|
Yazar:
İrfan
Yurtbahar |
Nisan 2010
Bitkilerde Wi-fi
Bitkiler Kendi
Aralarında Kablosuz İletişimi
Kullanıyorlar
Radboud
Üniversitesinden Josef Stuefer’in son araştırmaları bitkilerin
birbirlerini uyarmak için kendi kablosuz iletişim sistemlerini
kullandıklarını ortaya koyuyor.

Bundan dolayı bitkiler sadece orada kesilmeyi veya yenmeyi bekleyen can
sıkıcı ve pasif organizmalar olarak düşünülemez. Birçok bitki içsel
iletişim şebekeleri oluşturur ve etkili bir şekilde bilgi değişiminde
bulunabilir, zaten böcekler, ışık, kuşlar ve rüzgâr bitkiler arasındaki
iletişimi kablosuz olarak sağlıyorlar bir taşıyıcı reseptör görevi
görüyorlar.
Kablosuz iletişim
Sarmaşık, Çilek, yonca, kamış gibi birçok bitki doğal
olarak şebekeler oluşturur. Bireysel bitkiler birbirleri ile belli bir
zaman periyodunda bağlantılı kalır. Bu bağlantılar bitkilerin içsel
kanallar aracılığı ile birbirleriyle bilgi paylaşmasını sağlar. Bundan
dolayı bilgisayar şebekelerine çok benzerdir. Ama bitkiler birbirleri
ile ne hakkında konuşmak isterler?

Son zamanlarda Stuefer ve çalışma arkadaşları eğer
düşmanlar yakında ise bitkilerin birbirlerini şebeke hatları aracılığı
ile uyardığını ilk kez gösterdiler. Eğer bitkilerden birine tırtıl
saldırırsa, şebekenin diğer üyeleri içsel sinyaller ile uyarılır. Bunu
Kızıl ağaçlarının yaptığı bilimsel olarak tespit edilmiş durumdadır,
Uyarıldıklarında, el sürülmemiş, sağlam bitkiler yaklaşan tırtıllar için
daha az çekici olmak için kimyasal ve mekanik dirençlerini güçlendirir,
acıtonel adlı acı bir esans salgı salgılarlar ve rüzgar yardımıyla bunu
diğer çevredeki ağaçlara iletilmektedir.
Bu erken uyarı sistemi sayesinde, bitkiler saldırganların
bir adım önünde durabilir. Deneysel araştırma bunun bitkilerin zarar
görmesini önemli ölçüde sınırladığını ortaya koydu.

Virüsler
Ancak madalyonun öteki yüzü var. Bu
sadece Internet için geçerli değil, bitkiler için de geçerli. Bitki
virüslerinin bağlantılı bitkilerde hızla yayılmaları için altyapımı
sistemini kullanabildikleri görünüyor. Bu
nedenle bir bitkideki enfeksiyon, şebekedeki tüm bitkilerin
enfeksiyonuna ve hastalığa yol açıyor, ayrıca Küf mantarlar’ıda buna
neden olmaktadır.
Bu araştırma, bitkilerin genel imajının realitenin zayıf bir yansıması
olduğunu gösteriyor. Etrafımızdaki birçok bitkinin sürekli birbirleri
ile iletişimde olduğundan kim şüphelenirdi ki?
Işık
Daha
önceki köşe yazılarımda defaten belirtmişimdir, bitkiler ışık ve ısıyı
algılamaktadırlar en büyük enerji kaynakları bizde’ de olduğu gibi
Güneştir hem ısı hem de ışık. Bitkiler,
ışıktan sadece enerji kaynağı olarak faydalanmazlar. Filizlenme, büyüme
dönemlerinde ki hareketlerinde ve tomurcuk oluşturma esnasında ışığın
hedef gösterici özelliğinden de faydalanırlar. Bitkilerin siniri
olmadığından toprakaltı haberleşmeyi ışık sağlar. Tohumların dokularında
bulunan ışık tünelleri bu iş için özellikle bu şekilde meydana
gelmiştir. Bu ışık tünellerinin en nazik kılcal köklere kadar ışık
geçirdikleri tesbit edilmiştir.
İnsanlar ışık sinyalleri sayesinde çok eski zamanlardan beri
haberleşmektedir. Nakil maksadıyla geliştirilen cam lifli kablolar
sayesinde ışık dalgalarını çok uzaklara arızasız olarak nakletmek mümkün
olmuştur. (Takviye olmaksızın 30 km’ ye kadar).
Tohum ve bitki dokularına çok ince
hesaplarla yerleştirilen ışık tünellerinin toprak üstü şartlarla bitki
kökleri arasındaki haberleşmeyi sağlaması bilim’e bu konuda yol
gösterici bir rol oynamıştır.
Bitki de bile filiz verme, büyüme, tomurcuk açma, özel tünellerden gelen
ışık olmadan gerçekleşmemektedir.

Bitkilerin
Dişilik Hormonu
Progesteron hormonunun bitkilerde
olduğu kesinleşti. Yumurtalıklar tarafından sentezlenen hormonun,
şimdiye dek yalnızca memelilerde olduğu düşünülüyordu. Bitkilerde
progesteron benzeri kimyasalların olduğu bulunduğu daha önce öne
sürülmüş, ama progesteron varlığı kanıtlanmamıştı. Guiodo F. Pauli ve
ekibi, nükleer manyetik rezonans ve kütle spektroskopisi teknikleriyle
ceviz ağacı yapraklarında pregesteron varlığını saptadı, bir düğün
çiçeği (Ranunculus) türünde de progesteronla ilişkili beş yeni steroid (
bir nevi kortizon) keşfetti. Progesteronun bitkilerde ne görev
üstlendiği bilinmiyor ama bitkilerde var olması ileride bitkilerde organ
veya insan bitki karışımı akıllı ağaçlar üretilebileceğinin sinyalleri
olabilir bunlar, tabii ki aynı zamanda hormonun evrimdeki yeri
konusundaki bilimsel görüşler yeniden şekillendireceğe benziyor.
Bitkilerde her gün yeni şeyler çıkmakta keşf edilmekte, edilmeye’ de
devam edecek
Kaynaklar:
•
ScienceDaily- Hollanda,
http://pubs.acs/org/journal/jnprdf
•
Yurtbahar, İ (Temmuz,
2009).
Ağaç Okuma Sanatı.
İndigo Dergisi.
Fotoğraflar: İrfan Yurtbahar |