|
Yazar:
Hale Karaarslan
|Temmuz 2009
Yaşam-Tanrı-Aşk-Ben

Tanrı
O tanımlanamayan,
O’lan, Tanrı’nın nefesi, insan bedenine can verdiği andan
itibaren yaşam denilen bir macera başlar insan için… Bu defa
insan bedenindedir yaşam! İnsan denilen varlık doğduğu andan
itibaren kim olduğunu unutur. Asıl varlığını…
Ve yaşam denilen,
yine insanın hikayeleriyle kendi hayat oyununa dalar, buna
zorlanır. Adeta kendisine dikte edilen kurallar ve kısıtlamalar
dünyasına dalarak, kim olduğunu unutur. Ta ki bir gün içinde bir
kıvılcım çaktığını görene kadar. Bu ışık hiç yanmayabilir.
İnsan, doğar, büyür, yaşar ve ölür. Hiç hatırlayamadan…
Hatırlarsa eğer,
yaşamın mucizeviliğinin her anda ona göz kırptığını görür.
Tanrı’yı ona öğretildiği gibi, dışarıda tapınılacak bir varlık,
bir dogma olarak görmekten geçip, kendine olan uyanış olarak
görmeye geçer. Tanrı’yı imge olmaktan çıkarıp, Tanrı’yı aramaya
başlar. Zihin Tanrı’ya götürmez, sürekli yanıltır. Tanrı’nın
peşinde koşan, Tanrı’yı bilmeye başlar.
Tanrı-yaşam
Bilmek için
deneyimler yaşar insan. Ve deneyim acılarla insanı
olgunlaştırır. İnsan en çok acılarla öğrenir. Elinin yanacağı
söylense de, insan elinin yanmasını kendi deneyimlemek ister.
Eli yanınca öğrenir. Bunun gibi acı deneyimleriyle öğrenen
insan, bir an gelir ki, acıdan özgürleşme yolunu görür. Acıdan
özgürleştikçe, üzüntü sona erdikçe, mutluluğu bulur. Mutluluk,
mutlak gerçektir. İçinde karşıtlığı olmayan gerçek hal! Bu
deneyimlerin sonunda kendisine ışık yakan kendi deneyimidir
aslında! Ruh, bu bedende yaşamış ve deneyimleyerek, kendisini
bulmuştur ve göz kırpar yine kendine. Yaşam bunun içindir. Tüm
deneyim kendini bilmek, bulmak içindir!

Tanrı-aşk
Zihinde olduğunuz,
deneyimlemem gerek dediğiniz zaman, bir ben vardır. Yapmalıyım
ya da yapmamalıyım dediğiniz zaman içinizde izleyici, gözleyen
vardır. Deneyimlerinizde, korku, acı ve kendimiz olmayan her şeyden
özgürleştiğiniz anlarda, izleyen, gözleyenin olmadığı bir hal,
bir mutluluk, bir oluş hali yaşarsınız, yaşamın içindeki gerçeğe
uyanırsınız. Olağanüstü bu sevinç halinde, gökler, tüm melekler
sizinledir, siz tüm olanla dolarsınız ve Aşka uyanırsınız. Tanrı
ile olan aşk macerasına uyanırsınız… Acının yaşandığı anlarda
‘Ben’yoktur! Olağanüstü sevinç anlarında ise, Ben ve Tüm Ol’an
vardır. Hakikat budur!
Yaşam, ikilik ve
zaman yanılsamasıyla aşkı yaşamak için bir alan yaratır Tanrı
olan Ben’e! Kendisini yaşamda bulan, yansılamalarına aşık olan
ve mucizelerle dolu yaşamda içindeki Tanrı’ya ulaşabilen insan,
aşk oyununu, tüm bu dünya yaşamının aşk olduğunu görmeye başlar…
Aşık ve aşık olunanın Bir olduğu bir yaşam!
Ben ve aşk
Ben aşkı; onay
vermediğim şeylere verdiğim onaylarda, en kabul edemediğim
durumlara verdiğim kabullerde, bazen kotu denilebilecek halleri
görüp, arkasındaki görünmeyene bakmakta, bir anlık tepki ve
öfkelerime verebildiğim şefkatte, tüm bilgilerin toplamının
aşkın bilgeliğiyle boy ölçüşemediğini gördüğümde, kendimdeki her
şeyden özgürleştiğimde, inanmaktan olmaya
geçtiğimde, yaratıcının ben olduğumu her nefesimde
duyumsadığımda, On’unla birlikte yarattığımın
bilişinde, harika
eşzamanlılık anlarında, dışımdakine değil, içimdekine
yöneldiğimde,
‘ben’ demediğim her anda, gurur, kibirden çıkıp, başımı
eğebildiğimde, korkularımdaki öğreticiliği her gördüğümde
korkularımın
üzerine yükseldiğimde, olaylara kapılıp
üzüldüğüm anlarda bile içimde derinlerde neşe ve sevinç olduğunu
bildiğimde, en derinimden bakabildiğim anlarda, yüreğimin içinde
çiçekler filizlendiren sevgilide görürüm, yaşarım.
Aslında yaşam
nedir ki,
Nefes almak,
birkaç deneyim,
Tek bir gerçek
var,
Ölsek te, kalan
aşk değil mi?
Ben ve sen bir
olduğumuzda,
Biz’den görünen
aşk sevgili!
Tanrı, her
şeydeki ve her yerdeki yaşamdır. Ben olandır!
Yaşamı güzellikler
ve aşkla sulamak dileğimle…
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |