|
Yazar: Saffet Güler
| Bilim
|
Eylül
2009
Galaktik Kozmik Işınlar
Güneş Patlamalarının Diğer
Yanı
Mitch Battros - Earth
Changes Media

Galaktik Kozmik Işınlar (GKI) yüklü parçacıkların spektrumunda
en küçükleridir. Güneş patlamaları ve Koronal Kitlesel
Püskürmeler (KKP) yüklü plazmanın daha fazla fark edilebilir
kaynağıdır. Birçok insanın bilmediği şey, bunların ikisinin de
ölümcül olabilecekleridir.
Hava durumu, uydular ve
elektrik hatlarına direkt etkisi olan güneş patlamaları ve
KKP’lere benzemeyen şekilde Galaktik Kozmik Işınlar fark
edilmezdir. Tam şu anda bombardımana tutuluyoruz. Buradaki ironi
– Koronal Kitlesel Püskürmeler, “solar minimum” sırasında en
güçlü ve tehlikeli zamanlarındadır. Bu zaman sırasında (şu anda
olduğu gibi) tehlikeli radyasyon seviyelerine maruz kalabiliriz.
Daha önceki türlerin yok oluşuna neden olarak radyasyon
gösteriliyor.
Illinois Üniversitesinden
Brian Fields, “Dünya’nın atmosferinin en üstünde her santimetre
kareye, saniyede birkaç kozmik ışın çarpıyor” diyor. Bu “asıl”
kozmik ışınların hiç biri toprağa erişmiyor. Bunun yerine, üst
atmosferdeki atomlarla çarpışıyorlar, daha düşük enerjili
“ikincil” parçacıklarının yağmurunu yaratıyorlar.

İkincil Etkiler
Deniz seviyesinde,
ikincil kozmik ışınların çoğunluğu oldukça nüfuz edici olan
muonlardır. Her dakikada bedenlerimizden yaklaşık 10,000 muon
geçmekte. Bu mounların bazıları bedenimizden geçerken
molekülleri iyonize eder, ara sıra zararlı olabilecek genetik
mutasyonlara neden olurlar.
Halen, ortalama bir insan
kozmik ışınlardan yılda yaklaşık 10 tane göğüs röntgen filmine
eşdeğer miktarda almaktadır. Bununla alarma geçmemeliyiz, çünkü
bu insanların ve atalarımızın eonlardır maruz kalmış
olduklarının altında doğal arka plan radyasyonun parçasıdır.
Aslında, mutasyonları başlatan kozmik ışınlar bazen faydalı
olabilir.
Polonya’daki Szczecin
Üniversitesinden Franco Ferrari, “Kozmik ışınların bir şekilde
Dünya üzerindeki organizmaların tekamülünü şekillendirdiği
açıktır” diyor.
Astrobiyoloji dergisinin
son sayısında, Ferrari ve aynı üniversiteden Ewa Szuszkiewicz
kozmik ışınlar ile ilgili bildiklerimizi gözden geçirdiler ve bu
parçacıkların şu andaki biyolojik ilişkisinin geçmişin
temsilcisi olması gerekmediğini öne sürdüler.
“Erken Dünya’nın
organizmalarının, stabil olmayan ve dışsal etkenler altında
kolayca mutasyon geçiren DNA’ya sahip olmaları çok olasıdır”

Kozmik Işın Fırtınası
Uzun zaman önce sadece
biyoloji mutasyona çok daha hassas olmuş olmayabilir, ayrıca
geçmişte kozmik ışınlar çok daha yoğun olmuş olabilir, hem
Dünya’nın atmosferini hem de aşağıdaki yaşamı etkilemiş
olabilir.
Tartışmalı bir teori
kozmik ışınların bulut üretimini artırabileceğini öne sürüyor.
Bulutlu gökyüzüne uzaydan daha fazla güneş ışığı çarpıp geri
sıçrar, gezegeni soğutur ve yaygın ekosistem değişikliklerine
neden olur. Artan kozmik radyasyon ile ilgili bir diğer teori
neredeyse ters etkiye sahiptir – koruyucu ozon tabakamızı söküp
atarak, Dünya daha fazla solar UV radyasyona maruz kalmakta. Tüm
bu ekstra UV (Ultra viyole) yaşam için düşmanca koşullar
yaratacaktır.
Ozonun tükenmesi de yakın
mesafedeki gamma ışınından ortaya çıkabilir. Ancak, radyasyon
flaşı sadece bir saniye sürer ve ozon birkaç yıl içinde
düzelirdi. Tersine, Fields’a göre yakındaki bir süpernovadan
gelen kozmik ışınlar Dünya’yı en azından 1,000 yıldır
bombalıyor.
Fields, “Bir organizma
gamma patlamasından etkilenebilir, ama kozmik ışınlar birçok
nesilleri etkileyecektir” diyor.

Kılpayı kurtulma
Türlerin tükenmesinin
kozmik ışınlar nedeniyle olup olmadığını anlatacak bir yol,
yakınlardaki bir süpernovada oluşmuş olan radyoaktif izotopları
ve sonra ilgili patlama dalgasıyla gezegenimize üflenmiş
olduğunu bulmaya çalışmaktır.
1999’da, Almanya Münih
Teknik Üniversitesinden bir grup derin okyanuslardan alınan kaya
örneklerinde demir – 60 belirlediler. Bu aşırı derecede nadir
demir izotopu süpernova ateşlerinde oluşur. Ayrıca radyoaktif
olarak kararsızdır (değişken), yarılanma ömrü 1,5 milyon yıldır,
bu nedenle oldukça yakın zamanlardaki bir süpernovadan gelmiş
olmalıdır.
Demir – 60’ın yeri ve
yoğunluğundan, Alman grup daha sonra varsayılan süpernovanın
yaklaşık 100 ışık yılı uzaklıkta 2,8 milyon yıl önce patlamış
olduğunu hesapladı.
“Buna kılpayı kurtulma
derdim” diyor
Bu süpernovadan gelen
kozmik ışınların iklim üzerinde etkisi olmuş olabilir, ancak
ciddi biyolojik hasara neden olması için, bir süpernovanın
Dünya’dan 30 ışık yılı mesafede patlaması gerekir.
30 ışık – yılı galaktik
ölçekte küçük olmasına rağmen, Fields muhtemelen Dünya’nın, 4,5
milyar yıllık tarihinde düzinelerce kez süpernovanın “öldürücü
kapsamına” yakalanmış olabileceğini düşünüyor.

Ancak, yakınlardaki bir
süpernova, kozmik ışın yoğunluğunun artmasının tek yolu
değildir. Güneşimiz galaktik merkezin etrafında dönerken,
düzenli olarak galaksinin spiral kollarından birinden geçer,
burada kozmik ışın radyasyonu ortalamanın üzerindedir, diyor
Ferrari. Bazı araştırmacılar, spiral koldan her geçişte, kozmik
– ışının başlattığı bulut oluşumu vasıtasıyla Dünya’da Buzul
Çağının meydana geldiğini speküle ediyorlar.
Benzer şekilde, Melott ve
çalışma arkadaşları Güneşimizin galaktik planda aşağı yukarı
sallanması ile fosil biyodeğişimindeki 63 – milyon yıllık döngü
arasında olası bir bağlantı keşfettiler. Hipotez şu; güneş
sistemimiz galaksinin bir kenarında zirveye çıktığı her
seferinde, güneş sistemimiz daha fazla kozmik ışına maruz
kalmaktadır.
Ancak, son kanıtlar
kıtasal yükselme ve gözlenen biyodeğişim döngüsü arasında bir
korelasyonu işaret ederken, Melott şimdi bu sallanmanın sadece
küçük bir rol oynayabileceğini düşünüyor.
Kozmik ışınları türlerin
yok olması olaylarına bağlamak için daha fazla çalışma
gerekmektedir. Melott, yakındaki süpernovanın başka radyoaktif
izotop kanıtları için araştırmanın devam ettiğini ve grubunun
biyolojik yıkıma herhangi farkedilebilir bir modelin olup
olmadığını görmek için kozmik ışın bombardımanının
simülasyonlarını geliştirdiğini söylüyor.
“Hiç kimse zemindeki tam
etkileri hesaplamadı” diyor.
Kaynak: Earth Changes Media
Çeviri: Saffet
Güler
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |