Türkiye   ▪   Dünya   ▪   Bilim   ▪   Sağlık     Kültür Sanat     Çevre   ▪   Eğitim   ▪   Çocuk      Röportaj      Yaşam   ▪   Astroloji   ▪   Foto   ▪   Video

Anasayfa

Künye

Abonelik

Arşiv

Reklam

Kariyer

İçerik Politikası

Telif Hakkı

İletişim

İndigo'da Ara


Yazar: Erol Erdoğmuş | 13 Mart 2010

Az Gelişmiş Vicdanlı Olmak 

“Bak!..” diyorlar çocuğa, “Karşıdaki evin bahçesindeki elma ağacı neredeyse kırılacak kadar olgun elmalarla yüklü... Ev sahibi evde değil... Civarda kimse yok... Biz de gidiyoruz... Kopar!.. Kopar!.. İstediğin kadar elma ye!..”.

Diyor ki çocuk onlara: "Kimse olmasa da, ben varım ya!.. Ben elma çaldığımı görmek istemem!.." Kimse görmese de Allah görür, cezamı verir demiyor çocuk. Allah korkusu ile hırsızlık yapmasını önlemiyor. Allah korkusu olmasa hırsızlık mı yapacaktı? Allahın ideal insanı o. Gelişmiş vicdan sahibi. Kanun korkusuyla da hırsızlık yapmıyor. Hırsızlık yapmasına vicdanı müsaade etmiyor çünkü. Vicdan; cehennem ve hapishane korkusu olmadan, kendi rızamızla -özgür duygularımızla, düşüncelerimizle, davranışlarımızla- adaleti kendi içimizde gerçekleştirmemizi sağlar.

Allah ya da kanun korkusuyla hakka ve hukuka riayet eden; aslında hakka ve hukuka inanmış değildir. Korkusunun etkisiyle sinmiştir.  Boyun eğmiştir, korkusunun ortadan kalkmasını beklemekte; istediği adaletsizliği yapabilmesi için fırsat kollamaktadır. Korku; Allahın bağışlayıcılığı, hükümetin af kanunu çıkaracağı umuduyla etkisini yitirirse, zoraki adalet yok olur  gider. Gelişmiş vicdanlı insan için  adalet; zorlamanın ve korkunun dışında insanı mutlandıran duygudur.  Suçu işleyenin dışındaki güçlerce  suçun bağışlanması, affedilmesi sıfır değerindedir, hükümsüzdür. Önemli olan suçlunun vicdanının harekete geçmesi, suçluyu  suçlunun cezalandırması, ya da affetmesidir.

Siz beytülmale -devlete-  cüz'i kazanç bildirerek az vergi verir ve sonra; "oğlum için servetim feda olsun!" diyerek  stadyum kiralayabilir, özel helikopterle İstanbul’dan şarkıcı getirtebilir, trilyon harcayarak üç gün üç gece sünnet düğünü yaptırırsanız, niçin yaptırırsınız? Birileri, "filanca oğluna trilyonluk sünnet düğünü yaptırdı" desinler için! Deseler ne yazar! Sırf birileri böyle diyecekler diye beytülmalin uğradığı zarara bakın. 72 milyon kişinin her birine hiç uğruna borçlanıyorsun bre vicdansız!.. Sanıyor musun ki, bir gün kendi vicdanına bunun hesabını vermeyeceksin?! 

"Saçma bunlar!.. Ben böyle bir şey hissetmiyorum!" diyebilir belki, suçlu olmadığını sanan -hangisi sanmıyor ki- suçlu. Bilinçaltımızdaki mobese -çevre görüntüleme sistemi-; ne yapıyorsak hepsini kaydediyor. Gün gelir bilinçaltın fırlatır çirkefleri bilincine: "Haydi yediğin haltı temizle!".

Bilim; enerjinin yok edilemeyeceğini, biçim ve ortam değiştirerek varlığını sürdürebileceğini öngörüyor. Kendimize baktığımızda, madde olarak bedenimizi görüyor; bedenimize istediğini yaptıran bilinçli enerjimizi hissediyoruz. Bilinçli enerjimiz, ruhumuzdur. Enerji yok edilemeyeceğine göre, ahıret ortamında varlığını niçin sürdürmesin ve bilinçaltımız sevabıyla günahıyla niçin önümüze konmasın? "Haydi yediğin haltı temizle!" denmesin bize?!

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi | Telif ve Kopyalama Kuralları

| Başka  Paylaş



YAZAR HAKKINDA

Erol Erdoğmuş, Gazeteci-Yazar, 1 Şubat 1933’te Tirebolu –Giresun- doğumlu. İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden (1966) ve İÜ İktisat Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulundan mezun (1980) oldu. “Sosyal Sigortalar Kurumunda Hizmet içi Eğitim Uygulaması ve Kurum Eğitim Merkezlerinin Halkla İlişkiler Esprisi İçinde Organizasyonu” adlı tezle Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. İstanbul Tekniker Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi (1971-1972), SSK İstanbul Eğitim Merkezinde Müdür (1974-1980) olarak görev yaptı. Şişli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürlüğünde (1986-1990) müdürdü. Spor Toto Çocuk Yılı Masal Yarışması (1979), Oluşum Dergisi “Gençliğe Nasıl Eğitim Verebiliriz?” Yarışması (1986), Milli Prodüktivite  verimlilik Mansiyonları (1987) sahibidir.


Eserleri: “Tek!”, (Radyofonik hikaye, Ankara 1953), İşletme Bilgisi Ders Notları” (Teksir, İstanbul 1971), “Ağaçlar Kaçamaz” (Biyografi çevirisi, Redhouse Yayınevi, 1978), “Kapkara Bir Aydınlık” (Radyo oyunu, 1983). Ayrıca, bugüne kadar 1000’i aşkın makale, deneme, öykü yazdı.


E-posta: erolerdogmus@hotmail.com 


  Yazara Ait Son Yazılar

 

İnsandaşlık Bilinci

İnsanın Tanrısı Kendisi

Öyküde Sözel Canlandırı

Tensiz Aşk

Adalet Bakanını Yargı Atamalı

Pozitif İnançlı Özürlü Olmak

Türk Dil Yurdu Projesi

E-Yargı

Uluslararası Hegel Kongresi Nasıl Yapılmalıydı?

“Sosyal Kare” Basamaklarıyla Tam Demokrasi’ye Yönelmek


Subscribe  Abone Olun



 

    

Kategoriler:

Hakkında:

Servisler:

Türkiye  ▪  Dünya  ▪  Bilim  ▪  Sağlık    Kültür Sanat    Çevre    Eğitim  ▪  Çocuk    Röportaj    Yaşam  ▪  Astroloji  ▪  Foto  ▪  Video

Künye  ▪  İletişim  ▪  İçerik Politikası  ▪  Telif ve Kopyalama Hakkı  ▪  Bağlantılar

Reklam  ▪  Abonelik  ▪  Arama Motoru  ▪  Arşiv

2005-2011 © İndigo Dergisi