|
Haber:
Gülşen Kaş
| Sağlık Haberleri, İstanbul | Ağustos 2009
Sigara, Tiroid Hastalığını Tetikliyor!
Yapılan
bilimsel çalışmalar, sigara içen kişilerin içmeyenlere göre,
tiroid hastalığına %30 oranında daha çok yakalandığını
bildiriyor.

Endokrin ve
Tiroid Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata ile röportajımıza devam
ediyoruz. Röportajımızın bu bölümünde
tiroid biyopsisi, hangi tiroid hastaları ameliyat olmalı gibi
konulara değindik. Endokrin ve Tiroid Uzmanı Prof. Dr. Metin
Özata’ya bize ayırdığı değerli vaktinden ve verdiği değerli
bilgilerden dolayı için çok teşekkür ederiz.
Röportaj:
Gülşen Kaş

Gülşen: Tiroid nodülü ne gibi şikayetler yapar?
Prof. Dr. Metin
Özata: Nodüllerin çoğu hiçbir belirti vermez ve şikayet
yapmaz. Nodüller sıklıkla hasta veya doktor tarafından rasgele
fark edilir ve nadiren yemede zorluk, nefes darlığı, ses
kalınlaşması veya çatallaşma veya boyunda ağrı yapar. Ancak
çoğunun hiçbir belirtisi yoktur. Nadiren nodül içine kanama
olursa ağrı ve hassasiyete neden olur. Bu tür kanamalar nodülün
kendiliğinden yok olmasına neden olabildiği gibi sıklıkla kist
oluşumuna da neden olur. Bazen akciğer ve beyin tomografileri
sırasında veya boyundaki damarların ultrason ile incelemesi
sırasında da tesadüfen nodül olduğu fark edilir.
Nodül çapı 4-5cm
ulaştığı halde hiçbir şikayeti olmayan çok hasta vardır.
Biyopsi
yapılan pek çok hasta ameliyat olmaktan kurtuluyor
Gülşen: Tiroid Biyopsisi Nedir?
Prof. Dr. Metin
Özata: Tiroid iğne biyopsisi tiroid nodüllerinin tanı ve
tedavisinde kullanılan en etkili ve en hassas tetkiktir. Bir
nodül de kanser olup olmadığını anlamak için mutlaka iğne
biyopsisi yapılması gerekir. Diğer tetkiklerle kanser olup
olmadığı anlaşılamaz.
Tiroid nodülünün
değerlendirilmesine ilk olarak biyopsi ile başlanmalıdır. Bu
durum tek olsun çok olsun tüm nodüller için geçerlidir. Bir
bezde birden fazla nodül varsa tüm nodüllerden ayrı ayrı biyopsi
yapmak gerekir. Kuralımız erişilebilen tüm nodüllere biyopsi
yapılmasıdır. Biyopsi yapılmayan bir nodülde kanser olmadığını
hiçbir tetkik veya kişi garanti edemez. O nedenle palpasyonla
(el ile) erişilemeyen nodüllere de ultrason altında mutlaka
biyopsi yapılmalıdır.
İnce iğne
aspirasyon biyopsisi sayesinde ameliyata verilen hasta sayısında
% 50 oranında azalma olmuştur. Biyopsinin tecrübeli bir hekim
tarafından yapılması ve yine deneyimli bir patolog tarafından
değerlendirilmesi gerekir.
Biyopsi ile alınan
hücrelerin patolojik incelemesi sonucunda genellikle hastaların
% 4’ünde kanser, % 10’unda kanser yönünden şüpheli, % 17’sinde
yetersiz örnek (Biyopside parça gelmemesi) ve % 70’i iyi huylu
nodül olarak rapor edilir.
Görüldüğü gibi
nodüllerde kanser oranı azdır. Bununla birlikte iğne
biyopsisinde bazen parça gelmez. Bu durumda biyopsiyi 2 veya 3
kez daha tekrar etmek gerekir. Tekrarlanan biyopsiler ile sonuç
alma olanağı artar. Parça alınamayan nodüllerin bir kısmı kistik
nodüllerdir. Bunlarda sıvı olduğu için hücre az gelir. Parça
alınamayan nodüllerin bir kısmı ise küçük nodüllerdir.
Biyopsi ile
papiller, medüller ve anaplastik kanser türleri patolog
tarafından kolayca tanınır. Ancak folliküler kanser türü biyopsi
ile teşhis edilemez. Patolog bu nedenle folliküler tümör olarak
rapor yazar. Kanser, kanser şüphesi veya folliküler nodül diye
patoloji raporu çıkanlarda ameliyat yapılır. İyi huylu
çıkanlarda nodül çok büyük değilse ameliyat genellikle yapılmaz.
Biyopsi
korkulacak bir şey değildir
Bir nodül yapılan
ilk biyopside iyi huylu çıktığı halde gittikçe büyürse ve
özellikle Levotiroksin ilacı alırken büyürse mutlaka tekrar
biyopsi yapılır. Boyunda lenf bezleri şişmiş kişilerde de tekrar
biyopsi yapılır.
Hastaların biyopsi
öncesi aspirin, Plavix veya romatizma ilaçları kullanmamaları
veya biyopsiden birkaç gün önce kesmeleri gerekir. Bu ilaçlar
kanamayı artırır. Ayrıca hemofili hastalığı gibi kan hastalığı
olanlar veya Coumadin gibi kanı sulandıran ilaç kullananlar veya
herhangi bir bitkisel ilaç alanlar bu ilaçlarını doktora
söylemelidir. Biyopsi yapılırken aç veya tok olmanın bir önemi
yoktur. Biyopsi yapılmadan önce randevu alınır ve randevu
saatinde biyopsi yapılacak yere gidilir.
Tiroid iğne
biyopsisi ultrason ile veya ultrasonsuz olmak üzere iki türlü
yapılabilir. Büyük nodüllerde ultrasona gerek yoktur. Küçük
nodüllerde ultrason yardımıyla nodülün yeri daha iyi saptanır.
Tiroid biyopsisi genellikle hepinizin bildiği, kolunuzdan kan
alınırken kullanılan, normal plastik enjektörlerle yapılır.
Ayrı bir alet kullanılmadığı gibi ameliyat da yapılmaz.
Günlük pratikte
bunun bir ameliyat olduğu korkusuyla biyopsiye gelmeyen hastalar
olduğu gibi aşırı stres yapan, çok heyecanlanan hastalar
olmaktadır. Biyopsi yapıldıktan sonra ise bu hastalar “Çok
kolaymış, boşuna korkmuşum” diyerek evine gitmektedirler.

Biyopsi yapılacak
hasta önce muayene masasına yatırılır ve başını biraz arkaya
vermesi istenir. Böylece bez ve nodül daha iyi fark edilir.
Hastaya biyopsi sırasında yutkunmaması söylenir. Biyopsi
yapılacak nodülün yeri önce el ile iyice saptanır ve biyopsi
yapılacak cilt bölgesi alkollü pamuk ile temizlenir. Daha sonra
enjektör iğnesi batırılarak nodüle girilir ve enjektörün pistonu
geri çekilerek dokunun veya nodül hücrelerinin gelmesi sağlanır.
Daha sonra iğne çıkarılır. İğne çekilir çekilmez biyopsi
yapılan yere kanamayı durdurmak için bir pamukla 10 -15 dakika
basılır. Böylece kanama ve şişme önlenir. Biyopsi yapılan alana
daha sonra ufak bant yapıştırılabilir. Eğer bu alanda daha sonra
rahatsızlık hissi olursa buz uygulaması yapılabilirse de buna %
99 hastada pek gerek olmaz. Şırınga içindeki biyopsi parçaları
daha sonra lam denilen ufak cam parçalarına püskürtülür ve sonra
yayılır. Bu camlar incelenmek üzere patoloji laboratuvarına
gönderilir. Biyopsi sırasında uyuşturma yapmaya gerek yoktur.
Zaten ağrı da pek olmaz ve buna da gerek yoktur.
Biyopsi sonrası
yavaşça yataktan kalkarak oturmanız istenir. Beş dakika kadar
oturduktan sonra kalkarsınız ve işinize veya evinize
gidebilirsiniz. Biyopsi yapılırken iğne batırıldığı için çok
hafif bir ağrı olabilir. Bu ağrı kolunuzdan kan alınırken oluşan
ağrının aynısıdır. Bu nedenle korkmanıza hiç gerek yoktur.
Biyopsi yaptırmazsanız ve nodülde kanser varsa tedavide
gecikme olacağı için kanserin yayılmasına neden olacağınızı
unutmayınız. Biyopsi ameliyat olacak nodülü olan hastalarda da
ameliyat öncesi mutlaka yapılmalıdır. Ameliyat öncesi nodülün
kanser olduğu anlaşılırsa ameliyat ona göre yapılır.
Tiroid hastalıkları tedavi ile yok olabilen bir
hastalıktır
Gülşen: İlaçla tedavi yöntemi hangi tip tiroid
hastalıklarına uygulanıyor? Hasta tamamen iyileşiyor mu?
Prof. Özata:
Bütün tiroid hastalıklarında ilaç tedavisi ilk tedavi şeklidir.
“İlaç tedavisiyle çoğu hastalık iyileşir”. Bunun için mutlaka
bir “Endokrin Uzmanına” başvurmak gerekir. Endokrin uzmanı
görmeden ameliyat olmayınız.

Gülşen: Hasta yapılan uyarılara uymazsa, tiroid
hastalığının ilerleme olasılığı ne kadar? Hastalık kansere
çevirebilir mi?
Prof. Özata:
Hasta ilaçları düzenli kulanmazsa hastalık ilerler ve yaşamı
tehlikeye girebilir. Hastalık kansere çevirmez. Kanser
nodüllerde olur. Bu amaçla da mutlaka iğne biyopsisi
yapılmalıdır.
Gülşen: Tiroid krizi nedir ve ciddi bir durum
mudur? Bu durumda ne yapılması gerekir?
Prof. Özata:
Tiroid krizi zehirli guatrı olan hastalarda oluşan bir durumdur.
Bu hastalar bu hastalığı bilinmeden ameliyat olursa kriz
olabilir. Çok nadir görülür. Hastanede tedavi yapılır.
Tiroid Ameliyatları
Gülşen: Ameliyat hangi durumlarda yapılır?
Ameliyatla tedaviden bahseder misiniz?
Prof.
Özata: Nodüler guatrı olan her hastanın ameliyat edilmesi
şart değildir. “Ameliyat sonrası birkaç yıl içinde %20 - 30
hastada tekrar nodül gelişmektedir”. Bu nedenle ameliyat
edilmesi gereken nodüller kanser şüphesi olan nodüllerdir. Bir
nodülde kanser olup olmadığı ancak nodüle iğne batırılarak
yapılan biyopsi ile anlaşılır. Biyopside kanser yoksa özellikle
“küçük nodüller için (çapı 2,5 cm den küçük) ameliyat
gereksizdir”. Ameliyat, ancak biyopside kanser çıkarsa veya
kanser yönünden şüphe varsa veya nodül çok büyükse (3cm ve
üzeri) o zaman düşünülür. İğne biyopsisinin devreye girmesiyle
artık lüzumsuz yere ameliyat olma dönemi kapanmıştır.
Bu nedenle bütün nodüllerde (sıcak veya soğuk
olması fark etmez) biyopsi yapılması gerekir. Nodül küçükse
biyopsi ultrason altında yapılır. İyi huylu çıkan bir nodülde
böylece lüzumsuz yere yapılacak ameliyattan kurtulunmuş olur.
Nodül iyi huylu çıktığı halde gittikçe büyüyorsa veya
etrafındaki dokulara baskı belirtileri varsa bu nodüllerde
ameliyat gerekebilir.
Nodül saptanan
hastaların ilk önce Endokrinoloji uzmanına başvurmaları ve bu
uzmanların önerisi doğrultusunda tedavilerini yaptırmaları
gerekir.
Ameliyatı sık
tiroid ameliyatı yapan bir Cerraha yaptırmak gerekir. Ameliyat
en son çaredir. Büyük guatrda, kanser şüphesi olan nodüllerde ve
biyopside kanser çıkan nodüllerde ameliyat yapılır.
Gülşen: Hangi Nodüller Ameliyat Edilmelidir?
Prof. Özata:
Tiroid iğne biyopsisi sayesinde ameliyata verilecek hasta
sayısında büyük azalma olmuştur…
|
Ameliyat edilmesi gereken nodüller
şunlardır:
•
Yapılan
biyopside kanser çıkan veya kanser yönünden şüpheli
nodüller.
•
Biyopside
folliküler tümör olduğu saptanan nodüller.
•
Biyopside
Hurthle hücreli tümör olduğu saptanan nodüller
•
Levotiroksin ilacı kullandığı halde büyümeye devam eden
nodüller ile bu ilaçlar kullanırken yeniden ortaya çıkan
nodüller.
•
4 cm’den
büyük kistik nodüller.
•
İğneyle
içindeki sıvı boşaltılmasına rağmen tekrar içine sıvı
biriken kistik nodüller.
•
Yemek
borusu veya soluk borusuna baskı yapan büyük nodüler
guatrda
•
Graves
hastalığı ile birlikte nodül varsa
•
Sıcak
nodüllerden çapı 2.5 cm’den büyük olanlar
•
Çapı 3
cm’den büyük olan iyi huylu sert nodüller
•
Nodülün
göğüs kafesi içine girmesi durumunda (Dalan guatr) |
Gülşen: Peki ameliyattan kaç gün sonra hasta
taburcu ediliyor?
Prof. Özata:
Ameliyattan sonra 2-3 gün içinde taburcu edilebilir.
Gülşen: Hastanın ameliyattan sonra yapması ya da
yapmaması gerekenler nelerdir?
Prof. Özata:
Ameliyattan sonra kontrollere gidilmesi gerekir. Tiroid
hormonları ve kan kalsiyumu ölçülmelidir. Ameliyat sonrası
belirli aralıklarla Endokrin Uzmanına kontrole gidilmesi
gerekir.
Ameliyat geçiren
kişilerin % 30’unda 3 yıl sonra tekrar nodül gelişebildiğinden
tekrar nodül gelişimini önlemek için “Levotiroksin” ilaç
tedavisi almaları uygun olur.
Son yapılan bir
çalışmada ameliyat olan nodüler guatrlı hastalardan günde bir
tablet Levotiroksin ilacı kullananlarda % 5 oranında tekrar
nodül geliştiği saptanmışken ilaç almayanların % 42’sinde tekrar
nodül ortaya çıkmıştır. Bu nedenle biz ameliyat olan hastalara
ilaç tedavisi yapıyoruz.
Ameliyat olan
kişilerde ellerde uyuşma ve kasılma oluyorsa mutlaka kalsiyum
ölçümü yapılmalıdır. Bu belirtiler kanda kalsiyumun düştüğünü
düşündürür.
Ameliyat olan
kişiler belirli aralıklarla tiroid hormon tetkikleri ve kalsiyum
ölçümleri yaptırmalılardır. Tiroid hormonlarında düşme varsa
buna uygun olarak doktorunuz ilaçlarınızı ayarlayacaktır.
Ameliyat sonrası
belirli aralıklarla (6 ayda bir veya yılda bir) tiroid ultrasonu
yapılması da faydalıdır. Ameliyat olsanız bile bazen tekrar
nodül oluşabilir.
Diğer önemli bir
nokta ameliyat olduktan sonra kontroller için endokrinoloji
uzmanına gitmeniz gerektiğidir. Sizin hormonlarınızı ve
ilacınızı ameliyat sonrası Endokrinoloji uzmanı ayarlayacaktır.
Gülşen: Ameliyattan sonraki tedavilerden
bahseder misiniz?
Prof. Özata:
Ameliyatta kanser çıkarsa radyoaktif iyot tedavisi yapılır.
Kanser çıkmaz ise ilaç tedavisi yapılır. Buna Endokrin uzmanları
karar verir.
Gülşen: Hormon tedavisi hangi durumlarda
uygulanıyor ve ne kadar süre ile devam etmesi gerekir?
Prof. Özata:
Hormon tedavisi tiroid yetmezliği olan hastalarda yapılır.
Tiroid yetmezliği tedavisi ömür boyu sürer. İlacın dozunu
Endokrin uzmanları ayarlar.
Gülşen: Tiroid kanseri tam olarak tedavi
edilemezse ne olur?
Prof. Özata:
Tiroid kanseri tedavisiyle çoğu hastada tam iyileşme
olabilmektedir. Bazı kanser tipleri hızlı seyredebilir. Tiroid
kanseri Tiroid bezindeki hücrelerin kansere dönüşmesi nedeniyle
oluşan bir kanser türüdür. Tiroid kanserleri genellikle
boynumuzda bir kitle veya tiroid bezi içinde bir nodül şeklinde
oluşur. Tiroid kanserlerinin çoğu tedaviyle yok olan
kanserlerdir. Diğer kanserler gibi kötü seyretmez. Yapılan
ameliyat ve radyoaktif iyot tedavisiyle çoğu yok olur ve
hastanın yaşam süresini kısaltmaz. Bu nedenle çok fazla
korkmanıza gerek yoktur. Ancak, tedaviyle kanser yok olsa bile
ömür boyu kontrollere gitmeniz gerektiğini de unutmayınız.
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |