|
Röportaj:
Nihal Demir
|
Sayi: 53 |
Şubat
2010
“Gizli Telkinle Kur'an Terapisi”
Kubilay Aktaş
Röportaj:
Nihal Demir

Kitabınızdan biraz bahseder
misiniz?
Gizli
Telkinle Kuran Terapisi, bilinçaltı ve kanal
bilgeliğinin kesiştiği noktada bir çalışma. Bu zamana kadar belki de
maddi çıkarlar noktasında kullanılan bir tekniğin (subliminal ve 25
kare) bizce daha doğru insan yapısına daha uygun bir noktada
kullanılmasını anlatıyor. 15 yıllık radyo programlarının bir meyvesi
diyebiliriz.
Malum insan alemlere gebedir. Zerredir ama varlığın tüm
bilgisini (logos) bilinçte gösterebilecek potansiyeldedir. İnsan tohum
gibidir. Doğru toprağa düştüğü zaman tanrısallık meyvesini verir. İnsan
ve tanrı birliği (vahdet-birlik) tüm öğretilerin temel dayanak
noktasıdır… Başlangıç (insan) ve bitiş (ilahi) noktası burasıdır.
İsa, alfa ve omega benim derken aslında noktanın sonsuzluğu ve şeylerin
(eşyanın) noktasal ilişkisine dikkat çekiyordu.
Düşünceler tohumun yeşerdiği düzlem bilinçaltı
tarlasıdır. Tabi ki ilişkilerin farkındalığı bilinçte yansıma bulur.
Ancak bunun arka planında bilinçaltı önemli bir role sahip. Çünkü burası
mutfak gibidir. Bilinç’ten farkında olarak veya olmayarak giren veriler
burada işleniyor. Tanımlama ve ilişkilendirme burada yapılıyor. Burada
gerçekliğe dönüşüyor demek istiyorum. Tohumun açıldığı tarla
bilinçaltıdır.
Kitaba beni sevk eden de bu anlayış oldu. Amakı hayalde
der ki “Ey rabbim seni kendime göre (zannımca) bilirim ama amacım seni
seninle (bütüncüllük-sentez) bilmektir.”
Genetiğini, öz yapısını zihinsel filtrelerim ile
kirletmeden ayetleri, esmaları (enerjileri) saf bir şekilde bilinçaltıma
nasıl alabilirim. Çıkış noktası burası.
Malesef bu asırda tohumun genetiği ile oynadığımız gibi
zihindeki kategorik anlayışlarla (sınıflandırma) ile de kendi
hakikatimize yabancılaşıyor ve indirgeyebiliyoruz. İnsandan beşerliğe
düşüyoruz. Ve bütünlük kayıp oluyor. Kategorize etmek önemli ancak
zıtların birliği olan sentez asıl olan. Ve zihnimin yargılaması ve
kendimce hükümler ile gerçeklikliğimden her defasında uzaklaşıyorum. O
zaman bu saraya (ben ötesi Ben’e) bay pass ile ulaşabilir miyim? Çünkü
hakikati deneyimlemede zihni filtrelerden başka engel yok. Zihni
devredışı bırakmak değil. Onu gözlemci tanık konumuna getirmek. Yapan
değil, onun üstünden yapılanan konuma gelmek.
Neden Kur’an? Ve neden gizli telkin?
Kuran, İncil, Tevrat yani ilahi üst bilince ait
kelamların enerjileri çok yüksek ve saf... Bu enerjilerin peygamber
bilincinde şekillenmesi (kelimeler kabına girmesi) onun bilinç
tarafından tanımlanmasını sağlıyor. O enerjiler bizim hard diskimiz
gibi. Ekranda biziz, ekrandaki verileri anlayabilmek için doğru noktadan
okumamız veya formatlanmamız lazım. İlahi kelamlar bu noktada eşsizdir.
Ve insan, bilinçaltı düzeyde bu kelamları enerjileri tanıyor, biliyor.
Kuran ve mümin ikiz kardeştir diyor Muhammed. Fakat bu şekillenen yapı
bu asırda öyle kendi gerçekliğinden uzaklaştı ki. Sadece hurafede
şekilde kaldı. Formel yapı da önemli ancak, özü ile irtibatı
koparılmadan.

Öz ile tekrar bağlantıya geçmede gizli telkin önemli.
Çünkü; zihin sürekli geçmiş ve kendince gelecek ile gerçekliği indirger.
An denilen zamansızlık ve mekansızlık noktasında kalamaz. Zihin hareket
etmesi için geçmiş ve geleceğe (kendince) ihtiyaç duyar. Zihin ancak
geçmiş ve gelecekte vardır.
Şöyle basit bir örnek vereyim. Muazzam bir saray
(sensin) var. İçinde her şeyi gerçekleştirebilme, her şey olabilme
potansiyeli, her şeye evet diyen bir sultan (ruh) var. Ancak kapıda
bir bekçi ki (zihin) sadece kendi tanıdıklarını alıyor. Gerçeklik
kapıya kadar geliyor. Ancak bekçi maalesef göremiyor. Çünkü gözü şaşı
veya hasta her ne ise… zihinimiz kirli. İsa der ki; “gerçekten şu dağa
deseniz git kendini denize at. Koşarak kendini denize atar.” İnsandaki
kudrete vurgu var burada.
İşte bay pass için arka kapıdan girmek lazım. Bekçiyi
yargılayan zihni atlatmalıyız. Kalenin içerden fethi ki buna keşif
diyoruz.
Gizli telkinde zihine ait bir bilgi yoktur. Çünkü
telkinler kulak ile duyulmaz göz ile görülmez. Dolayısı ile yargı da
yoktur. Ona hüküm koyamaz. Evet der, bilinçaltı her şeye evet der.
Bu konuda inanılmaz deneyler var. Belli görüntülerle
sizin neyi nasıl düşüneceğiniz etkilenebiliyor. Belli renkler şekiller
gösteriyorlar. Ve sen şunu düşündün deniliyor. Ve gerçekten öyle. Eşik
altı nokta çok tehlikelidir. Negatif yönde de kullanılır. Hipnotik
reklamcılık sektörünü çok bilemeyebiliriz ama gizli çok telkinler
verilip insanlar yönlendirilebiliyor. Bir tolumun bilinç altını işgal
ederseniz o toplum artık robottur.
Tabi biz doğa-insan ve tanrı düzleminde rehberlerin
bilgeliğinde öğretilerin doğrultusunda insan fıtratına en uygun olanı
kullanmaya çalışıyoruz.
Sana “sen tanrının biriciğisin, sevgilisin” desem.
Öğretiler öyle dediği için belki kabul edersin. Ancak zihin devrede ise
hayır zavallıyım da diyebilir. Yani bilinçaltı düzeyde aslında ben
öyle değilim ama dersem belki olurum diyorsun. Sürekli yargılayan
konuşan ve indirgeyen zihin (bekçi).
Ama bu bilgi sana gizliden ekilirse o zaman bilgiyi
aşarsın yani yaşarsın.
İslami inanışta telkin var mıdır?
Varlıkta her veri insana akar. İnsanda yeşerir. Dolayısı
ile telkin insan bilincine akmayan hiçbir şey yok. Ancak insanın seçici
olması lazım.
Kadim bilgelikte zikirler (mantra), semboller
(mitler) önemli bir yer tutar. Bunlar bir veriyi - bilgiyi bilinçaltı
düzeye tanımlama sürecine işaret eder. Bunlar açıktandır. Yani görünür
ve duyulur telkinlerdir. Mesela kim diyor (bir şekil) var ona bakarsa
sabahtan evinden çıksa akşama kadar korunur. Ve kim şu mantra’yı tekrar
ederse şöyle olur. Hurafeleştirmeden (sadece şekline bağlı kalmadan)
bunlar kullanılabilir. Zaten telkini (veriyi) yeşertecek olan sizsiniz.
O da çalışma iledir.

Mesela vefat eden kişilere öte aleme adaptasyon
sürecinde önderler, bilgeler rehberlik eder ki bu da duyulur
telkinlerdendir.
Ölen kişilere de imamlar tarafından talkım (telkin)
verilir. Mezardan herkes ayrılır ve imam bazı dualar okur. İmam talkımı
(telkin) verdi derler. Hatta umulur ki bu talkım ile Allah bu kişiye
mağfiret (kurtuluş sağlar) eder derler. Tabi bunlar çok kavramsal
açılması lazım sadece örnek veriyorum.
Telkin kelimesi ilka kökünden gelir ilka ile
bağlantılır. İlka ne demektir? Bir veriyi hedefe bırakmak
yerleştirmektir. Cebrail’in peygambere telkin (ilka) şeklini İmam Suyuti
şöyle bildiriyor. “Peygamber uyanıkken Cebrail görünmeksizin kalbine
ilahi vahyi ilka (telkin) ederdi.” diyor. Görünmeden duyulmadan logos
kalbe ( bilinçaltına ) aktarılıyor. Bu da gizli…Tabi bunun gibi birçok
örnekler verebiliriz.
Feyz aldığınız birçok önder var. Osho’da sizi etkileyen şey neydi?
Osho’nun öğretisi tasavvuf da ahadiyet (teklik- birlik)
noktasını temsil etmesidir. Onun için öğretisini tarif ederlerken hiç
bir sınıra koyamazsınız derler. Çünkü zihinsizlik (tanıklık) dünyasını
deneyimletme yöntemlerini anlatır. Her aydınlanmışta da bunu
göremezsiniz. Yaşadığını yaşattıracak veya belli bir disiplin ile onu
aktarabilecek. İslam’ın bana anlattığı hakikatin anlaşılması mı diyelim,
hakikati mi diyelim, deneyimlenmesi mi diyelim neyse... İşte yolum orada
Osho ile keşişti. O zaman Hakikati Muhammediyet’in ne anlama geldiğini
anladım.
Aslında insan olma serüveninin dönüşüm noktasını tarif
eder. Tırtıla yeni ayak takan çok öğreti var. Veya öğretinin temeli
seni kelebek yapmakken hurafesi ile öne çıkmış çok din var.
Her insanın kendi geleneğini, dinini daha doğrusu
kendini yeniden keşif sürecinde Osho, Krishnamurti, İbni Arabi, Mevlana
çok önemli diye düşünüyorum.
Hangi teknikleri kullanıyorsunuz?
Daha genelde Subliminal kayıt tekniği (ses) ve 25. kare
( görsel) tekniklerini kullanıyorum. Subliminal kayıtlarda olsun görsel
gizli telkinlerde olsun, mutlaka ayetlerle, esmalarla birlikte
frekansları kulanıyoruz. Subliminaller de gündüz ve gece olmak üzere
iki kategori var. Alt yapıdaki ayetlerin son üç kanalı kişinin sorununa
yönelik. İlk dört kanalı ise arınma, korunma ayetleri. Gündüz ve gecenin
frekansları nedeni ile gece müziklerini gündüz, gündüz müziklerini de
gece dinlememek lazım. Alt yapıdaki ayetler aynı fakat frekansları
farklıdır.
Görsel olarak mesela 20 dakika gibi kısa bir sürede tüm
Kuranı 25. kare tekniği ile bilinçaltına aktarabiliyoruz. Doğa
görüntüleri arasına gizlenmiş kuran ayetleri ve esmalar aracılığıyla.
Ben öğrencilerime semboller de var onları da ekliyorum. Videolarda
kullandığımız müziklerin alt yapısında da duyulmayan ayetler, esmalar ve
frekanslar var. Doğa görüntüleri bunlar ancak alt yapısında tüm Kuranı
Kerim var. Hani gizliden kalbine bırakırdı diyor ya, sanki orayı
çağrıştırdı.

Bu teknikleri kullanırken yardım
aldığınız kişiler var mı?
Tabi bu çalışma bir ekip işini gerektiriyor. Teknik alt
yapı boyutunu gerçekleştiren ses ve görüntü mühendisi arkadaşlarımız ve
dahi danıştığımız insanlar var. Ayrıca psikolog olsun tamamlayıcı terapi
yöntemlerinde olsun ilahiyat noktasında ( ayet seçimleri) olsun birlikte
olduğumuz kişiler var. Doktor, mühendis (ses -görüntü), psikolog ve
holistik şifa konusunda çok arkadaşımız var. Kitapta kısmen bahsettim.
Günümüzde subliminal’ler nerede ve
nasıl kullanılıyor?
Reklam sektörü en fazla kullanıldığı alanlardan biri. Bu
konuda yasa çıkardılar. Yasak getirdiler sonunda. Hipnotik reklamlara,
bilinçaltı reklamcığına. Tabi ne kadar işler bilinmez ama insanların
farkına varması noktasında güzel bir adım. Savunma sanayiinde dahi
kullanılıyor. Daha farklı düzlemlerde daha derinde mikro dalga
frekanslar ile insan bilincine direk müdahale edilebiliyor. Sinema
sektöründe de 1950’ler den beri kullanılıyor. Ayrıca bazı müzisyenler
hatta çok önde olanları bu tekniği biliyor ve bazen satışı artırmak
için, bazen de kendi fikirlerini aktarmak için kullanılıyor. Bunların
tespiti güç ancak özel tekniklerle mümkün. Rusya da bu konuda gizli
telkinleri yakalayan dedektörler mevcut. Filmler olsun müzikler olsun
reklamlar olsun önce buradan geçiyor. Bu aletler den temiz raporu
alındıktan sonra kitlelere sunuluyor. Gizli telkinleri tespit eden özel
ses-bilgisayar programları var.
Siz bu metodu ne zamandır ve nasıl
uyguluyorsunuz?
Çok uzun zamandır bu tekniği biliyordum, fakat
profesyonel uygulama noktasında 5 yıldır diyebilirim. Daha öncesinde
talebelerime çok sıklıkla hazırladım. Dinleyenlerden danışanlar çok
oluyordu. Zaten onlarda ciddi verimli neticeler alınca bu kitabı
yazmaya karar verdim.

İlk hazırladığım konular kendime ve talebelerime özeldi.
Astral deneyimler, lucid rüya, duyu dışı algılar bu konularda çalışmalar
yaptım. Hatta oğlum bebekken baya bir hazırladım. Daha sonradan farklı
konular ekledik. Her sorun ve her konu için hazırlamak mümkün.
Yaklaşık 40 kadar konu başlığı var.
Sizin tekniğinizin diğerlerinden farkı
nedir?
İnsani kelamlarla ilahi kelam arasındaki fark ne ise, bu
çalışmanın diğer çalışmalardan farkı o. Bilinçaltı hassas bir saha.
İnsanı bütünü ile kuşatan telkinler bilinçaltına aktarılmalı ki gerçek
şifa yani bütünsellik anlayışı ile insan yapılansın. Yoksa bakış
açılarına göre değişen mesajlar telkinler tek taraflıdır ve
eksiktir. Yanlıştır değil, kötü değil ancak eksiktir.
Bizim çalışmamız bu noktada ilahi vahiy ile
irtibatlıdır. Dolayısı ile bütüncüldür. Çünkü alt yapıda tamamı ile
Kuran’dan seçilmiş ve belli dalga boyuna getirilmiş ayet ve esmalar
var. Diğer çalışmalarda gaz boyutu çok iyi. Ama kuran gazın yanına
debriyaj ve freni de koymuştur. Şunu demek istiyorum ayetler yani
melekler beşeri zihnin kirlerinden arınmış oldukları için
şifalandırmaları daha gerçekçidir. Mesela bir sorunun çözümleme
sürecinde olayı size unutturmaz veya doping yapmaz. Ne yapar yavaş yavaş
yüzleştirir, tanımlatır. Daha gerçekçidir. Egoya nefse ait değil ruha
ve ilahi olana ait iç sesleri yükseltir.
Hani bebeği düşünün mama ile büyür mü ona büyüme
denirse... Asıl gıdası anne sütüdür. Ana yapımıza, bilinçaltımıza orası
ile uyumlu enerjilerin telkinlerin akması daha sağlıklı. Diğer
çalışmalardan farkı telkinlerin tamamı ile özel frekanslara getirilmiş
Kuran ayetleri ve esmalarla olması.
Bildiğim kadarı ile diğer çalışmalarda batıdan getirilen
veya psikologlara yazdırılan bazı metinler var...
Malum batı’nın insana bakışı ile doğu’nun insan’a bakışı
çok farklı. Ve dahi başarı, ego, şifa vs... kavramlarını yorumlaması da.
Doğu, başarı mutluluktur der. Batı, başarı şirkettir paradır der. Kuran
ise şirket kurarken mutlu olmayı size öğretir. Kuran onun için ne
doğuya aittir ne de batıya. Kuran batı ve doğu arasındaki sentezin
ismidir ( kozmik bütünlük)
CD'de bulunan içerik bilgilerini
çalışma yaptığınız kişilere de veriyor musunuz?
Tabi ki alt yapıda hangi esmalar hangi ayetler
kullanılmış onları, bilgileri nasıl dinmeli bilgisi içinde mevcut.
Sitemizden bulmak da mümkün. Kişiye özel olduğu için ana ayetler sabit
tabi ki düşünün 20 dakikalık bir müziğin altında 3 saate yakın ayet var.
Özel bir kanallama sistemi ile iç içe yerleştiriyoruz bunları. Bir odaya
bir hafızın (kuran okuyan kişi) girmesi ile 7 tanesi arasında fark. 7
si birden başlasa algılamakta güçlük çekersiniz. Ancak bilinçaltı
hepsini alıyor. Bizde 7 kanal açıyoruz müzikler altına ve her kanalda
hangi ayetler kullanılmış onların bilgileri veriliyor.

CD'lerinizi nasıl dinlemeliyiz?
Şimdi kullandığımız yeni sistemde gece ve gündüz 2 ayrı
kategori var. Ortalama 5- 6 saat yeterli. Diyelim ki gündüz 3 saat
dinlediniz, gece yatarken 2 saat dinlemeniz yeterli. Veya gündüz 6 saat
dinlediniz gece dinlemenize gerek yok. Dileyenler sadece gece de
dinleyebilir.
Müzik çeşitleri oldukça fazla bunlar çalışmaya yönelik
özel hazırlanmış müzikler. New age, doğa, ney ,dinleti tarzında kişi
kendi duygu durumuna göre müzikleri seçebiliyor. Müziksiz telkinler dahi
var. Siz sadece frekansın sesini çok hafif duyuyorsunuz müziksiz yani.
İnsan her zaman müzik dinleyemez onun için sessiz konumda olanlar var.
Tüm bilinçaltı çalışmalarında olduğu gibi 21 gün
dinleniyor. 3 tane 21 gün ve her 21 arasında bir hafta ara veriyorsunuz.
Ve azaltarak gidiyorsunuz. 2 saat azaltarak dinliyorsunuz.
Dileyenlere 21 gün sonunda dinlemeleri için özel bir
frekans yüklü telkin daha gönderiyoruz ki dileyenler uyguluyor. Lucid
rüya ile ilgili... Çünkü telkinler bilinçaltına aktığında ilk rüyalar
değişmeye başlıyor. Ve lucid bu konuda kişisel dönüşüm noktasında büyük
öneme sahip bilirsiniz. Şamanlar çok kullanırlar bunu. Rüyada olay ile
yüzleşme ama rüya olduğunu bilerek...
Peki bilinçli ya da bilinçsiz dinleme
diye bir şey olabilir mi? Bilmeden dinlenilse bile etki eder mi?
Telkinlerin etkilerinin bilinçte fark edilmesi için
zamana ihtiyaç var. Yani onların meleke kesp etmesi zamanla olur. İlk
etapta bilinçsiz dinleyen müzik altında telkin olduğunu bilmeyen insan
dahi etki alacaktır. Ancak fark edilmesi için bir eşik, çıta var oraya
ulaşması lazım. Onun için dinleme süresi önemli. Tabi bilinçsiz veya
bilinçli ne olursa olsun aklın ihtiyari yine bu çalışmada kişinin
elindedir. Yani iç sesi dinlersiniz veya dinlemezsiniz dönüşüm
potansiyelini uygularsınız veya uygulamazsınız. Burada ayetler size
karışmaz. Size karışmaz tercihi size bırakır. Çünkü bu sizin gerçeklik
sahanızdır kişisel tercihiniz. Ki gerçeklik her an burada değil mi? Ama
zanlarımız ile göremiyoruz. İşte gerçeklikle uyuma geçerseniz görür,
bilirsiniz. Lakin ona onay vermek, içine girmek sizin iradenizi
bekler. Yani bu eşik altı büyücülüğü değil. Sadece ilahi bilgeliğin
sesini netleştirmek. O frekansla gerçeklikle sizi uyumlu hale
getirmektir. Sonrası size kalmış… O sese uyarsınız uymazsınız. Allah ile
kul arasına kimse giremez. Bilince gösterir onayı vermek size yani
iradenize aittir.
Çocuklar için de uygulanabilir mi?
Herkese uygulanabilir. Canlı olan her şey ki canlı
olmayan da hiçbir şey yok. Çocuklarda uyguladığımız özel esma kalkanları
var. Özellikle indigo çocuklar için kullandığımız ferd esması hayy,
kayyum, hakem, adl, kuddus gibi esmalar var. Onlara ait özel sureler
var. Bu çocuklar son inen surelere uyumlu. Hiperaktiviye için
kullandığımız sekine ayetleri mesela veya celcelütiye’den bazı bab’lar
çok etkili.
Bu konudaki başarı hangi oranda neye
bağlı?
Başarıyı nasıl tanımladığınıza bağlı. Hani ayet diyor
ya;
Hayır bildiğiniz şeylerde şer, şer bildiğiniz şeylerde
hayırlar olabilir. Dolayısı ile egonun beklediği tarzda bir sonuç mu
yoksa varlıkla uyum içindeki huzur mu?
Aslında ikisi de önemli. Hem param olsun hem de mutlu
olayım. Maddi-manevi yükseliş. Bu çalışmada başarı bilinçaltı düzeyde
tamdır. Fakat insana çalıştığından başkası yoktur diye bir ilke, bir
yasa var. Yani üç kuruşa beş köfte olmuyor. Oluyorsa da sonradan
acısı çıkıyor. Tamam düşünceler önemli ancak ona yönelecek eylem de
lazım. Secret’ın yanlış anlaşıldığı nokta burası olabiliyor. Tren gelir
ama binmek lazım. Fırsatları celb edebilirsiniz ki bu noktada inanılmaz
fırsatlar, yapılanmalar, mucizeler de olabilir. Ama onlara onay vermek
kabul etmek daha önemli.
Bu çalışmada da başarının tamamlanması netice size ait.
Ayetler yapmaları gerekeni tam anlamı ile yapıyor zaten. Ama sizin
katılımınıza da bağlı. Tanrı der ya “ey insan ben senleyim de, sen
nerdesin? Sen kimlesin.”
Bu telkinlerin bize zararı olur mu?
Aslında işin tehlikeli bir boyutu var. Sadece bu
çalışmaya ait. Diğerlerinde böyle bir tehlike yok. Bu tehlike kuranın
yapısından kaynaklanıyor.
Bir örnekle cevaplayayım. Mideniz bulanıyor neden?
Çünkü zehirlenmişsiniz. Ve renginiz sapsarı. Siz gidip makyaj yapmaya
çalışıyorsunuz cildinize dışarıdan renk verme çabasındasınız veya
midenizi bastırıyorsunuz. İyileşeyim güzel görüneyim diye. Bu egonun
iyileşmeden anladığıdır.

Ama ayetler, telkinler böyle yapmıyor. Gidip sizi
kusturuyor. Zehir’i tüm vücuttan atıncaya kadar sizi arındırıyor. Tabi
bu biraz çileli, meşakkatli ama gerçekçi.
Osho; “sinekleri kovma, bataklığı kurut o zaman sinekler
de olmayacaktır.” der.
İnsanlar bedenlerine, bağışıklık sistemlerine (ayetlere)
güvenmiyor. Çünkü onun ne denli olağanüstü bir bilge olduğunu bilmiyor.
Gidip hemen ilaca (egosantrik çözümlere) sarılıyor. Hayır orada ateşinin
yükselmesi lazım. O iyileşmeye işaret virüsler mikroplar ölüyor. Vücutta
savaş var. Ateşi yükselten immum sistemia’nin kendisi. Biraz sonra iyi
olacaksın. Barajı aşınca iyileşme anladığın anlamda gerçekleşecek. Ama
biz ateş düşürücü kullanıyoruz. Sonra ne oluyor biliyor musun? O
toksitler, zararlılar daha derinlere itiliyor. Çok daha tehlikeli hal
alıyor. İşte ayetler bağışıklık sistemi gibidir. Neyi, nasıl yapacağını
sizden benden daha iyi bilir. Tabi ki kişiye kaldıramayacağından
fazlasını yüklemez. Zaman içinde onu şifalandırır.
Etkileri gözlemlene bilinir mi? Ne
kadar zaman içinde sonuç almak mümkündür?
Etkiler takriben kişiye göre değişmekle birlikte 2 ila
21 gün arasında fark edilebilir düzeyde görülmeye başlayabilir. Tabi
bunlar izafi bazı kişileri biliyorum ki ilk 3 günde çok ciddi neticeler
aldı. Ancak bizim tavsiyemiz 21’li periyotlarla etki alıncaya kadar
dinlemek.
Ayetler Türkçe mi yoksa Arapça mı
okunuyor? Farklı dillerde de okunduğunda aynı frekans yakalanır mı?
Ayetler Arapça olarak bilinçaltına akıyor. Kuran dili
Arapça olabilir ama bağlantıları ve geldiği kanalı rab kanalı çok üst.
Üst bilince ait. Aslında insanın özü olan nokta, biz burada onların
enerjilerinden istifade ediyoruz. Kelimelerine yüklenen enerjiden. Hani
bazıları –ee biz Türkçe anlıyoruz diyor. Bilinçaltımız da Arapça anlar
mı? Zaten siz telkinleri duymuyorsunuz. Bir ikincisi ise; bu soru
bilinçaltını bilmemekten kaynaklanıyor. Bilinçaltı tüm dilleri bilir.
İsa’nın havarilerinde böyle bir açılım olmuştur. Gidecekleri ülkenin
dilini sabah uyandıklarında konuşur olmuşlardır. Burada mesele dil
meselesi değil logos ateşli söz demektir. Yani seni harekete geçiren
kelam. Özüne dokunan kelam. Her neyse burası uzun. Esas soru, kuran
ayetleri üzerine yapılan bir deneyi anlattım kitapta biliyorsunuz.
Amerika’da çalışmalarını yürüten Müslüman bilim adamı Ahmet el-Kadi,
Boston Üniversitesi tıp fakültesinde Kur’an’ın insan üzerindeki fizikî
tesirini, şifa olup olmamasını araştırdı. Burada kullanılan âletler, çok
hassas ve son teknoloji. Pakistanlı bilim adamının hatta Hollandalı bir
psikiyatrist’ in de Allah kelimesi üzerine yaptığı araştırma var. Çok
uzun bir deney düzeneği bu ancak sonuç şu kim olursa olsun kuran
okunduğu zaman biyolojik yapısı, kimyasal yapısı ve ruhsal yapısı ona
karşı kayıtsız kalamıyor. Olumlu noktada etkileniyor -ki hiç kuranı
bilmemelerine rağmen. İncil’ de, Tevrat’ da ilahi kitaplarda bunun
içindedir. Çünkü üst bilince aittir.
Bunlar kadim diller. Frekanslar DNA mızda tohumlar
şeklinde kodlanmış. Dışarıdan bir etki ile yani sadece bilinçaltı
düzeyde onları tetikliyoruz. Yaptığımız bu tür bir DNA aktivasyonu. Bu
diller kökü itibariyle insanlığın ilk atalarına kadar gider. Arapça da
bunların içinde.
En çok hangi konularda talep geliyor?
Daha çok ilim farkındalık, arınma, korunma, şifa
ayetleri, ruhani yetileri geliştirmek, aile huzuru, iletişim, başarı,
motivasyon, dış tesirlerden korunma, rızık, bolluk, bereket,
maddi-manevi yükseliş, kolay hamilelik, zihin ve ezber gücü, stres ve
depresyondan kurtulma gibi konularda talepler oluyor.
Çalışmalarınıza ilgi gösteren uzman,
kurum ya da kuruluş oldu mu?
Çok çok ilginç yerlerden kurumlardan, sanatçılardan,
siyasetçilerden hatta gizli birimlerden dahi ilgi gösterenler oldu.
Tabi biz burada çok seçici olmaya çalışıyoruz. Çünkü ciddi bir
sorumluluk da istiyor. Geri dönüşüm hayırda ve şerde mümkün. İnsan ne
yaparsa kendisine yapıyor. Uygun olanlarla görüşmelerimiz sürüyor.
Toplu yerlerde okullarda, iş yerlerin
de uygulama yapılabilir mi?
Hapishaneleri de ekleyebiliriz :)
tabi ki olabilir. Ancak insanlara kuran denilince, ayet deyince haklı
olarak temkinli yaklaşıyorlar. Evrensel bilince sahip bir insan için
bunların önemi kişilere bağlı değil kaynağa bağlı. Yani o kişilere
bakmaz evrensel insan hakikatin sözde temsilcisine değil öze, kendisine
bakar. Güzel olan da şu ki bu asırda böyle düşünen insan sayısı gittikçe
artıyor.
Biz bu bahsettiğiniz yerlerde
kullanıyor veya kullanmıyoruz. Bunun hakkında yorum yapmayacağım. Ancak
menfi noktada kesinlikle kullanıldığını söyleyebilirim.
Çalışmalarınızın Türkiye açısından
önemi nedir?
Ülke insanına eğer bir açılım bakın
dikkat edin böyle böyle şeyler var. Ve buna karşı tedbirler alın
noktasında bir dikkat çekti ise o zaman amaca ulaşılmıştır. Tabi Türkiye
zaten subliminal noktada olan bir ülke. Nasıl yani... Coğrafik
anlamda. Bilinci batıyı temsil eder; maddenin temsilcisidir. Doğu ise
bilinçaltının daha çok mana’nın temsilcisidir. Türkiye bu iki yapı
arasında denge konumunda. Ne doğu’ya ait, nede batı’ya. Sentezdir, ne
tez ne antitez, sentez. İfade etmeye çalıştığımız olay sadece subliminal
noktada bir çalışma değil. Bu çok derinlerde olan bir öğretinin
anlayışın sadece bu noktaya yansıması. Popüler kısmı burası fakat daha
derinlerde evrensellik, özgünlük ve özgürlüğe bazı ruhların uyumlanması.

Yurt dışında bilinçaltı reklamları
yasaklı mı? Türkiye’de nasıl bir uygulama ile karşılaşıyoruz?
Subliminal teknikle insanlar etkileniyorsa, o zaman
insanların doğal olarak kanun yapıcılar tarafından korunması
gerekiyor. Subliminal teknolojisi deyince akla ilk gelen reklamcılık
sektörü oluyor. Elli beş ülkede yasaklandığını biliyoruz. Ülkemizde ise
Adana milletvekili Atilla Başoğlu böyle bir yasa teklifi sundu.
“İletişim araçlarının kullanımında, tüketicilerin
bilinçaltı ses ve görüntü efektlerine karşı korunması hakkında çeşitli
kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi.”
MADDE 1.- 4077 Sayılı ve 23.02.1995 tarihli Tüketicinin
Korunması
Kanununun
16ncı maddesinin 2nd fıkrasına aşağıdaki ifade eklenmiştir. "Radyo,
televizyon, video, ses, film ve her türlü benzeri iletişim ürünlerin
kullanımında, çift ses kayıtlan, dâhil olmak üzere, tüketicilerin
algılarında, bilinç dışı etkilere sebep olabilecek, "bilinçaltı reklam
ve mesajlar" tabir edilen, hiç bir özel teçhizat ve teknik
kullanılamaz."
Daha bu konu
ile ilgili baya maddeler sunuldu. Fakat tespit edilmesi çok zor ve
teknik bir konu.
Televizyon izlerken, müzik dinlerken
bilinçaltımızı negatif etkileyecek her hangi bir uygulamadan nasıl
koruyabiliriz?
Bilinçaltını arınma, korunma noktasında kodlamak çok
önemli. Ve bir noktada negatif telkinlerden bundan kaçamazsınız.
Mikroplar olacak lakin bilinçaltı bağışıklığı sağlıklı çalışıyorsa,
varlık bağlantınız var ise yani nehirde su akıyorsa. Bunlar gübre gibi
oluyor. Bilirsiniz güle kokuyu veren gübredir. Ama çoğu da yakar, denge
lazım. Yanlışlar hayırlara dönüşebiliyor. Korunma yöntemleri çok ama
kısaca bilinçaltınıza açıktan telkin verin. Dışarıdan ve içerden
bildiğim veya bilmediğim noktalardan sadece bana ve bütüne faydalı
olanları alıyorum. Zararlara karşı ilahi koruma altındayım. Zararları
hayra dönüştüren güce sahibim diyebilirsiniz. İçsel bilgeliğinize
güvenin sizi o yönlendirecek.
Bu çalışmaları Parapsikoloji dalında
değerlendiriyor musunuz? Türkiye' deki parapsikoloji çalışmalarına nasıl
bakıyorsunuz?
Eğer bir dal ile kategorize etmek gerekirse
parapsikoloji yakın. Ama bence daha da ötesi. Dediğim gibi olay sadece
alemlere dalıp orada hayret duymak değil. Hatta o alemlerden bilgi
almakla da sınırlı değil. Bizzat alemlerin sende, bende bireyde
görünmesi ile ilgili bir temele dayanıyor. sendeki İsa ile Musa ile
Muhammed ile ilgili bir olay. İnsan tohumunun tanrı meyvesini vermesi
ile ilgili. Vahdet.
Amerika' da subliminal müzik
çalışmaları yapan Steven Harpern veya Türkiye' de Nil Gun gibi kişilerin
çalışmalarını incelediniz mi? Sizin çalışmalarınız ile benzerlikleri var
mıdır?
Web sitesini bilgisayarda yaparsınız. Bunun için
bilgisayarı kullanırsınız. Sitenin işlevselliği tamamı ile farklı
olabilir. Ben macbook kullanıyorum diğeri pc kullanabilir. İşlevselliği
farklı ama ikisinin de adı bilgisayar.
Telkin konularından biraz örnekler
verebilir misiniz? Mesela Arınma Korunma ana alt yapı, peki bunun
içeriğinde neler var?
Bu yapıda 19 besmele, 7 fatiha, bakara suresinin ilk
5 ayeti, 3 ayetel kursi,21 felak, 21 nas, 11 ihlas suresi, tüm hurufu
mukattalar, ve konu ile ilgili celcelütiyeden 30 a yakın bab var.
Tabi her sorun için farklı farklı sure ve ayetler mesela
şifa için bazı ayetleri ve esmaları aktarayım:

ŞİFA İÇİN
Kemik hastalığı Ya Kavi, mide
hastalığı Ya Rezzak, akciğer hastalığı Ya Cebbar, diz hastalığı Ya Rauf,
böbrek hastalığı Ya Hayy, omurga hastalığı Ya Bedi, bağırsak hastalığı
Ya Sabur, saçtaki kepek Cellecelaluhu, saç dökülmesi Ya Kaviy, kalp
hastalığı Ya Nur, pankreas Ya Bari , kas hastalığı Ya Rezzak, kalp
damarının tıkanması Ya Vehhab, rahim hastalığı Ya Halık, kalp kasları
ağrısı Ya Cebbar, sinir hastalığı Ya Muğni, romatizma Ya Müheymin, damar
hastalığı Cellecelaluhu, baş ağrısı Ya Ğani, göz sinirleri Ya Zahir,
kanser Ya Latif Ya Ğani Ya Rahim, guatır Ya Cebbar, tansiyon Ya Hafız,
sinüzit Ya Rafi , göz hastalığı Ya Nur Ya Basir Ya Vehhab, kulak
hastalığı Ya Semi, bacak rahatsızlığı Ya Müteal, gözün ince damarlarının
hastalığı Ya Rauf, kalın bağırsak hastalığı Ya Nafi, karaciğer hastalığı
Ya Reşid, prostat hastalığı Ya Hadi, yağ bezeleri veya çıban Ya Nafi,
mesane rahatsızlığı Ya Bari, böbrek üstü bezi Ya Rezzak.
"Ya men yegulü lişşey'i kün
feyekün. Allahümme bicahi seyyidina ve nebiyyina ve habibina ve nuri
uyunina ve hamina muhammedin sallallahu aleyhi vesellem. vagdi haceti
vefal muradi ve matlubi bi rahmetike ya erhamerrahimin.
Tevbe 14 ,Yunus 57, Nahl 69, İsra
82, Şuara 80, Fussilet 44.
Sonraki kitabınız yine telkin üzerine
mi olacak?
Sonraki kitap daha farklı çalışma
özel bir dua var. Hz Ali’yi bilir misiniz? Hz Muhammed’in amcaoğlu. Onun
kanalından aktarılmış bir çalışma. “Ben ilimin şehriyim Ali de
kapısıdır.” diyor. İçinde Reiki gibi çok semboller var ve insanda hangi
noktalarda ne gibi esmaları nitelikleri açıyor ona işaretleri olan bir
kitabı var. Zaten yaptığımız tüm çalışmalarda onun kanallığı. Çok kimse
tarafından sadece mübarek gecelerde okunan ve belli guruplara ait bir
dua olarak biliyor. Gelenek içinde, içindeki ilim tam anlaşılamamış şifa
niteliği geri plandan kalmış bir esma mozaği Süryanice- Arapça karışımı
bir dua onun üstüne olacak. Bakalım vakti var...
İleriye yönelik başka ne tür
çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?
Özel bir cihaz tasarlıyoruz. Kuran ayetlerini manyetik
alana çok değil 10 metre kare alana yayılması ile ilgili ses mühendisi
arkadaşımızla ve kalp damar cerrahı doktor bir arkadaşımızla bunun
üzerine çalışıyoruz.
Malum manyetik alanlar aura noktasında çok etkili.

2012 ve değişim konusunda ne
düşünüyorsunuz?
Astrolog Öner Döşer hocamızın seminerlerinden sonraki
onun çok açılı sunumları ile çok şeyler düşünüyorum. Çok verimli
açılımlar yaptı da burada uzun sürer. Ancak şu kadar söyleyeyim dönüşüm
fırsatları her zaman var. Ancak ne kadar dönüştük veya neye dönüştük
bunun bilineceği bir dönem gibi. Sadece sözel dua yoktur ve hatta
eksiktir. Bilimsel tutum fiili duadır. İnsan olma sürecinde sacayağı
bilim, sanat ve felsefe oluşturur. Zaten kadim bilgelik bunun üstünden
aşkınlığı, transandantal hali anlatır. 2012 bu noktada ne ekti isek onu
biçeceğimiz bir yüzleşme zamanı.
Son olarak okuyucularımıza iletmek
istediğiniz bir mesaj var mı?
Malum sonu olmayan bu hayat filiminde hedef;
sonsuzluğa yelken açmak. Görelim mevla neyler, neylerse güzel eyler
demişler. Ve bu sonsuz aşk filimin her karesinin güzel olduğunu bilmek
filimin ana temasını anlamaktır. Benim anladığım insan her zaman sevilen
ve kabul edilen. Ben- ben- hepimiz kabul edilen ve sevilensiniz.
Hepimize bütüncül seyirler. Aşk ve ilim bir olsun...
Biyografi: Kubilay Aktaş
15 yıldır öncelikle radyo olmak üzere ulusal kanallarda ve
televizyonlarda tıp, felsefe, psikoloji, doğu öğretileri, Osho, Mevlana
ve İbni Arabi, tefsir, rüya tabirleri, mistizim, Kuran ve İncil üzerine
programlar hazırlayıp sundum ve sunmaktayım. Şimdilik sadece tanışma
adına aldığım bazı eğtimleri ve konu başlıklarımı yazıyorum.
Derinde beslendiğim kaynaklar Mevlana, İbni Arabi,
Geylani, Said Nursi, Osho, Krıshnamurti, Metin Bobaroğlu ve Cemal Nur
Sarguttur.
3 yıl boyunca Metafizik Araştırma Merkezinde METAM da
psişik kavramlar üzerine çalıştım ve uygulamalara katıldım.
Uzman psikolog Zafer Akıncıdan bilinç ve bilinç altı
programlamaya yönelik (120 saat) dersler aldım. 3 yıldır birlikte
çalışıyorum. Ve aile içi ve kişisel iletişim psikolojisine yönelik set
hazırladım. 80 saate yakın ses kayıtları ve radyo programlarım var.
Dr. Hakan Yalman ile tamamlayıcı tıp ve kuantum fiziği
araştırmaları yaptım. Tamamlayıcı tıp üzerine programlar hazırlayıp
sundum ve Hakan beyle bir kitap çalışması hazırladım. 6 yıldan beri
çalışmalarım devam etmektedir. Sözlerin ve Renklerin Gizemi isimli bir
Hakan Bey ile yayınladığımız bir kitabım var. 300 saate yakın radyo
kayıtlarım vardır.
Doç. Dr. Haluk Berkmen ile kuantum felsefe ve tasavvuf
başlığında pek çok program hazırladım.
Doç. Dr. Taşkın Tuna ile sonsuz uzaylar ve paralel
evrenler üzerine dökümantasyon çalışması ve özel programlar hazırladım.
20 saate yakın radyo kayıtlarım var.
Dr. Mustafa Merter le Ben Ötesi Psikolojisine ait
programlar hazırladım. Ölüm ötesi deneyim konusunda programlar
hazırlayıp sundum. 10 saatlik ses kayıtları ve dökümanlarım var.
Metafizik araştırmacısı Doğan Ergün ile psişik yetiler
üzerine pratiğe yönelik özel çalışmalarda bulundum. Metafizik alemle
ilgili belgesel nitelikli bir çalışma hazırladım. Piyasaya sundum. 30
saatlik ses kayıtlarım var.
Prof. Dr. Ahmet Maranki ile Kozmik bilim başlığında
aura, feng shui, çakralar, renkler, kristaller, beyin kontrolleri,
kozmik şifa gibi pek çok konuda programlar hazırladım. Ve kendinden özel
eğtimler aldım. 40 saate yakın ses kayıtlarım var.
Bilgi Üniversitesi bünyesinde düzenlenen Bilimsellik ve
Mistizim (Metin Bobaroğlu), Tao Kıao, Budha, Mytra, Gnostik ögretiler,
Zoroaster, Hermes, Orpeus,Yahudi , Hristiyan ve İslam Tasavvufu, Yoga
Meditasyon eğitimlerini aldım. Ve bu konularda ciddi dokümanlara
sahibim. 40 saatlik video ve ses kayıtları ve dokümanlarım var.
Metin Bobaroğlu özel sohbetlere katıldım. Hümeyra
Tümay’dan reiki, feng shui ve nefes dersleri aldım.
Osho ve J.Krishnamurti talebeleri ile meditasyon ve beden zihini
dengelemek üzerine çok sayıda program hazırladım ve eğitimler aldım.
Cemal Nur Sargut ve Mehmet Genç le birlikte İslam
tasavvufu Hz. İbni Arabi ve Hz. Mevlana üzerine çalıştım. 200 saate
yakın ses kayıtları ve bir kitap çalışması mevcuttur.
Amrit Sangeet le de bir kitap çalışması ve bilinç ve
farkındalık üzerine ses kayıt çalışmaları ve araştırmaları devam
etmektedir.
INDIGO
©
2011 |
http://indigodergisi.com
Telif
hakkı:
Bu
içerik,
sayfa linki
ve yazar ismi kaynak gösterilmek suretiyle
yayımlandığı
tarihten ancak 1 ay sonra başka mecralarda kullanılabilir.
Ticari alıntılar için tarafımızdan izin
alınması yasal zorunluluktur.
Sayfa
linki içermeyen alıntılar veya bozuk (kırık)
linkler, telif ve kopyalama hakkının
ihlaline neden olmaktadır.
Telif ve Kopyalama Kuralları
|
İletişim: indigo@indigodergisi.com |