|
Yazar:
Ömer Faruk
Aydıncılar |
Mart 2010
Kaos Yönetimi (1):
Kaos Sınırı
Kaos; herkesin çekindiği bir
kelime. Ne anlama geldiğini bile düşünmeden kulaktan duyma bilgilere
göre kaosu, karmaşıklık ile eş anlamlı zannederdim hep. Birisi bana
huzursuzluk vermek istediğinde, kaotik bir ortam ile tehdit ederdi. Kaos
korkunç bir kelimeydi benim için. Şimdi artık korkularımla yüzleşme
vakti geldi...

Düzen;
huzur ile eş anlamlıdır. Düzen olursa, bereket olur, huzur olur, güven
olur, denge olur. Hayatın düzenli olmalı, odan düzenli olmalı, evin
düzenli olmalı, plan yapmalısın düzenli olmak için, planını uygulamak
için düzenli olman gerek... vs. vs... Bunca düzen kelimesinin kodlandığı
hayatta, kaosun kelimesinden dahi korkmak, suç veya yetersizlik
değildir. Sadece bilgisizliktir.
Düzen
aslında durağan dengedir. Eşit kollu terazide, gösterge durduğunda
dengede olduğunu algılayıp, ancak o zaman ölçüm yapabilenlerin kabul
ettiği güçlü bir kavramdır düzen. Durağan denge (yani düzen), adı
üstünde durağandır. Çevre şartları değiştiğinde uyum göstermesi zordur.
Farklılaşmaya çalışması boşadır. Sadece düzene inanan insanlar, sonraki
nesillere de bu olguyu aşılamaya çalışırlar. Bir baba, oğluna düzenli
bir çocuk olması konusunda öğüt verir hep. Atasözlerinde hep düzeni öven
olgular yok mudur?
Düzene
karşı çıkanlar yok mudur? Mutlaka var; ama hepimiz biliyoruz ki, onlarda
başka bir düzen getirme çabasında insanlığa. Düzen ve kaos, günlük
hayatta çoğu zaman siyaseten irdelenmiş gibi gelir hep. Tamam siyaset
hayatın içinde; fakat hiç bireysel düzen veya bireysel kaos hakkında
düşündünüz mü?
Durağan
dengeden neden çıkmak gerekir? Bu sorunun cevabı aslında içinde
“durağan” ve “çıkmak”. Bu sorudan “neden”(ler)i atın ve durağan dengeden
artık çıkın. Durağan dengeyi devam ettirmek için durmak gerekir,
çeşitliliği ve sürekliliği devam ettirmek için denemek gerekir. Durmak
için cesaret gerekmez, çünkü korku yoktur. Denemek için cesaret gerekir
çünkü neyle karşılaşabileceğini bilemediğin için korkabilirsiniz.
Kuantum
mekaniğine çok hâkim olmasam da; temel olarak bildiğim konu; eğer
ortamda gözlemci varsa, maddenin hareket özellikleri değişebiliyor
(parçacık veya dalga hareketinden bahsediyorum). Kuantum fiziğini temel
alarak, (bana göre) düşünmenin bir yolu da evreni yorumlamak. O nedenle
kişinin yaptığı yorumlar, çevresini ve belki de evreni
şekillendirebilir.
Kaos
sınırı açıklarken, odak olarak almak istediğim konu; elektronun bulunma
olasılığının modellenmesiyle ortaya çıkan, olasılık küresi. Basitçe
değinecek olursam; olasılık küresi atomun çekirdeğinin etrafında,
elektronun bulunabileceği yerlerin hesaplanarak, elektronun dolaşım
sınırlarının çizilmesidir. Bir elektronun olasılık küresi çizildiğinde
şunu anlarız; elektron, o kürenin içinde herhangi bir yerde olabilir;
ama nerde olduğunu kesin olarak bilemeyiz. Yukarıda söylediğim düşünce
sistemine göre de elektron olasılık küresi içinde yorumladığımız
yerdedir. Peki, yorumlamaya, daha doğrusu bilmeye gerek var mı?

Güneş
sisteminde Dünya’mızı düşünün. Dünya’nın içinde milyarlarca canlı var.
İçlerinden en gelişmiş olanı insanlar. Dünya içinde, (ve sınırlı da olsa
dışında) hergün trilyonlarca farklı aktivasyon gerçekleştiriyorlar.
Tamamen kaotik bir ortam. İnsanlık olarak geçmişten günümüze sayısız
ürün ortaya koyduk. Çoğuna anlamlar kattık ve uygarlığımızı geliştirdik.
Uzay yolculuklarına başladık. Farklı gezegenlerde yaşam üniteleri
kurmamız yakın. Peki hiç düşündünüz mü; Güneş için tüm bu
yaptıklarımızın herhangi bir önemi var mı? Güneş için bu yaptıklarımız
ne kadar anlamlı?
Güneş için
varlığımızın zerre kadar önemi yok. Neden mi Güneş için anlamlı değiliz?
Çünkü Güneş bizim kaos sınırımızı Dünya olarak belirlemiş. Dünya, Güneş
etrafında belirli bir yörüngede döndüğü sürece ve sistemin dengesini
bozmadığı sürece, Güneş tarafından yönetilen bir uydu. Kaldı ki insanlık
adından bile söz edilmeye gerek duyulmayan canlılar topluluğu. Biz bunu
hak ediyormuyuz sizce peki? Ne yapsak da bu
kontrolden kurtulsak? Ne yapsak da Güneş için anlamlı olsak?
Cevap
basit; tüm insanlık birleşelim ve Dünyamızı yörüngesinden çıkaralım.
Saçma bir fikir değil mi? Ama Güneş için anlam oluşturmamızın başka yolu
yok. İşte kaos sınırına çok güzel bir örnek. İçinde önceden
kestirilemeyen trilyonlarca hareketin olduğu bir olasılık küresi, ve
anlamlı bir hareket yapmak istediğinde varlığının yok olma olasılığı ile
karşı karşıya kalan akıllı da olsa yönetilen bir canlı grubu; insanlık.
Güneş burada ilgilendiği olayı temel alarak kaos sınırını çizmiş; “Dünya
kendi yörüngesinde dönmeli”. İçindeki insanların ne yaptığı önemli
değil. Bir başka deyişle, Güneş’in, yedi milyar insanın ne yaptığını
veya ne yapacağını bilmesine, hatta düzenlemesine gerek yok. Hepsi
evrenin fizik kurallarına uyum içinde bireysel kaderlerini yaşıyorlar.
Güneş ise istediğini, her olasılığa karşı da olsa alıyor. İşte size
evreni yorumlayarak en zor görünen olayları yönetmeye yönelik güzel bir
örnek.
Başka bir
örnek verecek olursak; DNA’yı seçebiliriz. DNA’mız bize kaderimizi
yaşamamız için alt ve üst sınırları çiziyor (bkz. “Kader ve Özgür İrade”
yazısı). Bizim o sınırlar içinde yaptığımız kaotik hareketlerin DNA’mız
için bir anlamı yok. Ne zaman ki, biz üst sınır olan boyumuzu (örneğin
üst sınır 185 cm olsun) bir yolunu bulup (205 cm’ye) uzatırız, o zaman
DNA’mızın yönetiminden sıyrılmış oluruz. Peki bu işlem canlılığımızı ve
varlığımızı ne ölçüde tehlikeye atar. İşte size güzel bir kaos sınırı
örneği daha; yönetiminden çıkamayacağımız bir kaos sınırı DNA.
Bir örnek
de sosyal yaşamımızdan verebilirsek kaos sınırı olgusu, tam olarak
açıklığa kavuşmuş olur sanırım. Bir yarışma düşünün; amacı A noktasından
B noktasına ulaşmak olsun. Yarışmanın yöneticisi olarak siz tek
parametre üzerinden (A’dan B’ye ulaşmak olarak), yarışmanın kaos
sınırını çizerseniz, diğer parametreleri (zaman, ortalama hız vb.)
düşünmek veya bilmek zorunda kalmazsınız. Yarışmacılar akla gelen ya da
gelmeyen binlerce yöntemle, kaotik bir şekilde, A’dan B’ye ulaşırken siz
bu yöntemleri bilmenize ve takip etmenize gerek kalmadan, net olarak
belirlediğiniz amacınıza hizmet eder şekilde bu kaotik ortama bir sınır
çizmiş ve yönetmiş olursunuz.
Kaos
ortamını yönetmek kavramını bir sonraki yazıda daha geniş
irdeleyeceğimiz için burada sınır çizmek konusunu bu örnek üzerinden
biraz daha açabiliriz. Bu yarışmada, aktivitenin adını yarışma olarak
koyduğunuz için katılımcıları doğrudan bir sınır içerisine almış
oluyorsunuz. Yarışmanın amacını tek parametre üzerinden belirleyerek de
gerçek bir kaos ortamı sınırı çizmiş oluyorsunuz. Tabi ki insanların
sizin kaos sınırınıza girmeyi kabul edip, yönetiminizi kabul etmesine
motivasyon olarak ödül mutlaka gerekli. A’dan B’ye ulaşan herkese 100 TL
ödül gibi.
Peki
kurallar? Kural koymadınız çünkü ihtiyacınız yok. Takip ettiğiniz tek
parametre yarışmacı olarak adını yazdırmış katılımcıların A’dan B’ye
ulaşmış olması. Tarih ya da saat aralığı koymadınız, kullanılacak araç
ya da araçlar ile ilgili kıstasları belirlemediniz. İlk başaran ile
sonuncu arasında da ödül olarak fark olmadığına göre... Katılımcıları
yapacağı tek bir şey var; adlarını yazdırıp A’dan B’ye giderek ödülü
almak.
Bu
çizdiğimiz sınır aslında oldukça güvenli bir genişlikte; çünkü tek
parametre üzerinden çizilmiş geniş bir sınır. Katılımcıları zorlayacak
parametreler olmadığı için (en basitinden birinci olmak zorunda bile
değiller); kimse kimseyi rahatsız etmeden –bunun yanında diğer
tanıdıkları da teşvik ederek belki- isteneni gerçekleştirecek ve ödülünü
alacaktır. Bu nedenle hile yapılmadığının tespitine sadece A ve B
noktasında ihtiyaç olacaktır. Peki işe yarar bir kaos sınırı mıdır bu
çizdiğimiz? Evet insanların sadece B noktasına gelmesini istiyorsanız
işe yarar ve güvenli bir sınırdır.
Kaos
sınırı ne kadar genişse o kadar güvenlidir, bir başka deyişle; sınır ne
kadar az parametre ile çizilmişse o kadar az güvenlik önlemi almak
–dolayısıyla enerji ve emek harcamak- gerekir. Tabi ki az parametre az
işlev anlamına da gelir. Daha işlevsel bir kaos sınır çizmek için daha
çok parametre belirlemek gerekir. Bu da, daha çok güvenlik önlemi ve
enerji harcamak anlamına gelir. Parametreleri çoğaltmak aslında daha
yararlıdır mutlaka ve günümüzde imkanı olan her insan ve kurum yüksek
sayıda parametre ile kaos sınırları çizerek yönetmek istemektedir. Bunun
yanında, işlerin kontrolden çıkıp, yönetilemez duruma geldiği zamanlar
aslında en iyi çözümlerden birisi de kaos sınırını genişletmektir.
Bu yazının
sonucuna gelirsek; hayatımızda her olay için bir kaos sınırı
çizebiliriz. Yeter ki ne istediğimizi tam olarak (ve en önemlisi
kendimize yalan söylemeden) belirleyelim. Yönetemediğimizi düşünerek “bu
kaotik ortamdan nasıl kurtuluruz?” diye düşünmeye başladığımızda
yapacağımız şey; çizilmiş olan kaos sınırının bilincine varıp,
(beklentilerimizi ve bu doğrultuda takip ettiğimiz parametreleri
azaltarak) onu genişletmektir. Daha sonra birisi bu kaotik ortamda nasıl
bu kadar rahat olabildiğimizi sorduğundaysa ona amacını net olarak bilen
birisi olarak gülümsemektir. |