|
Röportaj:
Burçin İvren
|
Kasım
2009 | Sonraki
Sayfa 1|8
Ruhsal Gelişim Adı Altında
“Misyonerlik”
Dünya,
inançlarından, ideallerinden vazgeçmiş, her şeyin boş olduğuna
inanan insan yığınlarına dönüştüğünde bu boşluğu doldurmak üzere
NEW
AGE,
yani yeni enerji; daha açık bir dille söylemek gerekirse
kişisel-ruhsal öğretiler pazarlanmaya başlandı… Poyraz
Vurgun
Röportaj:
Burçin İvren

Poyraz Bey, öncelikle
sizi ve bu konulardaki tecrübelerinizi tanıyabilir miyiz?
Poyraz Vurgun: Göçmen
bir işçi ailesinin ikinci çocuğu olarak on iki yaşımda
Hollanda’ya geldim. Okumaya ve özellikle yazmaya olan merakım
nedeniyle gazeteciliğe yöneldim. Çeşitli gazetelerde yazan,
araştırmalar yapan biri olarak her şeye son derece bilimsel
açıdan yaklaşan biri oldum hep. İki bin yılının başlarında
düşünce ve bilinçaltı gücümü kullanmayı bir şekilde keşfederek
enini boyunu bizzat belirlediğim; yazılı hale getirdiğim
amaçlarımı peş peşe gerçekleştirdiğim rüya gibi bir deneyim
yaşadım. Kendi senaryomu yazmış, içinde oynuyordum. Evlilikten
maddi durumuma kadar her şey istediğim gibi gelişmişti.. Bu
harika bir deneyimdi. Bu deneyimin ardından yaratımın ve
realitenin ne olduğu ve nasıl yaratıldığı konusuna yoğunlaştım.
NLP, Hipnoterapi, Reiki gibi
yaygın olarak bilinen yöntemleri öğrendim. Amsterdam’da zihin
üzerine bir grup insanla araştırma ve uygulamaların yapıldığı
bir çalışmaya katıldım. Çok daha sonra bir ölüm deneyimi
yaşadım... Bu deneyimle birlikte ruhsal bilgiler alanında
derinleşme başladı. Araştırdıkça sürekli genişleyen bir
sonsuzluğa açılıyordum. Bütün bu süreci ve deneyimlerimi yazarak
başkalarıyla da paylaştım. Her deneyimin önemli ve özgün olduğu,
benim deneyimlerimle başkalarının bu sureci daha çabuk, belki de
daha rahat geçebileceği düşüncesiyle seminerler düzenledim,
eğitimler verdim. Ancak benim eğitimlerim daima kendi yarattığım
yöntemler oldu. Yurtdışını ve Türkiye’yi birlikte deneyimlemek
bu alanda olup bitenleri daha net görmemi sağlıyordu. Araştırma
sürdü, ortamı daha yakından tanıdıkça aslında hiçbir şeyin
göründüğü gibi olmadığına tanık oluyordum.
Gerek
eğitimler ile gerek de basın yayın organları olsun giderek artan
bir “pazar” görmekteyiz. Öncelikle bu sistem, ne tür insanları
çemberine alıyor?
Poyraz Vurgun: Tanık
olduğum şey işte buydu. Kişisel-ruhsal gelişim yöntemlerinden
bir pazar oluşturulmuş, bu alanda olanlar birer şirket usulü
acımasız bir rekabet içindeydiler. Bireylerden tutun da eğitim
merkezlerine kadar hemen herkes kendi Reikisi’nin (uyguladığı
yöntem her neyse) en iyi olduğunu savunuyor, acımasızca
birbirlerini karalıyor, müşteri çekmek adına her yola
başvuruyorlardı. Eğitimlerime gelen insanlardan Türkiye'de
eğitimci olarak isim yapmış bazı şahsiyetlerin beni saf dışı
bırakmak adına akla gelmedik yollara başvurduklarına tanık
oldum. Ancak bu beni asla etkilemedi. Bunu yapanların insanları
kendilerine bağımlı hale getirerek onlardan beslenen parazitler
olduklarını anlamak zor değildi... Aslında bunların ruhsal
gelişimle de uzaktan yakından alakaları yoktu; amaçları
tamamen müşteri elde etmekti. İşin ilginç yanı ise
başkalarını kendi yaptıklarıyla suçluyorlardı... Yurdumda bu
işlerin böylesine işportaya düşmüş olmasına üzülerek tanık
oldum. `Bu sistem ne tur insanları çemberine alıyor` diye
soruyorsunuz.
Özgüvenden yoksun, yaşamda
başarısız, içe donuk ve silik bireylerden besleniyor bu pazar.
İlanlarına baktığınızda `öze ulaşmak`, `ilişkilerde ve maddi
konularda başarı` gibi insanın en hassas düğmelerine dokunarak
müşteri çekme taktikleri uygulanırken, kendilerine ödenilen
paraya rağmen bol vaat ve düşüncelerini değiştirmeleri konusunda
bir kaç telkin almış olarak evlerine dönüyor bireyler, zamanla
kendilerinin yetersiz oldukları yönünde bir inanca kapılarak
olduklarından daha da zayıf ruhsal durumlara savruluyorlar... Bu
pazar bol miktarda ellerindeki bilgi ile kendi yaşamında bir
yenilik yaratamayan, bir yığın sertifika elde etmiş ama yaşamda
başarısız bireyler yaratmıştır.
|