|
Yazar:
Altan Akay
|
Mart 2010
Biz’e Dair Potpuri
Yetiştirildiğimiz kişiler
tarafından olmasına duacı hale getirildiğimiz bağımlılık beklentimiz,
bizi karşımıza çıkan diğer fırsatları görmez hale getirdi.

Son
yıllarda farkındalık sözcüğü ile ifade edilen öze dair bilincimizin
genişlemesi ve öncesinde genişleme isteğinin artması ile birlikte,
kişilerin düşünsel faaliyetlerinde de yoğun bir hareketlenme oldu.
Düşünsel faaliyetlerdeki bu artışın sonuçlarını, olumlu ya da olumsuz
yansımalarla görmek pek mümkün hale geldi. İnsanın kendine dair
bilincinin her anlamda gelişmesi, her kişide farklı bir etki yaratmaya
başladı.
Kuşkusuz
her insan, yaşadığı toplumun ve yetiştiği koşulların etkisiyle
şekillenen farklı farklı karakterler taşımaktadır. Bu karakterleri göz
önünde bulundurursak, değişen bilincin ve artan farkındalığın insanlara
yansıyan olumlu ve olumsuz yanlarının nasıl şekillendiğini
anlayabiliriz. Örneğin sevgi ve denge içerisinde büyüyen ve karakteri bu
şekilde oluşan bir kişi, gün geçtikçe olumlu yönde artan bu enerji ile
yükselirken, bir yandan da geldiği noktanın etrafındaki diğer uyumsuz
enerjilerle çatışma yaşayabilmektedir. Aynı zamanda negatif bakış
açısına sahip olan bir kişiliğin aynı durumu pozitif enerji alanları ile
yaşaması olasıdır. Burada önemli olan ve görülmesi gereken denge
mefhumudur. Artan farkındalık enerjisinden öyle ya da böyle nasibini
alan her kişi, bir şekilde dengenin bozulması yoluyla dengeye
girmektedir. Sizlerin dikkatini çekmek isteyeceğim ve geçeceğim daha
önemli bir nokta var aslında.
Bizler
bazen birden sahip olduğumuz ya da zaman içerisinde git gide artarak
elde ettiğimiz duyguların dengesini bilemeden, kendimize ya da
karşımızdaki kişiye hırçın bir şekilde yaklaşabiliyoruz. Hırçınlıktan
kastım sadece negatif bir bakış açısı değildir. Yüksek seviyede iyi
niyeti sınırsızca karşı tarafa göstermek gayreti içine girmek de benim
gözümde bir hırçınlıktır aslında. Açık söylemek gerekirse son
zamanlarda sürekli şükran ve sevgi ifadeleriyle dolaşan insanlardan
gerçekten yoruldum. Olun evet aynen böyle olun! Ama nedendir bu kadar
harcamak ve bu kadar dışarıya akıtmak? Paylaşmak gerçekten çok güzel ama
paylaştıklarınızı biraz da kendinize katmak daha güzel olmaz mı? Sahip
olduğunuz ve elde ettiğiniz açılımları öncelikle kendi içinizde
yaşamadan ve içselleştirmeden bu şekilde dışarıya akıtmak, bir sonraki
adımda daha fazla yara almaya sebep olabilmektedir. Buna sahip
olamadığımdan dolayı, eleştirel bir bakışla bu insanları yerdiğimi
düşünebilirsiniz. Fakat bu içselleştirememe ve sürekli dışarı akıtmadan
kaynaklı olarak ciddi sıkıntı çekmiş ve çeken insanlar tanıyorum. Yazma
isteğim bu tecrübelerden yola çıkarak az da olsa aydınlatıcı
olabilmektir.
Huzur
veren, paylaşımlarda yaşanması gereken dengeli bir özgürlük
kavramıdır. İlişkilerimizde bazen çok aceleci ve sınırsın
davranabiliyoruz. Artan enerjinin bizlerdeki yansıması ile daha çok
paylaşmak ve vermenin bizlere daha güzel getirileri olacakmış
zannediyoruz. Fakat daha sonra bu aşırılığımızın bizlere sorun
çıkarabileceğini görüyoruz.
Ve başka
bir şey daha… Son zamanlarda etrafıma baktığımda hiçbir şeyin aynı
kalmadığını, her ilişkinin bir şekilde değişebildiğini ve hatta
bitebildiğini gördüm. Yetiştirildiğimiz kişiler tarafından olmasına
duacı hale getirildiğimiz bağımlılık beklentimiz, bizi karşımıza çıkan
diğer fırsatları görmez hale getirdi. Nedense elde ettiklerimize
sürekli bağlı kalmak ve kopmamak adına kendimizle bir yarışa girdik.
Sevgilimiz, işimiz, evimiz, eşimiz… Bunu kabul etmek istemeyebilirsiniz
ve şu an yanınızda duran sevdiğiniz insandan, oturduğunuz evden veya
işinizden kopma düşüncesini sizlere dile getirdiğimden mütevellit bana
kızabilirsiniz bile. Peki ya bunlardan çok daha iyilerinin size
sunulabileceğini söylesem... İstediğiniz gibi düşünebilirsiniz. Fakat
unutmayın ki bu düşünceyi benimsemeye çalışmak bir gün karşınıza
çıktığında afallamaktan daha anlamlı olacaktır.
Her şey
değişir. Değişim sadece sahip olunanın kendi içinde devinimi değil, aynı
zamanda bir bitişin diğer bir başlangıcı da getirecek olmasıdır.
Giden gitmesi gerekiyorsa gider, bağlasanız bile
gidecekse gider. Sonrasında ise gelene yer açmaktan başka çareniz
kalmaz. Haksız mıyım?
Her
şartta gülümsemeyi bilmek özgürlüklerin en güzelidir.
Keyifle göndermeniz ve almanız dileğiyle. Gelen ya da
giden her ne ise… |