|
Yazar:
Rüya
Yüksel
|
Mart 2010
Nötr Algılama
Yaşamımız her an bir dizi deneyimle geçmekte. Çünkü
deneyim zihnin, düşüncenin tezahür etmiş halidir. Çoğu zaman bunun hiç
farkında değiliz... Sanki her şey kendiliğinden
olmakta.

Düşünmek en doğal
eylemimiz... Bazı eylemlerimiz ise bizim adeta bir robot gibi
davranmamızın sonucunda olmakta. Dış dünyadan aldığımız bir etkileşim,
bir ileti içimizde bir yerlere dokunuyor ve biz hemen tepkimizle cevap
veriyoruz. Bu cevaba bazen sözcüklerimiz, bazen de beden dilimiz eşlik
ediyor. Sonuçta duygularımız bir şekilde açığa çıkıyor. Bizler kimi
zaman bu sonuçtan memnun oluyoruz, kimi zaman haklı çıkmak adına
davranış geliştiriyoruz ki bu memnuniyet egolarımızı besliyor, çoğu
zaman ise yaşamımıza olumlu olarak yansımıyor, hoşumuza gitmiyor
düştüğümüz durumlar.


Şüphesiz
tüm bunlar her birimizin algılarıyla farklılık göstermekte, her
birimizin kişilik özelliklerine göre değişmekte. Yaşadığımız deneyimleri
algılama biçimimiz bizim olan olaylara kendi gerçekliğimizden bakarak,
kendi değer yargı süzgeçlerimizden geçirerek onları bir şekilde
değerlendirmemiz, anlamlandırmamızdır.
Pek
çoğumuzun ihtiyaçları ortak ya da benzer olsa da herkes kendi ihtiyacı
doğrultusunda kendi yapısallığının ihtiyaçlarıyla buluşmaktadır. O
nedenledir ki çoğu zaman olayların değerlendirmesini yaparken kendi
sübjektif düşünce süzgecimizden geçirerek ifade ederiz.
Yaşanan
deneyimlere yaptığımız yorumlar bizi direkt olarak ilgilendirse de
ilgilendirmese de bizim bilinçaltımızın bir şekilde dışa vurumudur.
Geçmiş yaşam deneyimlerimizden aldığımız dersler, çıkardığımız sonuçlar,
oluşturduğumuz inançlar, hepsi başlı başına etkendir.

İhtiyaçlarımız karşılanana kadar, kendi içsel dünyamızda tam ve bütün
olarak kendimizi ifade edene kadar zihnin gelgitleri devam eder.
Olayları kişisel olarak algılar, kendi yorumlarımızla değerlendiririz.
Bakış açımızı değiştirmediğimiz sürece de oluşturduğumuz bu döngü her
deneyimle kendisini besleyerek büyümeye devam eder. Ta ki biz artık bir
değişimi isteyene kadar.
İşte
burada bir değişimin gerçekleşebilmesi için bakış açımızın değişmesi
gerekir. Nötr algılama burada devreye girer. Nötr algılama sürekli
tekrarlanan benzer deneyim döngülerinden çıkmaktır, bakış açımızı
değiştirmektir. Olayları kendimizle ilişki kurmadan değerlendirmektir.
Kişisel algılamamaktır. Sadece olan olarak bakabilmektir.

İşte o
zaman olayların derinliklerini kavrayabiliriz, işte o zaman görünmeyenin
arkasında olanı görebiliriz, işte o zaman yargısızca değerlendirmeyi
gerçekleştirebiliriz. Olaya yorum getirmeden, hiç anlam katmadan, haklı/
haksız şablonlarından çıkarak, olan karşısında hiç bir duygu üretmeden
sadece tespitlerimizi yapabiliriz. Evet, bu tespitte bulunmaktır. Bu,
olanı reddetme değildir, bu olayı, olayın içindekileri yargılama
değildir. Umursamamazlık değildir, duygusuzluk değildir.

Nötr
algılama olanı en yalın şekliyle değerlendirme yaparak olan karşısında
sorumluluk almaktır. Olanı hissedebilmek tepki vermeden anlayabilmektir.
Bir anlamda niyetlerimizi sıfırlamamızdır. Sadece tespitte
bulunduğumuzda, pozitif ya da negatif algılama yapmadığımızda,
kutupluluk yaratmadığımızda içimizde var olan sevgi duygusunu yaşatmaya
devam edebiliriz. Bu sayede Evrenin sevgi bilincinin artmasına katkıda
bulunmuş oluruz. Aksi halde olayları kişiselleştirdiğimizde, hangi
duyguyu açığa çıkarıyorsak evrendeki o bilincin büyümesine ve
çoğalmasına katkıda bulunuyoruz demektir. İnsan olarak sorumluluğumuz
kutupluluk yaratmadan herkesin en yüksek hayrına seçimler yapıp,
evrendeki sevgi bilincini çoğaltmaktır. Bu görevin anahtarı ise nötr
algılamadır. |