|
Yazar:
Özge
Esirgen
|
Mart 2010
Kayıp Gül
Kitabı
elime aldığım ve ismine cezbolduğum ilk gün, gül rengi kapağı ile, ilk
sayfalara dalıp giderken karşıma çıkan Efes’le, Meryem’le duyduğum
heyecan, kitabı okuduğum süre boyunca devam etti. Heyecanım
gülümseyişlere, içime dokunan ufak düşünce seyahatlerine dönüştü zaman
zaman.
Sonundaysa, şaşırtıcı bir durağa, yumuşakça indirdi beni Kayıp Gül.

Kayıp
Gül’de çok şey bulabilirsiniz. İçinizdeki küçük çocuğu, gençkızı,
delikanlıyı, ya da ilk aşkınızı, birçok aşkınızı bulabilirsiniz.
Kendiniz olmak için en son ne yaptığınıza gidebilir, dolaşabilir, uzun
zamandır sormadığınız soruları hatırlayarak küçük bir yolculuk
yapabilirsiniz. Tüm o masalsı anlatımın gizemli gidişatı içinde yaşamsal
bir ‘öğretinin’ ağır dersleri ise gözden kaçırılmaması gereken bir
armağanı Kayıp Gül’ün. Hayat mutlaka öğretiyor ve kitap, bu gerçeği bir
demet gül içinde sunuyor, nazikçe tohumun orda, içimizde olduğunu
gösteriyor.
Masalsı
gözükebilen ama en gerçek şeylerden bile gerçek olmasını
isteyebileceğimiz bir öykü bırakıyor Kayıp Gül hayatımıza. Bir gençkızın
geçişleri ve yeniden doğuşuna eşlik eden genç bir erkeğin olgunlaşma
süreci ile sürüp giderken, her yaştakilerin yüreklerine yansımalar
yapıyor, hafifçe yükseltip, yumuşakça bırakıyor olduğunuz yere.
Başladığınız yerde bitip, güven duymaya devam edebilirsiniz. Fakat
aslında yol boyunca sizi bambaşka biri haline getirmiş olabilir. Kitaba
biraz kulak verip, onunla ‘konuşmaya’ başladıysanız, yolun sonunda artık
yalnız olmadığınızı da göreceksinizdir...
Arayışta
olan herkesin uğrayabileceği bir durak Kayıp Gül. Şükür ki her birimizin
içinde bir gül var ne de olsa. İşte bir kapı daha, korkusuzca
girebilenler için... |