Türkiye   ▪   Dünya   ▪   Bilim   ▪   Sağlık     Kültür Sanat     Çevre   ▪   Eğitim   ▪   Çocuk      Röportaj      Yaşam   ▪   Astroloji   ▪   Foto   ▪   Video

Anasayfa

Künye

Abonelik

Arşiv

Reklam

Kariyer

İçerik Politikası

Telif Hakkı

İletişim

İndigo'da Ara


Yazar: Ertuğrul Şahin | Haziran 2010

Dünyada Yaşam Türkiye’de mi Başladı?

NASA, 8 Ocak 2004 tarihli bülteninde, dünyada yaşamın başlaması konusunda bir bor madeni türevi olan kolemanitin anahtar rol oynamış olabileceğini belirtti.

NASA Astrobiyoloji Enstitüsü tarafından desteklenen ve buraya üye Florida Üniversitesi araştırmacılarınca gerçekleştirilen çalışmada, kolemanitin Amerika’da bulunduğuna işaret edildi.

İnternette arama yaparken bu bülteni ilk fark ettiğimde, o sıralarda bor madenleri ile ilgili “bor madeni ve sağlık turizmi”, “bor spreyi dünyayı kurtarabilir” gibi yazılarım da olduğu için konu hemen dikkatimi çekti ve kolemanitin asıl kaynağının Türkiye olduğunu belirten ilk yazımı Ocak 2006’da yayınladım.

Sonrasında da çeşitli şekillerde konuyu duyurmaya çalışmama rağmen henüz bir sonuca ulaşamadım.

Ülkemizin tanıtımı adına çok önemli sonuçlar doğurabilecek bu konunun, özellikle kolemanit yatakları olan ve işletilen Balıkesir, Bursa, Eskişehir ve Kütahya illeri tarafından da değerlendirilmesi gerekir.

Önce sorumu sorayım

NASA, bültenlerinde, kolemanitin yeri olarak Amerika’yı işaret etmiş. Ben ise Türkiye’yi işaret ediyorum. Çünkü en fazla kolemanit ülkemizde bulunuyor. Peki o zaman, dünyada ilk biyolojik yaşamın başlamasında kolemanit anahtar rol oynadı ise, yaşam Amerika’da mı başladı Türkiye’de mi?

 

İşte ayrıntılar

Yaşamın başlangıcını oluşturan malzemenin uzaydan geldiğine inanılıyor ancak şimdiye kadar uzay tozunda mevcut olan organik moleküllerin, dünyada nasıl olup da yaşamı başlatacak bir genetik yapıya dönüştüğü çözülemiyordu.

1953 yılında Stanley Miller, dünyanın başlangıç atmosferinde meydana gelen elektrik akımlarının, proteinlerin yapı taşı olan amino asitleri meydana getirdiğini göstermişti. Bununla birlikte, genetik malzeme için ihtiyaç duyulan şekeri tanımlamakta yetersiz kalmıştı bu çalışma.

Florida Üniversitesi araştırmacıları, bir Bor madeni türevi olan Kolemanit’in, uzaydaki toz bulutlarında mevcut organik moleküllerin, RNA olarak adlandırılan genetik maddenin esası olan ve riboz olarak adlandırılan şekere dönüşmesine yardımcı olduğunu tespit ettiler.

Death Valley, California, USA

Yukarıdaki üç paragraf NASA Bülteninden alınan bilgilerdir.

Yayınladıkları makalede, Kolemanit’in bulunduğu yer olarak Amerika’da bir bölge olan Death Valley işaret ediliyor.

İşte konunun Türkiye’yi ilgilendiren kısmı da burada ortaya çıkıyor. Çünkü, dünyanın en büyük Kolemanit yatakları Türkiye’de bulunuyor. Bulunduğu iller ise: Bursa, Balıkesir, Kütahya, Eskişehir.

Pek çok alanda çeşitli şekillerde kullanılan ve en kalitelisinin ülkemizde bulunduğu saptanan Kolemanit, seramik sanayinde de sır yapımına katılırken, dünyada yaşamın başlaması ile ilgili sırrı da çözecek gibi görünmektedir.

Bor’un önemi

Mart 2005’te dünyada ilk defa “manyetik alan turizmi” konusunu gündeme getirdikten sonra, hem bu konu üzerinde çalışırken hem de ülkemizde bol miktarda bulunan Bor madenleri nasıl gündeme taşınabilir diye düşünmeye başladım.

Sağlık amaçlı olarak kullanılabileceğini öğrendikten sonra, sağlık ve turizm amaçlı değerlendirilmesi hususunu, yazdığım çeşitli makalelerde ifade ettim.

Bor vücutta kalsiyum ve D vitamini metabolizmasında önemli rol oynamaktadır ve kemik kütlesinin kaybolmasına engel olmaktadır. Ayrıca hormon sistemi, bağışıklık sistemi ve beyin fonksiyonlarında önemli bir olumlu etkiye sahiptir. Borun, vücudun enerji metabolizmasında da rolü olduğu düşünülmektedir.

Ancak, Bor madeninin, dünyaya faydası olacak yönleri de olabilirdi. Ve ikinci aşamada, konunun bu yönü üzerinde bazı bulgulara ulaşmaya çalıştım. Bir nevi bulmaca çözme gibi olan bu süreçte, mevcut bilgiler ile kendi düşüncelerimi harmanlayarak, nükleer santrallerde ısı tutucu olarak kullanılan bir çözeltide Bor bileşeni de olmasından esinlenerek “Bor spreyi” konusunu ortaya attım.

Gerçekten de “bor spreyi” olarak ifade ettiğim bu çözelti ile dünyayı kurtarmak mümkün olabilir. Kurtarmaktan kastım; şu an dünyanın en büyük iki sorunu olan buzulların erimesi ve kasırgalar önlenebilir. Bunla ilgili yazım çeşitli yerlerde yayınlandı.

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi |  Bkz.Telif ve Kopyalama Kuralları

Paylaş   


YAZAR HAKKINDA

Ertuğrul Şahin, araştırmacı ve yazar, 1968 Mersin doğumlu. 1991 yılı Çukurova Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Mersin Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu mezunu. 1997-99 yılları arasında Niğde ve İzmir’de çeşitli ilaç firmalarında Tıbbi Mümessil olarak görev yaptı. 2004-2005 yıllarında 1,5 yıl süreyle Mersin Sanayicileri ve İş Adamları Derneği’nde Proje Danışmanı olarak görev yaptı. 2002 yılında, turizme yeni bir bakış açısı getirmesi amacıyla "Her Adım Bir Turizm" elektronik posta grubunu kurdu. Bugüne kadar “Elektronik Temas Turizmi”, “Değiş-Tokuş Oda Turizmi”, “Çağpaylaş Turizm”, “Turizmin Zaman Ayarları”, “Her Mahalleye Turizm Muhtarı”, “Sigara Paketi Yerine Turizm Paketi”, “Dağ Delme Turizmi”, "Manyetik Alan Turizmi" gibi turizme farklı bakış açıları getiren projeler geliştirdi. Manyetik alan turizmi fikri ile dünya turizm hareketinin yönünü değiştirmek anlamında önemli bir adım atarken, Bor madenlerinin sağlık turizmi amaçlı kullanılması düşüncesiyle de dikkatleri üzerine çekti.


E-posta: sahinertugrul@hotmail.com


  Yazara Ait Son Yazılar

 

Dünyada Yaşam Türkiye’de mi Başladı?




| Daha Fazla


Subscribe  Abone Olun


 

 

    

Kategoriler:

Hakkında:

Servisler:

Türkiye  ▪  Dünya  ▪  Bilim  ▪  Sağlık    Kültür Sanat    Çevre    Eğitim  ▪  Çocuk    Röportaj    Yaşam  ▪  Astroloji  ▪  Foto  ▪  Video

Künye  ▪  İletişim  ▪  İçerik Politikası  ▪  Telif ve Kopyalama Hakkı  ▪  Bağlantılar

Reklam  ▪  Abonelik  ▪  Arama Motoru  ▪  Arşiv

2005-2011 © İndigo Dergisi