|
Yazar: Türker Ercan
| Haziran 2009
Akademia

Akademia!
Matematik bilmeyenlerin girmemesi gereken okulun adıdır. İlk
olarak efsanevi filozof Sokrates ile ruhunu kazanıp onun
öğrencisi olan Platon ile milattan önce 387 yılında bedene
bürünmüş ve “Akademia” olarak insanlığa görünmüş olan çok
değerli bir okuldur.

Matematik
güzeldir. Matematiği sevenlerin zevkle okuyacağı ama
sevmeyenlerin hiç yanaşmayacağı bir yazıyı okuyorsunuz.
Matematik değerlidir. Değerli olduğu için çok önemlidir.
Matematiğin değerini herkes bilip takdir etmelidir. Bu tüm
zamanların en çok günahına sahip olan keçi sayesinde, tüm
zamanlarda insanlık matematikten öğrendi asıl sıçratan
bilgileri. Sıçrayarak kendisine geldi! Kendini bil! Sözü ile
insana “Birlik” ten ve “Bir” den bahsedildi. “Bir”, zihinde
matematiği doğururken fizikte tüm eşyaya can verdi. İnsan, “Bir”
den türeyiverdi. Sonra her şeyin sonsuz
türevi üretildi “Bir”
olan akılda! Sonra yine “Bir” sonsuz kere kendi etrafında döndü
ve dans etti. Sayılar böylece üredi. Anlamlar böylece çiçek
verdi. “Bir” in her bir dönüşü kendi ekseninde sonsuzu
şekillendirdi.
Algoritmalar, Belli bir
durumdan başlayarak sonlu sayıda adımda belli bir sonucu elde
etmenin yöntemini tarif eden tanımlanmış kurallar kümesidir.
Günlük hayatımızda başta olmak üzere, “tüm” hayatımızda daima
kullandığımız bir yöntemdir. Algoritmalar ile işlerimizi yönetir
ve bir takım çıkarımlarda bulunarak olası seçenekler içinden en
çok olmasını istediğimiz seçimi yaşamaya çalışırız. İşte bu
gayret bizi algoritmalar üstadı olma yolunda hızla ilerletir.
Çünkü, algoritmasız bir yaşam serüveni, içinden iradesi alınmış
bir mecburiyet halidir. İnsanlar isterler. Seçenekler arasından
seçerler. İnsanların hayatı, algoritmaların yaşamıdır!
Algoritmalar, yaşamın matematiksel izahıdır! Algoritmasız bir
yaşam düşünülemez. Düşünebildiğimiz her şeyi algoritmalara
muhtacız. Algoritmasız asla yaşayamayız.

Mantık;
bilginin yapısını
inceleyen, doğru ile yanlış akıl yürütmenin ayrımını yapan
disiplindir. Doğru düşüncenin aletlerindendir. Felsefenin bir
dalıyken daha sonra
Matematik ve
Bilgisayar Biliminin de
parçası haline gelmiştir. Matematik mi mantıktan doğdu ? Yoksa
mantık mı matematikten doğdu ? Aslında hiç önemi yok bu sorunun.
Matematiği ve mantığı seçeceğimiz aksiyomlarla ayırabileceğimiz
gibi yine seçeceğimiz aksiyomlarla birini öne alıp diğerini onun
kanatları altına yerleştirebiliriz. Özgür düşünce sahibiyiz.
Aksiyomları sorgulayabilenler özgürdür. Bir paket program gibi
bizlerin zihinlerine yüklenen ve dayatılan aksiyomlara karşı
geliştirdiğiniz yada kendiliğinden verdiğiniz tepkileri
inceleyiniz. Tepkileriniz sizlerin bilinç kaderinizin
temellerini atarlar. Atılan her temel sizlerinse eğer siz,
sizsinizdir! Siz tüm programları sorgusuz sualsiz kabul
etmişseniz eğer özgürlüğü çoktan terk etmişsinizdir. Terk
ettiğiniz bir akışın sorumlusu sadece siz sizsiniz. Dışarıda bir
sorumlu aramayın. İlk yaptığınız tercihe dönüp te bir bakın. İlk
seçiminiz nedir ? Yanlış bir seçim yapmış olabilirsiniz ama
yapacağınız yeni bir seçimle tüm hayat rotanızı tamamen
değiştirebilirsiniz. Seçin! Önce aksiyomlarınızı seçin.
Aksiyomlarını seçmeyen, seçiyorum zannetmesin.
Modeller kuramı,
matematiksel konseptleri
küme kuramı temelinde
inceleyen yada
matematiksel sistemlerin
dayandığı
modelleri araştıran
matematik dalıdır. Modeller
kuramı, “dış dünyada” matematiksel nesnelerin var olduğunu
varsayar ve nesneler, nesneler arasında bazı işlemler yada
bağıntılar ve bir aksiyomlar kümesi verildiğinde, nelerin nasıl
kanıtlanabileceğine ilişkin sorular sorar ve mantıksal tanıklar
gösterir. Her seçilen aksiyom bir modeldir. Her model bir işleve
sahiptir. İşlemiyorsa eğer hemen değiştirilir. Değişiklik
modellerimizin de şaşmaz kaderidir. İşleyen modeller bile
değişir. Çünkü, değişim aksiyomu illüzyonun değişmez
kabullerindendir. Her kabul diğer kabule kadar geçerlidir. Diğer
kabulde değiştirilecektir. Modeller podyumunda değişim geçidi
boy gösteriyor kışkırtıcı cazibeleriyle ve kapılıp gidiyoruz
yaşamın ta içine. Böylece yaşam veriyoruz hayatımızın kendisine.
Böylece üretiyoruz sonsuz olsun her şey diye. Sonsuz değişimi
hayal ediyoruz. Sonsuza kadar her şey yeni kalsın diye
bazılarını değiştirip yenilerine sesleniyoruz. Hayatımızı
sıkılmadan geçirmek istiyoruz. Aynı şey, aynı şey olmasın artık
diyoruz. Farklılıklarda fark var!


Özellikle matematiğe dair
yazıların son kısımları hüzünlü olur. Bunun bir çok nedeni
vardır. Bilirsiniz ki matematiksel yazıları kimse okumaz.
Dolayısı ile sonunu özellikle kimse okumaz! Bu vahim duruma
rağmen matematiğe gönül vermiş bir yazar olarak ben yolumda
yılmadan ilerliyorum. Israrla insanlara “matematik” diyorum.
İnsanlar zannediyorlar ki: Bir çeşit matematik vardır. Oysa
durum öyle değildir. Sonsuz sayıda matematik vardır. İnsan
türünün baştan sorgusuz sualsiz kabul ettiği aksiyomların
sonuçlarından birisi olarak bu çeşidi tanıyoruz. Onu da
sevmiyoruz! Hem de bilmiyoruz. Bir taraftan matematiği hem
sevmez hem de bilmezken her düşündüğümüzü doğru kabul edip her
ileri sürdüğümüzü benliklerimizin şımarık ısrarlarıyla körü
körüne sahiplenip tartışıp duruyoruz. Matematik bilmeyen felsefe
bilemez. Felsefe bilmeyen matematik bilemez. Matematik ve
felsefe aynı şeydir. Birisinin rakamlarla anlatıp durduğunu
diğeri açılımlarla gözler önüne serer. Gözler görmek istediği
müddetçe en büyük sıkıntıların altında bile büyük huzurlar
olduğunu görebilir. Gözler görmek istediği müddetçe yaşanılan
her an cennete çevrilebilir. |