|
Röportaj:
Efe
Elmas
|
Ocak
2010
| Sonraki Sayfa
1|8
Fatih Keçelioğlu ile
Maya Takvimi ve Bilincin Evrimi
Bir Maya
Kehaneti Şöyle der: “Yükselin, hepiniz yükselin, hiç kimse arkada
kalmayacak şekilde yükselin, hep beraber bir kez daha geldiğimiz yeri,
özümüzü göreceğiz.”

İnsanlık
olarak hızlı bir süreçte bulunuyoruz ve çoğu kişinin 2012’ye dair yoğun
beklentileri var. Her 2012 konusunda da maya takvimi ağza pelesenk olmuş
durumda. Kıyamet senaryoları, uzaylılara dayandırılan sonlar, kaynağı
belli olmayan kanallıklar ve söylenceler, bunlara ek olarak halkı
korkutan yoğun yıkımlı filmler. Bir sürü spekülasyon ve kafa karışıklığı
mevcut. Hep “maya takvimi” terimi geçse de, gerçekten elle tutulur,
gerçeklere dayanan bilgileri bilmiyoruz. İşte bu dönemlerde Fatih
Keçelioğlu, açtığı bloglarla ve yazdığı akıcı makaleler ile maya
takvimine ışık tutuyor ve bizim anlayacağımız bir şekilde halka sunuyor.
Kulaktan duyma bilgilerle değil, araştırarak bulma olanağı veriyor.
Peki
gerçekten maya takvimine dair neyi biliyoruz? Maya takviminin gerçek
sonu 21 Aralık 2012 mi yoksa 28 Ekim 2011 mi? 2010’da bizi neler
bekliyor? Maya takvimine dair gerçekleri, merak edilenleri, sevgili
Fatih Keçelioğlu’na sordum ve o da istisnasız, anlayabileceğimiz bir
şekilde cevapladı.
Röportaj:
Efe
Elmas

Sizi
daha iyi tanıyabilmemiz için, kendinizden bahseder misiniz? Hayatınızda,
sizi bu konuya taşıyan serüven nedir ve ne gibi çalışmalar
içerisindeniz?
Fatih
Keçelioğlu:
Üniversitede
sosyoloji eğitimimin son senesinde, felsefeye ve özellikle de doğu
felsefelerine ilgi duymaya başladım. Bu ilgim, beni mezuniyet sonrasında
Japonya’ya kadar götürdü. Batı ve Doğu felsefelerinin karşılaştırılması
üzerine bir master yapmak istiyordum. Ancak Japonya’da yaşadığım
deneyimler, aradığım şeyin aslında akademik hayatın dışında
bulanabileceği konusunda beni ikna etti. Vipassana meditasyonu, Yoga,
başka bazı enerji çalışmaları ve disiplinlere eğilmeye başladım.
Özellikle Yoga konusunda derinleşmek üzere Hindistan’a yaptığım bir gezi
sırasında, ilk kez Yeni Çağ kavramıyla ve İnsanlık üstü yeni bir ırkın
doğuşu fikriyle tanıştım. Sri Aurobindo ve Bütüncül Yoga (Integral Yoga)
bu konuda bana çok ışık tuttu. Bununla paralel olarak Carl Johan
Calleman ve Maya takvimiyle karşılaştım. Calleman’ın sunumlarında
verdiği bilimsel temel üzerine inşa edilen Maya takvimi anlayışı beni
çok derinden yakaladı. Konunun aciliyetine inandığım için Türkiye’ye
döner dönmez üzerine odaklanarak sunumlar yapmaya başladım. Bu sırada
yıl 2004 idi. Maya takvimi üzerine dönem dönem verdiğim eğitimler, 2006
yılında Calleman’ın İstanbul ziyareti sonrasında bir sürekliliğe ulaştı.
Diğer taraftan yoga çalışmalarıma ve araştırmalarıma devam ediyordum ki
2007 yılında Agama Yoga okulundan ilk eğitimimi aldım. Bu ekolün teknik,
bilimsel ve manevi yönlerden gelişmişliğini fark ettikten sonra ana
merkezlerinin bulunduğu Tayland’a gittim. Bu yıl üçüncü sezonumu bu
okulda geçireceğim. Bir yandan Sri Aurobindo’nun yogası ve felsefesinin
insanlık için çok parlak bir ışık tuttuğuna inanıyorum. Bu yüzden şu
anda Hindistan’ın Pondhicherry şehri yakınlarında ki Auroville’de
bulunuyorum. Sri Aurobindo’nun vizyonları doğrultusunda kurulan bu yaşam
merkezinde Süpraakıl Bilinç ve İnsanlığın Evrimi üzerine eğitim
alıyorum.
|
 |
|