|
Yazar:
İrfan Yurtbahar
|
Ağustos
2009
Bitkiler 4000 Milyon Yıl Önce
Oluşmaya Başladı
Önce
dünyamızın büyük bir kısmı sular, az kısmı karalar ile kaplı idi ve bazı
gözle görülmeyecek kadar küçük canlılar oluşmaya başladı.

Bunlar ilk mikroplar (prokaryodlar
- 4 milyar yıl
önce) idiler. Bu mikroplar
sularda kayalarda çözülen besin tuzları ile, sularda bulunan organik
maddelerle beslenirlerdi, atmosfer şimdikinden farklı, daha dolgun, daha
yüklü, daha hareketliydi.
Şiddetli fırtınalarda,
yıldırımların şimşeklerin büyük elektrik yükleri, atmosferdeki gazlardan
organik maddelerin oluşmasını ve onların yağışlarla denizlere düşerek
okyanuslarda yer yer toplanmalara yol açıyordu.
Bu mikroplar arasından yeşil
bitkiler, 1500 milyon yıllık bir çaba ve gelişimden sonra gerçekleşebildi ve
sularda hayat, bundan 3000 milyon yıl önce (mavi
yeşil algler) mavimsi yeşil su yosunları ve daha önemlisi, kamçılı yeşil
suyosunları ile türemişlerdi.

Klorofil dediğimiz yeşil boya,
ince güzel bir düzen ile plastit denilen küçük tanecikler içine
yerleştirildi ki yeşil bitkilerin bünyesinde cereyan
eden faaliyette payı büyük olan bir başaktör olmalydı.
İşte o klorofil adı verilen bir bileşiktir ve hayvanların hemoglobinindeki "heme"ye
oldukça benzemektedir; yalnız bir farkla ki, "heme" bir demir atomuna
sahipken klorofil biraz daha komplekstir ve bir magnezyum atomuna sahiptir.
Ancak, şurası da bir gerçek
ki, yeşil bitkilerdeki bu marifeti ortaya koyan basit bir klorofil de
değildir. Öyle olsa idi, ondaki bu mekanizmayı model alan bilim adamları
bugüne kadar önemli keşiflerde bulunabilirlerdi. Işığın yardımı ile
gerçekleştirilen fotosentez gibi harika bir marifet, daha çok klorofilin
bünyesinde var olan kloroplasta atfedilmektedir.

İşte bu oluş dünyada hayatın
gelişmesi için çok önemli bir evrim aşamasıdır. Kamçılı yosunların
hücrelerinde oluşan o küçük kloroplastların her biri küçük fabrikadır.
Siyanobakterinin oksijen ile fotosentez gerçekleştirmesi yeteneğinin Dünya
üzerindeki yaşam formlarını çarpıcı bir şekilde değişmesine ve adeta yaşam
çeşitliliğinin patlamasına neden olacak şekilde erken dönem dünya
atmosferinin oksijenle dolmasına yol açtığı düşünülmektedir.
Bitkilerdeki kloroplastlar ve
ökaryotik algler siyanobakteri tarafından harekete geçirilir. Onların içinde
güneş enerjisinden faydalanarak organik bileşikler yapmak usulü ilk defa
bulunmuş oluyordu. Böylece organik madde sıkıntısı giderilmiş olup hazır
yiyici mikroorganizma ve canlıların türemeleri için de yol açılmış oldu.

Nitekim çok geçmeden yeni yeni
ilkel birçok bitki soyundan başka tek hücreli hayvanlar türedi ve sular, her
damlasında binbir çeşit canlının kaynaştığı bir hayat kaynağı bunlar
arasında da farklılaşma ve çeşitlenmeler başlamıştır ki bunlar çıplak bir
damla canlı maddeleriydi bunlardan türeyen çeşitlilik; hücre duvarlarında
selüloz, kireç ve silisten bir zar bir duvar çekerek bu hücre duvarının
içine çekildiler silindir, yumurta, prizma, ay, yıldız, biblo, avize, vazo
gibi geometrik imkan içinde var olan bütün şekiller (ökaryotlar, çok
hücreliler, vb.) kadar değişik ve çeşitlilik bu kadar yaratıcılık ve fantezi
bu zenginlik ve güzellik ince nakışlarla, gotikten- kübiğe kadar her türlü
sanat üslubu bilim insanlarını yaratıcı konusunda zorlamıştır.
Öyle anlaşılıyor ki, bu küçük
canlılar beslenme, gelişme, üreme gibi rasyonel hayat özelliklerinden başka
uzay duygusu, bin bir çeşit sanat içgüdüsü, benim de
Ağaç Okuma
Sanatı'nı oluşturmam için bir yol olsa
gerek.
Evet,
çevre etkilerinin geliştirdiği yönettiği, uyardığı o yaratıcı özellik
sayesinde onlar, yaşadıkları ortama en uygun formu, biçimi bulurlar. Bu form
onlarda pekişerek tür özelliği olur ve protoplazmanın korkunç hafızası
sayesinde dölden döle geçer, sürekli olur.
Milyonlarca yıl birbirini
izlerken sularda küçük tek hücreli kamçılı yosunlardan, bir yandan daha
büyük yosunlar, gözle görülen, bugünkülere benzeyen yeşil, kırmızı,
kahverengi büyük yosunlar, bir yandan da hayvanlar, süngerler, mercanlar,
yumuşakçalar, denizanaları, yengeçler, balıklar, türemiş; sularda oluş ve
çözülüş yaratıcı evrimin değişmez yasalarını sularda böylelikle
başlatmıştır.
Atalarımız
boşuna ‘’su hayattır’’ dememişler.
Gelgitler sayesinde bu su yosunları karalara çıkmaya başladı ve eğrelti
otlarını oluşturmuştur, ilk kara bitkisi olarak 400&500 milyon yıl önce
oluşmaya başlayan eğreltiotu kara bitkilerinin atası sayılmaktadır.
galeri:
Ağaç Okuma Sanatı

2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |