|
Yazar:
İrfan Yurtbahar
| Temmuz
2010
Kaktüs Radyasyonu
Emiyor mu?
Radyasyonla ilgili Türkiye'de eğitim veren akademik kuruluşlarda görevli
radyoloji uzmanları,
elektronik cihazların yanına konulan bitkilerin
radyasyonu absorbe edip
etmediği hakkında
ilgili bilimsel bir bilgiye sahip
olmadıklarını, bu konuyla ilgili araştırma yapmanın da kendi görev
alanlarına girmediğini söylüyor.

Kaktüsgiller (Cactaceae) gövdeleri etli ve yaprakları diken şeklini
almış bir çiçekli bitkiler familyası Kaktüs, cins adı olmamasına rağmen,
kaktüsgiller familyasını oluşturan gövdeleri etli, yassılaşmış ve sulu
olan, yaprakları diken şeklini almış bütün çiçekli bitkilere verilen
ortak addır. Genellikle çöllerde ve tropiklerde yaygınlardır. Sukkulent
gövdeleri aynı zamanda özümleme görevini de yapar.
Kaktüsler çok yağış ve su istemeyen bitkilerdir. Yaklaşık 1800-2000
çeşidi bulunmaktadır. Kökleri çok uzun ve kalındır. Bu özellikleri ve
yapraklarının diken şeklinde olması, onları diğer bitkilerden ayırır.
Kaktüslerin eni ve boyu iyi beslendiği takdirde oldukça uzun ve
kalındır. Bazı kaktüslerin dikenleri zehirli olabileceği gibi, her
şekilde deriye battığında ince dikenleri yüzünden çok can acıtırlar ve
çıkarılmaları zordur.

Şili'nin kuzeyindeki Atacama Çölü'nde yaşayan bir kaktüs cinsi, yılda
ortalama bir litre suyla nasıl idare edebiliyor acaba?
Biyologlar, kuraklığa gösterdikleri harikulâde uyum sebebiyle kaktüslere
"kurakçıl bitkiler" adını verirler.
Kurakçıl bitkiler her türlü zorluğa katlanabilir ve yılın her devresinde
tohum verebilirler. Su kaybetmemesi için diken şeklinde oluşmuş
yapraklan, türe özgü bir dizaynla, etli gövdelerin üzerine belirli bir
geometri İle dizilmişlerdir. Kaktüs ailesi, her türlü özelliği ile
apaçık olarak çetin iklim şartlarına dayanacak gerekli sistemlere sahip
kılınmıştır. Bu sistem sayesinde bir su damlası bile israf edilmez.
Bilindiği gibi, kurak bölgelerde yağmur nadir görülür, ama çiy ve sise
bol rastlanır. Kaktüsler sis dağılmadan ve buharlaşma başlamadan önce
sis ve çiydeki suyu alabilmek için, dikenlerinin alt kısmında yer alan
ve birer sünger görevi gören küçük tomurcuklardan faydalanır. Sünger
tomurcuklarla çiy tabakasından emilen su, kaktüsün bütün dokularına
iletilir.

Pompa
Sistemi
Kaktüsler, su ihtiyaçlarını sadece süngersi tomurcuklardan sağlamaz.
Hayatları için lüzumlu suyu özel bir pompa sistemiyle elde ederler.
Toprağın derinliklerindeki suya hayli uzun kökleri ile erişirler. Bazen
kaktüsün boyu 50 cm. geçmez iken, kökleri 18 m derinliğe kadar
ulaşabilir ve bu kökler, çapı 12 metreyi bulan bir alana yayılır.
ABD'deki kurak arazinin yüz ölçümü Avrupa kıtasının neredeyse tam beş
misli. Bu topraklarda yetişen kaktüslerin genellikle yılda ortalama 200
mm3 suya İhtiyaçtan vardır. Oysa bu bölgelerde de buharlaşma, yaklaşık
1.700 mm3 su meydana gelmesine yol açıyor. Yani iklim ne kadar kurak
görünürse görünsün, resimdeki dev Saguaro. İhtiyaç fazlası 1 500 mm3
suya sahiptir.

Yağmur suyu veya çiy, kaktüsün kök seviyesine pompalanır veya dikenlerin
alt kısmında bulunan küçük tomurcuklar tarafından emilir. Bu safhada su,
kaktüsün ağırlığının yaklaşık %75'ini meydana getirir ve kurak bir
mevsim süresince de ağırlığının yaklaşık % 70'ini kaybeder.
Tasarruf Uzmanı
Bir
kaktüs için suyu depolamak ve suya sahip olmak, tek başına yeterli bir
tedbir değildir. Depolanan suyun terleme ile harcanmaması gerekir. Bu
yüzden bazı çok küçük yaprağa sahip kaktüs türlerinin yaprağı, normal
bir ağaç yaprağının 30'da biri kadar terler ve bu yolla 30 defa daha az
su kaybeder. Dikenli kaktüslerde ise. Zaten terleme problemi otomatik
olarak ortadan kalkmıştır.

Bu bitkiler sanki geometri tahsili görmüş ve silindirin kendileri için
en ideal yapı olduğunu biliyormuş gibi, güneş ve rüzgâr ile temas eden
alanlarını azaltacak ve böylece su kaybını en aza indirecek bir şekilde
sahip olmuşlardır.
"Yağlı" bitkiler de denilen sukulentler (kurakçıl bitkilerin büyük
çoğunluğunu teşkil ederler) bu noktada dikkate değer bir performansa
sahiptir. Mum kaktüsü, dallarındaki hücrelerin içerisinde yaklaşık 5 ile
10 ton su depolayabilir. Agav ve taş kaktüsleri suyu daha çok'
yapraklarında depo ederler. "Pachypodium" cinsi kaktüslerde ise, suyun
stoklandığı yer köklerdir. Kökler bir yandan su depolama görevini
görürken diğer yandan da ("Peyotl" türü kaktüste bariz olarak görüldüğü
gibi) genişleyip daralma hareketiyle bitkinin güneş ışınlarından
korunması İçin toprağın içine çekme vazifesini yerine getirirler.

Bilindiği gibi kaktüs, su ihtiyacını sadece süngerci tomurcuklardan
değil, özel bir pompa sistemiyle karşılar Özellikle sis ve çiyden emilen
su, Kaktüsün bütün dokularına iletilir ve burada uzun süre depolanarak,
ihtiyaç oranında kullanılır. Sadece keşfedilen bu sistemi bile SCHOTT
cam sanayine ilham kaynağı olmuştur, Fotoğrafta görülebildiği üzere,
kısa sürede büyük oranda sıvı emebilen özel bir cam imal edildi. Çok
gözenekli bir malzemeden yapılan bu cam, hafif, geniş bir yüzeye ve
yüksek depolama kapasitesine sahiptir Sintercam denilen bu özel madde,
kimyevi maddelere Karşı dayanıklı, aynı zamanda zararlı maddelerin
giriş-çıkışına da engeldir.
Canlı Su İstasyonları
Kaktüsler depoladıkları bu su ile kendi ihtiyaçlarını karşılarken, aynı
zamanda çölde susuz kalarak ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalan
insanların imdadına yetişirler. Meselâ, Arizona Çölünde dev kaktüslerin
bulunduğu bölgeler, gerçek birer vaha özelliğine sahiptir. Bu dev
kaktüsler de burada birer su istasyonu görevini görürler. Sadece
insanlar için değil, kuşlar başta olmak üzere, suya muhtaç diğer
canlılar için de.

Hem
Besin Hem İlaç Kaynağı
Opuntia (Kaynanadili) türlerinin meyveleri, özellikle de frenk incirinin
(Oftcus-indica) hem meyvesi hem de yağından istifade edilir. Bileşiminde
meskalin
(barsak yumuşatıcı) bulunan bazı
kaktüs türleri (örneğin: Peyotl kaktüsü) de çok eski tarihlerden beri
ilaç olarak kullanılır.
Gelelim
kaktüslerin radyasyonu
emip-emmediğine... Türk
Atom Enerjisi Kurumu şunu
söylüyor!
Türkiye
Atom Enerjisi Kurumu ise resmi internet sitesindeki ''sık sorulan
sorular'' bölümünde, ''Televizyon ekranları ve bilgisayar monitörleri
radyasyon yayar mı?'' şeklinde yöneltilen bir soruya şu yanıt veriliyor:
"Katot
ışın tüplü televizyon ve bilgisayar monitörleri, x- ışını üretmekle
birlikte normal çalışma koşullarında yüzeyinden 10cm mesafedeki
herhangi bir noktada doz hızı 0.1 mrem/h değerini aşmayan x- ışını
yaydıklarından dolayı, Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği'nin 5.
maddesinde belirtilen muafiyetler kapsamında olduğundan düzenlemeye
tabi değildir. Katot ışın, tüpsüz televizyon ve bilgisayar
monitörleri iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı değildirler. Radyasyon
Güvenliği Tüzüğü gereğince iyonlaştırıcı olmayan radyasyon
kaynakları kurumumuz faaliyet alanı kapsamında değildir"
Radyasyonla ilgili Türkiye'de eğitim veren akademik kuruluşlarda görevli
radyoloji uzmanları ise elektronik cihazların yanına konulan bitkilerin
radyasyonu absorbe ettiği (katı veya sıvı bir maddenin bir gazı, ışığı
içine alması, emmesi) ile ilgili bilimsel bir bilgiye sahip
olmadıklarını, bu konuyla ilgili araştırma yapmanın da kendi görev
alanlarına girmediğini söyledi.
Kaktüsle ilgili net bir bilimsel görüş yok.
Selçuk
Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Bölüm Başkanı
Doç. Dr. Mine Genç, vatandaşların net olmayan bilgilerle, ''sözde
radyasyonu emdiği için'' kaktüs satın almasının şaşırtıcı olduğunu
söyledi. Bu konuyla ilgili özel bir araştırma yapmadıklarını ifade eden
Genç, ''Kaktüsün radyasyonu emmesiyle ilgili bugüne kadar bir bilgiyle
karşılaşmadık. Zaten bizim işimiz, radyasyonun olumsuz etkilerini
araştırmak değil, radyasyonu kullanarak hastaları tedavi etmek'' dedi.
TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi'nde radyasyonun, iyonlaştırıcı olan ve
olmayan olmak üzere ikiye ayrıldığı belirtilerek, ''Atomları
iyonlaştıracak kadar yüksek enerjiye sahip olmayan radyasyon, hedef
malzeme üzerinde bir miktar ısı artışına yol açar ve bilindiği
kadarıyla, canlı organizmalar üzerinde olumsuz bir etkiye sahip
değildir'' deniliyor. |