|
Yazar:
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
| Eğitim |
7 Mart 2010 TSI 20:46
Türkiye'nin Ulusal Bilim Politikası Var mı?
Şubat
ayında ULAKBİM'de
yapılan toplantıda "Türkiye'nin
Bilimsel Yayın politikası" konusu
bir günlük çalıştay ile masaya yatırıldı. Çalıştaya ULAKBİM bünyesindeki
dört veritabanı grubunun üyeleri katıldılar.

Yaşam
Bilimleri Veritabanı gurubu üyesi olarak ben de toplantıya katıldım.
TÜBİTAK başkanının danışmanı sıfatı ile Prof. Dr. İsmail Hakkı Demirel
Türkiye'nin bilim politikası var mı? başlıklı sunusu ile Dünyada son
yıllarda hangi bilimsel alanlarda daha çok bilimsel araştırma ve yayın
yapıldığını karşılaştırmalı olarak sundular. Türkiye'nin dünyadaki
yerini de ortaya koydular.
Çizilen
Türkiye resmi, toplantıdaki akademisyenlerin
kafasında bıraktığı sonuç, dünyada yıllık makale üretme potansiyeli
yönünden 19'uncu sıradaki ülkemizin ürettiği
makalelerin değer görmesi bakımında dünyada aynı ağırlıkta olmadığı
görülüyor. Nüfus büyüklüğü üzerinden bin kişi başına bilim insanı,
bilimsel araştırma kapasitesi, yapılan yayınların atıf alması yönünden
pek de istenilen düzeyde olmadığımız görülüyor.
Toplantıda
Doç. Dr. Tulga Ulus, Türkiye'de üretilen bilimsel
bilginin ekonomiye ve endüstriye dönmediğini belirterek Türkiye'nin
bilim politikalarının belirlenmesi ve bunun içselleştirilmesi
gerektiğini belirttiler. Dr. Elif Gürses ULAKBİM'in 2010 yılı
hedeflerini anlattılar toplantıda Türkiye kaynaklı dergilerin indekse
geçmesi konusunu gündeme getirdiler.

Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri Dünyanın Göstergelerine Göre Ne
Durumdadır?
TÜBİTAK ULAKBİM yönetimi tarafından son yıllarda 1981-2007 arasında
Türkiye adresli olarak üretilmiş bilimsel yayınların sayısı ve etki
değerini "Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri (II)" adlı kitapta
toplamış bulunuyor. Kitap
Ulakbim adresinden indirilebilir.
Kitap bir
bütün olarak Türkiye dışındaki 44 ülke, AB-27 ve OECD ülkelerinin
bilimsel yayın sayısı ve etki değerleri karşılaştırmalı olarak
yapılmıştır. Türkiye adına üretilen yayınlar, 8 ana konu ve kategori
kapsamında yer alan 250 alt bilimsel disiplin düzeyinde incelenmiştir.
Mevcut
hali ile yıllık yayın sayısı sıralamasında Türkiye 2007 yılında 19. ve
2008 yılında ise 18. Sırada yer almaktadır. Ancak 1981-2007 yılları
ararsıda üretilen makale, derleme ve not türündeki yayın sayıları
yönünden 45 ülke arasında kümilülâtif alarak 26. sırada bulunuyor.

Her bir
bilim alanı ayrı ayrı olarak 44 ülke ile karşılaştırmıştır. Yetkililer
tabloları nasıl okuyorlar bilmiyorum ancak sayısal rakamlar ülkemizin
bilimsel olarak ürettiği yayınların pek de başka bilim insanları
tarafından kullanılmadığı görülmektedir. Türkiye adresli makalelerin
etki değeri birçok ülkeden çok çok geride bulunmaktadır. Hatta toplam
üretilen makale sayısı yönünden bizden çok geride olan ülkelerden de çok
gerideyiz. Türkiye adresli olarak üretilen makalelerin aldığı atıf
sayısı ve etki değerleri yönünden ise bilim dalları yönünden çok daha
gerilerde olduğu görülüyor. Türkiye'de üretilen yayınların çoğunluğu tıp
ve pediatri alandın da olmasına rağmen etki değeri yönünden en geride
olduğumuz görülüyor.
Kitapta
Türkiye adresli üretilen bilimsel yayınların etki değeri düzeyi ise
Dünya, OECD ülkeleri ve AB-27 ülkeleri ortalama değerlerinin yaklaşık
üçte biri kadardır. 1981-2007 döneminde ülkemizde üretilen yayınalar,
hem AB-27’nin ve hem de ABD’nin % 1,8' i kadar olduğu görülüyor.

Türkiye'nin Dünya Çapında Öncü Olduğu Bilim Dalları Var
mı?
Prof. Dr.
İsmail Demirel söz konusu kitaptaki verilere dayanarak ülkemizin
bilimsel olarak dünyadaki yerini sunmuştur. Sayın Demirel'in sununda
2000-2007 yıllarında dünyada 8 bilimsel alanda en çok çalışılan ve
bilimsel makalelerin yıllar itibarı ile karşılaştırmalı olarak
işlenmiştir.
Çoğunlukla
malzeme, biyokimya, Elektrik ve elektronik, bilgisayar bilimleri,
moleküler biyoloji, fizik, kimya, nöroloji, cerrahi bilimler ve
matematik en çok çalışılan konular olarak öne çıkmaktadır. ABD bu 8
alanda temel kabul edilerek diğer ülkelerin bu eksendeki etkinlikleri
değerlendirilmiştir. Karşılaştırmaya Avrupa birliği, Japonya, Çin,
Rusya, Hindistan ve Brezilya karşılaştırmaya alınmıştır. Türkiye de
karşılaştırmaya alınmış. Durum doğal olarak vahim. Türkiye'de öne çıkan
alanlar ise çoğunlukla cerrahi bilimler, çocuk hastalıkları, kimya
mühendisliği, veterinerlik ve ezacılık alanında en çok yayınların
yapıldığı görülmektedir. 2007 yılında dünyada tıp, matematik, kimya,
malzeme bilimi, biyokimya, çevre konuları öne çıkarken, Türkiye'de en
çok yayın yine tıp, kimya, nöroloji, gıda, kalp damar cerrahisi,
veterinerlik alanında daha fazla yayın yapılmaktadır. Ancak yayınların
etki değerinin yayınların sayısı ile ters orantılı olduğu
görülmektedir.
Sosyal Bilimler yönünden de dünya sıralamasına göre
gerideyiz
Sosyal
bilimlerde de Türkiye'nin karnesi ne yazık ki çok da istenilen düzeyde
değildir.
Dünyada
sosyo-ekonomik durma bağlı olarak 5 fen bilimleri alanında yapılan
yayın'a karşılık bir sosyal bilimler yayını yapılmaktadır. Avrupa'da bu
oran 7:1 oranındayken Türkiye'de bu oran 27:1 düzeyindedir.
Toplantıda
haklı olarak bazı konular tartışma yarattı. Örneğin Tıp bilimleri
konusunda çok fazla yayın yapılmasına karşın etki değeri konusunda çok
geride olmamızın neden sorgulanmadığı. Türkiye olarak bunca yayının ülke
ekonomisine ne kazandırdığı sorusudur. Batıda yapılan yayınların
teknolojiye dönüşmesi kadar, ilgili ülkelerin ürettiği teknolojinin
satılması ile ülkelerin ekonomilerine katkı sağlandığı, ancak ülkemiz
düşük kaliteli yayın yapmaktadır sorusu soruldu.
Üniversitelerin Bilimsel Kaliteye Önem Vermesi Gerekiyor
Tıp veri
tabanından Prof. Dr. Tayfun Özbey sorunun üniversitelerden
kaynaklandığını belirterek. Üniversitelerin akademik aşama politikasının
birçok yönden niteliği düşük yayınların yapılmasına neden olmakta
olduğunu belirttiler. Sayın Özbey kalitesi düşük yayınların ve
araştırmaların en önemli nedenin de üniversitelerde temel bilim
politikalarının ve felsefelerinin olmamasına bağlı olduğunu belirttiler.
Ayrıca bu durumun bir etik sorunu da olduğunu söylediler. Özbey'in
önerisi gerçekten çok önemli. Öneri olarak YÖK ve üniversitelerin
akademik aşama ve yükseltmelerde niteliği düşük yayın anlayışından
vazgeçmesi ve kalite unsuruna yer vermesi gündeme geldi. Yaşam Bilimleri
Veri Tabanında Prof. Dr. Hakan Yardımcı son yıllarda Ankara Üniversitesi
senatosunun akademik yükseltmelerde ULAKBİM veri tabanında taranan
dergilerde yer alan makaleleri belirli bir puan verilmesi önerisini
benimsediğini söyledi. Bu girişimin akademik yayıncılığın kalitesinin
artması için bir umut olarak görülmektedir.
Üniversitelerin Araştırma Stratejileri İle Bilimsel
Makale Kalitesi Yükselebilir
Bilimin
günümüzde araştırma temelinde pahalıya yapılması, bunun sonucunda düşük
kaliteli yayınların çıkması doğal olarak artık sorgulanmayı
gerektirmektedir.
• Her
üniversitenin veya araştırma kuruluşun da araştırma ne için yapılıyor?
• Makale
ne için yapılıyor? Üretilen makaleler Ülkemizin Hangi ihtiyacına cevap
vermektedir?
•
Üniversitelerin belirli bir hedefi ve stratejisi var mı? Üniversitenin
temel felsefesi var mı?
•
Üniversite yöneticilerinin bilimsel kapasitesi ve etkinliği nedir?
• Bilim
insanlarının belirlenmiş hedeflere yönlendirilmesi, belirli bir ruh ve
amacın kazandırılması sağlanmış mıdır?
Sık sık
benim de sorduğum bir soru toplantıda gündeme geldi, şöyle ki, yapılan
yayınların çoğunluğu akademik aşama için yapılıyor. O zaman da yapılan
yayınlar ülkemizin hangi temel sorusuna cevap vermek için yapılmaktadır?
Bilimsel yayıncılık stratejimiz var mı? Ülkemizin bilimsel bir hedefi ve
stratejisi var mı? Soruları üniversitelerin araştırma potansiyeli ve
bilimsel yayın kalitesi açısından hayatı önem taşımaktadır.
Bilimsel Veriler Karar Vericiler İçin Önemli Bilgi
İçermektedir
Her bilim
disiplininin dünyadaki ağırlığı ve etki değerlerini görmek için
hazırlanan kitap ülkemiz bilim politikansa yön veren Hükümet, YÖK,
TÜBİTAK, TÜBA, Üniversiteler için önemli bir çalışma. Yöneticilerin
yanında her bilim disiplinin bağlı olduğu bölüm, anabilim dalları ve
bunların dernek ve vakıfları içinde kendi bilim alanlarındaki resmi
görmesi bakımından önemli bir şanstır. Kendi bilim dalımla ilgili olarak
durumumuzun beklenenin gerisinde olacağını beklemiyordum. Umarım
üniversiteler bu verileri kullanarak yayına dayalı akademik aşama ve
yükseltme yerine bilimsel niteliğe dayalı bir politikaya geçerler.
Sonuç
olarak ülkemiz bilimsel makale sayıları yönünden son yıllarda önemli bir
gelişme gösterdi. Ancak makalelerin atıf alması ve etki değeri yönünden
dünya ortalamasının çok gerisinde yer almaktayız. Bugüne kadar niteliği
düşük üretilen makalelerin bilimsel gelişmeye ve ülke ekonomisine
katkıda bulunmadığı daha çok akademik aşamaya ve yükseltmeye yönelik
olduğu sıkça işlendi. Ülkemizin artık belirli bir doygunluk düzeyine
gelmiş olan bilimsel makale üretme potansiyelinin artık nitelikli
bilimsel araştırma ve yayınlara geçmesi gerekir. Bu bağlamda ULAKBİM
Türkiye'nin genel potansiyelini ve dünyadaki yerini gösteren resmini
açık olarak gösterdi. Bundan sonra karar vericilerin adım atması
gerekiyor. Yeniden aynı soru: Türkiye'nin Bilim politikası var mı? Bu
sorunun cevabını sanırım çoğumuz biliyoruz. |