|
Yazar:
Firdevs Burçak
|
Temmuz 2009
Her Şey “Hayal Etmekle” Başlar!
Hayaller… Kimi
zaman eşsiz renk şöleninin hakim olduğu bir gökyüzünde gün
batımını izlerken sahilde, kimi zaman sessizliğin hakim olduğu
bir zaman diliminde doğanın kucağında oturmuşken bir Zerdüşt
misali, kimi zaman da gecenin büyülü karanlığının hakim olduğu
yıldızlarla bezenmiş bir gökyüzüne ilişmişken gözler… Beliriverir
çoğu kez; beynin kıvrımlarımdan süzülmekte olan düşünce
kırıntılarının içerisinde. Ardında ise dudaklarda bıraktığı
garip bir tebessüm kalmıştır sizlere, bir hatıra misali.

Hayaller değil
midir ki hem; yüzlerce rutinlerin ördüğü kafeslerimizde
yaşamlarımızı girdaba sokmaktan bizi alıkoyan ve birazcıkta olsa
nefes alabilmemizi sağlayan?
Klişelerle
yaratılmış kısır bir hayat döngüsü içinde, amansızca
sürüklenmekte olan bir güruh tarafından, oysa ne kadar da
küçümsenir oldular, son zamanlarda. Hayal kurmayı becerememiş bu
insanlara aslında her şeyin hayal etmekle başladığından
bahsetmek, anlamsızlığın derinliğinde boğulmaktan başka ne
olabilirdi ki? Oysa bilselerdi ki, adına düzen denilen bir
kaosta var olabilmenin
yegâne
yolunun hayalden geçtiğini, hala ısrar ederler miydi;
hayale karşı sürdürdükleri bu aşağılayıcı tavırlarında,
bilinmez?
İnsanoğlunun,
yeryüzündeki var oluşundan itibaren yarattığı her şey, hayal
etmekle başladı. Evet, her şey hayalle başladı çünkü; Edisonlar,
Einsteinlar, Karl Benzler,
Lilienthallar… Dünyada geniş yankılar
uyandıran ve teknolojinin hız kazanmasında önemli yeri olan
buluşlarına, hayal basamaklarından çıkarak ulaştılar. Çünkü
onlar hayal etmenin keşfetmek olduğunun ve özünde sınırsız
yaratıcılık olduğunun bilincindeydiler.
"Hayal kurabilirsiniz, onu
gerçekleştirebilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını asla
unutmayın." diyen W. Disney’ e kulak tıkamak, gerçekle ne kadar
bağdaşabilir ki? Disney’in, küçük bir
otel odasında gördüğü, yuvasından çıkan sevimli fındık
faresinden aldığı ilhamla ortaya çıkardığı ve tren
seyahatleri sırasında geliştirdiği “Mickey Mouse” dünyada geniş
yankılar uyandırdı. Ardından “köpek Pluto”, “Goofy” ve
“Donald Duck” gibi sevilen karakterleri yaratarak ününü parlatan
Disney, yarattığı zincire son olarak
Disneyland’ ı da ekleyerek dünyanın en büyük eğlence parkını var
etti.

Rutin hayat
döngünüzde zamanınızı doldurmaktayken, beyninizin kıvrımlarında
hayallere rastlamıyorsanız artık; hayal etmiyorsunuz demektir.
Bu da yaşamayı bırakalı çok olduğunuzun
aşikâr
bir kanıtıdır.
“İnsanlar ancak
hayalleriyle yaşar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini
kaybederler.” diyen Voltaire’ inde belirttiği gibi, hayat
klişesi içerisinde birikerek devleşmeye yüz tutmuş ve bizim
perspektifimizle “olumsuz” olarak etiketlendirdiğimiz bazı
durumlar, beynimize zaman zaman perde çekebilir. Ama o perdeye
inat sımsıkı tutunabilirseniz hayallerinize, yaşamaya
başladığınızı göreceksiniz.

“Peşinden
gidebilecek kadar cesaretiniz varsa,
bütün rüyalarınız gerçek olabilir.” diyen W.Disney’ in sözünü,
hayal sahnesinde var ettiğiniz yaşamlarınızın her bir döngüsüne
kazıdığınızda, rüyalarınızı gerçeğe dönüştürmek için önemli bir
adım atmış olduğunuzu fark edeceksiniz.
Hayallerle dolu
bir hayal sahnesinde, dans etmeniz dileğiyle…
2005-2009
©
http://indigodergisi.com
Dergimizin linkini kaynak göstererek alıntı
yapabilirsiniz. |