|
Yazar:
Boran
Savran
|
Mart 2010
İçinden Biri

Yasemin
uyandı. Yatağın kenarına oturup bir süre bekledi.
"Nerede
kaldı bu kız?" diye geçirdi içinden.
Hâlbuki
her sabah burada olurdu… İlk kez ortaokulda karşılaşmışlardı. Dönemin
tam ortasında ansızın sınıfa gelmiş, bir- iki ay boyunca öğretmenin yanı
başında sessizce oturmuştu. Bir ders çıkışı yanına gelmiş,
arkadaşlıkları da öyle başlamıştı.
Orta okul
bitip liseye geçtiklerinde, yaz tatili boyunca ne aramış, ne sormuş, ne
de yanına gelmişti. Bodrum’dan Ankara’ya taşındıkları ilk gece,
koridordan sessizce gelip, annesiyle arasına süzüldüğü zamana dek hiç
görünmemişti.
O gece,
saatlerce konuştular. Zaten bundan sonra bir daha ayrılmayacaklardı.
Yasemin nereye, o oraya…
Liseyi
bitirip üniversiteye gittiğinde de, ailesinden ayrılıp, o minicik, tek
odalı evi tuttuğunda da hep birliktelerdi. Yasemin iyi bir anlatıcı, o,
ise iyi bir dinleyiciydi.
Sesi
kısılana kadar, aşklarını, kırgınlıklarını, sevinçlerini anlatırdı.
Bazen ortadan kaybolurdu ama Yasemin bunu dert etmezdi. Geri geleceğini
bilirdi. Zaten kendinden biriydi... O kadar ki buraya gelirken bile
takip etmişti.
Yasemin
bembeyaz duvarlara baktı. Çok canı sıkılmış, karnı da epey acıkmıştı.
Yataktan kalkıp aynaya doğru yöneldi. Kapı açıldı. Beyaz üniformalı
hemşire içeri girdi.
“Yaseminciğim. Haydi kahvaltını yap, ilaç saatin geldi.”
 |