|
Yazar: İrfan Yurtbahar
|
Şubat
2010
Ağaç Deyip Geçmeyin

Biz insanoğlu, solunumu, yani
havadaki oksijeni akciğerlerimizde bulunan alveol dediğimiz milyonlarca
boloncukların üzerindeki kılcal damarlardaki karbondioksitin
aldığımız nefes ile yer değiştirerek solunumu tamamlarız. Ağaç, tek
gövdesi bulunan, beslenmeyi ana ve yan köklerden alan 4-5 m boyundaki
odunsu
bitkidir.
Toprağa düşen tohumdan en önce fide
meydana gelir. 20 Ağaç 1 yaprak eder. Fide bir yıl sonra fidan halini
alır. Hücrelerinin çoğalmasıyla dal ve
yapraklar,
gövde
ve
kök
olarak üç parçadan ibaret bir ağacın küçük bir modeli olur. Her yıl
ağacın dallarında ve köklerinde yeni sürgünler çıkarken, gövdede de bir
tane yıllık
halka
meydana gelir. Bu halkalar, ağacın enine büyüyerek yaptığı
odun
tabakasıdır. Yağışı bol yıllarda, geniş bir halka; kurak geçen yıllarda
ise, ince ve küçük bir halka meydana gelir. Bu halkalardan ağacın yaşı
kolayca anlaşılabilir.

Gövdesinden enine kesilen bir ağaç
incelenecek olursa, en dışta kabuk, sonra yıllık halkaları meydana
getiren hücre tabakaları ve en içte de öz kısım görülür.
Bir ağacın gerçekten canlı olan
biricik kısmı,
kabuğun
altında odunun yüzeyindeki ince bir hücre tabakasıdır. Buna katman
doku tabakası denir. Bu tabaka ağacı geliştiren ve büyümesini
sağlayan tabakadır. Genç bir ağaca çivi çakıldığında veya ağaç bir dal
verdiğinde, çivinin ve dalın yerden yüksekliği hiç değişmez.
Bütün canlı varlıklar gibi ağacın
da dokularının arasında devamlı bir su dolaşımı olur. Bu su dolaşımının
sağlanabilmesi için ağacın devamlı ve bol miktar suya ihtiyacı vardır.
Çok büyük bir
kayın
ağacı, kuru ve sıcak bir günde 250 litre, küçük bir
ayçiçeği
ise 1 litre su harcar.
Okaliptüs
ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları
kurutmada faydalanılır.

Ağacın ihtiyacı olan su, büyük ağaç
türlerinde 50 metrenin üzerinde bir yüksekliğe çıkmak
mecburiyetindedirler. Bu hadisede önemli olan birinci kuvvet
kılcallık
olayıdır. Odun boruları demetlerinde 20 metreye kadar etkilidir. İkinci
kuvvet ise,
kök basıncıdır.
Bu basınç ile ağaçta su 30 metre kadar yüksekliğe çıkarılabilmektedir.
Bir diğer önemli kuvvet de yapraklardan suyun
buharlaşması
(terleme)
ile meydana gelen
emme kuvvetidir.
Buna
kohezyon
gerilimi de denir. Terlemenin (transpirasyon) büyük kısmı gözeneklerle,
az bir kısmı da diğer yüzeylerle sağlanır. Kohezyon kuvveti su
moleküllerini birbirine bağlar. Bu gerilim, suyun kopmayan bir sütun
halinde yükselmesini sağlar. 100 metreye kadar etkilidir.
Sekoya
gibi yüksekliği 100 metreyi bulan dev ağaçlarda su tepelere kadar
kohezyon kuvvetiyle yükselir.

Bir ağaç kendi besinini doğrudan
doğruya toprak ve havadan güneş ışığı vasıtasıyla üretir. Bu, hiçbir
canlı hayvan vücudunun yapamadığı son derece karmaşık bir hadisedir.
Yapraklardaki
klorofil
denilen yeşil madde sayesinde, havanın
karbondioksitinden, güneş ışığı altında
fotosentez
denilen olay sonucunda kendisi ve diğer canlılara faydalı besinleri
meydana getirir.
Her
yaprak,
kendini dışarıya karşı koruyacak çok etkili bir tabaka ile sıkı sıkıya
örtülüdür. Hava, yaprakların altındaki çok küçük deliklerden girebilir.
Suyun buharlaşması da, yine bu deliklerden (por)
sağlanır. Yaprak ihtiyaca göre bu delikleri açar veya kapatır.
Ağaç kabuğu
çok etkili bir su geçirmeyici zırhtır. Bir ağaç, başından ayaklarına
kadar, su buğusunun dışarı sızmasına karşı sırlanmıştır.
Ağaçlar günlük hayatın her kısmında
son derece çeşitli ve o derece yaygın olarak kullanılır.
Kağıt
yapımından
mobilya
,parfüm, ilaç yapımına, meyvelerinin besin olarak kullanımından
süs ağaçlarına
kadar, sayısız denebilecek kullanılış yeri vardır. Hiçbir ağaç sizden
dalından kopardığınız meyvenin parasını istemez Büyük ağaç toplulukları
olan
ormanlar
ise, bir memleketin
iklimini,
hatta ekonomisini etkileyecek kadar önemlidir.

Eski
jeolojik devirlerde yaşamış,
bugün nesli tükenmiş dev ağaçlara dünyanın bazı bölgelerinde nadiren
rastlanabilmektedir.
Ağaçların boyları ve yükseklikleri
bir hayli değişiklik gösterir. Boyları üç metreden yüz on metreye kadar;
yaşları otuz-kırk yıldan beş bin yıla kadar olan ağaçlara
rastlanmaktadır. Dünyanın en yaşlı ve yüksek ağaçlarından olan ve ABD'de
Sierra Nevada
Dağlarında bulunan
sekoyalar
(Sequoia) yüz on metre yüksekliğe ve 6-9 m çapa erişebilir.
Bunların yaşları da dört bin yılı bulmaktadır.
Avustralya'da
yüksek boylu ormanlar meydana getiren okaliptus ağaçları da yüz metreyi
bulmaktadır. Ağaçların yaşları bir hayli farklılıklar göstermektedir.
Son yıllarda dünyanın en yaşlı ağacının
higori çamının
(Pirus aristata) olduğu belirlenmiştir.
Ağaçların gelişmesi için en
elverişli şart bol yağmur olup, bu da tropik iklimlerde görülür.
Tropikal iklimlerde kurak bölgelerin cüce bitkileri ağaç haline gelir.
Fırtınalar,
seller,
yıldırım,
gibi tabii afetler, usulsüz kesimler gibi insanların yaptığı tahripler,
bitki hastalıkları, ağaçların en büyük düşmanları olarak sayılabilir.
Ağaçlar ve bitkiler ısı ve ışığı algılarlar yani çevrelerine
duyarlıdırlar, bizden daha çok. Avatar adlı filmi seyretmenizi tavsiye
ederim. |