İnsan
Kendi İradesiyle DNA’sını Değiştirebilir
mi?
Beyin Dalgaları ile DNA Aktivasyonu
Beynin çeşitli duygu durumlarında farklı dalga boylarında
titreştiğini biliyoruz. Beynin Teta boyutu şifalanma ve değişim
boyutudur ve teta bandında kalmayı başaran pek çok kişinin
şifayı kendi kendine başarabildiği artık bilimsel olarak da
ispat edilmiştir. Son yıllardaki pek çok örnek bilim tarafından
incelenmiş ve kanıtlarıyla sunulmuştur.
Öz İnanç Sistemi Nedir?
Kendimizi hissettiğimiz durum, sağlığımız ve yaşama bakış
açımız, inanç modellerimiz ve bilinçaltı programlanmamız
tarafından belirlenen inanç sistemi, öz inanç sistemimizdir.
Kendi realitemizi biz yaratırız ve kendi sağlık ve sıhhatimizin
anahtarını biz taşırız.“Yeterince akıllı değilim”, “Yeterince
güzel değilim”, “Para şeytandır”, “Ben yetersizim”, “Hayatımı
değiştiremem” “Benim her işim ters gider”, gibi algıları ve
inanç kalıpları istenirse değiştirilebilir. Beden, herhangi bir
fiziksel hastalığı yenebilir ve kendiniz için istediğiniz yaşamı
size sağlayabilir. Çünkü her şeyin sırrı yine kendinizdedir.
Bunun yolu bu blokajları yenip öz inanç sistemimizi
değiştirmekten geçer. Öz inanç sistemi dört kademeden oluşur;
1.
Öz (bilinçaltı) seviye
Doğumdan bugüne dek öğrendiğimiz şeyler öz seviyemizdedir.
Çevremizdeki insanlardan, özellikle hayatımızda önemli yer
tutanlardan duyduğumuz sözleri ve duyguları bilinçaltımızda
saklar inanç kalıpları oluştururuz. Bu inançlar öz seviyededir.
"Sen aptalsın" veya "Sen işe yaramazsın" şeklinde hitap
edildiğinizde değersiz olduğunuz bilinçaltı inancına sahip
olabilirsiniz ve herhangi bir şeye erişemediğiniz için
kendinizden nefret edebilirsiniz.
2. Genetik seviye
DNA iplikçiklerinin etrafında "morfogenetik alan" olarak
adlandırılan garip bir bilgi alanı vardır. (kodlanmamış DNA) DNA
hücresinin içinde ve DNA’nın bu yapısı içinde, en azından yedi
nesil geriye giden genetik hafıza bulunur. Genetik inançlarımızı
bu morfogenetik alan içinde buluruz. Böylece, üç kuşak önceki
büyük annemiz veya babamız ile aynı inanca ve özelliklere sahip
olmamız çok şaşırtıcı değildir.
3.
Geçmiş Seviyesi
Geçmiş yaşam anılarını (genetik hafızanın ötesinde), kolektif
bilinçliliği kapsayan farklı bir hafıza vardır. Bu geçmiş
seviyesi olarak adlandırılır. Çoğu insanın ırksal önyargısı bu
seviyeden kaynaklanır. Çoğu insanın para kazanma ve parayı kabul
etme yeteneğini bloke eden en önemli faktör, bu seviyede bulunan
"yoksulluk yemini"dir. Bu durum geçmiş seviyesi ile ilişkisi
olan "ruh parçalarının" enerjisidir. Ruh parçaları, sizin veya
"ailenizin" başka bir yerde veya zamanda kalmış olan kendinizin
parçalarıdır. Geçmiş seviyesinde çalışırken, ruh parçalarının
yeniden kazanılması gerekir. Ruh parçaları şimdiki yaşamınızda
birçok durumlarda arkada kalmış olabilir.
4. Ruhsal seviye
İnançlar ve programlar ruha kadar inebilir. Ruhsal seviyede
bulunan bazı inançlar nefret ve kendine acımaktır. "içim ağlıyor
ben değil" programına sahip olduğunuzu keşfettiğiniz zaman bunun
ruhsal seviyede olduğunu anlamanız gerek. Ruhun sürekli olarak
öğrendiği ve kendi var oluşunda yaşaması beklenen asıl amacına
yönlendirildiği asıl gerçektir. Kendi asıl var oluş sebebimizi
bulmak gerçek ruhumuza kavuşmamızı sağlar.
DNA’da, gen fonksiyonu ve gen statüsünün (kusurun ne olduğu)
gerçek kayıtlarının, gen ile ilişkili olan anıların, duyguların,
bedenin ve gelecek bedenin kayıtları, o gen tarafından
belirlenen bedenin parçalarının şimdiki işlevlerini etkiler.
Yani, bu modeller şimdiki bedenin nasıl davranacağını etki eder.
Biz sadece bizim başımıza gelenlerin anılarını saklamayız,
ayrıca bu anılar ile ilişkili olan duyguları da saklarız.
Örneğin, miyobu olan bir gencin sorunu büyükannesinin
etrafındaki üzüntüleri görmek istemeyişi ile ilgili olabilir.
Büyük annenin taşıdığı duygular bedeni ile o gende bir kusur
veya zayıflık bırakmış ve torununa aktarılmış olabilir.
İnsan
beyninin kendini yeniden kurma yeteneği ve DNA aktivasyonu
bizlere hayata ve değişen koşullara uyum şansını vermektedir.
DNA aktivasyonu aynı zamanda manyetik alan dengelemesini de
içerir. Geliştirilen tekniklerin bir arada kullanılması ve süper
genlerin ortaya çıkarılması ile değişen koşullara kolaylıkla
uyum sağlamak mümkündür. DNA aktivasyonu uyum yeteneğimize
kuantum düzeyde etki ettiğinden sonuçları son derece hızlı ve
kalıcı olmaktadır. Aktivasyonunun gündelik yaşamdaki tezahürü,
zihninde, yaşamdan ne istediğinin resmini oluşturabilmek; sonra
da bunu evrene gönderebilmektir. DNA aktivasyonu sayesinde, DNA
iplikçiklerimiz değişerek yol alır ve daha yüksek bir benliğe
ulaşırız. Düşündüklerimizin gerçekleştiğini görebiliriz.
Sonuç olarak pozitif duygular ve sevgi içinde olmayı başarabilen
insan kendi DNA’sını değiştirebiliyor. Bunu yapabilmesinin
sebebi tüm her şeyi kapsayan bir enerji ağının mevcut olmasıdır.
Bizler kendi titreşimlerimizi etkileyebildiğimiz gibi bu
yaratılış ağını da etkileyebiliyoruz. Karşılıklı bu
titreşimlerin itme ya da çekme derecelerini henüz sayısal olarak
isimlendirip ölçemiyorsak da, gelecek zamanlarda bilimin
titreşim ve kuantum alanındaki çalışmaları arttıkça sorular
cevaplarını bulacak.
Aslında,
her birimiz Yaratan'ın bir parçayız… Hepimiz tekiz. Var olan her
şey bu tekliğin bir parçası ve O'nun içindedir. Bu kimliğin
duyguları, arzuları, niyetleri ve iradesi vardır. En önemlisi,
bu kimliğin düşünceyi tezahür ettirme gücü vardır. Çünkü her
birimiz, Tanrı, Allah, Yaratan, İlahi Güç gibi isimlerle
andığımız bu kimliğin birer parçası, aynadaki birer yüzüyüz.
İlahi Güç tezahür ettikçe, onun küçücük parçaları olarak
bizlerin de tezahür kabiliyeti vardır.
Kendi Öz İnanç Sistemimiz’in içeriğini konumuza uygun
tanımlamaya çalışılırsak karşılığı; Hurda DNA’nın kimyasının
açılımıdır. Öz inanç ile Hurda DNA bir formüldeki eşitlikteki
gibi karşı karşıyadır ve Öz inanç üzerinde yapacağımız çalışma
ve talepler, hurda DNA üzerinde kendi belirlediğimiz komutlar
ile moleküler şalterleri çalıştırabilir ve iyileşme yaratabilir.
Eşitliğin bir tarafındaki değişim diğer tarafı da değiştirir. Bu
iyileşme ya da değişmenin ne kadar olacağı ise bizim gücümüze
olduğu kadar diğer etkileyen faktörlere de bağlıdır. Çünkü
eşitliğin bir tarafında öz inanç ile birlikte başka etkenler de
yer almaktadır.
|