|
Başyazar: Uzay
Gökerman
Nükleer Silah ve Caydırıcı Güç Olma Politikaları

1987 yılında
Sovyetler Birliği’nin son lideri Gorbaçov ile yine dönemin ABD
başkanı Ronald Reagan arasında imzalanan “Nükleer Güçler
Anlaşması” ile soğuk savaş sona ermişti. O günlerin yakın
şahitleri çok yakından bilirler, insanlar her gün kafalarına
düşecek bir nükleer bomba senaryosunun gerçekleşeceği zamanı
bekleyerek yaşamışlardı. Süper güçlerin arasındaki her
anlaşmazlıkta birinin diğerine bombayı göndereceği, insanlığın
sonunun geldiği yönündeki haberler manşetlere çıkmaktaydı.

Savaş sonrasını
anlatan filmlerde gördüğümüz tek bir gerçek vardı; o da
insanlığın düşüşüydü.
25 Mayıs 2009
sabahı Uzak Doğu’nun en uzak ülkesi Kuzey Kore yerin 10 km.
altında bütün dünyayı ayağa kaldıran bir nükleer silah
denemesinde bulundu.
120,540 km²
yüzölçümüne sahip, dünyanın soğuk savaş döneminden kalma birkaç
komünist devletinden biri olan Kuzey Kore ilkini 2006 Ekim’inde
gerçekleştirdiği bu denemeyi neden üç yıl sonra yineledi?
Bu sorunun tek bir
yanıtı var; Kuzey Kore yalnızlığını eline geçirdiği nükleer
silah ile caydırıcı bir güç haline getirmek, giderek değişen ve
dönüşen dünya siyasetinde, elbette ekonomisinde söz sahibi
olabileceği masaya oturmak istiyor. Bunu mevcut pozisyonu ile
yapamayacağını biliyor, hatta ideolojisi gereği ABD tarafından
düşman ülkeler kategorisinde değerlendirildiği çok ciddi
ambargolarla karşı karşıya olduğu için belki de sahip olduğu
silah onun son ve yegâne kozu aynı zamanda.
Peki, nükleer
silaha ya da programına kimler sahiptir?
Bu gücü ilk defa
silah olarak kullanan ABD başı çekiyor kuşkusuz. İkinci sırada
Rusya var. Sonra, İngiltere, Fransa ve Çin geliyor. İsrail’in
çok gizli bir program devam ettirdiği de çok bilinen bir gerçek.
Hindistan ve Pakistan’ın çok uzun yıllardır nükleer silah
programını yürüttüğünü hatta sahibi olduğunu biliyoruz. İran
geçtiğimiz sene “enerji odaklı olmak üzere” programı
başlattığını açıklamıştı. Kuzey Kore ise atık bu bombayı
kullanabilecek duruma gelmiş.
Denemenin ardında
nükleer güce sahip bu beş ülkenin öncülüğündeki BM Güvenlik
Konseyi hemen toplanıp, Kuzey Kore’yi “şiddetle
kınadıklarını” ifade eden bir bildiri yayınladılar.
Burada bir çifte
standart olduğuna hiç şüphe duymuyorum.
Nükleer silah ya
da enerji konularındaki düşüncelerim arşivlerde duruyor.
İnsanlık enerji konusundaki ihtiyacını nükleer olmayan yollardan
da elde edebilir düşüncemi koruyorum.
Kuzey Kore’nin bu
eylemini de asla destekliyor değilim. Kuzey Kore’nin devlet
duruşundan da rahatsızım. Stalinist ya da Maoist bir sosyalist
örgütlenmenin doğru bir model olmadığı da ortada.
Egemen güçler
olarak ifade edeceğimiz ülkelerin üçüncü dünya ülkelerini
seçeneksizleştirmeleri ve o ülkelerin varoluşlarını yine
egemenlerden aldıkları caydırıcı olma modelini kullanarak bir
çıkış yolu bulmaya çalışmalarının sonucunu doğurduğunu
düşünüyorum.
Kuzey Kore’nin bu
hareketi dünyada silah ticaretine bir ivme kazandıracaktır. Daha
şimdiden, Japonya, Güney Kore kendisine yönelen sıcak tehdit
karşısında güvenlik tedbirlerine yönelmeye başlamıştır. Silah
sanayini elinde tutanların da Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi üyeleri olmaları ayrı bir mizah malzemesidir.
Dünyayı yeni bir
kargaşa ortamına sokacak; Obama’nın getirdiği barış rüzgârlarını
derinden sarsacak bu eylemin geri planında yatan zorunluluğun ne
olduğunu doğru değerlendirmek gerekiyor. Bu krizden çıkış için
Kuzey Kore’ye daha ağır yaptırımlardan çok uzlaşmacı ve onu
dünya siyasetine çekici yaklaşımlar doğru formül olabilir. Çünkü
zaten krizi yaratan şey bu yalıtım ve yaptırımın gücüdür.
Krizden ve
şiddetten nema elde etme siyasetinin dünyada egemen düşünce
olmaya devam etmesinin bir uzantısı olduğunu unutmadan asıl bu
politikaları değiştirerek daha yaşanabilir dünya
yaratabileceğimizi göz önünde tutmalıyız.
Yoksa yeni bir
silahlanma dalgası ve caydırıcı güç politikası ile dünyamız bir
kere daha gerilecektir. Bu Uzakdoğu’da Kuzey Kore, Ortadoğu’da
İran, Amerika kıtasında da Venezüella odağında olacaktır.
Egemen güçler bu
odakların olmasına ihtiyaç mı duyuyorlar? İlk cevabını
arayacağız soru budur. Sonra çözüme geçebiliriz.

Krizi tırmandıran süreç
Ekim 2006
- Kuzey Kore yer altında bir nükleer deneme yaptı.
Şubat 2007
- Kuzey Kore, yakıt yardımı karşılığında ana nükleer reaktörünü
kapatma sözü verdi.
Haziran 2007
- Kuzey Kore Yongbyon'daki ana reaktörünü kapattı.
Haziran 2008
- Kuzey Kore, uzun süredir beklenen nükleer varlıklarına dair
beyanı yaptı.
Ekim 2008
- ABD, Kuzey Kore'yi terörizmi destekleyen ülkeler listesinden
çıkardı.
Aralık 2008
- ABD'nin enerji yardımını askıya alma kararının ardından
Pyongyang yönetimi, nükleer programını tasfiye çalışmasını
yavaşlattı.
Haziran 2009
- Kuzey Kore, "düşmanca niyetleri" olduğunu söylediği Güney Kore
ile tüm askeri ve siyasi anlaşmaları iptal ettiğini açıkladı.
Nisan 2009
- Pyongyang iletişim uydusu taşıdığını söylediği bir roket
fırlattı.
25 Mayıs 2009
- Kuzey Kore, ikinci bir nükleer deneme yaptı.
Veri Kaynak: BBC
Türkçe

Nükleer Silah
ya da programı olan ülkeler
Veri Kaynak: Vikipedi
2005-2009
©
indigodergisi.com
Dergimizi kaynak gostererek alinti yapabilirsiniz.
 |