Sokaklar sokaklar...
Sokaklar...

Not: Bu sokaklar Isparta’nın
Yalvaç ilçesine aittir. Adı geçen tepe, akan su mezar ve ağaçlıklar,
Anadolu Lisesinin eski olduğu yerdedir. Ben ortaokulu orada okumuştum.
Serap ve Ceylan benim geçmişten gelen dostlarımdır. Oğuz ise, ortaokul
aşkımdır.
Gariptir ki yakın geçmişimi unutabiliyorken, uzak geçmişimi hep içimde
taşıyorum.
Tanıştığımda o sokaklarla, ben ilkokul 3. Sınıfa gidiyordum. Sonra
öğretmen oldum ve yine aynı sokaklarda, bisiklet üstünde gezdim ben…
Biz oradan taşındık daha sonra. Ama o sokaklar hala “beni” taşır
üzerlerinde… |