Sayı 53 | Şubat 2010       Anasayfa  |  Kurumsal Reklam Blog |  Arşiv |  Gündem |  Röportajlar |  İndigo Dünya |  İnsan |  Sağlık  |  Kültür Sanat  | Çocuk  |  Eğitim  |  Çevre |  Bilim



 Paylaş


BAĞLANTILARIMIZ

Mustep

Sonsuz Us

Satranç Dünyası

Sessiz Bilgi

 

 

 

s

Röportaj: Burçin İvren | Şubat 2010

“Kişisel Bitişim”  Hasan Uğur Gür

Kişisel Gelişimciler halkın arasından çıkıyor olsalar da halkın arasına inmemişler hiç. Çünkü kimsenin geliştiği falan yok. Eğer kişisel gelişimciler verdikleri seminerlerin, yazdıkları kitapların gerçek anketlerini yapsalardı anlarlardı.

 

Röportaj: Burçin İvren


Merhaba Hasan, öncelikle bize kendinizden ve eğitiminden bahseder misiniz?

22 yaşında kendi halinde yaşayan biriyim. Birçok işte çalıştım, marangoz çıraklığından market reyonculuğuna, güvenlik görevliliğinden şoförlüğe, kitapçılıktan memurluğa bir sürü ıvır zıvır işte çalıştım. Memleket halini bilirsiniz, genç bir insanın çalışabileceği birçok işte çalıştım. Eğitim olarak açık öğretimden İktisat Fakültesi okuyorum, 2. sınıfa geçtim. Açık öğretim okumamın sebebi istediğim gemicilik okullarını kazanmamamdır.

Bu kadar genç olmanıza rağmen bir kitap yazma birikimini nasıl elde ettiniz?

Genç derken yaşıma bakarak konuşuyorsunuz. Ama hayat yaşımı 40 olarak düşünüyorum ben. Yaşayarak oluyor her şey. 90 yaşına kadar evinde oturmuş bir adamda birikim falan olmaz, ama 22 yaşında birçok işe, ortama girip çıkmışlığınız varsa istemeden birikim sahibi oluyorsunuz.

Özellikle çalıştığım işlerde olsun, girdiğim ortamlar olsun bana çok şey kattı. Birde araştırmacılığım fazla olduğu için yanıma kar kaldı her şey. Çocukluğumda ansiklopedi okumakla geçmiştir ayrıca. Bir düşünceniz varsa beyninizde eğer, her şeyden bir şey çıkarabiliyorsunuz. Bu da düşünsel imalat yaptırıyor insana.

Bu kitabın duruşundan ve neye tepki olarak çıktığından biraz bahseder misiniz?

Kitabın duruşu belli, kişiliğimizi geliştirmeye çalışan sistemlerin aslında kişiliğimizi çökertiyor olmasıdır. Kişisel Gelişimciler halkın arasından çıkıyor olsalar da halkın arasına inmemişler hiç. Çünkü kimsenin geliştiği falan yok. Eğer kişisel gelişimciler verdikleri seminerlerin, yazdıkları kitapların gerçek anketlerini yapsalardı anlarlardı. Ben demiyorum bunu, kişisel gelişim kitapları okuyan herkes, seminerlere katılan herkes aynı şeyleri söylüyor. Tek farkım ben bunu kaleme aldım işte. Ayrıca bizim insanlarımız aşırı saygılı. Yoksa seminerlerin ortalarında çekip giderlerdi yani. Tepkim falan yok. Ben eleştiri yaptım sadece. Yaşadıklarımı, gördüklerimi toplayıp kaleme aldım. Bazıları bana çok kızsa da gerçek kişisel gelişimci kendini burada belli eder aslında, bir nevi elek oldu kitabım. Gerçek uzmanlar kitabımı okuyup sistemlerini kontrol eder. Bakalım bir değişiklik yapacaklar mı :) Özellikle hak etmedikleri seminer fiyatlarında.

İnsanlar üzerinde kişisel gelişimin hiçbir olumlu etki yapmadığını nasıl deneyimlediniz?

Ortada olan bir şey bu. Sizde çok rahat tespit edebilirsiniz. Her şeyi bir kenara bırakıp istatistikleri takip edin. Boşanma oranlarının artış hızını, intihar olaylarını, akıl almaz cinayetleri, uyuşturucu

kullanım oranlarını, üniversitelere giremeyenlerin sayısını, yine üniversitede "sıfır" çeken öğrencilerin sayısını, işsizlik oranını, asgari ücreti, son 3 yılda iflas eden ticaretçilerin, şirketlerin sayısını araştırın. Ben söylemeyeceğim. Bütün olumsuzluklar artarak devam ediyorken bana hangi Kişisel Gelişimden bahsedebilirsiniz? Kişisel Gelişim kitapları okuyup da ne iğrenç huylar kazanan insanlar var. Adamın "Ben farklıyım" diye girmediği kılık kalmıyor. Pilavla çilekli süt içen insanlar gördüm ben ya.

Tabiri caizse başlıca palavralar ne?

Caiz caiz :) Düpedüz palavralar var. Telkinlerin hepsi böyle hemen hemen. İnan ve başar, hedeflerin büyük olsun, ne istersen onu yaparsın. Ya nerdeyse bütün kişisel gelişim maddeleri ispatlanmamış
sağlaması yapılmamış uyduruklardan ibaret. Yasa haline gelecek, resmi onaylar olacak, ispatlar olacak ki inanalım. İki kuruşluk başarı yakalayan herkese Kişisel Gelişim uzmanı belgeleri dağıtıyorlar. Başlıcası değil çoğu palavra. Belki iyi niyetle yapıyorlar bunu. Kimse hain değildir aslında bence. Ama şuur meselesi bu. Şuursuz yapıyorlar işlerini. Gerçeklerden çok uzaklar.

Bu telkinlerin işlevselliğindeki boşluğun sebebi ne?

Şimdi adam çaycı diyelim. Şirket içi seminerlerin bazılarına bütün personeller katılır. Uzmancılık oynayan adam çaycıya diyor ki, "İşini küçümseme, yaptığın işi en iyi yap. Herkes şaşırsın, herkes seni alkışlasın" diyor. Yahu çaycılık bu. Nasıl iyi yapılabilir? Takla atarak çay mı demlemesi gerekiyor? Ya da çay servisi yaparken top sektirmesi falan mı gerekiyor? Gereksiz yaptırımlara ittiriliyor insanlar böyle. Bu çok geniş bir konu, kitabı okumanız daha açıklayıcı olacaktır. Dallı budaklı bir olay çünkü.

Tüm bu palavralar yerine örnekler vererek bize gerçek olanları paylaşır mısınız?

Ben eleştiri yaptım sadece bu kitapla. Benim yeni bir tavsiyem yok. Yani Kişisel Gelişimcilerin sistemini eleştirip yerine yeni bir sistem getirmedim. En iyisi hiç bir şeyin olmaması. Kişisel Gelişimi hayatımızdan çıkarmamız her şeyi yoluna sokacaktır.

Kitabında %99 başarısızlık sebebini yazmışsınız. Çok komik ve gerçekti. Röportajı okuyacaklar için de bahseder misiniz?

Şimdi adam hedef koymuş kendine, ben 10 sene sonra Cumhurbaşkanı olacağım diye. Etrafa bakıyorsun, bu hedefte yüzlerce insan var. Şimdi bir ülkede bir cumhurbaşkanı olur. 100 kişi hedef koymuş ama 99 kişi hedefine ulaşamayacak değil mi? Hadi siz hesap edin her şey ortada :)
Yine aynı şekilde adam ÖSS'ye hazırlanacak, ama çalışmak zor geldiği için Kişisel Gelişimcilerden medet umuyor. Kitap okuyor, seminere katılıyor ama sınava 2 ay kalmış. 2 ayda sıfır bir öğrenci ÖSS ye hazırlanamaz. Kimse edepsizlik yapmasın çok sinirleniyorum böyle şeylere. Bir defa konuları taksimat yapsanız en az 7 ay sürüyor ÖSS ye çalışmak, 2 ayda sınava çalışıp bir yere giren falan yok. Neyse adam 2 ay kala hedef koyuyor. Tabi aynı seminere katılan 1000 kişi var, okulu da isim vererek hedefliyor. Başka yerlerde aynı hedefleri koyanlarda mevcut tabi. Bir okul için 100,000 kişi hedef koyuyor, ama ÖSS'den sonra bakıyoruz ki bahsi geçen okula 100,000 kişiden sadece 200 kişi girebiliyor. Ne oldu şimdi? Hedef şaştı :) Buna benzeyen bir sürü tane örnek var. Yine bunlar kitapta detaylarıyla yazılı.

Kitabınızda ayetlere de yer vermişsiniz. Niçin buna ihtiyaç duydunuz?

Kuran okumaya çalıştım bir süre. Sonuçta yazarı Allah olan bir kitap. Tüm kitaplardan daha özel bir yeri var doğal olarak. Okudukça Gelişim kitaplarının anlattığı yanlışları fark ettim. Bazı azmış Kişisel Gelişim uzmanları Allah'ı unutmuş, onlara göre kader kısmet diye bir şey yok. İnşallah bile demiyorlar. İnan ve başar, iste yeter, yap kap ve bir sürü çeşidi mevcut. İşte böyle noktalarda ilgili ayet hemen düşüveriyor önünüze. Doğal olarak da yazdım yani.

Millet olarak sizce kişisel gelişime hakikaten ihtiyaç duyuyor muyuz?

Yani gelişim kendiliğinden olan bir şey. Atıyorum küçücük bir çocuğa 1 litre kola içirirseniz midesi delinebilir. Hatta hayatını bile kaybedebilir. Ama 18 yaşında bir adama bir şey yapmaz. Neden? Çünkü mide gelişmiştir. Doğal bir olaydır bu. Kişisel Gelişimin yapmaya çalıştığı gelişim öyle olmaz. Böbreğinizi nasıl geliştiremiyorsanız beyninizi de geliştiremezsiniz.  Ha millet olarak gelişime ihtiyaç duyuyor muyuz? Hayır bence, her şey kendi halinde ilerler çünkü. Bu benim fikrim, katılmayabilirsiniz. Ama yaşadıkça bana hak vereceksiniz.

İnsanlarda yavaş yavaş nereye yönelme olacak sizce?

Dünya var olduğundan beri hiçbir yere yönelme olmadı. İnsanlar ihtiyaçları doğrultusunda hareket eder. Yönelmelerde insan sayısı adedince farklı olduğu için bir genelleme yapamam.

Varmak istediğin nokta nedir?

Layık olabilmekten başka amacım yok. Aileme, dostlarıma, yakınlarıma, kendi hayati değerlerime layık olduğum sürece varmak istediğim noktadayımdır zaten. Varılmak istenen noktalar bitmez çünkü.

Yeni bir kitap hazırlığınız var mı, bahseder misiniz?

Müthiş bir roman hazırlıyorum ama yayınlamaktan vazgeçtim. Türkiye'de edebiyat değil ticaret yapılıyor çünkü. Ben ünlü olmadığım için kitaplarımı satmakta zorlanıyorum. Mesela birçok kitap mağazası "Beni tanımadıkları" için kitabımı satmayı reddediyor. Sanki Dan Brown babalarının oğlu. Ama zaman bu, sonuçta zaman geçtikçe tanınıyorsunuz. Az bir adınız çıksın hemen sipariş yağıyor. Tabi ben hepsini not ediyorum. Günü gelince beni geri çeviren kitapevlerine kitap satmayacağım. Bürokratik te davranmıyorum. Çocukça bir davranış benimki ama olsun. Kimsesiz yazarlar derneği kuracağım. Bunun altında kitap satış mağazalarımız olur belki bir gün, ya da bize gönül verenler.

Oradan başka bir yerde satmamak istiyorum kitaplarımı. Şu anda "Şizofrenik Atraksiyonlar" adında özgür bir stile sahip kitap hazırlıyorum. Bitti sayılır. Az sayıda bir baskı yapacağım kendi imkânlarımla. Üç beş kitapevinde garip bir şekilde satışa sunmayı planlıyorum. Tabi bahsettiğim müthiş romanı kolay kolay vermeyeceğim piyasaya. Gerçekten müthiş çünkü o.

Okuyucularımız size nasıl ulaşabilir ve kitabınınızı nasıl temin edebilirler?

Kitabım birçok yerde yok. Kitap Yurdu sitesi üzerinden edinebilirler. Facebook' ta da arkadaşlar sağ olsun güzel bir sayfa kurmuşlar. Kayda değer her şeyi oradan yayınlıyorlar. İsteyen oradan beni takip edebilir. 


Kaynak:  www.insanigelisim.com

Facebook: http://www.facebook.com/HasanUgurGur

Web: http://www.hasanugurgur.com/

 

 

©

Kopyalama Hakkı: İNDİGO DERGİSİ, her türlü yazı, görsel ve içeriğinin kopyalanmasına, yalnızca web adresinin http://www.indigodergisi.com şeklinde kaynak gösterilmesi suretiyle izin vermektedir. 2005-2010 © İndigo Dergisi | Telif ve Kopyalama Kuralları

| Başka  Paylaş



YAZAR HAKKINDA

Burçin İvren, 1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim, din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle  birleştirerek ortak sentez yapıyor. Detaylı Bilgi


  Yazara Ait Son Yazılar

 

•  Benim İçimde

•  Ruhsal Gelişim Adı Altında “Misyonerlik”

•  Annem Gecem ve Ben

•  Sporda Zihinsel Hazırlık: Belkıs Kahraman

•  İlk Öğretmenlik Deneyimlerim

•  Seda Diker İle Kuantum Aşkı Yakalama

•  Penceremden Dışarı

•  Sırrın Sırrı

•  Reiki’ye Kuantumsal Bir Bakış

•  Kemal Koçak ve İnsani Gelişim

•  Haluk Berkmen ile Kuantum Fiziği

•  Cüceloğlu ile Gönlünün Muradını Yaşamak

 Duaydı Tüm Yolculukların

•  Kozmik Bilim Açışından Oruç

•  Karanlık Sokaklarımdan

•  "The Secret" Hatalarına Çok Yönlü Bir Bakış

•  Kuantum Anlayışı ile Maddeden Enerjiye

•  Akupunkturun Bilinmeyenleri

•  Doğu Tıbbında Enerji Meridyenleri

•  Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları

•  Şifacı Doktor İnci Erkin

•  Okuyanlarıma Sesleniş

•  Düşünce ve Sözcüklerde Enerji Var

•  EFT Duygusal Özgürleşme Tekniği

•  Enerji & Tıp


Subscribe  Abone Olun


 


AnasayfaKurumsal | Reklam | Connect | Blog | Arşiv | Arama | İstatistikler | Bağlantılar | Röportajlar | Galeriler | Videolar

Gündem | Dünya | İnsan | Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim | Astroloji | İndigo | İndigonun Sesi

2005-2010 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi’nden kopyaladığınız her yazı için mutlaka yazı linki kaynak olarak gösterilmelidir.

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Künye | İçerik Politikası | Reklam | Telif ve Kopyalama Hakkı | Abonelik