|
Yazar: Erol
Erdoğmuş
|
Şubat
2010
İnsandaşlık Bilinci
Irklar, dinler, milliyetler
birer ayrıntı aslında. Sen, ben, biz, hepimiz insanız; insanlık
hazinesinden biyolojik ve psikolojik nasibini almış birer insandaşız.
İnsandaşlık üst kimliğimiz; ırk, din, milliyet alt kimliklerimiz.

Biziz, ayrıntıları -alt kimlikleri- kendi sınırlarındayken allayıp
pullayıp genelleyen, kendi elimizle kendi başımıza çorap ören. Biziz,
bir bardak suyu okyanuslaştıran; bir okyanusu bir çay bardağına
sığdırmaya kalkışan, bir bardak suda fırtınalar yaratan.
Niçin yapıyoruz bunu biz? Başkalarından üstün, ya da düşkün
hissettiğimiz için kendimizi; alt kimliklerimize, ırklarımıza -Beyaz,
siyah, sarı, kızılderili-; dinlerimize, milliyetlerimize can simidiymiş
gibi tutunarak, evrenin bir köşesine kaldırılıp atılma yalnızlığımızdan
kurtulmaya çalışıyor, moral bulduğumuzu sanıyoruz aklımızca.
Ya "En değerli benim, benden değerli hiçbir şey yok, olamaz da; her şey
benim hakkım" saldırganlığında, ya da "En değersiz benim, benden
değersiz hiçbir şey yok, olamaz da; bu benim kaderim" boşvermişliğinde
olabiliyoruz.
Oysa ne üstünüz başkalarından,
ne de düşkünüz. Ne saldırgalık ifrat'ında, ne de boşvermişlik
tefrit'inde olmalıyız. İtidal'i, ortalama'yı bulmalı, güncel yaşamımıza
geçirmeyi başarmalıyız. Gör, şu anda yeryüzünde yaşayan tüm insanların
aslında tek bedenin hücreleri olduklarını. Teker teker hücreleriyiz biz
hepimiz, bu tek bedenin, insanlığın.
Aynı bedenin, aynı bütünün, aynı birimin parçaları olarak; ne üstünüz,
ne düşkünüz birbirimizden; özdeşiz birbirimizle. İnsandaşlık bilinci'ne
erişmek, insan özdeşliği düşüncesini duygu ile güçlendirerek, güncel
yaşantısını derinleştirmek, geliştirmektir.
İnsanoğlunun geçmişinin, şimdisinin, geleceğinin; günahının ve
sevabının; hepimiz her birimiz, sıfırdan büyük ölçekte hissedarı,
paydaşıyız. İnsanlığı ilerleten öncü büyük insanların yetenek ve
başarılarının paydaşıyız. Zenginlerin zenginliklerinin, güzel insanların
güzelliklerinin ortağı, paydaşıyız. Aptalların aptallıklarının,
yoksulların yoksulluklarının, zihinsel ve bedensel özürlülerin de ortağı
ve paydaşıyız aslında.
Hiç kimse tek başına zihinsel veya bedensel engelli, zengin ya da
yoksul değil. Hani silahşörler derler ya, "Hepimiz birimiz, birimiz
hepimiz için". Filozofların izniyle diyelim ki, "Hepimizin yaşantısı
birimiz, birimizin yaşantısı hepimiz için ". Birbirimizin bilgilerinden,
becerilerinden, deneyimlerinden yararlanarak; bir ömür süresince bir çok
ömür yaşayabilir, böylece manen zenginleşir, gelişiriz. Amerikayı yok
sayıp yeniden keşfetmeye kalkmayız. |