Türkiye   ▪   Dünya   ▪   Bilim   ▪   Sağlık     Kültür Sanat     Çevre   ▪   Eğitim   ▪   Çocuk      Röportaj      Yaşam   ▪   Astroloji   ▪   Foto   ▪   Video

Anasayfa

Künye

Abonelik

Arşiv

Reklam

Kariyer

İçerik Politikası

Telif Hakkı

İletişim

İndigo'da Ara


Yazar: Firdevs Burçak | Mart 2010

Ertelenmişliklerin Tutsaklaştırdığı Ruhlar

Ertelenmiş yaşamların konu edildiği bir oyun var bu kez sahnede… 

Şimdilerin yarınlara itelendiği, “yarınlar” ın ise tüm anları tutsaklaştırarak yaşanılamaz kıldığı, ertelenmişlikler silsilesinin kısır bir döngüyü oluşturduğu bu oyuna, korkunun prangalarında can çekişmekte olan bir ruh eşlik ediyor, başrolde. 

Her şey henüz soyut düşünme becerisinden yoksun olduğu zaman dilimlerinde “aile “ denilen otoritenin, kendi uzantısı gibi gördüğü, çocuklarının beyinlerini ele geçirmek istemesiyle başladı. Birey olarak varoluşuna saygı duymayan, dayatmacı bir toplumun doğurduğu, gelenekselliği ilke edinmiş karar mekanizmalarının koyduğu statükocu toplum kurallarıyla, ruhun özgürlüğü acımasızca katledildi. Kendi tercihlerinin önemsizliğinin böylesine vurgulandığı bir yaşama, çarpıklıkların her geçen gün biraz daha devasalaştırarak çözülemez bir düğüm haline getirdiği eğitim sistemi kaosuda eklenince, ruhun kendisine uygun bir kimliği bularak, kendi varoluşunu sergilemesi, ancak imkânsızlıkla eşdeğer olabilirdi.  

Bu baskılar, çocukluğun sınırsız oyunlarına, ergenliğin taşan yaşam arzularına ve yetişkinliğin hayallerine ket vurarak, “ertelemeler çarkı” nı harekete geçirecekti büyük bir hızla. Ve ancak farkındalık keşifle, cesaret eylemle bütünleştiği an, bu çark hareketsizliğine doğru yol alacaktı. 

Tatmin olunamayan meslek yaşamlarının getirdiği mutsuzluklara rağmen, materyalist hırsların içinde acımasızca öğütülen anlar biriktikçe, yaşamlara hâkim olan cesaretsizlik, gücüne güç katarak devleşmeye yüz tuttu, arsızca. Ertelenen an birikintileri ise kimi zaman hayallerde, kimi zaman mutluluklarda, kimi zaman özgürlüklerde, kimi zaman aşklarda, kimi zaman dostluklarda, kimi zaman acılarda… kendini buldu, ölü yaşamların içerisinde.  

Böylesine bir çıkmazın içinde çaresizce debelenmekte olan vücutlar, önce kendi hayatlarının olamadığı efendiliklerinde gizli olan özgürlüklerini ertelemeye başladılar. Kendiliğinden soyutlandırılarak başkalaştırılmış hayatlarda can bulmaya çalışan bir ruh, hiçbir zaman ait olamayacağını bildiği özgürlüklerine ulaşma arzusuyla, kendini yıprattı.  

Tutsaklığın, böylesine sömürdüğü yaşam paradoksunda, hayallerin gerçeğe dönüştürülmesinden ne kadar bahsedilebilirdi ki? Hayaller ancak korku zincirlerinin kırıldığı bir süreçte tezahür edebilirken; maddeciliğin boyunduruğu altında solmakta olan bir ruh, nasıl olurda hayallerine erişebilme hayalleri kurardı?  

Zamanın sessiz çığlığı yankılanmaktayken, ertelenmiş hayallerin ve özgürlüklerin gebe bıraktığı gidilemeyişler boy göstermeye başladı bu kez. Gidilmenin delicesine arzulandığı gidilemeyişlerde, ukdelerin sarmaladığı özlemler birikti bolca.   

Zaman yoksunluğunun şikâyetle dile getirildiği cümlelerde, yitirilişlerin devasa bir ağıta dönüştürdüğü dostluklar da feda edildi, acımasızca. Zaman kaybı olarak vurgulanan “emek”, materyalizmin kollarında hunharca can verdi. Öyle ki, anlık sohbetlerin bir adım öteye geçiremediği sosyal yalnızlıklar içerisinde kaybolmuş ruhlar, terk ettikleri dostlarına dair duydukları derin hüzünlerde boğulduklarını duyumsadılar bazı zamanlarda, katledenlerin kendileri olduğu saçmasına aldırmadan. 

Zamanla, yapılan yarışların hızı insanları çılgına çevirdiğinden beri, görünmezlik maskesini takmış ertelemeler kuşatıyor her tarafı. Geçip gitmekte olan anlara dâhil olmak yerine, sessizce seyretmeyi düstur edinmiş olan ruhlar, “keşke”lerden inşa ettikleri darağaçlarında kendilerini imha ediyorlar, farkında olmaksızın. Korkuların çaresizlikle harmanlandığı alışkanlıklar halkası boyunlarda yer tutmaya devam ettikçe, hep bir kurbanı oynamaya mahkûm edilecek, başroldeki ruh. 

Başrol, size siz kadar tanıdık geliyorsa bu oyunda eğer,  geç kalmışlığın kollarında ki derin hüzne atlamayın hemen; çünkü farkındalığın zihninizde ki yankıları, karanlığın diplerine gömülmüş “çare”yi aydınlığın sığlarına taşıyarak, size getirecektir. 

Ertelenmiş yaşamların esiri olmuş ruhların, ölümün ertelen(e)mezliğinin farkındalığına erişmesi dileğiyle…

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi | Telif ve Kopyalama Kuralları

| Başka  Paylaş



YAZAR HAKKINDA

Firdevs Burçak: "Paradokslar zinciri olarak tanımladığım hayata, 17 Şubat 1988’de Denizli sınırları içerisinde başladım. Bu zincirin bir halkası olarak yoluma; hayatı, kendimi, var olma nedenimi bulmaya..."  Detaylı bilgi


E-posta: frdws_x@hotmail.com


  Yazara Ait Son Yazılar

 

Farkındalığı Dileyen Bir “Yeni Yıl” Öyküsü

Maskelerin Zincirlediği Ruhlar

Siz, Hayat Romanınızın Hangi Karakterisiniz?

Hayatın Eşsiz Merhemi: Umut

Siz Alışmak Paradoksunun Neresindesiniz?

Mutluluk ve Yaratıcısı

Yalnızlık Senfonisi

Özgürlüğün Katlediliş Hikâyesi

Umut Dolu Yarınlara Koşan Gençlik

Yaşamak Sanatı


Subscribe  Abone Olun



 

    

Kategoriler:

Hakkında:

Servisler:

Türkiye  ▪  Dünya  ▪  Bilim  ▪  Sağlık    Kültür Sanat    Çevre    Eğitim  ▪  Çocuk    Röportaj    Yaşam  ▪  Astroloji  ▪  Foto  ▪  Video

Künye  ▪  İletişim  ▪  İçerik Politikası  ▪  Telif ve Kopyalama Hakkı  ▪  Bağlantılar

Reklam  ▪  Abonelik  ▪  Arama Motoru  ▪  Arşiv

2005-2011 © İndigo Dergisi