|
Yazar:
Rüya Yüksel
|
Temmuz 2009
Sadece Sevmek
Sevgi dendiği
zaman hepimizin duyguları ne kadar birbirine benzerse bir o
kadarda birbirinden ayrıdır. Aslında sevgi her bilinç boyutunda
farklı algılanır ve farklı ifade edilir. Sevginin ifadesi için
yaşın, deneyimin önemi yoktur. Sadece sevebilmek için insan
olmak yeterlidir.
Sadece sevmek
derken kelimeleri tek tek incelersek “sadece ” kelimesindeki
yalınlık ve sadelik hemen kendini gösterir. Hiç bir koşulu
olmaksızın ve hiç bir niyeti içinde barındırmadan sevebilmek.
Hiç bir şart, önyargı, yargı, beklenti olmaksızın sadece olduğu
gibi sevebilmek.
İlişkilerimizdeki
sevgi ifadelerine bir göz atacak olursak altında bir sürü
niyetide beraberinde barındırdığını görürüz. Örneğin karşılıklı
sevgide ya önce sevgimizi belli ederiz ve karşılığını bekleriz,
beklentimiz biraz karşılandığında daha da fazlasını alabilmek
adına verdiğimiz sevginin dozunu artırırız. Ya da beklentimiz
karşılık bulmazsa bizde sevmekten vazgeçeriz.
Ruh halimize göre
sevgimizi ifade ederiz. Ruh halimizin iyi olması ilişkide
bulunduğumuz kişinin bize nasıl davrandığıyla doğru orantılıdır.
Eğer o davranışta sevgiyi hissedersek bizde sevgi dolu
davranırız. Aksi halde bizlere değersizlik duygusunu
deneyimlemize neden olan birini sevmemiz mümkün olmaz. Tam tersi
o kişiye karşı kızgınlık ve öfke duyarız.
Sevgi
ifadelerimizin ardında bazende korkularımız vardır. Reddedilme
korkusu, kaybetme korkusu, terkedilme korkusu. İçimizde korku
barındırırken sevgiyi ifade etmemiz mümkün değildir. Öncelikle
korkularımızla yüzleşip, bizim duygularımızı nasıl etkilediğini
farketmemiz gerekir. Sadece sevmek reddedilsekte, kaybetsekte,
terkedilsekte sevgimizin devam ettiği anlamına gelmektedir.
Sevmenin dışındaki tüm koşullar bizlerin bilinçaltı
ihtiyaçlarımızdır ve onları kabul edip yüzleşmemiz esastır.
Burada sevgi bunlardan bağımsız olarak vardır.
Kadın erkek
ilişkilerinde ise durum daha da farklılaşır. Sevgili olmanın
dışında “seni seviyorum” kelimesini çok kolay kullanamamaktayız.
Bazen sevgili olduğumuzda bile zorlanırız sevgimizi ifade
ederken. Zihnimizde bir sürü soru vardır. “ya beni yanlış
anlarsa”, “önce o söylesin”, “sevdiğimi söylersem sorumluluk
alırım” , “ya karşılık görmezsem”, “dur şimdi sonra söylerim”,
bir şekilde kendimizi tutarız. Bazen beden dilimizle ifade
ederken sözle söylemek zor gelir. Oysaki sadece seni seviyorum
diyebilmek ne büyük yakınlık ve özgürlüktür. Örneğin evli birine
bu sözcüğü sarfetseniz farklı algılayabilir, sınırlarına
girilmiş gibi düşünür, düzenini bozmak endişesiyle duyarsız
kalabilir.
Oysaki
niyetiniz hiçte onun düşündüğü gibi değildir. Bekar birine
söyleseniz oda sizi potansiyel sevgili algılayabilir.. Buradaki
en önemli durum ilişkilere bakış açısıdır. Sadece sevmek ise
mevcut tüm bakış açılarını aşar. Çünkü sözcüklerin ardında ne
bir niyet nede bir beklenti vardır. Bir insanı sevme hakkımız
her zaman vardır ve bunu en doğal halimizle ifade etmek
özgürlüğümüz de vardır.
Ebeveyn çocuk
ilişkisinde durum daha da farklıdır. Toplumumuzda hala anne ve
babası tarafından bir kez bile sevildiğini duymamış insanlar
vardır. Çocukların şımarmaması adına ebeveynler onlardan
sevgilerini esirgerler. Hatta çocuklarını sırf bu nedenle
uyurken seven anne ve babalar duymuşsunuzdur. Sadece sevmek en
çok ebeveyn cocuk ilişkisinde kendini gösterir. Anne henüz
bebeğini dünyaya getirmeden onu içinde sevgisiyle büyütür. Çocuk
bu sevgiyi tanır ve bilir ve tüm yaşamı boyunca bu sevgiyi
hissetmek ister. Anneler çocukları dünyaya geldikten sonra
onları koşulsuzca sevebilen yegane varlıklardır. Ne yaparlarsa
yapsınlar onların sevgileri hiç bitmez, eksilmez...Çünkü onlar
sadece severler.
Sadece
sevmek birde doğada mümkün olabilmektedir. Doğadaki herşeyi
sevebilme potansiyelimiz vardır. Eğer gerçekten baktığımızı
görebiliyorsak doğaya hiç önyargısız yaklaştığımızı da
farkedebiliriz. Çünkü doğada her şey tek ve benzersizdir. Tıpkı
bizler gibi. Ancak bizler kendimizi ve diğer insanları
katagorize ettiğimizden, ikilikçi düşünce yapısıyla kutuplara
ayırdığımızdan, onlara sıfatlar katarak sadelikten
uzaklaştırdığımız için sadece sevmek eylemini
gerçekleştirememekteyiz. Bazılarından duymuşsunuzdur “ içimde
öyle çok sevgi varki verecek birilerini arıyorum” Bu koşullu bir
sevgi örneğidir. Kendinden başlamak üzere herkese sevgi vermek
yerine sevgiyi verecek birini beklemek.
Sevilmek bir
ihtiyaç halidir. Sadece sevebilmek sevilme ihtiyacımızın
tamamlanması ile mümkündür. Sevilmek önce kişinin kendisini
sevmesiyle başlar. Kendimizi sevdikçe önemimizi ve değerimizi,
tek ve biricik olduğumuzu farkederiz. Kendimizi sevdikçe
içimizdeki sevgimiz çoğalır. Çoğaldıkça dışımıza taşırırız
sevgiyi…Başkalarından sevgi beklentisiyle içimizdeki sevgiyi
çoğaltamayız. Çoğalma aynı zamanda sevgiyi vermeklede mümkündür.
Verebilmemiz için bizim içimizde tamamlanmamız gerekir ki
dışımıza sevgi verebilelim. Herkesin gözlerinin içine , en
derinlerine bakarak “ seni seviyorum” diyebilmek, sadece
sevebilmek ile mümkündür. Bu ifadede yüreğinizi tüm
çıplaklığıyla ve cesaretle ortaya koyarsınız... Böylece
etrafımızdaki diğer insanlarada sadece sevmeyi öğretmiş
olursunuz.
Sadece Sevgimle…
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |