|
Yazar: Adnan
Şerifoğlu
|
Şubat
2010
Kadın
Vücudu Üzerine Bir Çalışma:
ÇIPLAK KADIN
(The Naked Woman /A Study of
the Female Body)
Kimimize göre karşımız, karşıtımız,
kimimize göre tapılası varlık, kimilerine göre amansız kaşık düşmanımız,
yeri soframızda öküzümüzden sonra gelen, bütün bir dünya şiirinin
neredeyse onlardan bahsettiği kadınlar…
Şimdiye kadar kadınlar hakkında çok
şey bilmediğimi bilirdim, hatta bir defasında bir hanım arkadaş
ilerlemiş yaşıma ve elimdeki kitaba bakıp, kadınlarla olan maceralarımı
da hatırlatırcasına;
“Hala bir şey bilmiyor musun
kadınlar hakkında? Ayıp, ayıp”
Diyerek beni tiiye almış biraz da
kınamıştı.
Yine de ona kızamamıştım. Çünkü ben
karşı cinsle olan ilişkilerimde gerçekten çok başarısız bir adamdım. O
arkadaşın da benim de medeni durumlarımızdaki başarısızlığı ifade eden
olumsuz değişmeler, boşanmalar, bu işleri benim kadar onun da
bilmediğini gösteriyordu; ama onu kırmadım yine de karşı bir cevapla…
Ben bu konu ile ilgili ilginç ve değişik okumalara devam ettim. Bunlar
bana pratikte bir şey sağlamadı, ama bakış açım değişti. En çok
etkilendiklerimden biri, aynı zamanda bilimsel bir çalışma olan,
Dr. Louann Brizendine’in Kadın Beyni ile yeni okuduğum ve bu yazımda konu
edineceğim Ünlü Desmond Morris’in Çıplak Kadın / Kadın Vücudu Üzerine
Bir İnceleme’si oldu. Her iki eseri de altlarını çizerek okudum ve en
yakın arkadaşlarıma da okuttum.
John Desmond Morris, 24
Ocak 1928 Purton, Kuzey Wiltshire doğumlu, İngiliz zoolog ve etolojist
aynı zamanda sürrealist bir ressam ve popüler yazar olarak da bilinir.
Yazarın birçok yayını var. Bunlar, zooloji, etoloji dışında sürrealizmle
de ilgili. Yazar çok yönlü, çalışkan, çok üretken bir kişilik. Kendi
sitesinde 50’nin üzerinde kitaplaşmış yayın dışında, televizyon
dizileri, sürrealist resim sergileri söz konusu ediliyor yazarın aktif
olarak üretimlerinden. Yazar akademik kariyerine 1954’te Oxfort’ta
başlamış.
Çıplak Kadın 2004’te
yayınlanmış İngiltere’de. Türkiye’de Ayşe Aslı Özer’in Türkçesiyle
2006’da yayınlanmış. Eser baştan sona
şaşırtıcı anekdotlarla, titiz bir çalışma, tamamen bilimsel gerçeklere
dayanılarak, evrimci bir bakış açısıyla kadını konu almakta. Bazen gülüp
geçerken, bazen de şaşırıyorsunuz. Kadınların davranışlarına anlam
veremezken bazen, bazen de iyi ki biz erkeklere benzememişler
diyorsunuz. Ama eser kendisine olan ilgiyi sürekli canlı tutuyor.
Sıkılmıyorsunuz. Kadın bütün organlarıyla, bu organların
erkeklerdekinden çok farklı olarak algılanan işlevleriyle ele alınmış
eserde. İlk çağdaki Müşfik Ana Tanrıça’nı, yerini erkek otoritesine
bırakmasıyla nelerin değiştiği ve kadının kayıplarını hatırlatarak esere
giriş yapan yazar, erkeklerin ve kadınların evrim sürecini aynı şekilde
geçirmediklerinden bahsediyor. Her ikisi de çocukluktan yetişkinliğe
geçerken uzun yollar kat ettiklerinden; erkekler davranış bakımından
daha çocuksu özelliklere sahipken, kadınlar anatomik açıdan daha çocuksu
özellikler taşımaktadır.
Örnek olarak da erkeklerin 30
yaşlarında kaza yapmaya kadınlardan 15 kat daha yatkın olmalarını
çocukluktaki oyunlarında sahip oldukları risk alma özelliklerini hala
muhafaza etmelerinde gördüğünü belirtir. Daha sonra saç stillerinden
giyim tarzlarına; jest ve mimiklerden makyajlarına, tırnaklarına
sürdükleri ojelere, fondötenlere kadar kadınla ilgili her konuyu eserde
bulmak mümkün. Kadınların yeryüzündeki macerası ve bu macera içinde
kaybolup giden, kazanılan, geliştirilen ne varsa kolay ve anlaşılır bir
üslup içinde sunuluyor bize.
Sarı ve siyah saçlarla ilgili incelikler; bunlara
yüklenen anlamlar. Tarih içinde tekerrür eden beğeniler, modalar. Kadın
giysileri ile ilgili icatlar. Bedenin organların kullanılış amaçları.
Biz erkeklerin kırk yıl düşünsek aklına gelmeyecek düşünceler,
uygulamalar. Kaşların hareketleri ve bunlara yüklenen anlamlar. Kaşların
alınma yöntemleri kitapta detaylıca üzerinde durulan konular. Bunların
tarihi, sosyolojik, psikolojik nedenleri üzerinde de durulmuş.
Kozmetiğin tarihçesinde de direkt olarak kadınlar başrolde. Bu arada
dinlerin ve çeşitli öğretilerin tarih içinde kadınlara karşı aldığı
tavırlar da ihmal edilmemiş.
Çeşitli toplumlarda kadınların verdiği erotik
mesajların farklılığı, ten renginin kapatılmasında kullanılan
malzemeler, mesela geyşalarda bülbül gübresi kullanılması, zürafa
boyunlara sahip olmak için çekilen ızdıraplar, boyna takılan halkalar,
kollardaki bilezikler ve erkekler açısından bunlara yüklenen anlamlar.
Kitapta, bir hayvan olarak, kadın esas alınarak,
özele gelindiğinde Amazonlar ve onların göğüslerinden birini kesme
maceralarından tutun da üç göğüslü kadınlara insandaki göbek deliğinin
bilimsel algılanış dışındaki farklılıkları, buna yüklenen mitolojik
anlamlara kadar şaşırtıcı ayrıntıları hiç bıkmadan, usanmadan okumanız
mümkün.
Yazar kitabını kadın ayakları ile sonlandırmış.
Kitabı baştan sona okuduğunuzda vaktinizi boşa geçirmediğinizi
anlıyorsunuz. Okurken anlamsız bulduğunuz birçok şey sonunda gerçek
anlamına kavuşuyor ve bir kez daha anlıyorsunuz ki kadınlar bu dünyanın
renkleridir. Renklerin olmadığı bir dünyayı düşünmek, bu dünyada yaşamak
mümkün mü?
* Etoloji,
hayvan davranışlarını inceleyen
zooloji alt dalıdır. Etoloji, özellikle
evrim,
nöroanatomi ve
ekoloji gibi bazı bilim dallarıyla sıkı bir işbirliği içinde
yürütülen, laboratuvar ve alan çalışmalarını kapsar. Etolojinin amacı
belirli bir hayvan grubunu değil, onların davranışlarını incelemektir ve
çoğu kez tek bir davranış kalıbının, örneğin saldırganlığın değişik
hayvanlarda nasıl ortaya çıktığını araştırır. Özellikle etoloji üzerine
çalışan
zoologlara etolog denir. |