|
Yazar: Ümit
Çilingiroğlu
|
Astroloji
|
1 Mart
2010
Hepsi Benim:
Balık 2010
19 Şubat
20 Mart tarihleri arasında Balık burcu sürecindeyiz. En kısa burç
dönemi, yılın en anlamlı günlerini, tamamlanmayı yaşatıyor.

Biri
yukarı doğru, tanrıyla birleşmeyi, diğeriyse aşağı doğru kendini yok
etmeyi simgeleyen iki balık motifi, birbirine gümüş kordonla bağlıdır.
Arzuların ve bütünlüğün, ikinin bir olmasının simgesidir. İki yönden
birini seçme hakkına işaret eder. O, hangisini seçeceğine zorlanır ancak
karar veremese de içsel olarak doğrunun seçilmesi gerektiğini, hangisinin doğru olduğunu bilir.
Burç,
Neptün gezegeni tarafından yönetilir. Ondan yaratıcılık, sanatsallık,
mistiklik ve bağımlılık gibi yükler almıştır. Tüm sıvıları yöneten
Neptün, denizler tanrısı Poseidon’ un üç çatallı mızrağıyla simgelenir.
O, beden, zihin ve ruhun birliğidir. Mistik konular, dini işler Balık
tarafından yönetilir
Balık
kendisinden önce gelen on iki burcun tamamıdır. Hepsinden biraz kendinde
barındırır. Bu onu limitsiz bir potansiyelle donatır. O bir kahin, bir
filozof gibi evrensel sevgi ve insanlığın geleceği için çalışır. O,
sanki insanlığa hizmet için yaratılmıştır. Olağanüstü yeteneklerle
donatılmıştır ama bunların farkına varamayabilir. Balık, hakiki gerçeği
anlayabilendir. Görünenin ötesini algılayabilir. Geçmişi bilir, geleceği
görür ve bugüne hoşgörüyle bakar. Sezgileri kuvvetli bir mistik
olabilir.
İnsanlığa
karşı derin bir şefkat besler. Hastalara, zayıflara karşı acıma
duygusuyla hareket eder.

Ona göre
dünya mucizelerle doludur. Bakmayı, görmeyi bilmek gerekir. Hayal gücünü
ve yaratıcı enerjiyi kullanarak insanlığın gelişimi ve iyileşmesi için
çalışmalarda bulunabilir. Derin özverisiyle kendini bile unutabilir.
Birlik ve bir olma kavramı tam ona göredir. Olumsuz enerjilerine üzerine
çekerek, insanlara yardımcı olmaya çalışır. O, yüreğinin
derinliklerindekileri açığa çıkararak, paylaşmak ve bildiklerini
öğretmek ister. Yüreğinden anlayış taşar. Yapabileceği her yardımı
yapar.
Hayatın
fırtınalarını sakin karşılar, fırtınanın onu değiştirmesine aldırmaz
çünkü o sürekli değişimden hoşlanır. İsterse, sadece hayatı değiştirme
üzerine odaklanabilir. Hayatın zorluklarına karşı çıkmaz. Kendini
akıntıya bırakır. Nereye götürürse oranın tadını çıkarmaya çalışır.
İstemediği bir yere sürüklemişse orayı yaşanabilir kılar, süsler,
güzelleştirir orada huzuru ve mutluluğu bulmaya çalışır.
Kendisini
hem çok büyük hem de çok küçük hisseder. Bunun karmaşasını yaşar.
Kendini başkalarının yerine rahatlıkla koyabilir. Onların acılarını,
ruhunun derinliklerinde duyabilir. Onları iyileştirmek için cabalar ve
büyük şifacılık çalışmaları yapabilir
Dünyaya
pembe gözlüklerle bakar. Hayallerinin arkasına saklanır. Aşırı enerjiyle
başa çıkamadığında, kendini dış dünyaya kapatır ve yatar uyur. Rüya
görmek, imgeleme yapmak ve hayal etmekte onun üstüne yoktur. Duygusal
zekası çok yüksektir. Buda onu yaratıcı ve artistiktik yapar.
Duygularını ifade ederken şiirsel ifadeler kullanır. Aşk, keder,
mutluluk gibi duygularını sanatla ifade eder. O yapacaklarının önce
hayalini kurar ama onları gerçeğe dönüştürürken tembellik eder.
Yükseklerde olmaya, tepeler çıkmaya, şan şöhrete meraklı değildir. O
sanatı sanat için, istediği için, içinden öyle geldiği için yapar.
Milyoner olmak istemekten ziyade milyoner gibi yaşamak ister ve bu
isteğe göre hayatı zenginleştirmeye çalışır. İlgi alanları çok ve
çeşitlidir. Çok şey yapmak ister ama seçimde zorlanır. Acele etmesine
gerek yokmuş gibi davransa da içten içe o herkesten önde gider.

Güçlü
hafızası ona, hiçbir şeyi unutturmasa da o unutmuş görünmeyi,
hatırlamamayı seçer. Sınırlara kısıtlamalara aldırmaz. Şiddet karşısında
çok zor tepki verir. İçinden kabararak yükselen öfkesini, zeki,
iğneleyici ve kırıcı bir şekilde, sinir ederek ve alayla dile getirir.
Mizahı bir silah olarak kullanabilir, hiciv ustasıdır. Gözyaşı dökerken
yüzünde güller açtırabilir. En üzgün zamanlarında bile kalbi sıcacık
hayallerle doludur. O duygu insanıdır. Kalbin doğru söyleyeceğini bilir
ve yüreğin sesi dinlenmelidir der. Hissettiği gerçeğe inanır. Her şeyi
yüreğiyle hissedebilir. Acıyı, mutluluğu birbirine katık edebilir. Kolay
incinir ama her zaman affetmeye hazırdır. Şen kahkahalar atarken birden
aklına geliveren bir şeyle ağlamaya başlar. Hayır işleri yaparak,
yardımlaşarak kendini rahatlatır, sıkıntılarından kurtulur. Delilikle
dehalık arasındaki ince çizgide gidip gelebilir. Denizlerdeki gel gitler
gibi gidiş dönüşler yaşar. Bazen soğuk bazen sıcaktır. Çok kolay bağımlı
olabilir, bu illa kötü bir alışkanlık demek değildir. Rahatlıkla güzel
koku bağımlılığı geliştirebilir.
Yaratıcılıkla kendini tatmin eder. Onun güzellik anlayışı, tüm duvarları
yıkabilir. Kültürel ve etnik ayrılıkları önemsemez, birliği savunur.
Süreç
boyunca; Balık’ın yönettiği beden bölgelerine (ayaklar, lenf, bağışıklık
sistemi ve psikosomatik hastalıklar) biraz daha dikkat etmeli, yaşama
mor rengi katarak enerjiyi uyandırmalı, rüyalara dikkat etmeli,
mistisizm ve ruhaniyet üzerine odaklanmalı, bilincin derinlerine seyahat
etmeli, yakınlarla empati kurmaya çalışmalı, sanat etkinliklerine
katılmalı ve şen kahkahalarla hayatın tadına varılmalı. |