|
Yazar:
Altan Akay
| Sayı
59 | Ağustos 2010
Tebdil
Hayatınızda bir şeyler yolunda
gitmiyor gibi mi hissediyorsunuz?
Birileri veya bir şeyler hakkında
hissettiklerinizin gerçek olduğunu biliyor ama gerçekliğini kimseye
ispatlayamıyor musunuz? Anneniz, babanız, eşiniz, kardeşiniz dinliyor
ama anlayamıyor mu sizi?

Her yol tıkandı gibi mi gözüküyor
bu aralar?
Hep derler… Ve ben de aynısını
diyeceğim. Bir zamanlar ben de sizinle aynı durumdayken, kimse bana bu
cümleyi kurmadığı için, siz duyun diye bu sefer, sizin için ben
söyleyeceğim. ”Ben sizi anlıyorum. Tanımasam, duymasam ve görmesem
de… Yalnız değilsiniz. Sizi seviyorum. Hadi yaslanın omzuma… Öyle
muhabbet edelim… Ama önce sizden bir ricam olacak; yarın sizler de
birileri için kurun bu cümleleri… Onlar da diğerleri, diğerleri ve
diğerleri için kursun. Onlara da söyleyin. Bilin ki; böyle böyle
kendimize geleceğiz. Birbirimizi severek ve anlayarak; birbirimize
yardım ederek…”
Sorsanız bana bu aralar nasılsın
diye; “sizden pek farklı değilim” diyebilirim. Bu cümlelere hayat vermek
aslında pek bir şey ifade etmiyor sizinle benim aramdaki farklılık
adına. Hepimiz uzun zamandır anlam veremediğimiz bir güçlük
içerisindeyiz sanki.
Bir arkadaşım arıyor ve soruyor
bana “ Sence ben nasıl biriyim? Sevilmeyecek biri miyim? “ Gülümsüyorum…
Görseniz o kadar da tatlı ve çekici biri ki. Her anlamdaJ…
Bir diğeri arıyor ve diyor ki; “
Ben bir şeyler hissediyorum. Eskisinden daha kuvvetli hissediyorum
insanları. Yalan söylüyorlar sanki. Dayanamıyorum zor geliyor. ” Ve
hıçkıra hıçkıra ağlıyor sonra...
Ve bir diğeri… Gerçekleri benim
dışarıdan gördüğüm kadar iyi görebiliyor. Ama kendine itiraf edecek gücü
maalesef şimdilik kendinde bulamıyor…
Kendimi sizden; evet sizden korumam
gerektiği kadar çok seviyorum. Bazen bana da zarar vermeye
çalışıyorsunuz çünkü kendinize verdiğiniz kadar…
Soracaksınız şimdi; “ ne yapalım o
zaman peki? ”
Hayatınızı düzeltmeye başlayalım
beraberce ve bunu yaparken kendimizin önce geldiğini unutmayalım.
Düştüğünü sandığımız uçakta önce kendi maskemizi takalım…
Sıkıntılı olduğum ve bunaldığım
zamanlarda ve hayatımda ters gittiğini düşündüğüm tüm olaylarda, ilk
olarak olayı değiştirmeye çalışmaktan vazgeçtim. Gülmeyin sakın ama önce
odamı toparlıyorum… Sonra bilgisayarımdaki dosyalarımı... Kafamda
başkalarına söylemek için taşıdığım cümleleri bir kenara yazıyorum ve
sonra tek tek onlara söylüyorum. Sonra da kendimi gökyüzünün altına
atıyorum… Sonra değiştirmeye yine devam ediyorum…
Ne olursanız olun… İster doktor
ister yönetici ister hukukçu… Dikkatlice bakın. Hiçbiriniz için torpil
yapmayacak olan bu dünyayı görün…
Düzene girmek süreçtir. İstemek,
eyleme geçmek. Küçüklerle başlayıp büyüklerle devam etmek…
Sorununuz neyle alakalı söyleyin
bana? Eşiniz, anneniz, işiniz, arabanız, arkadaşınız… Önce odanıza
gidin. Dolabı açın ve istemediğiniz eşyaları çıkartıp atın. Odanızda bir
şeylerin yerini değiştirin. Mutfak, banyo, salon… Sonra biraz durup
nefes alın. Devam edin tekrar. İş yerinizde masanızın üstündekileri
değiştirin. Düzenleyin… Planlarınızı düzenleyin… Bunları yaparken
dokunduklarınızın sizin olduğunu hissedin… Nefesiniz. Neden nefesinizin
güzelliğini hep dibe vurduğunuz zamanlarda anlıyorsunuz? Şimdi anlayın.
Bu yazı sizden daha çok şey biliyor veya bilmiyor. Bunu kabul edin…
Değişim süreçtir. Bazen odanızdan
başlayıp yeni evinize, bazen de düşüncelerinizden başlayıp karakterinize
kadar gider…
Not: Giden gider… Bağlasanız da
gider. Gerektiği zaman gülümseyerek göndermeyi bilin… Bilemezseniz bile
içiniz rahat olsun. Hayat size öğretecektir… |