Türkiye   ▪   Dünya   ▪   Bilim   ▪   Sağlık     Kültür Sanat     Çevre   ▪   Eğitim   ▪   Çocuk      Röportaj      Yaşam   ▪   Astroloji   ▪   Foto   ▪   Video

Anasayfa

Künye

Abonelik

Arşiv

Reklam

Kariyer

İçerik Politikası

Telif Hakkı

İletişim

İndigo'da Ara


Yazar: Ayla Seyhun | Sayı 59 | Ağustos 2010

Bütünlüğün Frekansı: Şifa

İndigo Dergisi’nde ilk yazım olacak bu. Her ilk gibi çok zorladı beni. Oysa konu alanım belli. Bitkiler ve onlarla gelen sağlık, güzellik. Bütünün penceresinden bakınca, bitkileri kendimizden ayırmak…  Kendimi sağlıklı ve sağlıklı olmayan diye parçalamak…  Hele hele güzel ve çirkin diye betimlemek… Oturmadı işte yerine.  

Peki ya şifa? Şifa bulmak, şifa vermek, şifacı, şifalı otlar… Neden şifalı etler diye bir deyim yok acaba? Omega zengini balıklarımız şifalı değil mi? Dağdaki kekiklerle beslenen keçilerin, danaların etlerinde şifa yok mu? Kendimizi margarinin fabrika tüten etiketlerine ve mutlu aile resmi çizen reklamlarına teslim ederek, burun kıvırdığımız kuyruk yağında bizi tümleyen hiç mi bir şey yok?  

Aradığımız, bulduğumuz, aldığımız, verdiğimiz bu şifa ne ola ki? Benim penceremden şifa bulmak, bir dertten kurtulmak değil, yaradılışla gelen bütünlüğümüze sahip çıkmaktır. Dert bizle kalabilir. Ancak derdin getirdiği sıkıntılar, karanlıklar içinde karşımıza çıkacak soluk bir mum alevi,  ruhumuzu sınırsız bir aydınlığa kavuşturabilir. Şifa birliğin, bütünlüğün frekansıdır. Bütünlüğün frekansında titreşebilmek için önce niyet gerekir. Siz niyetinizi net bir şekilde ortaya koyduğunuzda frekansınızı tamamlayacak, yükseltecek etkenler yolunuza çıkar. Bu etkenlerden en çok kullanılan ve gerçekte hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz şey şifalı diye nitelediğimiz bitkilerdir.

Örneklemek istedim birden. Gülyağının elde edildiği Isparta gülüne bakalım. Çelik imbiklerde damıtıldığında içinde 200 kadar etken madde tespit edilirken, bakır imbiklerde damıtıldığında 400 kadar etken madde var. Belli bir miktarının kokusu beyin frekanslarını 400 megahertz aralığına taşıyarak, konsantre olmanızı ve kolay öğrenmenizi sağlıyor. Fazlası ağlatırken, azı mutlu edip güldürebiliyor. Bunları içlerindeki tek bir etken maddeye bağlamak mümkün mü? Hangi oranlarda ve hangi karışımlarda nasıl etkiler yaptığını incelemek bir ömür değil, binlerce ömür ister bence. Kullanan kişinin niyetine göre, kuantum altı parçacıklarının hareket kabiliyetlerini de hesaplarsak… Çok kullandığımız bu yağı ne kadar az bildiğimizi anlatabildim mi bilmem. 

Bir bitkinin sağlıklı bir bütün olabilmesi, tüm işlevlerini yerine getirmesi için 92 elemente ihtiyaç duyduğunu biliyor musunuz? Biz insanlar doğanın tek hakimi olma sanrısı içinde bol keseden onu harcadığımız için, toprağı erozyona uğramış bu gezegende bitkiler 9 temel 7 de iz elementle varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. İnsanın henüz yaşamadığı, bu nedenle zarar veremediği alanlarda bu sayı biraz daha yüksek. Denizlerde durum daha iyi diye yosunlardan gübre yapılıyor şimdilerde. Denizlerin de canına okuduk ya. Ve bu gübrelerle beslenen sebzeler, bütünlüklerini kazanarak güçlü bir bağışık sistemine sahip olduklarından, kendilerine hastalık ve böcekler bulaşmıyor, bulaşamıyor.  

Bazı bitkilerin kökleri de daha derinlere giderek, tıpkı bir madenci gibi toprak yüzeyinde olmayan mineralleri işliyor, kendinin ve bizim kullanabileceğimiz forma getiriyor. Topraktaki demiri yiyemeyiz ama ıspanak yiyerek alacağımız demir kanımız için en elzem element. Ispanak bizim kan dolaşım sistemimizi düşünmeden, bize iyilik olsun diye değil, yaradılışın kendine biçtiği görevi sorgusuz, sualsiz, akıl yürütmeden yerine getiriyor. Bizi cezalandırmak için, “ Dur şu demiri işlemeyim de, insan görsün gününü!” dediğini hiç sanmıyorum. Tam tersine insanın tükettiği topraklarda gücünün tümünü sarf ederek, inançla demir aramaya, işlemeye ve dönüştürmeye devam ediyor.  

İnsan da varoluşu için temel ve iz elementlerin frekansına ihtiyaç duyuyor. Bedenimizi bir arada tutan karbon elementinin frekansını ruhsal anlamda sevgi frekansı olarak yorumlayabiliriz belki de. Yediğimiz, içtiğimiz her şey bir beden hücresine dönüşürken, taşıdıkları frekanslar ile bizi etkiliyor. Etkileri ise niyetlerimizle doğru orantılı.  Niyetimizi dualarla, meditasyonlarla, çeşitli ritüellerle güçlendirebiliyoruz.  Her sofraya oturuşta “Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin!” diyen rahmetli anacağımın sesi hala kulaklarımda. Bereketi sofrasında korumak niyetini yüksek sesle dört bir yana duyururdu her öğün. 

İhtiyaç duyduğu tüm elementlerden nasibini almış bir bitki, doğru zamanda toplandığında ve değerlendirildiğinde bize bütünün frekansını aktarma potansiyeline sahiptir. Boşlukları da niyetimiz doldurur. Doğru zamanda toplanması ve değerlendirilmesi konularını ise bir başka yazımda anlatmaya çalışacağıma söz veriyor ve niyetinizi bütünde tutmanızı diliyorum.  

Şifa ola!

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi |  Bkz.Telif ve Kopyalama Kuralları


| Başka  Paylaş


YAZAR HAKKINDA

Ayla Seyhun, 21 Mart 1957 doğumlu. 2010 yılında Balıkesir Üniversitesi Altınoluk Yüksek Okulu Aromatik ve Tıbbi Bitkiler Bölümünden mezun oldu. Dr. Michael Cohen’in uygulamalı eko-psikoloji eğitimine devam ediyor. Sanaya Roman’ın Ruhsal Büyüme kitabında okuduğumuz çalışmalarının temeli olan Light Body (Işık Beden) çalışmalarının kolaylaştırıcılığını yapıyor.

Yazar biyografisi için tıklayın


E-posta: aylaseyhun@gmail.com

Web: www.biryolcu.com

Facebook: Vahşi Bahçe


  Yazara Ait Son Yazılar

 

• Bütünlüğün Frekansı: Şifa




| Daha Fazla


Subscribe  Abone Olun


 

 

    

Kategoriler:

Hakkında:

Servisler:

Türkiye  ▪  Dünya  ▪  Bilim  ▪  Sağlık    Kültür Sanat    Çevre    Eğitim  ▪  Çocuk    Röportaj    Yaşam  ▪  Astroloji  ▪  Foto  ▪  Video

Künye  ▪  İletişim  ▪  İçerik Politikası  ▪  Telif ve Kopyalama Hakkı  ▪  Bağlantılar

Reklam  ▪  Abonelik  ▪  Arama Motoru  ▪  Arşiv

2005-2011 © İndigo Dergisi