|
Yazar:
Nilgün Nart
|
Haziran 2009
Daha Geç Olmadan!
Dünyada petrole,
nete, televizyona, hazır yiyeceğe, ilaca, kısaca; kültürünün ve
gelişkinliğinin elverdiği oranda çeşitli fiziksel, zihinsel ve
duygusal objeler, kalıplara ve durumlara alıştırılmış insan
kitleleri şaşkın çaresiz ve korkmuş bir şekilde; küresel ısınma,
savaş, itiş kakış haberleri arasında savrulup durmaktadır.

İnsanlar kime ve
neye inanacağını bilmiyor. Her kafadan ayrı bir ses, her yerden
ayrı bir isyan yükseliyor.
Herkes ve her şey
kendi içinde, kendi hesaplaşmasını yaşıyor. Ve ancak herkes
kendisine hesap verebiliyor.
Ve herkes ancak
kendisini anlayabiliyor.
Hiç kimsenin
birbirini duymadığı, etrafında dönen kaosundan kimsenin kimseyi
gözünün görmediği anlardayız.
Sonuçta biz
insanlar zeki bir türün üyesiyiz. Etrafımızda dönen dolaplar
içinde neler olup bittiğini anlayabilecek ve bu kargaşanın
içinden açıklığa ve feraha yol alabilecek inisiyatife sahip
varlıklarız. Yeter ki görelim, anlayalım ve Yol’a çıkalım.
Gezegende en büyük
hesap-kitap işleri; küresel ısınma adı altında işleyen çarklarda
kargaşalar ve beklentiler olarak yaşanmakta.
Hükümetler, bilim
insanları, IPCC, medya, çevre örgütleri; kısaca gezegende
yaşayan insanlar; küresel ısınma olup olmadığının ve eğer
oluyorsa da sonrasında ne olacağı ve dolayısıyla ne tür önlemler
alınacağı ve uygulanacağı konusunda bir karara varamamış
durumdadır. Yada tüm bu kurumların bir kararı var ve bizlerin;
insanlar olarak bunlardan haberimiz yok.
Küresel ısınma ve
felaket haberleri gündemlerimizi karabulutlar gibi kaplarken,
Amerika’dan doğan ekonomik kriz haberleri ve etkileri dalga
dalga dünyayı sarmaya ve -uyandırmak için- acı bir şekilde
sarsmaya devam ediyor.
Sonuçta İnsanlık;
Havva’nın ve Adem’in binlerce yıllık macerasından ve Elma
Düşünden uyanmak üzeredir. Çünkü Elma-Dünya tahımı elden yitip
gitmek üzeredir. Küresel ısınma insan kaynaklı veya değil;
insanlık nüfusunun son 100 sene içinde hızlı bir şekilde
artmasından, körüklenen tüketim çılgınlığından ve daha burada
sayfalarca yazabileceğimiz nedenlerden dolayı; gezegenimizin;
ekolojik dengesine, üzerinde yaşayan canlılarına, denizlerine ve
bitki örtüsüne aşırı derecede zarar verilmiş ve gezegen
tüketilmiştir. Üstüne üstlük; insanın bizzat kendisinin de
gezegenin ekolojik sistemine bağımlı olmasına, gezegen
üzerindeki canlılardan beslenmesine rağmen gezgene tüm bu
saydıklarımızı yapabilmiştir.
İnsanoğlunun
huyudur; ben yapmadım demesini adet edinmiştir. Fakat gezegende
olan tahribata sesimizi çıkarmadığımız her seferinde, yok olan
türleri geri getiremediğiniz her kayıpta, gezegende insanın
vahşeti yüzünden ölen her canlıda, kullandığımız ve tabiata
zarar veren her üründen ve bunların üretim modellerinden
v.s…..v.s…sorumluyuz. (tüketim alışkanlığınızı değiştirmediğiniz
sürece).
Aslında
sorumluluğumuz basitçe kendimiziz. Çünkü olan her birimizin
yaşamlarına ve üzerinde yaşadığımız gezegenimize olmakta.
Durum bu ise henüz
……”daha geç olmada” gezegeni ve yaşamlarımızı dengeleyebilmek
için; dünyamız ile ilgili daha net bir anlayışa kavuşmak
durumundayız.
Ancak ve ancak net
bir anlayış ve neler olduğunu kavrayış bizleri; içinde
bulunduğumuz ataletten ve kaoslardan güvenle çıkaracaktır.
İşleyiş olarak
insanın zihni; neler olduğunu anladığında çözümler üzerine
odaklanabilir. Anlamak aynı zamanda olanların kabulünü ve
teslimiyetini getirir. Çekişme ve kaos biter. Çünkü olan
olmuştur. Sorumlularda gezegende olduğuna ve aynı akıbete üç
aşağı beş yukarı zaman diliminde uğrayacağına göre, gezegenimiz,
yaşamlarımız geleceğimiz ve çocuklarımız için elimizden bir şey
geliyorsa yapma niyetinde oluruz. Çözümlere odaklanıp,
çözümleri ortaya çıkarabilir, uygulamaya koyabilir, uygulanması
konusunda sivil topum örgütleri ve yola çıkan diğer insanlarla
birlikte çalışabiliriz.
Sonuçta; küresel
ısınma insan kaynaklı veya değil; gezegenin ve insanlığın
tükenişinde, küresel ısınmayı birileri kendi çıkarlarına alet
ediyor veya insanlığı bir yerlere sürüklüyor gibi gizli kapaklı
oyunları seyrederken ve faillerini bulmaya çalışırken; aynı
zamanda “daha geç olmadan” gezegen ve yaşamlarımız için de
harekete geçecek anlayışa ulaşabiliriz.
Belki de oyun
içindeki oyun; Doğru yöne bakmamızı engellemek için oynanan
şaşırtmaca oyunudur. Biz yine de biraz ilkel olup gezegenimizin
ve insanlığın verdiği alarm sinyallerine güvenmeyi öğrenmeliyiz
ve olanı sinyallerden anlamalıyız.
Sonuçta; küresel
ısınmayı en iyi açıklayan; fosil yakıt kaynaklı teori
nedenlerini de içinde barındıran ve ısınmanın nedeni olarak
uzaydan gelen gama ışınımlarını ve güneş patlamalarını ve
neticesinde dünya çekirdeğinin hareketliliğini ileri sürerek
inceleyen araştıran ve tezini ispata çalışan Sekar John/Velikovsky-Teorisi’dir.
Küresel ısınmadaki her şeyin teorisi gibi bütün nedenleri için
alan ve anlamlandırarak, insanlara bütünsel bir bakış açısı
sunan bir teoridir. (Bu teoriye göre tehlike yeryüzünde
insanoğlunun gezegene yaptığı tahribatla birlikte uzayda ki gama
ışınımından gelmektedir. İncelemenizi tavsiye ederiz)
İnsanlar son
yılarda televizyondan akan cehalet yayınları ile o kadar etkisiz
hale getirildi ki halen bir tepsi içinde ve öküzün boynuzlarında
yaşıyor olduğumuzun sanrısına kapılabiliriz. Çeşitli şişirilmiş
absürt haberler gündemimizden düşmezken ve hayat bir kutunun
içinde bize yaşatılırken, uzayda; ışık hızıyla bilinmedik bir
yöne hareket halinde olan bir gezegende olduğumuzu unutabiliriz.
Sonuçta gezegenimiz Samanyolu Galaksisi’nde, Güneş Yıldız
Sistemindeki 3.gezegendir.
Ne acıdır ki;
bütünsel ve yüksek bakış açısını unuttuğumuzda; gezegenimiz ve
yaşamımız da biz fark etmeden yanı başımızdan akıp geçecektir.
Dünya Gezegeni;
barındığımız, karnımızı doyurduğumuz, güzel günlerimizi
yaşadığımız, muhteşem güzelliklerini seyre daldığımız, ailemizle
çocuklarımızla güzel günlerimizi paylaştığımız, bizi besleyen ve
bize YAŞAM sunan bir Yuvadır.
Dünya bizim
Yuvamızdır.
Ve Bütün insanlar
ayrımsız bizim Ailemizdir. Çünkü aynı gezegende yaşıyoruz. Dünya üzerindeki
bütün canlı türleri de varoluşumuzu paylaştığımız, varlık
türleridir.
Gidecek başka
gezegenimiz yok.
Gezegeninize,
yaşamınıza ve geleceğinize sahip çıkmanız dileklerimle.
Video:
Daha Geç Olmadan
(izleyiniz…
izlettiriniz…) |