|
Haber:
Nesrin Dabağlar
|
Temmuz 2009
Gerçeklik Çizgisindeki Ufo’lar

4. UFO ve
Yeniçağ Kongresi 13- 14 Haziranda WOW otelde, yüzlerce kişinin
katılımıyla yapıldı. Sirius UFO Uzay Bilimleri Merkezinin
düzenlediği UFO kongresi, iki gün boyunca dünyaca ünlü isimleri
ağırladı.
Konuklar kadar
kongrenin ikinci gününde UFO gözlenmesi de dikkat çekici ve
ilginçti.
Katılımcılar:
•
Haktan Akdoğan (Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merk.
Başkanı)
•
Dr.
Roger Leir (Yazar ve uzay çipleri uzmanı)
•
Dr.
Norma Milanovich (Yazar)
•
Nick
Pope (İngiliz Sav. Bknlığı UFO Masası Eski Şefi
-Yazar-Araştırmacı)
•
Jaime Maussan (Gazeteci-Yazar-Dünyaca Ünlü UFO Araştırmacısı),
•
Erich Von Daniken (Araştırmacı -Yazar)
•
Antonio Urzi (Araştırmacı-Yazar-Belgesel Yapımcısı)
Katılımcı
konukların her biri Ufolarla ilgili konularda farklı ilgi ve
uzmanlıklara sahipler. Bu uzmanlıklar özellikle ülkemizde
bilimdışı diye nitelense de gelişmiş ülkelerin bu konuyu
araştırmak için ciddi bütçeler ayırdığını, devlete ait
birimlerde bu konuyla ilgili bölümler oluşturduğunu, pek çoğu
gizli kalsa da zaman zaman bazı bilgilerin bizlere sızdığını
biliyoruz. Devletler resmi olarak hiçbir zaman UFO olgusunun
gerçekliğini kabul etmek istemeseler de kesin bir dille
yalanlama yoluna da gidemiyorlar. Geçtiğimiz yıl birkaç ülke
(İngiltere- Fransa) bu konudaki bazı dosyaların halka açılmasına
izin verdi. Bu dosyalar incelendiğinde gerçekten kafa karıştıran
vakalarla karşılaşmak mümkün. Kongredeki konuklardan birisi olan
Nick Pope bu konuda kongredeki dikkat çekici bir isim. İngiliz
savunma bakanlığında bu konuda yıllarca çalışan Pope, kongredeki
konuşmasında önemli birkaç olaydan bahsederek hükümetin bu
konuya ne kadar ciddi yaklaştığını anlattı. Orduda görevli bazı
pilotların UFO’ larla karşılaştığını, hatta vur emri alıp UFO
kovaladığını, devlet sırrı olarak saklanmasını isteyen
esrarengiz devlet adamlarının müdalesi yüzünden pilotların
yıllar boyu sustuğunu söyleyen Pope, İngiliz devlet dosyalarının
herkese açık olduğunu ve inanmayanların ulaşıp okumasını ısrarla
tavsiye etti. Bu tür birçok olay Türk pilotları tarafından da
anlatılıyor.
Erich
Von Daniken
Konuklardan en
dikkat çekici ve hatta en ünlü olan Erich Von Daniken, yıllar
önce yazdığı kitaplarla şimşekleri üzerine çekmişti. Dünya
yüzündeki bazı eserlerin ve izlerin eski tanrılar tanımıyla
göklerden gelen başka varlıklar tarafından yapıldığını iddia
eden Daniken, o yıllarda uçuk kaçık bir adam olarak
nitelendirilmişti. Kitaplarını daha yazdığı yıllarda okumuş ve
onun masalsı anlatımını kendi mantığımdan süzmüş, abartıları
olsa da iddialarında tutarlı doğruluk payları olduğunu
düşünmüştüm. Yıllar sonra onunla böyle karşılaşacağımı, bu kadar
yakından dinleyeceğimi, hele hele Kumburgaz- UFO- Yalçın Yalman
bağlantısıyla, onun iddialarının bu kadar hayatımın içinde
olacağını asla hayal edemezdim.
Evrende
yalnız olabilir miyiz?
Ama hayat öyle bir
mucize ki aklınıza düşen ve sizi çeken şeyleri bir gün mutlaka
sizin hayatınıza çekiyor. Çocukluğumda olabildiğimce tarafsız
bir şekilde “evrende yalnız olabilir miyiz” sorusunu kendimce
cevaplamaya çalışırdım. Yıllar içinde kutsal kitapların tümünden
tutun da, tarihi eserlerin araştırılmasına, dil ve yazı bilim
araştırmalarına, insanın evrimine, psikolojisine, bilimsel ve
teknolojik gelişmelerin takibine kadar okuduğum her türlü eserde
tekrar tekrar bu soruyla ilgili pek çok bilgiye ulaştım.
Bunun
bir örneği tarihi tablolarda mevcut. Yüzyıllar önce yapılmış
birçok eserde UFO tanımına uyan nesneler var. Bilgilerin ve
izlenimlerin sonucunda ne tam olarak inandım, ne tam olarak
inkar ettim ve olabildiğimce bilimsel ve mantıklı çerçevede
kalmaya dikkat ettim. Sonuçta anormal kabul edilen gizemli bir
konu ve hiç kimse bilinçli olarak bu konuda sapkın olmayı tercih
etmez. Yıllar boyunca sapkın bir fenomen olarak kabul edilen UFO
olaylarının büyük bir kısmı yanılmalar ya da yanıltmalar olarak
tespit edilse de bildirilen toplam olayların yüzde onu gibi bir
bölümü gerçek UFO deneyimi olarak kabul ediliyor ve ben de bu
gözlemlerden birini yıllar önce yine ne tesadüf ki Kumburgaz’da
ailemle birlikte deneyimledim. Bir gece çoluk çocuk evimizin
arka bahçesinde yere oturmuş yıldızlarla ilgili sohbet
ediyorduk. Uçak, helikopter, meteor, yıldız, ay ayırımını
yapabilecek bilgiye sahip olduğumu çok iyi biliyorum ve
gördüğümüz nesnenin hızı, ışığı ve şekli kesinlikle
“tanımlanamayan” kriterindeydi. Tam tersi bir yöne bakarken
içimden bir ses dönüp arkama bakmamı söyledi ve onunla yüz yüze
geldim. Onun tanıdığınız başka hiçbir şeye benzemediğini
biliyorsunuz, başka bir boyuttan olduğunu anlıyorsunuz, ona
baktığınızda bunu size kendisi anlatıyor ve siz bunu kimseye
ispat etmek zorunda da değilsiniz. Bırak isteyen inansın isteyen
inanmasın diye sesleniyor sanki size. Hiçbir tepki göstermeden
ailemle (4-5 kişi) onu ve esrarengiz kayboluşunu izledik.
Sonrasında da doğal olarak hayatımıza geri döndük.
UFO
kongresi ve Yalçın Yalman
Bu olayın
üzerinden yine yıllar geçti ve ben bir gün Yalçın Yalman’ın
çektiği görüntüleri duyup, izledim. Hayat UFO’lar dışında bir
sürü sıkıntıyla benim için bambaşka bir boyutta devam ediyordu
ve bir gün Yalçın Yalman beni aradı. Tevrat ve Sümer’lerle
ilgili yazımı okumuştu ve benimle tanışmak istedi. Hayatındaki
UFO’ları ve bununla ilgili yaşadığı bir sürü olayı benimle
paylaştı. Yalçın Yalman, kendi halinde, sade ve değişik enerjili
bir insan. Herkes gibi acısıyla tatlısıyla sıradan bir hayat
yaşamış. Ufo’lar hayatına girdiğinden beri tek amaca yönelmiş:
Onları görüntüleyip tüm dünyaya sunmak ve her gün daha fazla
kanıt toplamak. Bunu gerçekleştirmek için teknik imkanları
sonuna kadar kullanmak istiyor ve bu konuda her türlü desteğe,
paylaşıma açık.
UFO kongresiYapmak
istediğim röportajı aylarca gerçekleştiremedik. Sonunda dördüncü
UFO kongresine katılmaya karar verdiğimde WOW Otel’de buluştuk
ve onunla nihayet bir röportaj yaptım. Açıkçası ondan aldığım
bazı bilgileri bu yazımda ve röportajımda açıklamayacağım
konusunda kendisine söz verdim. Onun izin verdiği kadarını
sizinle yazımın sonunda paylaşacağım.
Yalçın’ın
çekincelerine karşılık kongrede yer alan en ilginç bilgileri ve
görüntüleri Jaime Maussan’ın ağzından anlatabilirim. Pek çok
video ve fotoğrafın ardından henüz resmen dünyaya açıklanmayan
ilginç bir yaratığın video ve resimlerini, kongreye katılan
diğer yüzlerce konukla birlikte ben de izledim. Tesadüfen bir
kapana yakalanan yirmi cm boyunda, maymunumsu, tüysüz, iri
gözlü, ıslak derili bir canlı, teknolojinin bütün imkanlarıyla
araştırılmış ve kemik ve beyin yapısıyla insana benzediği ama
onun primat (maymun ve insana verilen genel isim) olmadığı,
hücre ve DNA yapısının çok farklı, el, ayak yapısının insana, iç
kulağının dinozorlara benzediği açıklanmıştı. Yakalayanlar
tarafından tuzlu suda boğulmadan önce genizden gelen insansı bir
homurtu ya da inleme çıkardığı söylenmiş. Halen bir Avrupa
ülkesinde DNA çalışmalarının sürdüğünü anlatan Maussan, bu
çalışmalar bittiğinde resmi açıklamanın yapılacağını söyledi.
İlginç olan başka
bir video ise binlerce yıl öncesinde kutsal bir kitaba giren
olayın sanki bugüne aitmiş diye düşündürüp şaşırtan
görüntülerine aitti. Maussan, Tevrat’taki Ezekiel’i kaçıran
aracın ve götürüldüğü tapınağın kitaptaki anlatımlarına dayanan
üç boyutlu animasyon görüntülerinin yapıldığını ve ortaya yan
taraftaki resimde görüldüğü gibi bir araç çıktığını söyledi. “Sümer’den
Tevrat’a taşınan UFO’lar” adlı
yazımda
bu bölümden bahsetmiştim. Dört ilginç tekerleğiyle ve yuvarlak
kubbesiyle bizim bugün UFO dediğimiz uçan nesne, Tevrat’ta “dağa
konan tanrının ruhu” ve“ her şeye gücü yeten” ya da “rab”
olarak isimlendirilmişti.
Maussan’ın dolu
dolu olan samimi anlatımının ve zengin video-resim sunumunun
ardından ara verildi kongreye ve herkes dışarıya çıktı. Ben
dışarıya çıktığımda bir telaş hissettim ve az önce yüzlerce
kişinin gözleri önünde otelin üzerinde tuhaf bir cisim
görüldüğünü Antonio Urzi ile Yalçın Yalman’ ın onu
görüntülediklerini öğrendim. Yalçın hemen çektiği görüntüleri
yine bana gösterdi. Uzunca bir süredir çektiği görüntüleri daha
kimse görmeden bana iletiyordu ve basından önce izlemek açıkçası
gerçekten keyifli. (Bu yüzden Yalçın Yalman’a teşekkür ediyorum)
Antonio Urzi de Yalçın gibi uzunca süredir UFO’ları
görüntülemeyi başaran birisiydi. Daha sonra kongrede çekilen bu
yeni görüntüler izlendi ama araştırılması yapılmadığı için ne
kadar gerçek olduğu konusunda kimse bir iddiada bulunamaz. Tek
gerçek var ki yüzlerce kişi aynı anda farklı bir cismini
gökyüzünde izledi. Dünya dışı olup olmadıklarını bilmemiz mümkün
değil. Bunun için gerçekten bilimsel araştırma ve zaman
gerekiyor.
Yalçın Yalman ile
kongre bittiğinde röportajı yapmak üzere bahçede buluştuk. Ona
sorduğum sorular sıradan olsa da cevapların olağan olduğunu
söyleyemeyeceğim. Dediğim gibi ancak onun izin verdiği kadarını
size aktarabiliyorum.
Röportaj:
Nesrin Dabağlar
Nesrin:
Yalçın Bey onlarla ilk defa ne zaman
karşılaştınız?
Yalçın Yalman:
Çocukken babamla balık tutmaya gittiğimiz bir gece denizin
üzerinde iki ay görünce babama hangisinin gerçek ay olduğunu
sormuştum. Sonra ben de herkes gibi büyüdüm, evlendim, çalıştım,
emekli oldum. UFO’larla ilgim olmadı.
Nesrin: Peki, daha sonra tekrar ne zaman ve nasıl UFO
gördünüz?
Yalçın Yalman:
Emekli olunca Kumburgaz’da gece çalışmaya başladım ve
uyumadan beklerken gökyüzünde farklı ışıklar görmeye başladım.
Bir kamera aldım onları çekebilmek için. Bu kameraya nasıl para
bulduğum çok soruldu ve eleştirildi ama onları kayıt edip
gösterebilmek için bütün koşullarımı zorladım. 2007’de nihayet
onların anlamlı görüntülerini çekmeyi başardım.
Nesrin: Korkmadınız mı hiç?
Yalçın Yalman:
Hayır korkmadım, korkmuyorum. Sıradan bir şeyi çekiyormuş gibi
işimi yapıyorum.
Nesrin: Sizce nerden geliyorlar?
Yalçın Yalman:
Bizim gidemeyeceğimiz kadar uzaktan, başka boyuttan
geliyorlar.
Nesrin: Gezegenlerinin adını biliyor musunuz?
Yalçın Yalman:
Onu söyleyemem.
Nesrin: Geleceklerini nasıl hissediyorsunuz? Kongre sırasında
da birden dışarı fırladınız, size haber mi veriyorlar?
Yalçın Yalman:
Bilmiyorum, tarifini yapamam. Bir şeyler hissediyorum ama ne
olduğunu bilmiyorum. Bazen farklı altıncı hislerim de oluyor.
Nesrin: Amaçları ne sizce, bize zarar vermek niyetinde
olabilirler mi?
Yalçın Yalman:
Bu konuda tabii ki kesin bir şey söyleyemem ama zarar vermek
isteseler çok kolaylıkla yapabilirler, bizden çok şey bildikleri
kesin. Bugüne kadar bana bir şey yapmadılar. Bence sadece
gözlüyorlar, araştırıyorlar ve belki de kimsenin bilmediği
müdahaleler yapıyorlardır, bilemiyorum. Biz nasıl gidip Ay’ı,
Mars’ı inceliyorsak onlar da bizi inceliyor.
Nesrin:
Kendiniz için bundan sonrasında neler düşünüyor neler
istiyorsunuz?
Yalçın Yalman:
Tek istediğim daha mükemmel kameralarla onları çekmek ve tüm
dünyaya göstermek. Ekipman olursa daha ayrıntılı görüntüler
çekeceğime eminim.
Nesrin: Sizce bütün dünya onları görüp kabul edince ne
olacak?
Yalçın Yalman:
Tabii ki yeni bir çağ başlayacak, evrende yalnız olmadığımızı
anlayacağız. Bilenler, kabul edenler ve görenler olsa da tüm
dünyanın inanacağı gün henüz gelmedi. Umarım bunun en büyük
kanıtı olacak görüntüleri bir gün ben çekerim ve tarih adımı
yazar.
Nesrin: Çevrenizden tepki, kötü muamele, dışlanma gördünüz mü
UFO’larla ilgili olarak?
Yalçın Yalman:
İlk zamanlar epey eleştiri aldım, gereksiz bir işle uğraşıyorum
diye. Bazen başıma kötü ve tehlikeli olaylar da geldi. Çok
üzüldüğüm konuşmalar da oluyor. En komik olanı da; uzaylılar
sana neden para vermiyor diye sorular sorulması. Ama son
zamanlarda daha olumlu ve ciddi tepkiler almaya başladım, hem
ben fazla aldırmıyorum artık olumsuz konuşanlara. İsteyen
inansın, isteyen inanmasın; bilen biliyor evrende bizden başka
birilerinin olduğunu.
∞ ∞
∞
Yalçın Yalman ile
röportajımızdan sizinle paylaşacaklarım şimdilik bu kadar,
kendisiyle haberleşmeye devam ediyoruz. Biz sohbetlerimizde
gelecek üzerine konuşurken, geçtiğimiz aylarda konuştuğumuz bazı
şeylerin gerçekleştiğini görüyorum ve gelecek ile ilgili
kendisinden bazı sözler aldım. Geçmişte umutsuz ve karamsar
olduğu birtakım konularda güzel haberler almış ve yeni bir yola
doğru gidiyor. Umarım onun ve tüm dünyanın hayrına görüntüler
çekmeyi başarır. Bütün dünya UFO’lar var mı yok mu diye
tartışırken, bu konunun şarlatanları ve tacirleri her konuyu
olduğu gibi bu konuyu da kullanıyor. Bütün resimler ve videolar
gerçek değildir eminim ama ya içlerinden sadece birisi bile
dünya dışından gelenlere ait ise?
İşte aşağıda
Yalçın’ın çektiklerinden (Tübitak’ın incelediği) sadece birisi,
sizce gerçek mi, yalan mı? Şimdilik herkes kendi kişisel mantığı
ile yorumlamak ve karar vermek durumunda…

Yalçın’dan aldığım
söz işte bu gerçeklik çizgisi üzerine, umarım o çizgi Yalçın’da
hiç eğrilmemiştir, eğrilmez!
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |