Türkiye   ▪   Dünya   ▪   Bilim   ▪   Sağlık     Kültür Sanat     Çevre   ▪   Eğitim   ▪   Çocuk      Röportaj      Yaşam   ▪   Astroloji   ▪   Foto   ▪   Video

Anasayfa

Künye

Abonelik

Arşiv

Reklam

Kariyer

İçerik Politikası

Telif Hakkı

İletişim

İndigo'da Ara


 

Başyazar: Uzay Gökerman | Temmuz 2009

Modern Dünyanın “Somalili Korsanlar” Üzerindeki Hukuk Gücü

ABD’de birkaç aydır bir dava görülüyor. Davanın konusu için BBC’den küçük bir alıntı yapalım.

“Tek kelime İngilizce bilmeyen, yaşı bile belli olmayan Afrikalı bir genç geçenlerde New York'ta yargıç karşısına çıktı. Yıllardır uygulanmamış federal bir yasa uyarınca yargılanan Somalili genç korsanlıkla suçlanıyor.”

Yeni milenyumun korsanları da beraberinde getireceğini ne kadar düşünürsem düşüneyim hayal edemezdim sanırım. Bugün sokakta herhangi bir çocuğa korsanlarla ilgili soru sorsanız herhalde hemen Jack Sparrow’un adını verir, benim de aklıma Karayip Korsanları geliyor. Kuşkusuz bizden önceki kuşak için de Errol Flynn benzer bir çağrışım yapıyordur.

Ancak gerçekler hiç de filmlerdeki gibi değil. Birkaç yıldır Somalili korsanlar Aden Körfezi’nde aralarında Türkiye’ye de ait ticaret gemilerine saldırıyor, onları kaçırıyor, fidye istiyor. Üstelik bütün bunları NATO deniz gücünün gözleri önünde gerçekleştiriyor.

Amerika'nın en eski federal mahkemesi New York Bölge Mahkemesinde yargılanan Abduwali Abdulkhadir Muse de Somalili bir korsan. Onun öyküsü başarılı bir gemi kurtarma operasyonu nedeniyle Somali’den Amerika’ya kadar uzanıyor. Henüz yaşı tespit edilemeyen Abduwali Abdulkhadir Muse korsanların elebaşı olarak gemi kaptanını rehin alıp hayatını tehdit etmekle suçlanıyor. 'Devletler hukukunda tanımlanan korsanlık suçu' dâhil olmak üzere beş ayrı suçlama ile yargıç karşına çıkarılan bu genç şu an kendisine itham edilen 10 ayrı suçlama ile karşı karşıyayken “Federal Soruşturma Bürosu ajanlarının refakatinde ellerinde kelepçe ile mahkeme salonuna girerken, başına gelenlerden habersizcesine kameralara gülümsüyordu.”

Modern yaşamın temelinde hukuk ve onun üstünlüğü ile güçler ayrılığı gelir. Hukuk demokrasinin ve özgür yaşamın garantisidir. İnsanlığın tarihi kadar eskidir. Toplumsal yaşamın düzenlemesi hukuk yolu veya eliyle gerçekleştirilir. Hukuk ailede başlar ve en karmaşık ilişkilerin olduğu uluslar arası platforma kadar uzanır. İnsan (teoride) temel haklarının güvenceye alındığı bir hukukla dünyaya gelir ve bütün hayatı boyunca da buna tabi olur.

 

Hukuk sayesinde mal, mülk ediniriz. Ticaret yaparız. Sahip olduğumuz zenginlik bir dilim baklava bile olsa canımızdan daha çok hukukun garantisi ve güvencesi altındadır. 

Korsanlık, haramilik de çok eski bir suçtur ve eskiden bu suçun cezası, cezaların en ağırı ölümdü. Modern dünyada ölüm cezası kaldırıldığı için ömür boyu hapisle cezalandırılıyor.

Peki, modern dünyada korsanın işi ne?

Bu soruyu ‘insanlar neden başkalarının mallarını çalıyor’ şeklinde de sorabiliriz.

Konuya bir başka açılım getirmeye çalışacağım. Geçen sonbahar bütün dünyayı etkisi altına alan bir ekonomik kriz baş gösterdi. Bundan on yıllar öncesinde çeşitli yasalarla yürürlüğe sokulan bir takım mülk edinme araçları finans şirketleri bu kriz sırasında iflas etti. Bu finans kurumlarıyla ilişkili bir takım şirketler de sıkıntıya girdi. Küresel ölçekte milyonlarca insan işinden oldu. Bir takım emeklilik fonları battı. İnsanlar yıllarca yaptıkları birikimlerini bir anda kaybettiler. Borçlarını ödeyemez oldular. Alacaklıları ki bunların büyük bir kısmı ülkemizde benzerlerinin olduğu gibi bankalardı hukuka başvurarak icra yoluyla mallarına mülklerine el koydu. Bir kısmı yasalar yüzünden özgürlüklerini kaybederek hapse girdi. Bunların arasında büyük bunalıma girerek intihar edenler oldu. Bazıları çaresizlikten suça karıştı. Amerika tarihinde ilk defa suçluların sayısı milyonu aştı. Kuşkusuz bütün dünyada suçlu sayısı arttı. Hapishaneler tıka basa doldu taştı.

Bu insanların suçu nedir?

Peki, dünyada ekonominin bütün yasalarını koyanlar kazançlarını hiç kimse ile paylaşmazken krizde zararlarını neden bütün dünyaya özgürlüğüne varıncaya kadar ödetiyor?

Somali’de yokluklar içinde doğmuş ve yokluk dışında ve onun yarattığı kültür dışında hiçbir şey görmemiş Abduwali Abdulkhadir Muse modern yasalara göre yargılanabilir mi?

Hukuksuzluktan söz etmek istemiyorum. Yasalara kuşkusuz ihtiyacımız var. Ancak hukuk öncelikle insanın insanca yaşamasını güvene altına almakta mükellef olmayacak mı?

Somali açıklarında Aden Körfezi’nde bugün çok büyük bir kanunsuzluk kol geziyor. Burada eli silahlı korsanlar dünya ticaretini neredeyse durdurma noktasına getirtecek kadar etkililer. Kuşkusuz bu ticaret sahipleri bundan büyük öfke duyuyorlar. Muse bu anlamda bir günah keçisidir. İşlediği ya da işlemediği bütün suçlamalarla karşı karşıyadır. Ne çocukluğunu ne gençliğini modern dünyadaki benzerleri gibi yaşayamamıştır. Onun doğduğu topraklarda belki beş yüz yıldır hep kan vardır. Üstelik bu kanın sebebi o gemilerin sahiplerinin yaşadığı ülkelerin emperyalist çıkarlarıdır.

Hukuk Tanrısal bir buyruk değildir.

Hukuk bin yıldır aynı şekliyle ceza vermektedir. O zaman tek taraflı bir giyotine dönüşmüştür.

Üstünlüğü tartışılmaz ve özgür dünyamızın güvencesi hukuk öncelikle yoksulları korumuş, gözetmiş, haklarını teslim etmiş midir de onların yarattığı kanunsuzluğu cezalandırmak için en gösterişli mahkemelerde korsanları yargılamak için salon açmaktadır?

Hukukun gücünü yeniden düşünmenin ve yapılandırmanın zamanıdır diye düşünüyorum…


Kaynak: BBC Turkish


  2005-2009 © http://indigodergisi.com


  Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı yapabilirsiniz.

 Bookmark and Share   Paylaş


YAZAR HAKKINDA

Uzay Gökerman 1969, İstanbul doğumlu. Makine Mühendisi. Profesyonel iş yaşamının dışında roman, öykü, makale, araştırma, köşe yazıları, serbest deneme çalışmaları var. 2001'den beri yoga, meditasyon, spiritüel konular üzerine yoğunlaşarak yazıyor. İndigo Dergisi'nde Başyazar olarak görevini sürdürüyor.

Detaylı Bilgi


E-posta: uzay@indigodergisi.com



  Yazara Ait Son Yazılar

 

Modern Dünyanın “Somalili Korsanlar” Uzerindeki Hukuk Gücü

Nükleer Silah ve Caydırıcı Güç Olma Politikaları

"Fast Seks" Zamanımızın İlişkileri Getirdiği Nokta

Dizginlenemeyen Duygumuz: Kibir

Yaklaşan Yerel Seçim Bildirisi; İstanbul’umuz Önemlidir!

Davos ve Türkiye’nin Geleceği

Ergenekon Nedir?

Özür Dileme Kampanyası Ekseninde; Türkiye’de “Demokrasi” Tartışması

Ekonomik Kriz ve Kapitalizmin Sonu

Masumiyet Müzesi’nde Bekâret Sorunu

Amerika’daki Kriz

Bireyden, Bireyciliğe, Bencilliğe…

Batılılaşmak ya da Batılılaşamamak  

Türkiye’deki Yeni “Nihilizm”

İncesaz, Alaturka Müziğin Taşıyıcıları

Türkiye 1 Mayıs Eşiğini Aşmalıdır!

Alışveriş Merkezleri

Kadınların Kurtuluşu: Erkek gibi olmak mı?

Recep İvedik Yaşıyor Mu?

Kadın Bedeni Metadır!

Anadolu’nun İstediği “Öteki”

Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız

“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


 

 

    

Kategoriler:

Hakkında:

Servisler:

Türkiye  ▪  Dünya  ▪  Bilim  ▪  Sağlık    Kültür Sanat    Çevre    Eğitim  ▪  Çocuk    Röportaj    Yaşam  ▪  Astroloji  ▪  Foto  ▪  Video

Künye  ▪  İletişim  ▪  İçerik Politikası  ▪  Telif ve Kopyalama Hakkı  ▪  Bağlantılar

Reklam  ▪  Abonelik  ▪  Arama Motoru  ▪  Arşiv

2005-2011 © İndigo Dergisi