|
Yazar:
Efe Elmas
|
Mart 2010
İmparator Meiji’den İnsanlığa Armağan; Bilgelik Dolu
Şiirler
Japon İmparatoru Meiji,
geleneksel Japon tarzında 100 bine yakın şiir yazarak ince ruhluluğunu
göstermiş. Kayıtlarda
II. Abdülhamid ile mektuplaşması ve İslamiyet ile ilgili
detaylı bilgiler istemesi, acaba Japonya
İslamiyet’in eşiğinden mi döndü diye de düşündürüyor. Diğer
yandan Reiki'nin 5 prensibinde, Usui
Sensei’in, Meiji İmparatoru’nun şiirlerini okutturarak,
öğrencilerin önce onları anlamasını istemiş.

Reiki,
Usui Sensei’in 20. Yuzyılın
başlarında bir satori (aydınlanma) deneyimi ile yeniden keşfettiği ve
sistematikleştirdiği bir evrensel enerji sistemidir. Daha önceden de
bahsettiğim gibi Reiki, tamamlayıcı terapinin yanında “kişisel
mükemmelleşme yolu” olarak anılabilir. [Bkz. İndigo
Dergisi (Temmuz 2009)
Reiki Ne ki? ve İndigo
Dergisi (Kasım 2009)
Aşama Aşama Reiki]. Çünkü Reiki de amaç, bazı erdemleri öğrenip, evrensel bilincimizin farkına
varmak ve beraberinde ruhsal arınmadır. Usui Reiki sisteminde de aşamalı
eğitim vardır ve aynı bir ezoterik inisiyasyon sürecini andırmaktadır.
Bu süreçte, birinci seviye Reiki’nin temel seviyesidir. Bazı erdemleri
öğrenme ve maneviyata adım atma aşamasıdır.
Geçmiş
yıllarda “Tüm Yönleriyle Reiki” isimli kitapta Meiji İmparatorunun
şiirlerini görmüştüm. Reiki ile ne alakası var deyip okumamıştım. Bu
önyargım yıllar sonra Usui Sensei’in anıt mezarında ki şu cümleyi
okumamla yıkıldı; “Öğretiye gelince, öncelikle öğrencilerin Meiji
İmparatoru' nun şiirlerini anlamasına fırsat verilmeli, ardından 5
prensibi sabah-akşam tekrar ederek akıllarında tutmalılar.”
5 prensibe
her Reiki master/teacher önem verir. İlk anlatılan şeylerden biridir.
Ama burada Usui sensei’in, Meiji İmparatoru’nun şiirlerini okutturarak,
öğrencilerin önce onları anlamasını istediğini kestirebiliyoruz. Hatta
bu, 5 prensipten de önce gelmektedir. O zaman neden o kitapta bu bölümün
var olduğunu anladım ve o bölümü açıp şiirleri okumaya başladım.
Meiji İmparatoru Kimdir?
İmparator
Meiji’nin gerçek adı Mutsuhit’dur. 3 Kasım 1852 yılında doğan, 30 Temmuz
1912’de hayata gözlerini yuman Meiji, 1867-1912 yılları arasında
Japonya’da imparatorluk yapmıştır. Japonya’nın çağdaşlaşmasında çok
büyük katkısı olmuştur. Çok ilginçtir ki, Meiji Devrine aynı zaman da
“Aydınlanmış Dönemin Yönetimi” de denir. Yönetim sürecinde, Japonya’nın
batılılaşmasını ve dünya da güçlü bir statüye yükselmesini sağlayan
reformlar yapmıştır. Batılılaşma için 5 maddelik ant yayınlanmış (1868),
265 yıllık feodal toprak sistemini kaldırmış (1871), yeni bir okul
sistemi kurmuş (1872), hükümette kabine sistemini benimsemiş (1885),
Meiji Anayasası’nın yürürlülüğe sokmuş (1889) ve parlamento
oluşturmuştur (1890). Bu süreçte Meiji için modern Japonya’nın kurucusu
demek pek te yanlış olmayacaktır.
Bu
reformlarının yanı sıra Japonya’da modernleşme dönemi başlatarak, Japon
gençlerini, ABD, Fransa, Almanya, İngiltere’ye Batı Teknolojisini ve
yöntemlerini öğrenmek için yollamış ve bu ülkelerden birçok danışman ve
teknisyen davet ederek, Kraliçe Viktoria döneminde Japon donanmasını,
ticaret filosunu, demiryolunu, telgraf sistemi ile bankacılık ve
mühendisliği geliştirmek için uzmanlar getirtmiştir. Bunların yanı sıra
kıyafet değişimini de yürürlüğe koymuştur. Bu açıdan bakıldığında
Atatürk’ün yaptığı inkılâplara benzemektedir. Bu olaylar dizisine
“Meiji restorasyonu” denmektedir.
İşin bir
başka boyutu ise, İmparator Meiji’nin kayıtlarda 2. Abdülhamid Han ile
mektuplaşması ve İslamiyet ile ilgili detaylı bilgiler istemesidir.
Oktan Keleş’in araştırması acaba Japonya İslamiyet’in eşiğinden mi
döndü, diye de düşündürüyor.
Başarılı
bir imparator olmanın yanı sıra Japon kültürünü korumuş ve geleneksel
Japon tarzında 100 bine yakın şiir yazarak ince ruhluluğunu
göstermiştir. Japonya’nın ruhsal birikimiyle, batının teknolojisini
orta noktada birleştirmeyi başarmıştır.
Benim
burada asıl bahsetmek istediğim şiirlerin inceliği ve neden Usui
Sensei’in bunları önerdiği.
İmparator Meiji’nin Şiirleri
Usui
Sensei’in yetenekli ve çalışkan bir öğrencilik dönemi geçirdiği anıt
mezarında yazmaktadır. Amerika’ya, Avrupa’ya ve Çin’e eğitim için
seyahat ettiğinden bahsedilir. Mikao Usui 1865 doğumludur ve doğumuyla
seyahatleri göz önüne alınırsa, İmparator Meiji’nin yurtdışına eğitim
için gönderdiği öğrencilerden biri olduğunu varsayabiliriz. Haliyle
Mikao Usui’nin yaşadığı dönem İmparator Meiji’nin dönemine denk
gelmiştir. Tabiri caizse Japonya Aydınlık çağını ve reform çağını
yaşarken, Usui Sensei’de bundan nasibini almıştır. Bu yüzden dolayı
Mikao Usui’nin, Meiji’nin şiirleriyle bu kadar yakından ilgilenmesini,
şiirlerin içeriklerinin derin olmasının yanı sıra, bu sebebe de
bağlayabiliriz.

Tabi ki bu
sebep dışında Meiji’nin şiirleri derin anlamlar taşımaktadır. Yazdığı
şiirler sadece o dönemi değil hayatın gerçeklerini içermektedir. Bu
noktada yakaladığı küçük farkındalıklar çok önemlidir. Hayata dair bu
küçük ayrıntılar, hayatın ana kurallarını vermektedir. Bu yüzden en az 5
prensip gibi Reiki’de Meiji İmparatoru’nun şiirleri de önemlidir diye
düşünüyorum.
Tüm yönleriyle Reiki isimli kitapta şiirlerden şöyle
bahsedilmiştir;
“Meiji
İmparatoru’nun “Gyosei” denilen 125 şiiri “waka” formunda yazılmıştır.
Waka, ilk mısrada beş heceden, ikincide yedi heceden, üçüncüde beş,
dördüncüde yedi ve beşinci mısrada yine yedi heceden oluşmuştur. Dr.
Usui bunları, öğrencilerinin dikkatini gerekli olan noktaya odaklamak
amacıyla kullanırdı. “

Ben burada
birkaç şiirini paylaşıp, anlayabildiklerimi aktaracağım. Ama 125 önemli
şiirini de okumak isteyen Walter Lübeck, Frank Arjava Petter ve William
Lee Rand’ın ortaklaşa yazdıkları Tüm Yönleriyle Reiki isimli kitabı
edinebilirler.
İçtenlik
Bu
dünyada
İnsan
kalbinin içtenliği
Öfkeli
bir Tanrıyı bile
Ağlatabilir.
Meiji bu
şiirinde, içtenliğin önemini çok basit ve güzel bir dille anlatmıştır.
Bir insanın içten ve samimi olması onun tüm eksilerini
kapatabilmektedir. Çünkü yapaycılık kişinin kendi gerçekliğini reddedip,
başka bir gerçeklik yaratması ve o yarattığı gerçekliğe inanarak
yaşaması demektir. Haliyle bu da kişinin yükselişindeki en büyük
engellerden biridir. Ne olursa olsun bir şeyleri değiştirmek için
öncelikle kendi gerçeğimizi keşfetmek zorundayızdır. Bu gerçeği
keşfettiğimizde bunun değiştirilebilir ya da değiştirilemez olduğunu
fark edebiliriz. Eğer değiştirilemeyecek bir gerçekliğimiz ise; bu,
kalbimizin kötü olmadığının, iyi niyetli olduğumuzun ama yaptıklarımızın
elimizde olmadığının göstergesidir. Bu noktada bahane üretmek en büyük
yanlışlardan biridir.

Şelale
Nehrin
ortasında ki kaya
Şelalenin sesini öyle arttırıyor ki,
Ne
akan suyun,
Ne de
başka şeyin sesini,
Duyabiliyorsun…
Bu şiir
kendi benliğimizi nasıl dogmalarla kısıtladığımızı ve bu kalıplar içine
sıkışarak daha ötesini göremeyecek hale geldiğimizi çok iyi anlatıyor.
Bazen tüm kalıplarımızdan, bahanelerimizden kendi çağırışlarımızdan
kurtulup, doğanın ve içimizdeki o asıl benliğimizin sesine kulak
vermeliyiz.
Akıl
Rüzgâr
ve denizin
Sakin
olduğu bir günde
Geminin kaptanı
Her
zamankinden
Daha
çok dikkat eder.
Hayatımızda mutlaka iniş ve çıkışlar vardır. Eğer bir şeyler
durgunlaşmaya başladıysa o zaman hayata dikkat etmemiz gerekir.
Özellikle yükseliş yolunda ilerleyenler bilir, her çıkıştan önce bir
durgunluk dönemi olur. Ayrıca her inişten önce de durgunluk dönemi
oluşur. Bu yüzden hayatımızın en durgun ve sessiz anları, beraberinde
gelecek bir olayın habercisidir. Bu sessizlik ne kadar yoğunsa,
gelebilecek veya olabilecek şeyde o denli büyüktür. Atalarımız bunun
için “Fırtına öncesi sessizlik” diye isimlendirmişlerdir. Yine Meiji’nin
şiirinde de hayatın bu kesitine dair bir anlatım görüyoruz.
(Genel)
Geniş
bir yola gelsen bile
Dikkatli olmalsın
Dünya
Tökezletecek engellerle dolu.
Hayatta
sürekli karşımıza engeller ve zorluklar çıkar. Bunlar bizi daha mükemmel
hale getirmek içindir. Bazen şiirde de anlatıldığı gibi geniş bir yola
geliriz. Yani ferah bir dönemdeyizdir, önümüz açıktır, istikamet
bellidir, bolluk ve bereket bizim yanımızdadır. Ama bu şekilde olması
bile o yolda engel ya da zorluk olmayacağı anlamına gelmez. Hayatta
sınanmadan geçirdiğimiz süreç yoktur. Bu yüzden dikkati elden bırakmak
tehlikelidir.

Yol
Eğer
doğru
yolda isen
Bu
dünyanın
Hiçbir
tehlikesi
Seni
etkilemez
Tutturduğumuz yol, yapacağımız yanlışları ve beraberinde başımıza
gelecek tehlikeleri belirler. Eğer doğru bir yolda isek tabi ki engeller
çıkacaktır ama bu engeller daha mükemmel hale gelmemiz için olacaktır.
Bu süreçte başımıza tehlike gelmeyecek, öğrendiğimizi öğreneceğizdir.
Eğer yol doğru değilse o zaman başımıza tehlikeler, zorluklar çıkabilir.
Bunları da yaratan yine bizizdir.

Şiirler
bakış açısına göre farklı yorumlanabilir cinstedir. Ben yukarıda kendi
yorumlarımı ve deneyimlerimi, şiirden çıkardıklarımı aktardım. Ama siz
daha derin bir felsefe görebilirsiniz. Bu yüzden aşağıda sevdiğim
şiirleri de sizlerin yorumunuza bırakıyorum.
|
Maden
Eğer ısı saçan
Altından bir dağ bile olsa
İçini açmadan
Işığını göremezsin.
(Genel)
Ne
zaman
Pirinç tarlalarında
Sıcaktan bunalan çiftçileri
Düşünsem,
Hava çok sıcak da olsa,
“Sıcak” diyemem.
Soğuk Bir Gecede Düşünce
Gece soğuk,
Fırtınanın sesi ile
Uyandım
Köylülerin evlerini düşünüp
Endişelendim.
(Genel)
Sık sık
Kendine bak
Farkına varmadan kaybolabilir
Hatalar yapabilirsin.
Toz
Ortalığı toz kaplandığında
Altından güzel şeyler çıkmasa bile
Yine de güzeldir
Temizlenmek…
(Genel)
Düşündüğün bir şey
Gerçek olursa
İzin verme
Seni yoldan çıkarmasına
Ve sakın unutma
Alçakgönüllü ol.
Bir gün
Ruhumun
Tıpkı
Yeni doğan güneş gibi
Gençleşmesini dilerdim.
|
(Genel)
Düşündüğün bir şey
Gerçek olursa
İzin verme
Seni yoldan çıkarmasına
Ve
sakın unutma
Alçakgönüllü ol.
Çamurla kaplı ağaç
Ne
zaman
Çamurla kaplı
Bir ağaç görsem
Gözden saklı İnsanlar
Olduğu aklıma gelir.
Bir gün
Ruhumun
Tıpkı
Yeni doğan güneş gibi
Gençleşmesini dilerdim.
Su
Kaynaktan temiz ve berrak gelse de
Kirli bir dereye akınca
Suyun kirlenmesi
Ne
kötü…
Çamurla kaplı ağaç
Ne
zaman
Çamurla kaplı
Bir ağaç görsem
Gözden saklı İnsanlar
Olduğu aklıma gelir.
Akıl
Kocaman geniş dünyada
İnsan aklı
Bağlantılar kurarken
Kendi dar alanında
Tuzağa düşer.
|
Kaynaklar
Oktan
Keleş’in Yazı Dizisi (Sırdaş-6.Bölüm, Netpano)
Tüm
Yönleriyle Reiki |