Türkiye   ▪   Dünya   ▪   Bilim   ▪   Sağlık     Kültür Sanat     Çevre   ▪   Eğitim   ▪   Çocuk      Röportaj      Yaşam   ▪   Astroloji   ▪   Foto   ▪   Video

Anasayfa

Künye

Abonelik

Arşiv

Reklam

Kariyer

İçerik Politikası

Telif Hakkı

İletişim

İndigo'da Ara


Haber: Gülşen Kaş | Sağlık | Sayı 46 | Temmuz 2009

Tiroid Hormonu Geleceğinizi Etkiler!

Cinsellik, beyin ve psikolojik durum tiroid hormonlarından etkileniyor...

Vücudumuzdaki tüm organ ve hücreleri kontrol eden tiroid hormonu, az çalıştığında; kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın) hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama, hareketlerde yavaşlık gibi sorunlara neden olurken, hızlı çalıştığında; çarpıntı, sinirlilik, aşırı heyecanlanma veya duyarlılık, uyku bozuklukları, cinsel güçte azalma, kolay yorulma gibi daha pek çok sorunu da beraberinde getiriyor.

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu hayati hormon, tedavi edilmediğinde kansere neden olabiliyor. Biz de vücudumuz için oldukça önemli olan bu hormonu, Endokrin ve Tiroid Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata'ya sorduk.

Tiroid hormonunu bizlere tüm yönleri ile anlatan Prof. Özata'ya verdiği bu çok önemli ve yararlı bilgiler için İndigo Dergisi olarak çok çok teşekkür ederiz. 

Röportaj: Gülşen Kaş


Gülşen: Tiroid nedir?

Prof. Dr. Metin Özata: Tiroid bezi boynumuzun ön tarafında bulunan  bir organımızdır.  Tiroid bezinin görevi tiroid hormonlarını üretmek, depolamak ve gerektiğinde kana vermek ve böylece metabolizmamızı ayarlamaktır. Tiroid bezi küçük bir bezdir; 15-20 gram kadar ağırlığı vardır ve bir ceviz büyüklüğündedir. Bo-ynun ön tarafında cildin altında bulunur ve kelebek şeklindedir. Kelebeğin kanatları sağ ve sol lob olarak adlandırılırken, bu iki lobu birleştiren ortadaki  kısma  istmus adı verilir. Her lob 4 cm uzunluğunda  ve 1-2 cm enindedir.

Tiroid bezi “adem elması” denen nefes borusu çıkıntısının (gırtlak) tam arkasındadır ve yutkunmakla aşağı yukarı hareket eder. Doktorlar muayene sırasında bu nedenle yutkunmanızı isterler. Tiroid bezi gıda ve suyla alınan iyot minerali ile tiroid hormonları yapan bir organdır. Su ve gıdalarla alınan iyot bağırsaklardan kana geçtikten sonra boynumuzda bulunan tiroid bezine gelir ve tiroid hormonlarının üretilmesinde kullanılır. Tiroid bezine giren iyot burada tirozin isimli aminoasitle birleşerek T3 ve T4 adı verilen tiroid hormonlarının oluşumunu sağlar. T4 hormonun yapısında dört tane iyot molekülü olduğu için T4, T3 hormonun yapısında ise 3 tane iyot molekülü olduğu için T3 adı verilmektedir. Tirozin aminoasiti yediğimiz proteinli gıdalarla sağlanır. Görüldüğü gibi “tiroid hormonlarının yeteri kadar yapımı için protein ve iyodun gıda ve suyla vücuda yetecek kadar alınması gerekmektedir”.  Bezde oluşan T3 ve T4 hormonları daha sonra kan dolaşıma salınarak vücudun bütün organlarına ve hücrelerine girer ve etkilerini gösterir.  

Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroid hormonlarından etkilenmektedir. İnsanın, anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra büyümesi ve tüm metabolizma faaliyetleri tiroid hormonları tarafından kontrol edilmektedir. Tiroid hormonlarının vücudumuzda etkilemediği organ veya hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düzeyi, vücut ağırlığı, kasların güçlü olması, adet düzeni, cilt ve tırnaklar, kemikler, seks organları, beyin ve psikolojik durum tiroid hormonlarından etkilenmektedir. 

Tiroid bezinden iki türlü tiroid hormonu salgılanır. Bunlardan daha fazla salgılananı T4 (%80 oranında salgılanır), daha az salgılananı (%20’si) ise T3 hormonudur. Hücrelere giren ve etkili olan hormon T3 hormonudur; T4 hormonu hücreye girmez. Bu nedenle T4 hormonu vücudumuzda özellikle karaciğerde ve diğer organlarımızda deiyodinaz enzimleri ile T3 hormonuna dönüşmektedir. Bu dönüşümün bozulması durumunda T3 yeterince oluşamaz ve tiroid hormonları etkisini gösteremez.

Ailesinde Graves hastalığı olanlar dikkat! 

Gülşen: Kaç tip tiroid  hastalığı var ve hangisi daha tehlikeli? 

Prof. Dr. Metin Özata: Tiroid bezinin büyümelerine Guatr denir. Tiroid bezi içinde oluşan  yumrulara nodül denir. Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi, çok çalışması yani hipertiroidi hastalıkları ve tiroid bezi iltihapları (tiroiditler) vardır. Ayrıca Tiroid kanseri de önemlidir. En tehlikesi tabiî ki tiroid kanseridir. 

Gülşen: Tiroid hastalıklarının sebebi nedir?

Prof. Dr. Metin Özata: Tiroid hastalıkları genellikle iyot eksikliği, genetik nedenler ve çevresel nedenlerden dolayı oluşur.

Guatr nedenleri:

• İyot yetmezliği

• Selenyum yetmezliği

• Genetik eğilim veya ailede guatr olması

• Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları (Hashimoto veya tiroiditler)

• Psikiyatrik hastaların kullandığı lityum ilacı

• Soya yağı veya fasulyesi fazla yemek (iyot yetmezliği ile beraber)

• Tiroid hormon oluşumundaki genetik bozukluklar

• Sigara içmek

• Demir yetmezliğine bağlı kansızlığı olanlar

• Gebelik (iyot yetmezliği olan bölgelerde)

• Beyinde bulunan hipofiz bezinden aşırı TSH hormonu salgılanması  

Gülşen: Bazı ailelerde zehirli guatr (graves) hastalığı daha çok görülmektedir, bunun sebebi nedir? 

Prof. Dr. Metin Özata: Zehirli Guatr yani Graves hastalığına genetik eğilim katkıda bulunmaktadır. Bazı ailelerde bu nedenle Graves hastalığı daha fazla görülür. Ailesinde Graves hastası olan kişiler risk altındadır ve “genetik veya kalıtımın” hastalığın gelişmesinde en önemli etken olduğu saptanmıştır.

Stres, üzüntü, sigara içmek, fazla iyotlu tuz yemek ve bazı ilaçlar bu hastalığın oluşumuna neden olabilir.

Stresin Graves hastalığı sıklığını artırdığı İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Yugoslavya’da ki iç savaş sırasında saptanmıştır. İsveç’te yapılan bir araştırmada Graves’li hastaların bir kısmında hastalık ortaya çıkmadan önceki yıl içinde üzücü olaylar yaşadıkları saptanmıştır. Bu hastalarda ki sıkıntılı psikolojik durum (anksiyete) tedavi edildiğinde hastalığın nüks oranında azalma olmuştur. 

Graves hastalığı daha çok yılın “ılık mevsimlerinde” ortaya çıkar.  Bu mevsimsel özelliğin nedeni tam bilinmemektedir. Sigara içenlerde göz belirtileri daha şiddetli olduğu gibi, sigara içmeye devam edenlerde göz hastalığı şiddeti artmaktadır. “Allerjik yapısı olanlarda veya allerjik riniti olanlarda Graves hastalığı daha çok görülmektedir”.

Fazla iyot alımı hafif seyreden hastalığı şiddetlendiriyor 

Yeni bir düşünce ise gebelik sırasında bebeğin hücrelerinin annenin kanına karışarak annenin tiroid bezine yerleşmesi ve bunların hastalık yapmasıdır. Bu nedenle de kadınlarda bu hastalığın daha fazla görüldüğü iddia edilmektedir. 

Yapılan çalışmalar Graves hastalığının % 79 oranında genetik olarak eğilimli olmak sebebiyle ortaya çıktığını, % 21 hastada ise çevresel faktörler denilen üzüntü, stres, iyot alımı gibi nedenlerle ortaya çıktığını göstermiştir. 

Tiroid hastalıkları kadınlarda, erkeklere oranla daha çok görülüyor!

Gülşen: Ülkemizde tiroid hastası kaç kişi var? Karadeniz bölgesinde daha fazla görülmesinin sebebi nedir? 

Prof. Dr. Metin Özata: Guatr dediğimiz tiroid bezinin büyümesi durumu ülkemizde her 100 kişiden 30’unda görülürken bazı bölgelerimizde bu oran %50’lere çıkmaktadır. Tiroid bezindeki nodül dediğimiz oluşumlar veya “nodüler guatr” ise neredeyse toplumdaki her 100 kişiden 50 veya 60’ında saptanmaktadır.  "Tiroid bezinin az çalışmasına hipotiroidizm, çok çalışmasına hipertiroidizm adı verilir". Hipotiroidizm doğuştan olabildiği gibi ileri yaşlarda özellikle "menopozdan ve doğumlardan sonra artar”.  Bu nedenle ülkemizdeki her 2-3 kişiden birisinde yaşamının bir döneminde tiroid hastalığı ortaya çıkmakta ve yaş ilerledikçe de sıklığı artmaktadır. Tiroid hastalıkları özellikle kadınlarda daha sıktır ve erkeklere göre 8-10 kat daha fazla görülür. Bu nedenle kadınlar tiroid hastalıkları konusunda daha uyanık olmak zorundadır.

Adet düzensizliği olan, gebe kalamayan (kısırlık sorunu olan), menopoz döneminde ve özellikle 50 yaşın üzerindeki kadınlarda tiroid hastalığı çok sık görülür. Elli yaşın üzerindeki  her 5 kadından birinde tiroid bezi yetmezliği vardır ve çoğu bu hastalığın farkında değildir.  

Gebelik döneminde tiroid yetmezliği olan bir kadın tedavi olmazsa çocuğunda "zeka geriliğinin" ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Bu nedenle yeni doğan bebeklerde, kısırlık sorunu olan kadınlarda, tüp bebek yaptıracaklarda, gebe kalan her kadında ve 50 yaşın üzerindeki bayanlarda tiroid hormon ölçümünün yapılması gerekir. 

Guatrın Karadeniz bölgesinde sık görülmesinin nedeni iyot yetmezliği nedeniyledir. Ancak guatr İç Anadolu bölgesi, Göller Bölgesi, Burdur ve Isparta’da yaygındır. 

Farklı tiroid tipleri farklı belirtiler gösteriyor... 

Gülşen: Tiroid hastalıklarının belirtilerinden bahseder misiniz? Hastalık farklı tiroid tipleri için farklı belirtiler gösteriyor mu? 

Prof. Dr. Metin Özata: Hastalıkların belirtileri farklıdır. Bunları ayrı ayrı anlatmak lazım: 

GUATR: Guatrlı hastaların çoğunda herhangi bir şikayet yoktur. Guatr çok büyük olursa nefes borusu ve yemek borusuna baskı yaparak öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetler yapabilir. İyot yetmezliği aşırı ise, tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon salgılanmasında azlık (hipotiroidi) ve ona bağlı şikayetler olabilir. Erken devrede ve çocuklukta yumuşak ve düz bir guatr vardır. Erişkinlerde ise her zaman guatr içinde nodüller ve kist oluşur. Tiroid hormon tetkikleri genellikle normal sınırlar içindedir. Başlangıçta guatr içinde nodül yokken yaşın artmasıyla nodüller ve kist gelişebilir. Volüm arttıkça yani guatr büyüdükçe TSH hormonunda azalma oluşur. Bu hastalarda anti-TPO antikoru kanda yüksekse o zaman guatrın “Hashimoto hastalığı” nedeniyle geliştiğini düşünürüz. 

B) ZEHİRLİ GUATR (HİPERTİROİDİ): Zehirli Guatr yani hipertiroidi hastasında çarpıntı, sinirlilik, aşırı heyecanlanma veya duyarlılık, uyku bozuklukları, cinsel güçte azalma, kolay yorulma, hareketlilik, ishal, aşırı terleme, sıcaktan hoşlanmama, soğuğu tercih etme, ufak bir yürüyüşle hemen yorulma ve nefes darlığı, kilo kaybı, iştah artışı, susama, ağız kuruması, adetlerde azalma, uyku bozukluğu ve bazı psikolojik bozukluklar olabilir. İştah artışına rağmen kilo kaybı bu hastalığın en önemli belirtilerinden birisidir.  

Hipertiroidi, metabolizmayı hızlandırdığından aşırı yemek yenmesine rağmen kilo kaybı olur. Çok nadiren kilo artışı da olabilir.

Çarpıntı veya kalp atım sayısında ve nabız sayısında artış her 100 hastadan 96’sında görülür.   İstirahatte iken nabız hızı dakikada 89’tan fazladır.

Saç kılları incedir. Yaygın veya hafif saç dökülmesi görülebilir.

Hastalarda huzursuzluk ve aşırı sinirlilik vardır; ajite haldedirler ve yerinde duramazlar. Bazen birden öfkelenirler. Kalabalık yerlerden hoşlanmazlar. Ufak tefek şeyler için bağırıp, çağırırlar.

Kas güçsüzlüğü bazen çok şiddetli olur ve hasta sandalyeden kalkmakta veya merdiven çıkmada zorluk çeker.

Tırnaklar yumuşaktır ve kırılabilir.  Tırnaklarda çekilme özellikle 4. ve 5. parmak tırnaklarında görülür.

Hastaların  % 10’nunda bacaklarda, kolda ve diz ekleminde ağrı olabilir. Bu ağrılar bazen kendiğinden düzelebilir.

Cilt ince, ılık ve nemlidir. El ayalarında kırmızılık ve kaşıntı olabilir. Ürtiker denilen cilt allerjisi ve vitiligo  (ciltte renksiz veya beyaz alanlar olması) da sıklıkla birlikte bulunur.

Oftalmopati denilen göz belirtileri Graves’li hastaların % 25-30’unda saptanır.  Gözlerde öne doğru fırlama vardır. Bazı hastalarda çift görme şikayeti olur. Görmede bozukluk, ışıktan rahatsız olma ve gözde kaşıntı ve yanma meydana gelebilir. Bakışlar canlıdır ve üst göz kapağında gecikme ve tam kapanma olmayabilir. Bazen şaşılık oluşabilir.

Ellerde ince titreme vardır. Bunu daha iyi anlamak için eller uzatılır ve üzerine ufak kağıtlar konur. Kağıtlarda ellerdeki titremeyle paralel titremeler daha belirgin olarak ortaya çıkar.

Bazen dilde ve göz kapaklarında da titreme olabilir. 

Az çalışan Tiroid hormonu, tiroid bezinin küçülmesine ve iltihaplanmasına neden oluyor 

C) HİPOTİROİDİ (TİROİD AZ ÇALIŞMASI): Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan bir kişide şu belirtiler olabilir:

Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler, hastalığın şiddetine göre değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda çok şiddetli belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler özellikle yaşlı kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez ise atlanır.

Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)

Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama

Hareketlerde yavaşlık

Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama

Üşüme veya kendini soğuk hissetme

Terlemenin azalması

Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri

Sarı veya portakal renginde bir deri

Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar

Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme

İştah kaybı

Kilo alma ve kiloyu verememe

Horlama başlaması

Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması

Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma

Kabızlık olmaya başlaması

Göz etrafının ve gözaltının şişmesi

El, ayak ve eklemlerde şişlik

Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı

Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması,  adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi

Gebe kalamama (kısırlık)

Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans

Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi

Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme

Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı

İşitmede azalma oluşması

Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)

Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)

Kalp hızının ve nabız sayısının azalması

Kan kolesterol düzeyinde artma

Reflekslerin yavaş olması

Kekemelik

 

D) NODULER GUATR 

Tiroid bezinin içinde normal tiroid dokusundan farklı bir yapıdaki yumru şeklinde veya leblebi, nohut, bazen de nadiren ceviz veya portakal büyüklüğünde olabilen anormal doku büyümelerine nodül adı verilir.  Nodüllerle birlikte çoğu zaman tiroid bezi de büyüdüğünden bu hastalığa nodüler guatr adı da verilir. Bir nodülün hasta ve doktor açısından önemi nodülde kanser olup olmadığının öğrenilmesidir. İkinci önemli nokta ise nodülün aşırı hormon salgılama özelliği olup olmadığının ortaya konmasıdır. 

Tiroid bezi iltihabı, farenjit belirtileri gösterebilir 

E) TİROİDİT (TİROİD BEZİ İLTİHABI) Tiroid bezinde yani boyunda ağrı vardır. Bu hastalarda ateş, halsizlik ve yorgunluk olabilir. tiroid bezi iltihabının en önemli özelliği “boyun ön bölgesinde şiddetli ağrı” olmasıdır ve bu ağrı tek taraflı olarak kulak ve çeneye yayılır. Ağrı ortaya çıkmadan bir kaç hafta önce kas ağrısı, ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve yutkunmakta zorluk bulunabilir. Bazen hastalık farenjit ve boyunda ağrı ile başlar ve ağrı ve hassasiyet giderek artar. Ateş 37.5 ºC - 38.3 ºC ve hatta 40°C olur.  Bazı hastalarda halsizlik, yorgunluk, ateş ve eklem ağrıları olabilir.  

Ağrı tiroid bezinin bir tarafından öbür tarafına kayabilir. Bazen ağrı yayılmadan olduğu yerde kalır.  Bazı hastalarda ağrı “çene ve kulaklara yayılır” ve “ağrı yutkunmakla, öksürmekle ve baş hareketiyle artar”. Ağrı bazı kişilerde gece daha fazla olur. % 50 hastada çarpıntı, kilo kaybı, sinirlilik, ellerde nemlilik ve titreme olabilir.  Tiroid bezinde hassasiyet, sertlik, nodül gelişimi  ve büyüme olabilir. İltihabın olduğu bölge hassas ve serttir. Tiroid bezi o kadar ağrılıdır ki hasta muayene edilmesini ve elle dokunulmasını istemez.  Bu hastalık 6 hafta veya bazen 2-5 ay sürebilir ve çoğunlukla kendiliğinden düzelir. 

Ses kısıklığı ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi, tiroid kanseri belirtisi olabilir 

F) TİROİD KANSERİ: Tiroid kanserli hastaların çoğunda hiçbir belirti veya şikayet yoktur. Bir kısmında boyunda bir şişlik gelişir; çoğunda ise bir nodülden yapılan biyopsi sonucu kanser saptanır.  Biyopsi normal çıktığı halde ameliyat edilen bezin nodül dışındaki bir alanında bazen milimetrik boyutta küçük kanser odağı saptanabilir. Tiroid bezinin hızlı büyümesi ve sert olması kanser şüphesini artırır. Ses kısıklığı ve boyunda lenf bezlerinin şişmesi de tiroid kanser şüphesini artırır. 

Bazen özellikle çocuklarda boyundaki lenf bezlerindeki büyüme ilk bulgu olabilir. Çok nadiren bir kanser ağrılı ve baskı şikayetleri dediğimiz ses kısıklığı, nefes darlığı veya yeme zorluğu ile ortaya çıkar. Bazen hastalar ilk olarak vücudun diğer tarafındaki lenf bezi büyüklüğü,  kemik kırıkları veya çok nadiren tiroid bezi fazla çalışması (hipertiroidizm) ile karşımıza çıkabilir. Bununla beraber çoğu hastada hiçbir şikayet yoktur.

Boyundaki kitlenin veya nodülün nefes borusuna yapışık olması, sert olması, son zamanlarda hızlı büyümesi, yeme zorluğu, ses kısıklığı veya ses kalınlaşması ve büyümüş lenf bezleri kanser olasılığını kuvvetlendirir.

Devam edecek...


INDIGO © 2005 | http://indigodergisi.com


Telif hakkı: Bu içerik, sayfa linki ve yazar ismi kaynak gösterilmek suretiyle yayımlandığı tarihten 1 ay sonra başka mecralarda kullanılabilir. Ticari alıntılar için tarafımızdan izin alınması yasal zorunluluktur. Sayfa linki içermeyen alıntılar veya bozuk (rık) linkler, telif ve kopyalama hakkının ihlaline neden olmaktadır.

Telif ve Kopyalama Kuralları | İletişim: indigo@indigodergisi.com

   

 


Paylaş

EDITOR HAKKINDA

Gülşen Kaş 1975 İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme mezunu. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı. Uzun yıllardır sağlıkla ilgili araştırmalar yapıyor. Dünyayı gezmek ve farklı kültürleri tanımak istiyor. Özgürlük herkes gibi onun için de çok önemli. Biyografi


E-posta: gulsen@indigodergisi.com


  Yazara ait son yazılar

 

Neurofeedback Tehlikeli mi?

Meme Kanserinde Erken Teşhis “Hayat Kurtarıyor”

Diyabetli Çocuklara Yaz Kampı

Sigara mı Sağlık mı?

Farklı Tedavi Yöntemleri ile Alt Islatmaya Son

York Testi: Gıda Intoleransı: Yedikleriniz sizi hasta ediyor olabilir mi?

Liposuction Zayıflatma Değil, Bir Şekillendirme Ameliyatıdır!

Şizofreni Hastalarına Umut Doğdu!

Çocuklarınızı RS Virüsüne Karşı Koruyun!

Doğmamış Çocuğunuzu “Otizm”e Karşı Koruyun!

Çocuğunuzu Pnömokoktan Koruyun!

Astım Tehlikesi

Homeopati: Benzeri Benzer ile Tedavi Etmeli

Sağlık Kaynağı Çim Suyu

Hipotroid Kilo Vermeyi Engelliyor!

Tiroid Hormonu Geleceğinizi Etkiler!

Tiroid Hastalıkları, “Düşüğe” ve “Bebekte Zeka Geriliğine” Neden Oluyor!

Domuz Gribi Dünya Salgını Haline Gelebilir

Kolon Kanseri Erken Teşhis Edildiğinde Tedavide Başarı Oranı Yükseliyor

Kalp, Damar ve Şeker Hastaları Bayram Yemeklerine Dikkat!

Mide Kanseri Erken Dönemde Ameliyatla Yok Edilebiliyor

Mide Rahatsızlığı Olanlar Oruç Tutarken Dikkat!

Böbrek Kanser Hücrelerini Öldüren Molekül

Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat!

Kuş Gribi Aşısı Geliyor

Yaz Zatürresine Dikkat!

HPV Aşısı “Gardasil” Tehlikeli mi?

Hazır Gıdalardaki Gizli Tehlike 

Canlı Kemik Nakli - 2

Canlı Kemik Nakli - 1

Ölü, Ölü Değilse?

Mikroçip ile Kanser Hastalığı Erken Teşhis Edilebilecek

Kadın Sağlığı


  En içok okunan yazılar

 


 



Abone Olun

Twitter'da takip edin

Facebook'ta takip edin


  Bağlantılı Yazılar

 

•  Troid Rahatsızlıklarına Dikkat!



Biyografi: Prof. Dr. Metin Özata

Endokrin ve Tiroid Uzmanı

1958 yılında Burdur’da doğdu. Burdur Sakarya İlkokulu, Burdur Lisesi Orta kısmı ve daha sonra 1975 yılında Burdur Lisesi’nden birincilikle mezun oldu. 1976 yılında Ege Tıp Fakültesine başladı ve 1981 yılında GATA Tıp Fakültesi’ne nakledilerek 1982 yılında GATA  Tıp Fakültesi’nden birincilikle mezun oldu.  1990 yılında İç Hastalıkları Uzmanı, 1992 yılında Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı, 1994 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldu. 2003-2008 yılları arasında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Endokrinoloji- Metabolizma ve İç Hastalıkları Klinik Direktörü olarak görev yaptı. 2008 Ağustos’unda kendi isteğiyle emekli oldu. Halen muayenehanesinde serbest hekimlik yapmaktadır.

1986 yılında Federal Almanya’nın Wiesbaden Şehrinde USAF Regional Medical Center’de; 1992-1993 yıllarında A.B.D.’de Chicago Üniversitesi Endokrinoloji-Tiroit Üniti’nde araştırmacı olarak çalıştı. 

GATA  Araştırma Merkezi Tıbbi Araştırma Bölüm Başkanlığı ve Gülhane Tıp Dergisi Yardımcı Editörlük görevlerini yapan Prof. Özata’nın yaptığı bilimsel araştırmalar nedeniyle aldığı 16 bilim ödülünden bazıları şunlardır: 1998 yılı ‘’TÜBİTAK Bilim Teşvik Ödülü’’ , 2001 yılı TÜBİTAK ‘’Türkiye Tıp Araştırma Ödülü’’, 1996 Türk Diabet Cemiyeti Prof. Celal Öker Bilim Ödülü, 1997 yılı Bayındır Tıp Merkezi Bilim Teşvik Ödülü, 2000 yılı Roche Tıp Ödülleri yarışması birincilik Ödülü, 2001 yılı Metabolik Sendrom X bilimsel yarışması birinciliği ödülü, 2003 yılı İstanbul Üniversitesi Bilim Ödülü, 2003 yılı Bayındır Tıp Merkezi Bilim Ödülü. 

Yurtdışındaki saygın tıp dergilerinde yayınlanmış 97 araştırma makalesi, yurtdışı kongrelerde sunulmuş 82 tebliği ve davetli konuşmacı olarak yurtdışı kongrelerde verdiği konferansları vardır. 

Prof. Dr. Özata’nın ‘’Doğru Beslen Formda Kal’ (Epsilon Yayınevi, 2004)’, ‘’Tiroit Hastalıklarına Güncel Yaklaşım’, Obezite Tanı ve Tedavisi, ‘’Tiroit Hastalıkları Tanı ve Tedavisi’’, ‘’Tiroit Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey’, ‘’Diyabet Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey’’,   Glisemik İndeks (G.İ), Vitamin, Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi , 99 Sayfada Tiroid Hastalıkları, 99 Sayfada Kilo Yönetimi, 99 Sayfada Sağlıklı Beslenme, Diyabetle kaliteli Yaşam Rehberi (Gürer yayınları, 2009)  isimli 11 kitabıyla editörlüğünü yaptığı ‘’Endokrinoloji ve Metabolizma’’ (İstanbul Medikal Yayıncılık, 2006) kitabı vardır.

Evli ve 2 çocuk babası olup İngilizce ve Almanca bilmektedir.


Troid Rahatsızlıklarına Dikkat!

 

    

Kategoriler:

Hakkında:

Servisler:

Türkiye  ▪  Dünya  ▪  Bilim  ▪  Sağlık    Kültür Sanat    Çevre    Eğitim  ▪  Çocuk    Röportaj    Yaşam  ▪  Astroloji  ▪  Foto  ▪  Video

Künye  ▪  İletişim  ▪  İçerik Politikası  ▪  Telif ve Kopyalama Hakkı  ▪  Bağlantılar

Reklam  ▪  Abonelik  ▪  Arama Motoru  ▪  Arşiv

2005-2011 © İndigo Dergisi