Sayı 58 | Temmuz 2010                Anasayfa  |  Kurumsal Reklam Arşiv |  Gündem |  Röportajlar |  İndigo Dünya |  İnsan |  Sağlık  |  Kültür Sanat  | Çocuk  |  Eğitim  |  Çevre |  Bilim



 Paylaş


BAĞLANTILARIMIZ

Sinema Life

Nasıl Daha İyi Yaparım?

Mor İnovasyon

Mustep

Sonsuz Us

Satranç Dünyası

Sessiz Bilgi

 

 

Yazar: Rüya Yüksel | Şubat 2010

Öfkeliyim Çünkü

Bu söylemi hepimiz hayatımızda birçok kez duymuşuzdur. Başımıza ne gelirse ve buna bağlı olarak ne hissedersek mutlaka bunun bir sebebi vardır. Genelleme yapacak olursak hissettiklerimiz yaşadıklarımızla doğru orantılıdır. Yani bir deneyim sonucunda oluşmuştur ve duygularımız o deneyimle ortaya çıkar. Öfke de bunlardan biridir.

Öfke duygusunun altında kişinin değer yargıları ve inançlarıyla doğru orantılı yürüttüğü bir mantık vardır. Yaşanan deneyimde kişinin inandıklarına karşı bir şey olursa, onun kendince oluşturduğu kurallara ters düşüyor demektir. Bu da bir anlamda kişinin kendisini ifade edememesi demektir. Oysaki bir kişi için gerekli olan bir diğer kişi için hiç te gerekli olmayabilir. Bu durumda taraflardan biri bu duruma öfkelenebilir. Çünkü kişi olayı kişisel algılamış, sadece kendi bakış açısıyla değerlendirmiş ve yapılan eylemi kendisine karşı yapılmış olduğunu düşünerek öfke belirtisi göstermiştir.

Öfke bir başka deyişle yaşanan bir deneyime uyum sağlayamamak ve kabulsüzlük göstermek demektir. Çünkü kendi doğrularında ısrarcı olan kişi aynı zamanda kendisini bir seçeneksizlik içine sokmuş demektir. Seçeneksizlik durumunda olan olaya uyum sağlamak mümkün değildir. Çünkü kendi inançlarıyla ters düşer ve sonuçtan kendini var edemediği için mutsuzluk duyar. Bu durumda kendisini bu durumuna neden olan kişiyi yaşadığı duyguların sorumlusu olarak görür ve onu suçlar. 

Çoğu zaman anne - çocuk diyaloğunda hepimizin şahit olduğu bir cümle vardır.  “ Çocuğum sen beni öldüreceksin ”  Yani başıma ne gelirse bunun sorumlusu sensin! Bu tip davranış kalıplarında zorunluluklar ve kurallar vardır.  Dolayısıyla zorunluluk seçeneksizliği yaratır.

Bu durumda olasılık olgusu tümüyle devre dışı kalmış demektir ki bu durumun öfke yaratmaması mümkün değildir. 

Ortaya çıkan öfke duygusunun altında kendini seçeneksizliğe mahkum etmiş, katı kuralları olan ve sonsuz ve sınırsız evren potansiyellerini göremeyen bir insan kişiliği yatmaktadır. Bu kişilik yaşadığı deneyimlerin sorumluluğunu da reddetmekte ve yaşamının sorumluluğunu karşısındakine yüklemektedir. Öfke duygusu kendi içinde kendisini ifade edemediği için engellenmişlik, hoşnutsuzluk ve hayal kırıklığı duygularının da yaşanmasına neden olur.  

Görünene göre öfke duygusunun gerisinde farkındalıksızlıkla beraber ikilikçi- kutuplu düşünce biçimini destekleyen bir yapılanma vardır. Oysaki yaşadığımız günler yeni bir çağın, yeni bir düşünce yapısının müjdelendiği ve değişimin başladığı zamanlardır. Bu durumda öfke duygusu ile baş edebilmenin yolu bakış açımızı değiştirmektir. Kendi yapısallığımızın dışında farklı bir durumla karşılaştığımızda kendimizi de geliştirmemiz için yeni imkânlar açılmış demektir. Yeni bakış açısıyla öfke duygusunun yerini gelişim, yeni fırsatlar, paylaşım, kişisel sorumluluk ve değişim alacaktır. Sorun yerine sonsuz olasılıkların olduğu düşüncesine odaklanmaktır.  

Sonuç olarak yeniçağ, yeni bakış açısı, cesaret ve güven bizlerde öfke kontrolünü mümkün kılacak ve birbirini anlayan insanların bir arada yaşadığı barışçıl bir dünyanın oluşmasına imkân tanıyacaktır.

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi | Telif ve Kopyalama Kuralları

| Başka  Paylaş



YAZAR HAKKINDA

Rüya Yüksel 1957 doğumlu. İstanbul'da yaşıyor.  Mesleği İngilizce öğretmenliği, ancak, 29 yıldır özel sektörde çalışıyor. NLP İleri Derece Uygulayıcısı ve Yaşam Koçu olmakla birlikte “Kendini Tanıma Çalışmaları” düzenliyor. Detaylı Bilgi


E-posta: Ruya.Yuksel@pernod-ricard-istanbul.com


  Yazara Ait Son Yazılar

 

Hissetme ve Düşünme

Sorumluluk ve Yaratım

Eş Zamanlılık

Özgürüz ama Birbirimize Bağlıyız

Genişliyoruz

Sadece Sevmek

Resimdeki Sır

Teslimiyet! Aktif mi? Pasif mi?

İradi Zeka

Kendin Olmak Saf Bilince Ulaşma Yolundaki Geçiş Kapısıdır

Olmak ya da Olmamak! İşte Asıl Mesele Bu!

Bugünlerde Dünyamızda Bir Şeyler Olmakta

Bedensel Hafifleme İhtiyacındayım

Öfkelerimizle Yüzleşmek

İçinden Ben

Gelecekten Geliyorum 

Ol`an ile Akmak

Sen Bir Başka Ben!

Kazanan mı Yoksa Kurban Olan mı Olmak İstersiniz?

Elveda Özdeşlik, Hoş Geldin Özgürlük!

Beklentisiz Yaşamak!

Korku Tüneli


Subscribe  Abone Olun



 


AnasayfaKurumsal | Reklam | Connect | Blog | Arşiv | Arama | İstatistikler | Bağlantılar | Röportajlar | Galeriler | Videolar

Gündem | Dünya | İnsan | Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim | Astroloji | İndigo | İndigonun Sesi

2005-2010 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi’nden kopyaladığınız her yazı için mutlaka yazı linki kaynak olarak gösterilmelidir.

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Künye | İçerik Politikası | Reklam | Telif ve Kopyalama Hakkı | Abonelik