|
Yazar:
Can Tığlı
|
Mart 2010
Sabır-ı Deneme
Burada
bahsedilen her şey gerçek olmayabilir. Fakat mantıklı oldukları inkâr
edilemez. Hep bir adım öne gidebilmek için, her daim düşünmek
gereklidir. Düşündükçe, geliştirmek. Geliştirdikçe de uygulamak şarttır.
Bu sistem bozulur ya da zarar görürse, yanlış yapma yüzdemiz yükselir,
öfke limitlerimiz artar. Oysa masumca sabra sığınabilir, sil baştan
deneyebiliriz.
Tabii öncelikle sabrın gücünü idrak etmeli, onunla iyi
geçinmeyi öğrenmeliyiz. İnançlarımız sadece din, vatan, tuttuğumuz
takımlar, amaç ve vizyonumuz için geçerli değildir. Doğar doğmaz aslında
bazı inançlara bürünüp geliriz. Duygularımız olsun, zaman olsun hepsi
aslında bizim var edip, inandığımız olgulardır. Sabır; zamanın
kardeşidir. Bizim ise en yakın dostumuzdur. Daha doğrusu kesinlikle
hayatımızdadır fakat dostumuz olarak mı düşmanımız olarak mı
belleyeceğiz onu, bu bizim elimizdedir. İyi anlaşırsak dost, kötü
gidişata sebebiyet verirsek düşman oluruz. Kurtulmak istiyor, yüzünü
görmek istemiyorsak zamanı yıkmalı, duygulara kaymalıyız. Duygusal
olabilmek, duygularla hareket etmek, bizi gün geçtikçe zaman kavramının
dışına iter. Farklı bir hayat yaşamamıza imkân sunar. Nasıl peki?

Bilindiği
gibi duygular çok fonksiyonlu kullanılabilir. Olumlu ve olumsuzlar
şeklinde ikiye ayrılırlar. Duygusal yönünü fark etmeden yaşayan bir
varlık, zamana teslim olur, sabırla da düşman. Şayet duyguları ağır
basıp ilerleyen bir varlığı ele alacak olursak; bunun aksini
gözlemleyebiliriz. Yani zaman kavramını pas geçmiş. Sabır ile de dost
olmuştur. Bu kurulan yakınlık bize kar sağlamayacaktır fakat zararlardan
uzak tutacaktır. Öfke ve sevgi dışındaki duyguları geliştirmeli, çok
yönlü bir duygusallığa sahip olmalıyız.
Mükemmel
bir yaşam sabır gerektirir. O yüzden birçoğumuz bunu elde edemeyiz.
Çünkü hepimiz zaman ile haşır neşir oluruz. Buna ayıracağımız dilimi
azaltır, yaşama bir nebze olsun duygusal açıdan bakabilirsek, daha
farklı, özel ve güzel bir yaşam sağlamak, en azından kendi adımıza
mükemmelliğe kavuşmak elimizdedir. Fakat neden? Sorusu gelebilir
aklımıza… Yanıt basit; benliğimizi daha iyi hissetmek. Yapmak
istediklerimiz hakkında birçok kez zaman kavramına takılırız. Engelleriz
kendimizi bir takım şeylerin altına elimizi sokmadan önce, sabır diye…
Akıp giden zaman değil, ömrümüzdür. Kaybettiğimiz sabır değil,
karşımızdakidir, ya da kendimizizdir.
Kazanmak
için zamanla boğuşmadan yol kat etmeliyiz. Böylece yorulup
duraksadığımızda, serinlemek için içeceğimiz suyu bize sabır değil,
sevgi ulaştırır. Sevginin ulaştıracağı su bize güç katar. Sabrın
getireceği ise zehir niteliğindedir, ömürden çalar. Tıngır mıngır
ilerler zaten yaşam. Kimimiz gereğinden az, kimimiz hak ettiğinden
fazla, kimimiz ise yeteri dozda tadarız bu keyfi. Kullanacağımızın
garantisi olduğuna göre, en iyiyi yapmak kalıyor geriye. Boşluklara
düşüp, zamana bırakmamalıyız kendimizi. Sürekli duygularla adım atıp,
üretimde olmalıyız dilediğimizce. Hüsran sabırda gizli, öfke ise zamanın
ta kendisi. Mutlu olmak; sevginin emek görmüş halidir. Mükemmel ise
sabırdan uzakta yol kat etmekten geçer. Şimdi sorarım size, sabır
hayatın neresinde? Teslim olduğumuz çoğu şey zaman ve sabır ikilisinin
askerleridir. Yenik başladığımız savaşta her geçen gün direncimiz
azalır. Öte yandan duygularını koşulsuzca hür bırakan bir varlık,
süreçlere takılmadan yoluna devam eder, er ya da geç istediğine kavuşur.
Kavuştuğunda ise yorgun gözükmez ona karşı. İstediğini almıştır.
Hedeflere ulaşmak anlamlı kılar her şeyi. Geç kalmak ise yersiz bir
pişmanlık dile getirir içimizde.
Odaklanmak, yani yoğunlaşmak için gereksiz şeylerden kaçınmalıyız.
Böylece sınırsız tatlara doğru yol kat etmiş oluruz. Bir cümle önceki ‘’
doğru ‘’ kelimesi sadece istikamet anlamında değil, seçeneklerden de
olumlu anlamındadır…
Anlatmak
istediğim zaman ya da duygu seçimi değil. Elbet iyiler de kötüler de
gruplar halinde savaşmalı. Benim hep savunduğum beden-ruh ikilisinin alt
edemeyeceği şey yoktur, duygularla beslenir ise. Karşısındaki kötülerden
zaman-sabır ikilisi olsa bile! Sadece doğru savaşmayı bilmeliyiz.
Bilmiyorsak öğrenmeliyiz. Budur zaten ‘’ hep ayakta kaldım ‘’
diyebilmek. Direnmektir biraz da olsa hayatı sürdürebilmek ya, aynı
misal… Kalbin periyodik olarak atıyorsa ve beyninde tüm hakkını
düşünmekten yana kullanıyor ise, zamana sığınmak, sabırdan medet ummak
bir tabu değil midir? Hatta zamana teslim olmak, beyaz bayrağı çekmek
değil midir savaşta? Beklemek farklı bir kavramdır, karıştırmamak gerek.
Beklemek, doğru bir takım olguların bir araya gelmesi içindir, yer ve
kişi gibi mesela. Fakat zaman beklenmez! Görmek istemediğin komşunun,
hayatından sürekli haber almaktır zaman. Onunla aynı anda asansöre
binmez, sesini duyduğunda kapını açmazsan, ondan uzak kalmış olursun. O
da yoluna bir kez daha çıkmayacağını düşünerek senden vazgeçer.
Üzerinden çeker kin dolu gözlerini. Sense onun varlığını kabul etmiş
fakat avantajlı bir halde savaşına devam edersin. Bu bahsettiğim savaş
kanın gövdeyi götürdüğü cinsten değil, yaşama tutunma cinsinden.
Ve
duygular… Taze meyvelerimiz. Ham maddelerimiz. Gönlümüzde, zihnimizde
gerçekten yer etmesi gereken şeyler. Bizim iyi yanımızın eserleri.
Destekçilerimiz! Sürekli zaman tedirginliğinde yaşamaktansa, duyguları
masumca beslersek, amacımıza daha kolay ulaşırız. Sabra gözükmeden önüne
geçer, mükemmel hayatı sağlayabiliriz. Kendimiz için önemli olanları
sıralamalı, sonra da baştan beri sabit olan tarzımıza uygun olanı
seçmeliyiz. Hangi gruptayız? Zamanla amansızca harcanan bir ömürde
miyiz? Daha güzeli keşfetmeye yol alan duygusallarda mıyız? Deneme
yanılma teorisi için bir hakkımız var. Tek olan her zaman ilgi
çekicidir, doğru olan seçeneği sürekli tutturmak ise bir yetenektir.
Yitirdiğimiz deneme hakkına tekrar kavuşmayı beklemektense, bu yola baş
koymadan önce yeteneğimizi geliştirmeliyiz. Göz ardı edilmemeli zaman ve
sabır. Varlıkları göz ardı edilmemeli yani. Ama onlara da içimizdeki
duyguların kuvveti hissettirilmeli! Şimdi dene ve gör… Sonucu belli olan
bu testi, heyecan içinde yap. Git gide kendinden mi vazgeçeceksin onlara
aldanıp, yoksa sevgine emek harcayıp mutluluğumu seçeceksin? Sabır
sizden uzak olsun mutlu insanlar… |