|
Yazar:
Dr. Erkan
Sarıyıldız
|
Mart 2010
Yürüyen Mumyalar

"Ben
kimim?"
Bu soruyu
hiç kendinize sordunuz mu?
Ve
baktınız mı etrafınıza, kaç kişi kendi olarak ve istediği şekilde
yaşamını sürdürüyor.
Hepimiz yürüyen mumyalar gibiyiz. Sargı üstüne sargı.
Aynaya
baktığınızda gözlerinize dikkat edin. Sadece düşlerinizde
ulaşabildiğiniz gerçek sizin o coşkusu var mı gözlerinizde. Ve en
önemlisi tekrar kendinize dönüp baktığınızda ben diye üstünüze
giydiğiniz kıyafetin katmanlarının kaçta kaçını siz oluşturmuşsunuz;
özgür ve yüzde yüz.
Siz
dediğiniz nasıl biri? Hayata karşı duruşu, inançları, mesleği,
birliktelikleri, yaşadığı hayat, seçtikleri, seçemedikleri. Kolay değil
biliyorum bunları analiz etmek. Doğduğumuzdan beri üstümüzde görmeye
alıştığımız bu kıyafeti, biz sanıp sürdürmüşüz hayatımızı.
Doğduğunuz günden beri her an kurallar, dogmalar, günahlar, cezalar,
kanunlar, yapmalar, etmeler üstüste üstüste. Senelerin ardından bir
bakarsınız ki sargılar kaplamış üstünüzü. Hatta sargılardan, içerdeki
gerçek sizin şeklini unutmuşsunuz. Bir süre yaşamı böyle sürdürürsünüz
umarsızca.
Ve an gelip de " Ben kimim?" demeye başlarsınız. O içerlerde kalan özel
ruhun özgürlüğünü özlersiniz.
Transformasyona girmeye başlarsınız "Ben, Ben olacağım" kararıyla.
Karar vermek işin en zor tarafı. Gerisi artık dönüşü olmayacak bir
şekilde başlar.
Tabii bu zorlu olanı. İşin en kolayı dışımızdaki mumya sargılarının
örtüsünü ben olarak kabul edip yürümek, gitmek.
Cesaret ister bu süreç. Soyunup yeniden giyinmedir aslında bu süreç.
Tek tek üşenmeden üstünüzdeki her katmanı kazımakla başlamak lazım.
Çıkan parçalara bakıp ne kadarı bana ait, ne kadarı bana eklenmiş
ayırmalısınız.
Her çıkarma işleminde katmanlar yerinden çıkarken acısı olacak tabii ki.
Hatta bazı katmanlar o kadar cildinize yapışıktır ki yerinden çıkarmak
cesaret ister.
Her
değişimin ardından yeni bir özelliğinizi hatırlarsınız. Burada bir tek
sorun, etrafınızdakiler sizin değişen ilişki dinamiklerinize uyum
sağlama zorluğu çekebilir. Olsun siz tamamınızla ve kararlılıkla bu
yolda devam ederseniz yeni dinamikler kurulacaktır.
En sonunda bulursunuz özünüzü. Tam bir coşku zamanı.
İşte ben burdayım der cılız bir ses. Ayakları üstünde zor durur.
Ardından tüm yaraları onarma zamanı. Tek tek yeniden yapılandırmalısınız
her yanınızı.
Biliyorum
zor, biliyorum acılı; ama biliyorum çok zevkli.
Sonunda olacağınız sizi gördüğünüzde, bu kadar çabaya değdiğini
anlayacaksınız.
Gerçek sizi yeniden yarattınız...
Ben olan " Ben Benim. " diyen başı dik ve mağrur.
Birçoğunuzda "Bildiğin en iyisidir" yaklaşımını seziyorum.
"Ben bu yaşa kadar böyle yaşadım nasıl değişeceğim ?"
"Benim bu hale gelmem benim değil, şartların eseri. "
"Ne gerek var ki bunları yapmaya? "
"Ben zaten kaderin kurbanıyım."
Ve nice endişeli sözler, sorular…
Başarmanızın önüne engeli sadece siz koyabilirsiniz. Hatta kendinizi
engellemeye çalışmak için, başkalarının ağzından söyletirsiniz
korkularınızı.
Öncelikle
şunu bilin; kendinize inanmakla başlar her şey.
Ardından yüzde yüzüyle, gücünü elinde tutan, tüm parçalarını üstünde
toplamış, yaratım gücünün farkında, her yaptığının altına Ben
imzasını tüm gerçekliğiyle atabilen bir Siz'in çıkacağını bilin.
Bu süreç her şeye bedel.
Ey cesur ruhlar değişim zamanı. Dans edelim kırlarda, koşalım,
oynayalım.
Hepimiz bağıralım
Ben benim! |