|
Yazar:
Gülden
Kaplan
|
Mart 2010
Ruhsal Coğrafyanıza Yolculuk:
Evrensel Yasalara Uyum Sanatı
“Siz,
Yaratıcı’nın değer katarak dünyayı şereflendirmesini istediği varlıklar:
O’na aynı içtenlikle cevap veriyor musunuz? Bu yazı şuurunuzu tekrar
yoklamak için yazıldı…”

Kainat’a
hayran kalmamak mümkün değil. Bunun nedenlerinden en önemlisi de bir
denge içinde yaratılmış olmasıdır. Bu yüzden muhteşem bir tasarımın
ürünüdür. Bu tasarımda her detay öyle iyi ayarlanmıştır ki, her varlık
istemli yada istemsiz belirlenmiş yasalara uyum göstermektedir.
Milimetrik hesaplara dayanan bu sistem, yaşam için en elverişli
koşulları hazırlamıştır. Bu belirli bir maksat dahilinde yapılmıştır.
Yaratıcı’nın en çok arzu ettiği şey ise tüm bunlara duyacağınız saygı ve
kendinizle beraber tüm canlıların huzuru için göstereceğiniz uyumdur. Bu
uyum çerçevesinde yapabileceğiniz çok şey var. Bunları anlayabilecek ve
uygulayabilecek donanımda gönderildiniz dünyaya… Siz, Yaratıcı’nın değer
katarak dünyayı şereflendirmesini istediği varlıklar: O’na aynı
içtenlikle cevap veriyor musunuz? Bu yazı şuurunuzu tekrar yoklamak için
yazıldı…
Sebep
Sonuç Döngüsünde Kaybolmayın: Beklenmedik bir
durumla karşılaştığımızda hemen savaş boyalarımızı süreriz. Hiç hesapta
yoklardı, değil mi? Böyle davranmamız öğretilmiştir. Tabi biraz genetik
kodlarımızdaki asiliğin etkisi de var, aksini iddia edemeyiz.
Hayatınızdaki her sorun, merak edip arayışta olduğunuz bir soruya
cevaptır. Her cevapta sizi kendi derinliğinizi anlamaya fırsat sunacak
yeni sorulara iter. Sorun, cevap, yeni sorular ve kavramaya uğraştıkça
karşılaşacağınız yeni sorunlar… Bunu bir dairenin etrafında dönmek
olarak algılamayın. Bunlar birer basamak. Yaratıcı’ yı tam manasıyla
ruhunuzda duyumsamak için inşa edilmiş basamak dizileri… Kısacası
çözdükçe atladığınız her seviye sizi, gerçek benliğinize biraz daha
yaklaştırır. Daima sevilip kollanmasaydınız, her ayrıntıya bir anlam
yüklenmezdi. Parçaları birleştirerek bütünü idrak etme gücü de
verilmezdi. Tüm bunlar sizin için var.
Kendinizle Örtüşün: İnsanoğlunu tanımak için
pek çok sıfat kullanılabilir. Hatta sınırsız seçeneğe sahibiz. Önemli
olan kendinizi tanımlamanızda sizi nitelendirecek sıfatlarla
örtüşebilmeniz. İşin çevresel boyutundan bahsetmiyorum. Çünkü genele
yayarsak işin içine görecelik kavramı da girer, şu “Neye göre? Kime
göre?” Dediğimiz hadise... Sizin, size göre olan bireysel örtüşmenizden
bahsediyorum. “Ben iyimser biriyim” dediğinizde gerçekten genel anlamda
böyle misiniz? Ya da “Kıskanç biri değilim” dediğinizde gerçekten
davranışlarınızla da kendinizi onaylıyor musunuz? Örnekleri
çoğaltmak mümkün. “Değişime açığım” dediğiniz zaman, bazı
alışkanlıklarınızdan feragat etmeniz kaçınılmaz hale geldiğinde tüm
silahlarınızı kuşanmaktansa sahiden, durumu uysallıkla kabul ediyor
musunuz? Davranışlarınız kişiliğinizi tasdik etmeli. Sizin gibi
bakan, düşünen yada gülümseyen bir başka varlık daha yok: Teksiniz.
Zorlamalardan Kaçının: Evren’e yol
göstermeyin, bu O’ nun görevi. Arzuladığınız şeyin, sizin öngördüğünüz
rota ile gelmesi gerektiğini düşünmeyin. Planın nasıl kısmının, O’ na
ait olduğunu unutmayın: Sizin istediğiniz şekilde değil ama
beklemediğiniz bir yolla, aklınızda bile olmayan güzellikleri de yanına
katarak getirmeyeceğini bilemezsiniz.
Mazeret
Üretimini Boykot Edin: Ego’nun işi zaten
mazeret üretmek ve karşılaştığı durumlara eski zihin arşivinizden bir
açıklama bulup size güncelletmeye çalışmaktır. “Alıngansınız.” Sorun
ona, mutlaka çocukluk döneminizden bir gerekçeyi getirip sunacaktır
size. “Başaramam.” Sayısız deneyimi yine büyük bir keyifle
sıralayacaktır. Egonuzu susturabildiğiniz ölçüde konuşabilirsiniz.
O’na yeni çıkarımları benimsettiğiniz oranda da düşünce ve
davranışlarınızda özgür kalırsınız.
Yeniliklere Açık Olun: Ruhsal bahçenize yeni
kaygılar eklemek yerine, farkınızda bile olmadan yeşeren fırsatların
gelişimini gözlemleyin. İnceleyin, düşünün ve karar verin. Hangisi sizi
kokusuyla, görünüşüyle büyüledi? Daha da önemlisi hangisi bahçenize daha
çok yakıştı? İçinize sinen fırsatların etrafındaki çakıl taşlarını
temizleyin, onların gelişebilmesine izin verin. Tüm gereksiz
telaşlardan, kaygılardan ve korku sarmaşıklarından onları arındırın.
Değişim, Evren’ in genel kurallarından biridir. Çok iyi bildiğiniz
şeyler, kuşkusuz sizi güvende hissettirir. Ancak cesaret dolu bir
kararın da size neleri yaklaştıracağını bilemezsiniz.
Mutluluk İçin Koşul Oluşturmayın: İhtiyaçlar
listesi hiç bitmeyen varlıklarız. Ancak bunlara ulaşmayı ya da elde
etmeyi mutluluk için ön koşulmuş gibi görürüz. Bunların eksikliği
sebebiyle de üzüntü duyarız, tabiatımız gereği bu normaldir. Ancak
düşünecek olursak çekim yasası gereğince onlara sahip olabilme imkanını
uzaklaştıran yada erteleyen biziz. Nasıl mı? Çok isteyip sürekli
yaşamımızdaki eksikliğini düşündüğümüz şey her ne ise O’ nu yokluk
enerjisiyle besleriz. Çünkü bangır bangır “Ben ona sahip değilim” deriz.
Olmasını arzuladığınız şeyin size gelişinin gecikmesi hayal kırıklığına
uğratmasın yada onu elde etmek esas amacınız haline gelmesin. Sahip
olmak istedikleriniz için gereken tek şey var o da: “Sizsiniz.”
Şimdi,
Şu An’ da Varsınız: Hayat, an’ ların tümünün
toplamına karşılık gelen süredir. İnsanlar, dünün pişmanlıkları ve
yarının telaşları arasında kalıp, bugünü hep kaçırır. Bugün
yapacağınız en küçük eylem, geleceğe dair yaptığınız en büyük plandan
daha kıymetlidir. An’ ın farkındalığını bilinciniz özümsedikçe, her
dakikanızın değerini bilmenizi sağlar. Dolayısıyla bu yönde çalışmaya
başlayan bilinç, yaşamdan keyif almayı ötelemez.
Taş ve Kristal Mucizesi
Taş;
toprağın bir türevidir, aynı zamanda kristal de. Dünyamız bu türevlerden
oluşmuştur. Bunların tümü canlılık ve enerji sahibidir. Dalga boyları
farklı ve değişiktir. Ekolojik dengeye ve hava şartlarına göre farklı
özellikleri vardır.
Araştırma
merkezlerinde ölçülerek sonuç alınmış ve dünya literatürüne “enerji
taşları” olarak geçen bu taşlar asırlar boyunca, insan bedenine olan
etkilerden dolayı tedavilere yardımcı olarak kullanılmıştır. Bunların
hangi rahatsızlıklara iyi geldiğine ve nelere müspet etkide
bulunduklarına göz atalım, dilerseniz…
Ametist: Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Kanı temizler.Yatıştırıcı etkisi vardır ve bilinç seviyelerini aktive
eder.
Kuvars
Kristali: Duygusal anlamda dengeleyici etkisi
vardır. Beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negatif
enerjiyi yok edip, pozitif enerjiyi biriktirir ve aktive eder.
Sitrin:
Kendine güven duygusunu güçlendirir.
Ciğerler, böbrek, kalp ve sindirim organları için faydalıdır. Maddi,
manevi anlamda refah ve zenginliği çekmek için programlanıp kullanılır.
Sodalit:
İlham verici etkisi vardır. Sezgileri
arttırır. Nazardan koruduğuna inanılır. Baş ağrılarına iyi geldiği
bilinmektedir.
Obsidyen: Depresyona faydalıdır.
Bilinçaltındaki olumsuz duyguları temizleme özelliği sonucu kaygıları
azaltır. Sindirim sisteminin işlerliğine faydalıdır.
Kırmızı
lal: Kan dolaşımını hızlandırır. Kadınlardaki
regl düzensizliklerine iyi gelir. İnsana zindelik verir.
Turkuaz:
Stres ve bunalıma iyi gelen bir etkisi vardır. Etkili konuşmaya,
dolayısıyla iletişimleri kolaylaştırmaya fayda sağlar. Barış ve uyumun
taşı olarak bilinir.
Hematit: Enerji verici canlandırıcı etkisi
vardır. Anemi, kalp, böbrek, karaciğer hastalıklarına, adet krampları ve
diğer kramplara faydalıdır. Uykusuzluğa da iyi gelir.
Ay
Taşı: Sezgileri güçlendiren bir etkiye
sahiptir. Kadınlarla ilgili her türlü sağlık sorunlarına iyi gelir. Eski
çağlardan beri verimlilik getirdiğine inanılmıştır.
Akuamarin: Böbrekleri kuvvetlendirir. Dalak,
karaciğer, tiroit sorunlarına iyi gelir. Korkuları gidererek, sakinlik,
huzur ve ilham verir.
Moldavit: Empatiyi arttırır. Manevi büyümeye
destek olur. Yaşamda olumlu değişimlere sebep olur.
Amazonite: Sezgi, psişik güçler, yaratıcılık
ve akıl gücünü arttırır. Stresi azaltma özelliği vardır. Duygusal
travmaların etkilerini giderici niteliktedir. Öz saygıyı arttırır.
Kiwi
Taşı: Elektromanyetik ve çevresel kirlilik
için etkilidir.
Pembe
Kuvars: Kalp ile ilgili sorunlara
yardımcıdır. Duygusal şifa için en etkili taştır.
Lapis
Lazuli: Zihinsel anlamda berraklık verir.
İletişim yeteneğini güçlendirir. Tansiyon dengeleyici etkiye sahiptir.
İskelet yapısını kuvvetlendirir.
Lepidolite: Bağışıklık sistemine iyi gelir.
Alerjileri rahatlatabilir. Siyatik, uyuşma gibi sorunlar için
kullanılır. Enerjisi çok etkili ve güçlüdür.
Siyah
Yeşim: Eski Maya ve Aztek kültürlerinde çok
kullanılmış bir taştır. Zeka ve algı gücünü arttırdığına inanılır. Üreme
organları rahatsızlıklarına iyi gelir.
Yeşil
Yeşim: Korku ve endişe duygularını giderir.
Cesaret verdiğine inanılır. Ayrıca toksin maddelerin vücuttan atılmasına
yardımcıdır.
Bal
Yeşimi: Bedene enerji verir. Yorgunluğu
giderir.
Kırmızı
Kalsit: Beden temizliği taşıdır. Stres ve
yüksek tansiyonu azaltır. Sevgiyi çeker, kalbi kuvvetlendirir.
Aventurin: Hücre yenileyici ve yaşlanmanın
etkilerini azaltıcı bir taştır. Kişinin hayallerini gerçeğe taşımasında
etkilidir. Kullanımı ile hem kullanan kişiye hem de onun çevresine neşe
duyguları getirir.
Kırmızı
Agate: Yaşamında değişim yapmak isteyenleri
destekleyici bir enerjiye sahiptir.
Siyah
Agate: Hamilelik ile ilgili sorunlara iyi
geldiği bilinmektedir. Menopoz döneminin etkilerini hafifletir. Kötü
enerjileri uzaklaştırır.
Siz de
taşınızı seçip, temizleyip, kendi enerjinizle programladıktan sonra
amacınız doğrultusunda kullanabilirsiniz. Ayrıca her arınma, yoğunlaşma
çalışması yaptıktan sonra da tekrar taşı topraklamayı unutmamalısınız.
Deniz tuzu ile arındırmak, güneş ışığında bekletmek ya da toprakta bir
müddet gömülü bırakmak, taşta birikmiş olumsuz enerjileri
uzaklaştıracaktır.
Su Mucizesi
Ceninin %
99’ u, bebeğin % 90’ı, erişkin bir insanın % 70’ i sudan oluşur. Yani
fiziksel açıdan bakıldığında insan aslında sudur. Bedenimizdeki
suyun % 50’ sini yitirecek olursak hayatta kalamayız. Kan ve beden
sıvılarıyla taşınan su, bütün bedenimizde devridaimde olan besin
kaynağımızdır. Bugün artık tıp çevreleri, suyun enerji taşıyıcısı
olduğu ve hatta hastalıkların tedavisinde bile kullanılabileceği
konusunda hiç olmadığı kadar fikir birliği içindeler. Belki de bunun
nedeni; gözlemlenip fotoğraflandırılan donmuş su kristalleridir. Çünkü
özel cihazlarla, belirli koşullarda görüntülenen bu kristaller, ses,
görüntü yada duygu aktarımı yapıldığında oluşturdukları şekiller
itibariyle artık birer somut kanıtlar. İyi niyet taşıyan söz, bakış ve
hatta yönlendirilen düşünce karşısında muhteşem görüntüler oluştururken,
kötü niyetli ifadelere karşı da yapısındaki bozulma ve deforme olmuş
kristal şekilleriyle cevap vermektedirler.
Suyu
şarj etme konusunda da şunları
söyleyebiliriz: Renkli şişelere doldurulup güneşte üç gün bekletilen
şarjlı sular ile enerjinin yükseltildiği, yapılan araştırmalarla
kanıtlanmıştır. Mesela mide rahatsızlıklarında sarı renkte şişelenmiş
sular, akciğeri temizlemek ve kalp damarlarını açmak için yeşil renkte
şişelenmiş sular kullanılır.
Su, diğer
sıvılara göre çok daha ilginç özellikler taşıyan bir sıvıdır. Günümüz
araştırmalarıyla da her geçen gün farklı bir mucizesi keşfedilmektedir.
Ve bugün artık biliyoruz ki; suyun bilgiyi kopyalayan bir hafızası,
duyguları ve dolayısıyla da şifa verme yeteneği vardır.
Renk Mucizesi
Renklerin
uyarıcı etkisi, diğer etkileyicilere göre çok daha fazladır. Çünkü
taşın, kristalin, suyun ve diğer etkileyicilerin kendi özellikleri
yanında bir de renkleriyle etkilemesi söz konusudur.
İnsan gözü
sıfırla sonsuz arasındaki renk skalasından (küme) ancak kırmızı ve mor
arasındaki renkleri görür. Kozmik bilim kırmızı ve mor ötesi renkleri de
algılamamıza yardımcı olur.
Renkleri
kullanma yeteneği çok eski zamanlarda Şamanizm ile başlayarak,
Kızılderililer’ de ayrıca Hint, Çin, Mısır, Yunan ve İslam
medeniyetlerince de kullanılmıştır. Osmanlı döneminde de hastaların
renkli odalarda, müzik ve su sesinin eşliğinde tedavi edildiği
bilinmektedir.
Renklerden
özellikle sarı, yeşil, mavi, mor daha etkili şifa verir. İkinci
derecedeki şifacı renkler de turuncu, kırmızı ve pembedir. Renkleri
üzerimizde taşımak yoluyla, yiyecek ve içeceklerden tüketerek ya da
ışıklı lambalar, kumaşlar ve dekorlarda kullanarak da faydalanma imkanı
bulabiliriz.
Yapılan
araştırmalarda renklerin psikolojiye olan yansımaları da tespit
edilmiştir. Buna göre, şu bilgilere ulaşmaktayız:
Kırmızı: Enerjik ve harekete geçmeye hazır
hissedilmesini sağlar. Heyecanı sevenlerin rengidir. Bu rengin etkisinde
yaş faktörü önemlidir.
Turuncu: Cesur ve macerayı seven insanların
rengidir. Bu rengi seven insanlar gülmeyi ve güldürmeyi seven
kişilerdir. Turuncu, diyalog ve mizah yeteneğini arttırıcı
özelliktedir.
Sarı:
Yönetmeye ve hükmetmeye olan ilgiyi gösterir.
Entelektüel kişiliğe sahip insanların rengidir. Bu renk zihni açar ve
dikkati arttırır.
Yeşil:
Dinlendirici, yatıştırıcı bir renktir. Uyum
ve dengenin sembolüdür. Yeşili seven insanların kalbi duyguları yüksek
olur ve huzuru sever.
Turkuaz:
Dikkat çekici bir renktir ve hoşlananların
düşünce ve duyguları açık olan insanlar olduğu bilinir. Dinamizmin
rengidir.
Lacivert: Düzenin ve maneviyatın rengidir. Bu
rengi sevenler barış, huzur ve sadelikten hoşlanır. Yaşamınızda
laciverde daha çok yer vermeniz, sizi dürüst, sadık ve başarılı kılar.
Mor:
Kendine güven ve özgürlük duygularını
harekete geçirir. Yaratıcı ve ruhsal özellikler taşıdığından ilahidir ve
sanatın rengidir.
Beyaz:
Tarafsızlığın sembolüdür. Masumiyetin,
temizliğin ifadesidir.
Siyah:
Bu renk canlılığın ve diğer renklerin reddini
ifade eder. Ölüm ve kederi sembolize eder. Bu rengi seven insanların
saklanmak ve bir takım şeyleri saklamak amacıyla giyindikleri
söylenilebilir. Işık enerjisinin vücuda geçmesini önlediği için siyah
giyinmek uygun değildir, kozmik bilimce önerilmez.
Kahverengi: Bu renk, kırmızı ve siyah
renklerden elde edildiği için her iki rengin de özelliklerini taşır,
çift yönlüdür. Olumlu etkisi, bir yere bağlı olma ve geleceğe dair
ilişkiler kurma isteğini güçlendirir. Olumsuz etkisi ise değişken ve
güvensiz bir yapıya sebep olur. Seven insanlar da serbest duyguları
harekete geçirir.
Etkisi Kanıtlanmış Bazı Önemli Notlar:
Sinirli
yada aşırı hareketli bir çocuk turuncu veya kırmızı yatak takımında
uyumamalıdır. Bunun yerine yeşil ya da mavi daha uygundur.
Duvar ve
mobilya renkleri insanın hem ruh halini hem de sağlığını
etkilemektedir.
Giysilerimiz, fiziksel ve ruhsal yönden absorbe etmemiz gereken renk
enerjisi miktarını ayarlarlar.
Bütün
yaşam mekanlarındaki eşyaların renkleri, tıpkı insan bedenindeki
şakraların renklerine karşılık gelecek dizaynda olmalı. Kırmızıdan mora
doğru geçiş yapacak tarzda yerleştirilirse mekandaki müspet enerji
sürekli hareket halinde olur.
Tavan
renkleri beyaz ya da suni kapatıcılarla kapatılmazsa o evde enerji
sirkülasyonu en yüksek seviyede bulunur. Aksi takdirde yataktan yorgun
kalkmak başta olmak üzere hoşnutsuzluğa, sinir patlamalarına hatta
huzursuz bir aile yaşantısına kadar pek çok olumsuzluğa etki eder.
Oturma
odanızda yeşilden mora giden renkler tercih edilmeli. Kanepe, halı ve
sandalyelerin renkleri duvarların renginden koyu olmalı.
Evren
bizden kuşkusuz mükemmeliyet beklemiyor. Çünkü bu yalnızca O’na ait bir
sıfattır. Ancak hem O’na hem kendinize hem de çevrenize göstereceğiniz
uyum kendi iç huzurunuzun menfaatinedir. İşte uyumun ön koşulu; her gün
kendinize ve çevrenize değer katın.
AYIN
İNCİSİ:
“Hayatı
seviyor musun? Öyleyse zamanı çarçur etme. Çünkü o, hayatın yapıldığı
kumaştır.” (Benjamin FRANKLIN)
Kaynaklar:
* Prof. Dr. Ahmet Maranki - Elmas Maranki (2008) Kozmik
Bilim ve Bilinçle: Yaşam Enerjisi, Mozaik Yayınları, 78.Basım, İstanbul
* Aykut Oğut (2009) Evrenden Torpilim Var, Dharma
Yayınları, İstanbul
* Sanaya Roman (1995) Ruhsal Büyüme, Akaşa Yayınları
(Çevirmen: Jale Gizer Gürsoy)
* Masaru Emoto (2004) Suyun Gizli Mesajı, Kuraldışı
Yayıncılık (Çevirmen: Yonca Hancıoğlu)
* Berna Özcan Demir, http//www.reikiturk.com |